Husilerden Türkiye ve Pakistan'a tehdit, ABD'ye güvence
Husilerin Siyasi Büro üyesi Muhammed el Buhayti, Suudi Arabistan'ın yanında Yemen'deki savaşa katılabilecek ülkeleri uyarırken, ABD gemilerini Kızıldeniz'de hedef almayacaklarını açıkladı.
Yemen'deki Husiler, Suudi Arabistan'la yeniden tırmanan çatışmalara askeri olarak dahil olabilecek ülkelere uyarıda bulunurken, ABD yönetimine Kızıldeniz'deki Amerikan gemilerini hedef almayacaklarına dair güvence verdiklerini açıkladı.
Husilerin Siyasi Büro üyesi Muhammed el Buhayti, Associated Press'e (AP) verdiği röportajda, Husilerin Yemen'in batı kıyısında ilerleyerek Bab el Mendeb Boğazı'na ulaşmasının ardından Washington'un kendileriyle temas kurduğunu söyledi.
El Buhayti, Husilerin ABD'yi veya diğer ülkeleri Bab el Mendeb'de hedef alma niyetinde olmadığını, saldırıların yalnızca Suudi Arabistan'la bağlantılı unsurları hedef alacağını savundu.
ABD Başkanı Donald Trump da geçen hafta sonu yönetiminin Husilerle görüşmeler gerçekleştirdiğini açıklamış ve grubun Washington'la doğrudan çatışmaya girmek istemediğini söylemişti.
AP daha önce Umman'ın ABD ve Husi temsilcileri arasında geçen hafta sonu bir görüşmeye ev sahipliği yaptığını bildirmişti. El Buhayti ise doğrudan görüşmeyi teyit etmezken, Umman üzerinden ABD'yle dolaylı temasların gerçekleştiğini doğruladı.
“Savaşa dahil olan ülkeler hedef olabilir”
El Buhayti, Suudi Arabistan'ın yanında Yemen'deki çatışmalara dahil olacak diğer ülkelere de uyarıda bulundu.
Husilerin birden fazla cephede savaşabilecek kapasiteye sahip olduğunu ileri süren El Buhayti, herhangi bir ülkenin Suudi Arabistan'ın yanında çatışmalara dahil olması durumunda Husilerin bu ülkeye karşı da askeri mücadele yürütebileceğini söyledi.
El Buhayti, Yemen'deki askeri kapasitelerinin artık yalnızca ülke içindeki bir savaşı değil, bölgesel ölçekte çatışmaları da sürdürebilecek seviyeye ulaştığını öne sürdü.
Açıklama, Suudi Arabistan'ın Husilere karşı askeri ve hava savunma desteği sağlamak amacıyla bazı müttefikleriyle temaslarını artırdığı bir dönemde geldi.
AP'nin geçen hafta yetkililere dayandırdığı haberine göre Riyad yönetimi, azalan hava savunma önleyici füze stokları nedeniyle Fransa, İngiltere, Pakistan ve Mısır dahil bazı ülkelerden destek talep etti. Ancak haberin yayınlandığı tarihte hiçbir ülkenin doğrudan askeri destek taahhüdünde bulunmadığı belirtiliyordu.
ABD gemilerine saldırmama güvencesi
Husiler ile Washington arasındaki son temaslarda Kızıldeniz ve Bab el Mendeb'deki deniz trafiğinin önemli bir gündem maddesi olduğu belirtiliyor.
El Buhayti, Husilerin amacının Bab el Mendeb'i tamamen kapatmak olmadığını savunarak boğazdan diğer ülkelerin gemilerinin geçişine izin verileceğini söyledi.
Husiler, buna karşılık Suudi Arabistan bağlantılı gemilere yönelik saldırılarını sürdürme tehdidinde bulunuyor.
Bab el Mendeb, Kızıldeniz'i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'na bağlaması nedeniyle dünya ticareti açısından kritik öneme sahip. Normal koşullarda küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12'sinin bu güzergahtan geçtiği tahmin ediliyor.
ABD ile Husiler arasında Umman'ın arabuluculuğunda 2025'te varılan anlaşma, Washington'ın Yemen'e yönelik haftalar süren hava saldırılarının sona erdirilmesi karşılığında Husilerin Amerikan gemilerine yönelik saldırıları durdurmasını öngörüyordu.
Son temaslar, tarafların bu düzenlemenin korunmasını istediğine işaret ediyor. ABD yönetimi de Yemen'de yeniden başlayan çatışmalara şu ana kadar doğrudan askeri müdahalede bulunmadı.
