Irak'ın petrol gelirlerini neden ABD kontrol ediyor?

Irak'ın petrol gelirlerini neden ABD kontrol ediyor?

"Mayıs 2003'te kabul edilen BM Güvenlik Konseyi'nin 1483 sayılı kararı uyarınca Irak'ın petrol ve doğal gaz gelirleri, ABD Merkez Bankası'nda Irak Merkez Bankası adına açılan özel bir hesaba aktarılıyordu."

Azhar Al-Rubaie | Middle East Eye | Tercüme: Mepa News

Yirmi yılı aşkın süredir Irak'ın petrol serveti, ülkeye binlerce kilometre uzakta, New York merkezli bir finans sistemi üzerinden dolaşıma giriyor.

ABD öncülüğündeki 2003 Irak işgalinin ardından oluşturulan bu düzenleme, başlangıçta Irak'ın petrol gelirlerini alacaklılardan korumak ve yeniden inşanın finansmanına yardımcı olmak amacıyla tasarlanmıştı.

Bugün ise bu sistem Washington'a Irak'ın kendi dolarlarına erişimi üzerinde önemli bir nüfuz sağlıyor. ABD, Bağdat'a İran'ın etkisini ve Tahran'la bağlantılı silahlı grupların faaliyetlerini sınırlaması için baskı yaparken bu nüfuzu giderek daha fazla kullanıyor.

Mesele nisan ayında özellikle görünür hale geldi. Washington, İran yanlısı silahlı gruplar konusunda Irak hükümetine baskı uygularken ülkeye gönderilmesi planlanan yaklaşık 500 milyon dolarlık nakit sevkiyatını engelledi.

Eski Parlamento Maliye Komisyonu üyesi Muayen el-Kazımi, o dönemde kararı kınayarak hükümete Irak fonları üzerindeki ABD hakimiyetine son verme çağrısında bulundu.

El-Kazımi, "ABD'nin Irak'ın döviz haklarının gönderilmesini dondurma ya da geciktirme kararı, Irak devletinin mali ve siyasi egemenliğinin ciddi biçimde ihlal edilmesi anlamına geliyor" dedi.

Sevkiyat daha sonra yeniden başlatıldı ancak bu olay Irak'ın ABD finans sistemine bağımlılığının siyasi bir araç olarak nasıl kullanılabileceğini ortaya koydu.

Düzenleme, ABD öncülüğündeki işgalin ardından Mayıs 2003'te Koalisyon Geçici Yönetimi'nin ülkenin petrol gelirlerini toplamak ve yeniden yapılanma ile insani ihtiyaçlar için kullanmak üzere Irak Kalkınma Fonu'nu (DFI) kurmasıyla başladı.

Mayıs 2003'te kabul edilen BM Güvenlik Konseyi'nin 1483 sayılı kararı uyarınca Irak'ın petrol ve doğal gaz gelirleri, ABD Merkez Bankası'nda Irak Merkez Bankası adına açılan özel bir hesaba aktarılıyordu.

Gelirlerin yüzde 5'i, Irak'ın 1990'da Kuveyt'i işgal etmesi nedeniyle ödenecek tazminatlar için kesiliyordu.

Sisteme ayrıca Saddam Hüseyin'in eski hükümetine ait dondurulmuş varlıklar ile BM'nin Petrol Karşılığı Gıda Programı'ndan kalan fazla fonlar da dahil edildi.

Düzenlemenin amaçlarından biri de Irak'ın varlıklarını, Saddam döneminden kalma alacak taleplerinin peşinden giden uluslararası alacaklılardan korumaktı.

Fonun denetlenmesi amacıyla BM, IMF, Dünya Bankası ve Arap Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu temsilcilerinden oluşan Uluslararası Danışma ve İzleme Kurulu kuruldu.

BM destekli sistem, Irak hükümetinin talebi üzerine 2011'de sona erdi ancak Irak'ın petrol gelirleri ABD Merkez Bankası'na bağlı kalmaya devam etti.

New York Fed bünyesinde IRAQ2 olarak bilinen yeni bir hesap oluşturuldu. Petrol gelirleri Irak Merkez Bankası'na aktarılmadan önce bu hesaba yatırılıyor.

Aynı zamanda Irak, daha önce BM sistemi kapsamında sağlanan kapsamlı uluslararası korumayı kaybetti ve egemen fonlarının dokunulmazlığını güvence altına alan yıllık ABD başkanlık kararnamelerine bağımlı hale geldi.

Dolayısıyla resmi uluslararası düzenleme değişmiş olsa da ABD finans sistemine yönelik temel bağımlılık devam etti.

Irak neden parasını başka yere taşıyamıyor?

