İki cepheli savaş: Suudi Arabistan'ın güvenlik krizi büyüyor

İki cepheli savaş: Suudi Arabistan'ın güvenlik krizi büyüyor

"Riyad, Yemenli güçleri takviye ediyor, Bağdat'la birlikte çalışıyor ve Umman'ın Husilerle olan iletişim kanalına dayanıyor."

Francesco Salesio Schiavi | New Arab | Tercüme: Mepa News

Geçen hafta Irak topraklarından Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz'e uzanan ana petrol boru hattına düzenlenen insansız hava aracı saldırısı, Riyad açısından iki cepheli bir çatışma ihtimalini yeniden gündeme getirdi.

Yemen'deki durum giderek kimsenin kontrol edemediği bir hal alırken, Suudi Arabistan'ın her iki cepheyi birden yönetmek için sahip olduğu seçenekler de daralıyor.

Husiler, Muha ile Babu'l Mendeb Boğazı'na hakim Meyyun, Zukar ve Haniş adalarını ele geçirerek Yemen'in Kızıldeniz kıyısındaki kontrolünü tamamladı.

Yemen hükümetinin karşı taarruzu daha sonra Marib ve Cevf yönüne kaymış olsa da cephe hatları değişkenliğini koruyor.

İkinci cephe açılıyor

Perşembe günü birden fazla insansız hava aracı Medine'nin güneyindeki Suudi Arabistan Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'nı vurdu. Saldırıda yaralananlar olurken ve maddi hasar meydana gelirken Riyad tedbir amacıyla boru hattını kapattı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, insansız hava araçlarının Irak'tan fırlatıldığını açıkladı ve Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin talebi üzerine "bu aşamada" misillemede bulunmayacağını bildirdi.

Bağdat, yürütülen soruşturmada insansız hava araçlarının İran sınırındaki eş-Şib yakınlarında bulunan fırlatma platformlarından havalandığının belirlenmesi üzerine Meysan vilayetindeki operasyonlardan sorumlu komutanı görevden aldı ve saldırganların İran'a kaçmasını önlemek için Şelemçe, eş-Şib ve el-Mendeli olmak üzere üç sınır kapısını kapattı.

Zeydi, İran'ın ortak soruşturma talebini kabul etti. Saldırının sorumluluğunu hiçbir grup üstlenmedi, İran destekli gruplardan oluşan ittifak da boru hattını hedef aldığını reddetti.

Irak İslami Direnişi isimli ittifak, saldırı için "üstlenmediğimiz bir onur" ifadesini kullandı. Şelemçe ve eş-Şib pazar günü yolcu geçişlerine yeniden açıldı ancak ticarete henüz izin verilmedi. Kapıların perşembeye kadar tamamen açılması bekleniyor.

Bu, Riyad'ın petrol altyapısına yönelik bir saldırının kaynağını Irak'a dayandırdığı ilk olay değil. 29 Temmuz'da ABD ve Suudi Arabistan güçleri, Suudi Arabistan'ın Doğu Bölgesi'ndeki tesisleri vurmakla suçlanan İran yanlısı Haşdi Şabi gruplarını hedef aldı. Saldırılarda 20 Haşdi Şabi mensubu ile beş İranlı danışmanın öldürüldüğü bildirildi. Riyad saldırıyı meşru müdafaa olarak nitelendirdi.

Irak İslami Direnişi başlangıçta temmuz saldırılarına misilleme tehdidinde bulundu ancak aralarında Hadi el-Amiri'nin de bulunduğu Iraklı isimlerin baskısı sonucunda geri adım attı. Ağustos boyunca yürütülen diplomatik girişimler ise geçen perşembe günkü saldırıyı engelleyemedi.

Bağdat'taki Şii Koordinasyon Çerçevesi, 30 Eylül'deki son tarih öncesinde İran destekli grupların nasıl silahsızlandırılacağı konusunda bölünmüş durumda. Sorunun bir kısmı, bazı grupların Irak'ın güvenlik yapılanmasına derinden entegre olması ve İran Devrim Muhafızları ile yakın bağlarını sürdürmesinden kaynaklanıyor.

