İç çatışma, Eş Şebab ve yabancı güçlerin mücadelesi: Somali'yi ne bekliyor?
Mepa News, Somalili gazeteci Abdishakur Maalim ile özel bir röportaj gerçekleştirdi.
Somalili gazeteci Abdishakur Maalim (güvenlik sebebiyle ismi değiştirildi), Somali'de son duruma, yaşanan iç çatışmalara ve bölgenin geleceğine ilişkin Mepa News'in sorularını yanıtladı.
Maalim, bölgedeki güç mücadelesine ve Eş Şebab'ın yükselişine dair değerlendirmelerde bulundu.
Somali'deki iç çatışmalar
Son birkaç yıldır Somali'de ciddi bir iç çatışmaya tanık oluyoruz. Özellikle Mogadişu'daki merkezi hükümet, federe eyaletler ve muhalefet grupları fiilen birbirleriyle çatışma halinde görünüyor. Sizce bu durumun başlıca nedenleri nelerdir?
Son dört yılda, bu yeni sistemin ortaya çıkması ve Hasan Şeyh Mahmud'un yeniden iktidara gelmesinden bu yana Somali devleti karanlık bir çukura sürükleniyor gibi görünüyor. Bugün ülke, her biri bir yabancı gücün nüfuzu altına giren ya da dışarıdan yönetilen birer "vekil devlet" haline gelen bölgelere ayrılmış gibi duruyor.
Beş yıl önce biri Somali'nin bugünkü durumunu anlatsaydı, her şeyin bu kadar kısa sürede değişebileceğine kimse inanmazdı. Mevcut durumda Somali'nin beş devlete bölündüğü söylenebilir. Kuzeydeki Somaliland İsrail'in eline düşmüş durumda ve bu durum alkışlanıyor. Puntland, Birleşik Arap Emirlikleri'nin nüfuzu altındaki bir vekil devlet haline geldi. Mogadişu ve çevresi ise Türk nüfuzu altındaki bir vekil devlet olarak tanımlanıyor. Jubaland bütünüyle Kenya'nın vekil devleti ve tampon bölgesi haline gelirken, Güneybatı eyaleti de Etiyopya'nın vekil devleti ve tampon bölgesi haline geldi.
Mogadişu örneği özellikle üzerinde düşünmeyi hak ediyor: On yılın ardından Türkiye'nin başkenti bir vekil devlete dönüştürmüş olmakla anılır hale nasıl geldiği ve buna neyin yol açtığı sorgulanmalı.
Sizce bu durum Somali'nin askeri ve siyasi geleceğini nasıl şekillendirecek?
Meseleleri sağduyuyla değerlendirenler ve uluslararası siyaseti takip edenler bilir ki her şey dağıldığında, bölünmenin ulaştığı boyut insanları bunun nedenini sormaya zorlar: Temel sebep nedir? Bugün birçok Somalili, kabile temelli Somali yönetim sisteminin gerçek amacının Somalilileri daha da bölmek olduğunu anlıyor.
Aynı zamanda, Somali devlet yapısının temel Somali ilkeleri, İslami kökenler ve Somali kültürel arka planı üzerine yeniden inşa edilebilmesi için "modern Somali yönetiminin yıkılması gerektiği" görüşü giderek güçleniyor.
Somaliland ve İsrail
Somaliland ile İsrail arasındaki ilişkinin arkasındaki nedenler neler? Bu bağlar sahadaki gelişmeleri nasıl etkiliyor?
Bu ilişkiyi kuran adamlara, hatta Somaliland başkanının kendisine sorsanız, şu temel soruya cevap veremezler: Bu iki tarafı birbirine bağlayan ilkeler neler? Açık olan şu ki Somaliland yönetimi giderek daha çaresiz hale geldi. Sesini duyurmaya ihtiyacı vardı, fakat yanlış kapıyı çaldı. Bugün sesi, İsrail'le ortaklık kurmadan önce olduğundan çok daha zayıf çıkıyor.
Sahadaki etkisine gelince, kendilerini Müslüman ve Somalili olarak tanımlayan insanların İsrail'le ilişki kurması gerçekten şaşırtıcı. Bu durum, doğuda da batıda da bütün İslam ümmeti için bir şok oldu.
Bu gelişme, ayrılıkçı düşüncenin ister kuzeyden ister güneyden gelsin Somali halkı için nasıl bir tehlike oluşturabileceğini gösterdi. Ancak Somaliland'ın İsrail'le ilişkileri, kendi ayrılıkçı tezini de zayıflattı. Bu ilişki, onu kuranların aleyhine bir itham haline geldi, bütün Somalililerin ders çıkardığı ve ayrılıkçılığın üzerine bir utanç damgası vuran bir örneğe dönüştü. Bu düşünceden her şeyin beklenebileceğini çok açık biçimde gösterdi. Eğer bu duvarı aşmanın bedelini ödemeye hazır oldularsa, bundan daha ağır başka duvarları da aşabilecek kapasitede olabilirler.