Husiler Suudi Arabistan'a saldırıları sürdüreceklerini açıkladı
El Buhayti, Suudi Arabistan'a yönelik füze ve İHA saldırılarının ise devam edeceğini söyledi.
Yetkili, saldırıların durdurulması için Riyad'ın Husi kontrolündeki Yemen bölgelerine uygulandığını söyledikleri hava ve deniz kısıtlamalarını kaldırmasını ve Kızıldeniz'deki Husi kontrolündeki limanlara gemilerin ulaşmasına izin vermesini talep etti.
Husiler, son gerilimin Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Sana Uluslararası Havalimanı'na düzenlediğini öne sürdükleri saldırıyla başladığını savunuyor. Söz konusu saldırı, İran'dan gelen ve Husi heyetini taşıyan bir uçağın Sana'ya inmesini engellemişti.
Bunun ardından Husiler Suudi Arabistan'a yönelik füze ve İHA saldırılarını artırırken, Kızıldeniz ve Bab el Mendeb'de Suudi bağlantılı gemilere yönelik abluka ilan etti.
Suudi Arabistan, cumartesi günü Husilerin Riyad'ı balistik füzeyle hedef almaya çalıştığını ve füzenin hava savunma sistemleri tarafından önlendiğini açıkladı.
Husiler daha sonra Riyad'daki “hassas hedefleri” füze ve İHA'larla vurduklarını öne sürdü. Cumartesi günü Kral Halid Uluslararası Havalimanı yakınlarında alevler ve yoğun siyah duman görülürken, Suudi makamları gece boyunca başkent çevresinde güvenlik uyarıları yayınladı.
Husiler Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'ı vurdu
“Barışın kapısını kapatmadık”
Husilerin Yüksek Siyasi Konsey Başkanı Mehdi el Meşat da grubun 2014'te Sana'yı ele geçirmesinin yıl dönümü dolayısıyla yaptığı konuşmada müzakerelere tamamen kapalı olmadıklarını söyledi.
Husiler, Yemen'in batı kıyısında bu ay gerçekleştirdikleri hızlı ilerlemede stratejik liman kenti Muha'nın yanı sıra Kızıldeniz'deki bazı önemli adaları ele geçirdi.
Bu ilerleme, Husilere Bab el Mendeb'deki deniz trafiğini daha yakından takip edebilecekleri yeni mevziler kazandırırken, Suudi Arabistan destekli Yemen hükümeti güçleri bazı bölgelerden çekildi.
El Buhayti, son kazanımların Yemen'deki güç dengesini Husiler lehine değiştirdiğini savundu ve batı kıyısının kaybedilmesini Suudi Arabistan açısından önemli bir gerileme olarak nitelendirdi.
Yemen'deki son çatışmalar, 2022'den itibaren büyük ölçüde devam eden ateşkes ortamını da sona erdirdi. Yemen iç savaşı boyunca en az 150 bin kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.
Husilerden Türkiye ve Pakistan'a saldırı uyarısı
Husilerden Türkiye ve Pakistan'a da Yemen'deki savaşa doğrudan müdahil olmamaları yönünde uyarı geldi. Husi Siyasi Büro üyesi Muhammed el Buhayti'nin farklı bir medya kuruluşuna verdiği röportajda, iki ülkenin Suudi Arabistan'ın yanında Yemen'deki çatışmaya askeri olarak dahil olması halinde sert bir karşılıkla karşılaşacağı mesajını verdiği bildirildi.
Buhayti'nin açıklamaları, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Ağustos ayında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Yemen'deki çatışmalar nedeniyle ilk kez ciddi bir sınamayla karşı karşıya olduğu bir dönemde geldi.
Anlaşma, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının üç ülkeye yönelik saldırı olarak değerlendirilmesini öngörüyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Suudi Arabistan'ın Husilerin saldırıları nedeniyle ortaya çıkabilecek askeri ihtiyaçlarının karşılanması konusunda Türkiye'nin destek vermeye hazır olduğunu açıkladı.
Bununla birlikte, Türkiye veya Pakistan'ın Yemen'deki Husilere karşı doğrudan kara veya hava operasyonuna katıldığına dair bir gelişme bulunmuyor. Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın hangi koşullarda ve ne ölçüde işletileceğine ilişkin mekanizmalar da henüz tam olarak ortaya konmuş değil. Riyad'ın şu ana kadar Ankara veya İslamabad'dan Yemen'de doğrudan askeri müdahale talebinde bulunduğu açıklanmadı.
Kaynak: Mepa News