Üstelik bu silahsızlandırma girişimi, temeldeki sorunu çözmeyebilir. Irak uzmanı ve Royal United Services Institute (RUSI) yardımcı araştırmacısı Tamer Badawi, The New Arab'a yaptığı açıklamada, Irak İslami Direnişi'nin saldırıyı reddetmesinin "doğru olduğu ortaya çıkarsa", bunun İran'ın Kudüs Gücü'nün "yeni oluşumlar aracılığıyla saldırılar düzenliyor olabileceği" anlamına gelebileceğini söyledi.

Badawi'ye göre Ketaib Hizbullah, Hareket Hizbullah en Nuceba ve Ketaib Seyyid eş Şuheda gibi bilinen gruplar silahsızlansa bile, "yeni ve bilinmeyen başka gruplar Irak topraklarından sınır ötesi saldırılar gerçekleştirebilir".

Badawi ayrıca Bağdat'ın "İran yanlısı gruplar üzerinde istikrarlı bir kontrole" ve bu tür saldırıları önlemek için gerekli "yerden havaya savunma kapasitesine" sahip olmadığını belirtti.

The New Arab'a, "Tahran, Irak'taki silahlı ağlar ve Ensarullah (Husiler) arasında koordinasyon bulunduğu neredeyse kesin" dedi. Ancak bunun, Iraklı gruplar ile Ensarullah'ın 7 Ekim'den sonra İsrail'e yönelik saldırılarını eş zamanlı yürüttüğü döneme kıyasla "çok daha az kamusal ve övünçle sergilenen bir görüntü" taşıdığını söyledi.

Institute for the Study of War, saldırıyı "diğer Direniş Ekseni üyeleriyle birlikte Suudi enerji altyapısını hedef alarak Suudi Arabistan'ı Husi taleplerini karşılamaya zorlamayı amaçlayan koordineli bir girişimin parçası" olarak tanımladı.

Aynı değerlendirme saldırıyı Husilerin Babu'l Mendeb çevresindeki harekatıyla da ilişkilendirdi ve Husilerin boğazı "Direniş Ekseni'nin kontrol ettiği bir su yolu haline getirmek için şartları oluşturmaya" çalıştığını belirtti. Kurum bunun "ABD'nin ulusal güvenlik ve ekonomik çıkarları açısından kabul edilemez" olduğunu savundu.

Suudi stratejisi baskı altında

Husilerin son taarruzu 3 Eylül'de Taiz ve Hudeyde boyunca başladı ve 2022'deki ateşkesin iç savaşı durdurmasından bu yana Yemen'deki en büyük toprak değişikliklerine yol açtı. Bu gelişmeler aynı zamanda Suudi Arabistan'ın sahadaki riskini azaltmak için yıllardır yürüttüğü çabaları da tersine çevirdi.

Riyad, 2015'ten itibaren Husilere karşı kurulan koalisyona liderlik etti ancak yüksek maliyetli hava harekatının ardından operasyonlarını küçülttü ve 2023'ten itibaren bir barış yol haritası izlemeye başladı.

Doğrudan çatışmalar, Suudi Arabistan'ın Sana Havalimanı'nı vurması ve Husilerin Kızıldeniz limanlarını abluka altına almasının ardından temmuz ayında yeniden başladı. Geçen salı Husi füzeleri ve insansız hava araçları Suudi Arabistan'ın güneyindeki dört kenti vurdu ve en az 73 kişi yaralandı. Riyad kendi askerlerini konuşlandırmak yerine on binlerce Yemenli askeri kullandı.

Husiler pazar günü yeni bir saldırı daha düzenlediklerini öne sürerek Suudi Arabistan'ın güneyindeki Şerure askeri üssünde silah depolarını ve komuta merkezlerini vurduklarını açıkladı. Aynı gün Hürmüz Boğazı'nda İran'a ait bir ticari gemi vuruldu. Bu da Riyad'ın diğer deniz çıkışının da istikrarsızlığını koruduğunu akla getirdi.