Eş Şebab'ın durumu
Eş Şebab'ın son dönemde büyük saldırılar gerçekleştirmediğini ve bunun yerine kazanımlarını pekiştirmeye odaklandığını görüyoruz. Grubun mevcut stratejisi nedir?
Eş Şebab, Somali ve Afrika Boynuzu hakkında yapılacak her tartışmada önemli bir aktör. Bu yıl ya da 2025'in son üç ayında büyük saldırılar gerçekleştirmemiş olması, kime sorduğunuza bağlı olarak farklı anlamlara geliyor. Mogadişu'daki hükümete yakın ya da onunla aynı çizgide olanlar, bunun bir zayıflık göstergesi olduğunu ve grubun mali gücüyle operasyonel kapasitesinin gerilediğini savunuyor.
Fakat duygusallıktan uzak konuşacak olursak, benim "telsiz sessizliği" diyeceğim bu durum, bu meseleleri anlayanların çok önceden kavradığı bir şey. Napolyon'a atfedilen sözde denildiği gibi: Düşmanın hata yaparken onu asla durdurma.
Amaç zaman kazanmak, Mogadişu'daki rejimin kendi iç mücadeleleriyle tükenmesini sağlamak ve düşmanının kendini tüketmesini beklemek. Ya da Sun Tzu'nun sözleriyle: Güçlüyken zayıf, zayıfken güçlü görün. Bu nedenle durumu okuyabilenler Eş Şebab'ın telsiz sessizliğinde gerçek bir tehlike görürken, Mogadişu hükümetine yakın olanlar bunu zayıflık olarak görüyor.
Grubun mevcut stratejisine gelince, Eş Şebab bir kara kutu olduğu için hiç kimse kesin konuşamaz. Ancak son dalganın, nihai saldırının yaklaştığı izlenimi var. Eş Şebab, Somali hükümetinin iki yıl süren taarruzundan sağ çıktı, yeniden toparlandı ve kaybettiği alanları geri kazandı. Şimdi soru, hükümetin bu saldırıya dayanıp dayanamayacağı ve ne kadar süre direnebileceği.
Hepimiz, sahada yabancı askerler bulunmadan hükümetin bir gün ya da bir hafta bile ayakta kalamayacağından eminiz. Ayrıca herkes, Mogadişu'nun büyük giriş kapıları Balcad ve Afgoye aşıldığı anda şehrin düşeceğinden emin. Asıl soru, o gün gelmeden önce kan dökülmesinin önlenip önlenemeyeceği, böylece Mogadişu'nun bir kez daha sokak çatışmalarına dönmemesinin sağlanıp sağlanamayacağı.
Eş Şebab, Mogadişu yönetimi içindeki iç bölünmelerin daha da derinleşmesini istediği için böyle hareket ediyor olabilir mi? Sonuçta daha saldırgan davranırsa çeşitli rakipleri ona karşı birleşebilir.
Kısacası evet. Eş Şebab'ın sürdürdüğü telsiz sessizliği bir tür sessiz muamele. Grup ne kadar saldırganlaşırsa, muhalefetle hükümet de birbirine o kadar yaklaşır ve ortak bir hedef üzerinde uzlaşmaya çalışır, bu hedef de halkı yağmalamayı sürdürmektir.
Telsiz sessizliğinin aslında hükümet ile muhalefet arasındaki çatlağı genişlettiğini söyleyebiliriz. Eş Şebab bir saldırı başlatsa ya da stratejik bir noktayı, hatta bir köyü ele geçirmeye kalksa, bu hareket bütün muhalefet partilerini ve hükümeti bir araya gelmeye ve bir konuda uzlaşmaya zorlar.
Grup, Somali'nin fazla uluslararası ilgi çekmesini ve bunun sonucunda bölgesel ve küresel güçlerin kendisine karşı çabalarını birleştirmesini istemediği için de bu stratejiyi izliyor olabilir mi?
Eş Şebab gibi bir örgüt ya da mücadele yürüten herhangi bir hareket, mesajının her zaman dış dünyaya ulaşmasını ister. Dolayısıyla bu telsiz sessizliğinin nedeni, fazla uluslararası ilgi çekmekten kaçınma isteği olamaz.
Bana göre bu sessizlik stratejisinin amacı düşmanı hata yaparken durdurmamak. Mevcut durumda Eş Şebab'ın gücünün zirvesinde olduğu değerlendiriliyor. Ancak bir grubun uluslararası ilgi yerine sessizliği tercih etmesi, sağduyulu insanları her zaman tedirgin eden şeydir, çünkü onlar sessizliğin ardından büyük bir gürültü ve toz bulutu geleceğini bilirler.