Irak petrolünün fiyatlandırması ezici ölçüde ABD doları üzerinden yapılıyor ve ülke ithalat ile uluslararası ticaret açısından da dolara büyük ölçüde bağımlı.

Irak'ın ayrıca henüz çözüme kavuşturulmamış yaklaşık 40 milyar dolarlık dış borcu bulunuyor. Bu da fonların mevcut sistemin dışına çıkarılması halinde alacaklıların taleplerine açık hale gelebileceği yönünde endişelere yol açıyor.

Basra Üniversitesinde ekonomi doçenti Ahmed Saddam, Middle East Eye'a Irak Merkez Bankası hesabının New York'ta tutulmasının önemli avantajları bulunduğunu söyledi.

"Bana göre Irak Merkez Bankası hesabının New York'ta tutulmasının en önemli avantajı, eski rejimin alacaklılarının Irak'ın petrol gelirlerine el koymasını engellemesidir, zira borçların on milyarlarca dolar olduğu tahmin ediliyor.

İkinci avantaj ise petrol satışını ve Irak'ın uluslararası ticaret işlemlerinin tasfiyesini kolaylaştırmasıdır. Bu hesap transfer maliyetlerini azaltıyor ve doların uluslararası işlemlerde en yaygın kullanılan para birimi olduğunu da unutmamalıyız."

Ancak Saddam'a göre bu düzenleme Irak'ı ABD baskısına da açık hale getiriyor.

"En belirgin dezavantajlara gelince, bunlar ABD makamlarının örneğin Irak'ın dolara erişimini kısıtlayarak nüfuzlarını kullanabilmesinde yatıyor. Bu da gerçek bir mali bağımsızlığın bulunmadığı anlamına geliyor."

Saddam'a göre Irak, petrol sözleşmelerinde bağlayıcı şartlar bulunmaması halinde petrolünü euro veya Çin yuanı üzerinden satabilir ancak bu bile ülkeyi dolardan kurtarmaz.

"Böyle olsa dahi fiyat dolara bağlı kalacaktır, çünkü petrol dolar üzerinden fiyatlandırılıyor. Uygulamada olan şey, alıcının dolar kuru üzerinden çevrildikten sonra bedeli dolar dışındaki bir para birimiyle ödemesidir."

Saddam, Irak'ın uluslararası ticaretinin büyük bölümü için yine dolara ihtiyaç duyacağını, para birimi değiştirmenin ülkeyi kur kayıplarına ve Washington'ın siyasi baskısına maruz bırakabileceğini söyledi.

Bu nedenle önerisi, ABD sisteminden ani bir kopuş değil, çeşitlendirme.

"Irak Merkez Bankası'nın hesabını ABD'den başka bir ülkeye taşımakla Irak'ın mali bağımsızlığa kavuşacağını düşünmüyorum.

Bana göre mali bağımsızlık, New York'taki mevcut hesap korunurken ABD dışında birden fazla egemen hesap açılmasıyla sağlanabilir. Örneğin Merkez Bankası, Avrupa Merkez Bankası'nda ve Doğu Asya'daki merkez bankalarında hesaplar açabilir.

Irak petrolünün bir kısmı da euro ve yuan üzerinden satılabilir. Diyelim ki yalnızca yüzde 15-20'si, geri kalan yüzde 80-85'i ise ABD dolarıyla satılabilir. Buna ek olarak mali bağımsızlık, Avrupa ve Asya'daki büyük bankalarla doğrudan muhabir bankacılık ilişkilerinin genişletilmesi yoluyla Irak bankacılık sisteminin geliştirilmesini gerektiriyor."

Sistem İran'a karşı nasıl kullanılıyor?

Washington İran'ı ekonomik olarak sıkıştırmaya ve Irak'taki Tahran yanlısı silahlı grupları hedef almaya çalışırken bu mali düzenleme daha büyük önem kazandı.

Irak'ın İran'la yakın siyasi, ekonomik ve güvenlik ilişkileri bulunuyor ve ülkede birçok güçlü silahlı grup faaliyet gösteriyor.

Bu durum Washington açısından Irak'ın finans sistemini, İran'a dolar akışını sınırlandırma çabalarının önemli bir cephesine dönüştürdü.

ABD, Irak bankalarını, döviz şirketlerini ve diğer finansal ağları ülkenin mali sistemini yaptırım altındaki kuruluşlara dolar aktarmak için kullanmakla suçladı.

ABD ile İsrail'in İran'a karşı savaşı başlatmasından bu yana Washington, Irak'ın dolara erişimine yönelik denetimini sıkılaştırdı ve Bağdat'a finans sistemini ABD yaptırımlarıyla uyumlu hale getirmesi için baskı yaptı.

