Husilerin kuşatması altındaki Taiz kenti savaşa hazırlanıyor

Husilerin kuşatması altındaki Taiz kenti savaşa hazırlanıyor

"Taiz'de hükümetle müttefik olan Halk Direnişi Yüksek Konseyi, hükümetin kontrolündeki tüm vilayet ve ilçelerde genel seferberlik çağrısında bulundu."

Fakhr al-Azb | New Arab | Tercüme: Mepa News

Yemen'in Taiz vilayetinde, çatışmaların tırmanması ve Husilerin vilayeti tamamen kuşatma altına alabileceğine ilişkin endişelerin artması üzerine genel alarm ve seferberlik ilan edildi.

Karar, Yemen'in batı kıyısında çatışmaların sürdüğü ve son 24 saat içinde Taiz'in doğu, batı ve güney kesimlerinde çatışmalar yaşandığı yönünde haberlerin geldiği bir dönemde alındı.

Son saatlerde hava savunma ekseni ile Taiz'in batı ve güney kesimleri çevresinde şiddetli çatışmalar yaşanırken, hükümet güçleri Cebel Habeşi ve Beni Ömer'deki Husi sızma girişimlerini engelledi.

Hükümete ait hava araçları da Sittin yolu ile Kadaha ve Ahlum çevresindeki Husi takviye birlikleri ve araçlarını hedef alan saldırılar düzenledi. Çatışmalara karşılıklı topçu ateşi eşlik ederken, Husilerin bombardımanı sonrasında doğudaki Kasr geçiş noktası defalarca kapatıldı.

Tam kuşatma endişesi

Taiz, önemli bir siyasi ve coğrafi konuma sahip ve Husi yayılmasının önündeki başlıca engel olarak görülüyor. Grup, askeri haritadaki değişikliklerden yararlanarak kontrolünü sıkılaştırmak amacıyla vilayetin doğu ve güney kanatlarına yönelik baskısını artırıyor.

Husiler, Taiz'i geçici başkent Aden'e ve uluslararası alanda tanınan hükümetin kontrolündeki diğer vilayetlere bağlayan tek güney güzergahını ele geçirerek tam bir kuşatma uygulamaya çalışıyor.

Böyle bir gelişme, insanların hareketi ile temel ihtiyaç maddeleri, gıda ve ilaçların vilayete ulaştırılması için kalan son çıkış yolunu da kapatacak.

Taiz'de yaklaşık dört milyon kişi yaşıyor ve bölge sakinleri, kuşatmanın halihazırda ağır olan insani ve ekonomik koşulları daha da kötüleştirmesinden endişe ediyor.

Tehdit, savaşın ilk yıllarına ilişkin anıları da yeniden canlandırdı ve bölge sakinleri ile yerel grupları siyasi çözümleri beklemek yerine olası bir kuşatmaya hazırlanmaya yöneltti.

Genel seferberlik ilan edildi

Taiz'de hükümetle müttefik olan "Halk Direnişi Yüksek Konseyi", hükümetin kontrolündeki tüm vilayet ve ilçelerde genel seferberlik çağrısında bulundu ve halkı bu bölgeleri savunmak için birleşmeye davet etti.

Konsey ayrıca Başkanlık Liderlik Konseyi'ne sorumluluklarını üstlenme ve devletin yeniden tesis edilmesine yönelik çabaları desteklemek için mevcut tüm kaynakları kullanma çağrısı yaptı.

Seferberlik Taiz'in ilçelerine de yayıldı. Yerel ileri gelenler ile siyasi ve güvenlik yetkililerinin katıldığı toplantılarda iç ayrılıkların aşılması ve vilayetin iç cephesinin güçlendirilmesi ele alındı.

Mişra ve Hadnan ilçesindeki Acil Durum Komitesi, Taiz'in savunma ve güvenlik işlerinden sorumlu vali yardımcısı Tümgeneral Abdülkerim es-Sabri ile vali yardımcısı ve Seferberlik ve Destek Komitesi Başkanı Şeyh Arif Cemel'in katıldığı genişletilmiş bir toplantı düzenledi.

Toplantıda durumun ciddiyeti ve hazırlık seviyesinin en üst düzeye çıkarılması gerektiği vurgulandı.

Taiz Valisi Nebil Şemsan da Eş-Şemayateyn ilçesinden ileri gelenlerle hazırlıkları görüştü ve iç birliğin güçlendirilmesinin önemini vurguladı. Şemsan, Suudi Arabistan'ın devam eden desteğini överek vilayetin güvenliğinin, kapsamlı bir acil durum planı çerçevesinde halkın ve resmi makamların çabalarının koordinasyonunu gerektiren en önemli öncelik olduğunu söyledi.

Silahlı kuvvetleri takviye etmek amacıyla lojistik destek sağlamak, genel seferberliği organize etmek ve gönüllü katılımı kolaylaştırmak için "cephe destek komiteleri" de oluşturuldu.

Mişra ve Hadnan ilçesindeki Nasırcı Birlikçi Halk Örgütü Sekreteri Muhammed el-İzzi, The New Arab'a yaptığı açıklamada, Taiz'deki siyasi ve toplumsal gruplar arasında ulusal ordunun yanında silahlı halk seferberliğine destek konusunda benzeri görülmemiş bir ulusal mutabakat bulunduğunu söyledi.