Türkiye'nin sahadaki etkisi
Türkiye sahada ne kadar etkili? Sizce Türkiye'nin mevcut hükümete koşulsuz destek politikasının sonuçları neler? Bu yaklaşım, gelecekte iktidara gelme potansiyeli bulunan muhalefet gruplarını Türkiye'den uzaklaştırıyor olabilir mi?
Türkiye'nin dün sahip olduğu nüfuz bugün artık mevcut olmayabilir. Etkisi şimdi Mogadişu ve çevresine doğru daralıyor gibi görünüyor. Beş yıl önce Türk projeleri Kismayo ve Garowe'de, Jubaland ve Puntland'da yürütülüyordu. Bugün ise Hargeisa'yı bir yana bırakın, bu yerlerde bile Türk bayrağı yakanlar var.
Somali'nin geldiği nokta bu: Türk bayrağı yakılırken İsrail bayrağı taşınıyor. Beş yıl önce Türk bayrağı Somali evlerini süslüyor, İsrail bayrağı ise küçümsemeyle karşılanıyordu.
Bunun nedeni Türkiye'nin kötü bir ülke haline gelmiş olması değil. Aksine, merkezleri Somaliland'daki Hargeisa ve Puntland'daki Garowe'de bulunan, Türklere karşı propagandayı güçlendirmek ve yaymak için çalışan, iyi finanse edilen büyük bir lobi var.
Son dönemde giderek önem kazanan bir diğer neden ise Türkiye'nin Mogadişu'daki hükümete sağladığı desteğin, silahların ve uçakların ülkenin birçok bölgesindeki saldırılarda, özellikle Baidoa gibi yerel çatışmalarda kullanılmış olması. Bunlar ve daha birçok neden, Somalililerin Türk devletine geçmişte duyduğu güvenin azalmasına yol açtı.
Somali'nin geleceği
Sizce Somali'deki çatışma kısa, orta ve uzun vadede nasıl gelişecek?
Kısa ve orta vadede sürecin nasıl gelişeceğini kesin olarak söyleyemeyiz. Şu anda gördüğümüz tek şey, Mogadişu'daki hükümet ile muhalefetin bir seçim anlaşması ve bu savunmasız ülkenin nasıl yağmalanacağı üzerine çekişmesi.
Uzun vadede ise Afganistan ve Suriye'de neler olduğunu gördük. Söylendiği gibi, Amerikalıların saatleri vardı ama Taliban'ın zamanı vardı. Bu senaryo kesinlikle Somali'yi bekleyen kader ve bundan kimse kaçamaz. Yabancı güçler Somali'de ne kadar uzun süre kalırsa, Somali halkı o kadar fazla acı çeker. Ülkemizdeki karmaşık ve uzun süreli vekalet savaşlarında zamanımız ve enerjimiz de o kadar fazla tükenir.
Uzun vadede yabancı güçlerin saati var, Eş Şebab ise zamanı elinde tutuyor. Bu zaten yaşanıyor: Yabancı güçler yorgunluk belirtileri gösteriyor ve bu uzun savaş onları tüketmiş durumda. Dolayısıyla er ya da geç, Somali'yi yine aynı kader bekliyor.
Uzun vadeye baktığımda kendime sürekli sorduğum soru, Türkiye'nin bu ülkedeki nüfuzuna ne olacağı. Yabancı güçler çekildiğinde, saat durup yeni bir zaman başladığında, Türkiye de onların peşinden çıkacak mı? Yoksa yeni Somali'yle ilişki kuran bir ortak mı olacak?
Her iki durumda da sonuçlar açık. Türkler yabancı güçler çekilirken ülkeden ayrılırsa, ülkedeki yabancı güçleri takip eden ya da onlarla birlikte kaçan işgalciler olarak anılacaktır. Kalır ve yeni Somali'yle çalışmanın bir yolunu bulurlarsa, zedelenmiş itibarları düzelir. Fakat bugün buna dair hiçbir işaret yok. Mevcut durumda Türkiye, doğru ya da yanlış, Hasan Şeyh Mahmud hükümetiyle birlikte bu yolculuğa çıkmış görünüyor.
Türkiye önümüzdeki yıllarda ve yüzyıllarda Somali'yle ilişki kurmak istiyorsa, ölmekte olan bir sistemi ayakta tutmaya odaklanmamalı. Uzak gelecekte de varlığını sürdürebilmesini sağlayacak başka araçlar ve yaklaşımlar aramalı.
Türkiye'nin hatalarından biri Afganistan'daki NATO misyonundaki rolüydü. Türkler Taliban'la ilişki kurmaya, ancak zaman çoktan durmuşken çalıştı. Şimdi Somali'de de aynı tablo ortaya çıkıyor: O an yaklaşıyor. Türkiye, o an gelmeden, hatta nihai günden bir saniye önce bile olsa, yeniden düşünmeli.
Kaynak: Mepa News