Bu güçler bilindik nedenlerle zorlandı. Birlikler arasındaki koordinasyon yetersiz kaldı, takviye mekanizmaları zayıftı ve Suudi hava desteği sınırlıydı. Sahada yine birilerinin savaşması gerekiyor ve bunu yapması beklenen birlikler, zaten en zayıf oldukları ortaya çıkan kuvvetler.

International Crisis Group'ta (ICG) kıdemli Yemen analisti Ahmed Nagi, Husilerin Babu'l Mendeb üzerindeki hakimiyetinin pazarlık güçlerini şimdiden değiştirdiğini söyledi.

The New Arab'a yaptığı açıklamada "Husilerin artık Babu'l Mendeb üzerinde daha büyük bir nüfuza sahip olduğu açık. Bu aynı zamanda Yemen'in diğer tarafına doğru genişlemeleri ve Suudi Arabistan'ın desteklediği hükümet güçlerini daha da zayıflatmaları için onlara alan sağlıyor." dedi.

Nagi'ye göre Riyad'ın elinde çok az iyi seçenek kaldı. Nagi şunları söyledi:

"Suudilerin şu anda durumu kontrol altına almak için fazla iyi seçeneği olduğunu düşünmüyorum. Durum temelde kötüden daha kötüye gitti. Kontrol altına almak istiyorlarsa muhtemelen bazı tavizler vermek zorunda kalacaklar, çünkü Husiler artık çok daha güçlü bir konumdan müzakere ediyor."

Bu çıkmaz geçen haftaki ilerlemeden önce de mevcuttu. Husi kazanımlarını geri çevirmek, Suudi Arabistan'ı on yıldır çıkmaya çalıştığı kara savaşına yeniden çekme riski taşıyor. Buna karşılık karşılıksız bırakılması, kıyı hattının ve petrol boru hattının Yenbu'ya ulaşan güzergahının kalıcı biçimde kaybedilmesi riskini doğuruyor.

Risk danışmanlığı şirketi Basha Report'un kurucusu Mohammed el-Basha, "Yemen'in batı kıyısındaki durumun değişkenliğini koruduğunu" söyledi.

Basha'ya göre koalisyon "Husi mevzilerine yönelik sınırlı hava saldırılarını yeniden başlatmış gibi görünüyor". Güney Amalika Tugayları ile Vatan Kalkanı Güçleri ise "boğazın güneyinde yeni bir savunma hattını istikrara kavuşturdu" kıyıdan çekilen birlikler de başka bölgelerde yeniden toparlanıyor.

9 Eylül'de sona eren taarruzda Husilerin kayıplarının "ağır" olduğu belirtiliyor ancak bu rakamlar doğrulanmış değil.

Washington sınırlı hareket etti

Husilerin ilerleyişi, Riyad'ı daha iki ay önce ihtiyaç duymadığını söylediği askeri yardımı istemeye itti. Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Suudi destekli güçlerin geri çekildiği perşembe günü Başkan Donald Trump'ı iki kez aradı ve ikinci görüşmede ABD'nin Husilere yönelik saldırılara izin vermesini istedi. Trump bu talebi reddetti.

CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper perşembe günü Suudi Arabistan'a gitti. Haberlere göre halen ülkede yaklaşık 200 ABD personeli bulunuyor ve bunların 100'den fazlası istihbarat ve hedef belirleme faaliyetlerine odaklanıyor.

Uygulamada Riyad savaşı büyük ölçüde tek başına yönetiyor. Dolaylı destek, sınırlı hava saldırıları ve daha güçlü hava savunmasıyla hareket ederken, aynı zamanda Umman arabuluculuğunda görüşmeler için paralel bir çaba yürütüyor.

Tırmanma ile diplomasinin bu birlikteliği mutlaka bir çelişki anlamına gelmiyor. Bu, Suudi Arabistan'ın askeri baskı ile müzakereye dayalı bir çıkış yolunun aynı amaca hizmet ettiği yönündeki hesabını yansıtıyor: Riyad'ın yıllardır çıkmaya çalıştığı maliyetli kara savaşına geri dönmeden Husilerin kazanımlarını kalıcılaştırmasını engellemek.