Irak, uzun süre devam eden ve resmi adı döviz penceresi olan dolar ihale sistemini, sürekli ABD baskısının ardından 2025'in başlarında sona erdirdi. Sistem, özel bankalar ve döviz şirketlerinin Irak dinarı karşılığında Irak Merkez Bankası'ndan dolar temin etmesine imkan sağlıyordu.

Ancak Washington'ın etkisi Irak bankacılık sistemiyle sınırlı değil, ülkeye fiziksel dolar girişini de kapsıyor.

Nisan ayında 500 milyon dolarlık sevkiyatın askıya alınması özellikle önemliydi, çünkü bu nakit Irak'ın kendi petrol gelirlerinden oluşuyordu.

Uluslararası ticaret için elektronik dolar transferleri devam etse de bu olay, Washington'ın Bağdat'a baskı yapmak istediğinde fiziksel dolara erişimi kısıtlayabileceğini gösterdi.

Irak hükümeti, Tahran ve İran yanlısı silahlı gruplarla ilişkilerini dengede tutarken Washington'la olan bağlarını da korumaya çalıştı.

Irak Petrol Bakanı Basem Muhammed Hudeyr, Federal Reserve sisteminden uzaklaşmaya ilişkin soruları yanıtlamayı reddetti ve konunun Maliye Bakanlığı'nın yetki alanına girdiğini söyledi. Ancak Bağdat ile Washington arasındaki ilişkileri olumlu olarak nitelendirdi:

"ABD ile diyalog yürütüldü, özellikle Başbakan Ali Zeydi ile oraya yaptığımız ziyaretin ardından çok olumlu bir diyalog oldu. Irak hükümeti ile Amerikan hükümeti arasında büyük bir anlayış var ve ABD, Irak hükümetinin ekonomik ve siyasi dosyalardaki başarısı için gereken tüm desteği sağladı."

Ancak Irak'ın mali bağımlılığının sonuçları nihayetinde hükümet bakanlıklarının ve merkez bankalarının ötesinde hissediliyor.

"ABD Irak'ın geleceğini kontrol ediyor"

Bağdatlı 35 yaşındaki Hüseyin Ali, ABD denetiminin kaldırılmasının sıradan Iraklıların hayatını mutlaka iyileştirmeyeceğini söyledi.

"Bizim açımızdan Irak'ın parası ister Amerika'daki Federal Reserve'e gitsin ister doğrudan Irak'a gelsin, vatandaş olarak durumumuzun iyileşeceğini düşünmüyorum.

Aksine para yolsuzların tasarrufunda olacak ve mali yolsuzluk şu ankinden bile daha büyük hale gelecek. Benim bakış açıma göre paranın New York'ta, ABD bankacılık makamlarının gözetimi ve denetimi altında kalması daha iyi."

Ali yine de egemenlik sorununu kabul etti.

"Irak'ın parasını ABD bankasında tutmanın, ABD'ye Irak'ın kaderini siyasi, mali ve egemenlik açısından kontrol etme özgürlüğü verdiği doğru. Ancak Irak bankacılık altyapısı açısından hazır değil ve durum, ülkenin işleriyle ve halkın çıkarlarıyla ilgilenecek güçlü bir hükümetin gelmesini gerektiriyor."

Ali, paranın İran'a aktarılmasına ilişkin kaygılarını da dile getirdi.

"Birçok yetkilinin ve devlet dışı kişinin, İran'ın Amerikan ekonomik ablukasına karşı koymasına yardımcı olmak için nasıl para kaçırdığını sık sık duyduk. Irak'ın petrol satışlarından elde ettiği parayı Amerikan gözetimi ve denetiminden uzak Irak bankalarına aldığını düşünün. Bence Irak'ın durumu yalnızca daha kötü olur."

Basralı 55 yaşındaki Fatima Abdülkerim de benzer kaygıları paylaştı.

"Irak'ın petrol gelirlerinin ABD bankalarına gitmek yerine doğrudan Irak'a gelmesinin ekonomik durumumuzu iyileştireceğine inanmıyorum.

Evet, bu Iraklıların parayı doğrudan ABD müdahalesi olmadan kullanabileceği anlamına gelir ama yolsuzluk daha da artar ve para aynı yolsuz partilere ve yetkililere gider. Para New York'ta kalırsa en azından gözetim ve denetim altındadır. Ancak gerçek bir denetimden uzak Irak bankalarına gelirse bence Irak'ın durumu daha kötü olur.

Paranın ABD bankacılık makamlarının gözetimi ve denetimi altında tutulması, yolsuzların eline geçmesinden daha iyidir."

tg.png

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
1 Yorum