El-İzzi, seferberliğin Husilerin oluşturduğu tehdide yönelik artan farkındalığı yansıttığını belirtti.

"Husi milisleri Taiz'i, topraklarını ve halkını hedef alıyor. Çünkü Taiz, devrimlerin öncüsü, cumhuriyetin direği ve devletin ayrılıkçı projelere karşı savunma hattı olarak ulusal projenin merkezinde stratejik bir konuma sahip" dedi.

El-İzzi, Husilerin Taiz'i boyunduruk altına alarak cumhuriyetçi sistemi zayıflatmaya ve vilayetten intikam almaya çalıştığını, çünkü Taiz'in "2014'teki Husi darbesini ilk reddeden yer olduğunu ve devleti savunma bayrağını taşımaya devam ettiğini" söyledi.

Taiz'deki siyasi güçlerin ve partilerin "iç anlaşmazlıklar sayfasını kapatmayı ve yönlerini birleştirmeyi" başardığını belirten El-İzzi, grupların "devlet olmadan gruplar veya bireyler için bir varoluş olmadığını ve milislerin Taiz'i düşürmeyi başarması halinde hiçbir siyasi projenin anlam taşımayacağını" anladığını söyledi.

El-İzzi, "Cumhuriyetçi sistemi ve devleti savunmak ulusal mutabakat meselesidir ve vilayetin tüm sakinlerinin ortak bilincinin temelini oluşturur" dedi.

Bölge sakinleri olası kuşatmaya hazırlanıyor

Gazeteci Visam Muhammed, The New Arab'a yaptığı açıklamada, halk seferberliği çağrılarının siyasi bölünmeler, yolsuzluk mirası, hükümetin başarısızlıkları ve hizmet eksikliği nedeniyle başlangıçta geniş karşılık bulmasının düşük bir ihtimal gibi görünebileceğini söyledi.

Ancak Husilerin Muha ve Babu'l Mendeb'i kontrol altına alması, Taiz'i Aden ve Lahic'e bağlayan ana yollara yaklaşması ve kuşatma tehdidinde bulunması, siyasi ve toplumsal grupları aralarındaki anlaşmazlıkları bir kenara bırakmaya itti.

Muhammed, "Taiz'deki çatışmanın doğası siyasi ve sivil, bu nedenle gerçek bir tehlikeyle karşı karşıya kalındığında bu ayrılıklar ortadan kalkıyor" dedi. Askeri ve siyasi liderliğin artan halk seferberliğini organize edecek ve bünyesine katacak mekanizmalar geliştirmesi gerektiğini de ekledi.

Muhammed, mevcut koşulların, birikmiş sıkıntılar ve savaştan çıkarılan derslerin yanı sıra olası bir kuşatmanın oluşturduğu tehlikeye ilişkin farkındalığın artması nedeniyle daha fazla insanı savunmaya katılmaya yönelttiğini söyledi.

Muhammed ayrıca önemli bir demografik değişime dikkat çekerek, kent sakinlerinin ve çevredeki kırsal bölgelerden insanların geri dönmesi nedeniyle Taiz kentinin nüfusunun savaşın başlangıcındakinin üç katına çıktığını belirtti.

Kuşatma tehdidi yaşam koşullarını da etkiledi. Olası ablukanın sıkılaşacağı endişesiyle temel ihtiyaç maddeleri ve yakıt fiyatları yükseldi.

Bölge sakinleri alternatif yollardaki tedarik hatları ve ulaşımın kesintiye uğramasından da endişe duyarken, artan talep nedeniyle kişisel silah ve teçhizat fiyatları da yükseldi.

Taiz genelindeki silah ve mühimmat piyasalarında talepte belirgin bir artış yaşandı. Bölge sakinleri kendi imkanlarıyla kişisel silah ve mühimmat satın alıyor.

The New Arab, vilayetteki pazarlara yaptığı saha ziyareti sırasında silah ve kişisel teçhizat satın almak için yoğun bir hareketlilik gözlemledi. Bazı bölge sakinleri silah almak için para toplamak amacıyla ailelerine ait altın ve mücevherleri satıyordu.

The New Arab'ın pazarda görüştüğü 60 yaşındaki Mahyub Seyf, bölge sakinlerinin 2015'te yaşananların tekrarlanmasını istemediğini söyledi.

"2015'in hatalarını tekrarlamak istemiyoruz. Biz sivildik, silahları bilmiyorduk ve onlarla ilgilenmiyorduk. Savaşmak zorunda kaldığımızda beş savaşçı tek bir kalaşnikofu sırayla kullanıyordu. Bugün ise herkesin kendi silahına sahip olması gerekiyor" dedi.

"Husilerin Taiz'i işgal etmek ve boyun eğdirmek istediğini çok iyi biliyoruz. Bu nedenle eşime ve kızlarıma ait kalan altınları topladım, sattım ve hazır olabilmek için iki kalaşnikof aldım" ifadelerini kullandı.

tg.png

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.