Suudi petrol güzergahı baskı altında

Boru hattı, Suudi Arabistan'a Hürmüz'ü aşmak için yalnızca kısmi bir çözüm sunuyor. Ham petrolün boğazı kullanmadan Yenbu'ya ulaşmasını sağlıyor ancak bu petrolü güneye taşıyan tankerlerin yine de Kızıldeniz'den geçerek Babu'l Mendeb'e ulaşması gerekiyor. Başka bir deyişle, alternatif taşıma kapasitesi uygulamada güvenli arz anlamına gelmiyor.

Piyasalar bu riskin bir bölümünü şimdiden fiyatlıyor. Suudi Arabistan'ın gösterge borsa endeksi pazar günü yüzde 1.3, Aramco hisseleri ise yüzde 1.6 geriledi. Yatırımcılar boru hattının tedbir amacıyla kapatılmasının etkilerini değerlendirdi. Reuters, risk altındaki miktarın küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 4'üne karşılık geldiğini bildirdi.

Husiler ablukanın yalnızca Suudi gemilerini hedef aldığını söylüyor. Uluslararası Enerji Ajansı'na göre Suudi ham petrol arzı, kısmen Babu'l Mendeb'ten geçen gemilere yönelik saldırılar nedeniyle ağustosta günlük 2.3 milyon varil azalarak 6 milyon varile geriledi. Bu, son otuz yılın en düşük seviyesi.

Nagi, saldırıların zamanlamasının arkasında bilinçli bir mantık bulunduğunu düşünüyor. Ona göre İran, Hürmüz halihazırda aksarken Suudi Arabistan üzerinde baskı kurmak ve şimdi Husilerin menziline giren Yenbu güzergahı üzerinden Suudi enerji ihracatını hedef almak konusunda açık bir çıkara sahip.

Bu durum aynı zamanda Washington'ın ara seçimler öncesinde inşa etmeye çalıştığı bölgesel düzene de meydan okuyor.

Nagi, "Bu açıkça şu anda İran'ın işine yarıyor" dedi. "Çünkü Tahran'a hem bölgesel rakipleri hem de küresel ekonomi üzerinde baskı kurmak için başka bir araç sağlıyor."

Bölgesel sınav

Gerilim, Suudi Arabistan'ın ağustos ayında Pakistan ve Türkiye ile imzaladığı ve taraflardan birine yönelik saldırının tümüne yapılmış sayılmasını öngören Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı da sınava tabi tutuyor. Anlaşmanın Irak kaynaklı bir saldırıyı kapsayıp kapsamadığı henüz test edilmiş değil.

Doğu-Batı Petrol Boru Hattı, Suudi Arabistan'ın Hürmüz'deki kırılganlığı şeklindeki tek bir sorunu çözmek için inşa edilmişti. Şimdi ise iki yönden birden tehdit altında. Irak'tan gelen insansız hava araçları ham petrolü Yenbu'ya taşıyan altyapıyı vurabilirken, Babu'l Mendeb'teki Husi güçleri petrolü oradan taşıyan gemileri tehdit edebiliyor.

Böylece kırılganlığı azaltmayı amaçlayan strateji, bunun yerine Riyad'ın sınanabileceği noktaların sayısını artırmış oldu.

Ancak saldırılar arasındaki koordinasyon operasyonel olmaktan çok stratejik görünüyor. Tahran'ın belirli bir saldırının emrini doğrudan vermesine gerek yok, saldırının Babu'l Mendeb'teki Husi harekatıyla aynı amaca hizmet etmesi yeterli.

İki cephe arasında operasyonel bir bağın doğrulanması halinde bu durum iki ayrı kriz olmaktan çıkıp Suudi Arabistan'ın bu iki tehditten de korunmak için inşa ettiği altyapıya karşı tek bir harekata dönüşecek.

Şimdilik Riyad, Yemenli güçleri takviye ediyor, geçen haftaki insansız hava aracı saldırısını gerçekleştirenlerin izini sürmek için Bağdat'la birlikte çalışıyor ve Umman'ın Husilerle olan iletişim kanalına dayanıyor.

Bu, şimdilik çözümden ziyade durumu yönetmeye dayalı bir strateji.

tg.png

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.