Irak’taki gizli İsrail üsleri hakkında neler biliniyor?
Irak’ta iki gizli İsrail askeri üssünün ortaya çıkarılması siyasi bir fırtına kopardı ve Bağdat’ın İran ile ABD arasında yürüttüğü dengeleme çabalarını zora soktu.
Paul Iddon | The New Arab | Tercüme: Mepa News
Bağdat açısından son derece utanç verici bir gelişme olarak değerlendirilen olayda, İsrail’in İran’a yönelik hava operasyonlarını desteklemek amacıyla Irak topraklarında iki ileri operasyon üssü kurduğu ortaya çıktı. Bu durum, zaten kırılgan olan Irak egemenliğinin açık bir ihlali olarak görülüyor.
The Wall Street Journal, ilk üssün varlığını 9 Mayıs’ta ortaya çıkardı. Habere göre üs, Şiilerce kutsal sayılan Necef ve Kerbela’nın güneybatısındaki çorak Nukheyb çölünde bulunuyordu.
Ardından The New York Times, İsrail’in ülkenin batı çöl bölgelerinde ikinci bir üs daha kurduğunu ve bu üssün bir yıldan uzun süre faaliyet gösterdiğini, hatta Haziran 2025’teki 12 günlük savaş sırasında da kullanıldığını aktardı.
Bir Bedevi çoban, 3 Mart’ta tesadüfen üslerden birine rastladı ve Irak ordusuna haber verdi. Ailesine göre bu ihbar daha sonra onun ölümüne yol açtı.
Ertesi gün bölgeye gönderilen Irak keşif ekibi bombalandı; saldırıda bir asker öldü, iki asker yaralandı.
Bağdat’ta bazı çevreler sorumluluğu eski Başbakan Muhammed Siya Sudani’ye yüklerken, Iraklı yetkililer ABD’yi ilk üssün gizlenmesine yardımcı olmakla suçladı.
Artan riskler
The Soufan Center'da Kıdemli Direktör olan Caroline Rose, Necef ve Kerbela yakınlarındaki çöl bölgesinin her zaman gizli özel operasyonlar için stratejik bir alan olarak görüldüğünü belirterek İsrail varlığının büyük önem taşıdığını söyledi.
The New Arab’a konuşan Rose’a göre üs küçük ölçekli görünse de, İsrail’in Irak topraklarında fiziksel bir varlık kurabilmiş olması hem İran hem de Irak açısından riskleri ciddi biçimde artırıyor.
Rose, “İran açısından bu durum kırılganlığın arttığını gösteriyor. Çünkü İsrail, Irak hükümetiyle resmi bir anlaşma olmadan komşu bir ülkede yer edinme ve aylar boyunca tespit edilmeden kalabilme kapasitesini göstermiş oldu” ifadelerini kullandı.
Ayrıca bunun Irak hükümeti üzerinde İran ve İran destekli gruplardan daha fazla baskı yaratacağını belirtti. Bu gruplar uzun süredir ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesini ve İsrail’e karşı daha sert tavır alınmasını talep ediyor.
Kudüs Güvenlik ve Dışişleri Merkezi’nin ABD Direktörü ve jeopolitik danışmanlık şirketi TAM-C Solutions’ın analiz şefi Ceng Sağnıç ise İsrail’in neden Irak’ta ileri operasyon üslerine ihtiyaç duyduğunu anlattı.
ABD ile birlikte yürütülen geniş çaplı hava operasyonlarının -savaşın ilk gününde 250 İsrail savaş uçağının İran hava sahasına girmesi gibi- büyük çaplı destek operasyonları gerektirdiğini belirtti.
İsrail’in, ABD’nin aksine bölgede bilinen üs erişimine sahip olmadığını vurgulayan Sagnic, İsrail’in yalnızca tek bir geçici üs kurmuş olmasının düşük ihtimal olduğunu söyledi.
Sağnıç'a göre ortaya çıkan ilk üs muhtemelen sonradan imha edilen üslerden biriydi; bu yüzden kamuoyunun bilgisine ulaştı.
Risk istihbarat şirketi RANE'de Orta Doğu ve Kuzey Afrika analisti olan Kristin Ronzi de üslerin uzak ve izole bölgelerde bulunmasının gizlilik ve örtülü operasyonlar açısından büyük avantaj sağladığını belirtti.
Ronzi’ye göre İsrail hava saldırıları da bu üslerin varlığını perdelemeye yardımcı oldu.
“Burada görülecek bir şey yok”
Wall Street Journal haberinin ardından Bağdat yönetimi hızla imaj kurtarma çabasına girişti. Irak ordusu “Egemenliği Dayatma Operasyonu” adlı dikkat çekici bir operasyon başlattı.
12 Mayıs’ta Irak Genelkurmay Başkanı Abdulamir Raşid Yarallah, üst düzey askeri heyetle birlikte ilk üssün bulunduğu bölgeyi ziyaret etti.
Ronzi’ye göre Iraklı yetkililer olayın büyüklüğünü küçümsemeye çalıştı; çünkü mesele Bağdat’ı ABD ile İran arasında hassas bir diplomatik çıkmazın içine sokuyor.
Ayrıca İsrail’in Irak topraklarında askeri üs kurabilmiş olmasının Irak güvenlik güçleri açısından ciddi bir utanç kaynağı olduğu ve sistemin zafiyetlerini ortaya çıkardığı değerlendiriliyor.
Rose da Yarallah’ın ziyaretini, “Irak devletinin halen kontrolün kendisinde olduğu görüntüsünü yeniden üretme çabası” olarak yorumladı.
Ona göre bu bölge, Irak merkezi hükümeti açısından ciddi bir “kör nokta”ydı ve aynı zamanda İran ile İran yanlısı Haşdi Şabi grupları açısından da önemli bir tartışma alanı oluşturuyordu. ABD ise uzun süredir Bağdat’a Haşdi Şabi’nin etkisini azaltması yönünde baskı yapıyor.
Irak’ın egemenlik sorunu
Ronzi’ye göre ABD’nin İsrail varlığından haberdar olması, Irak’taki İran yanlısı grupların siyasi pozisyonlarını daha da güçlendirebilir ve ülkeyi İran’a daha fazla yaklaştırabilir.
Aynı zamanda bu durum Iraklı milliyetçileri de ABD-Irak ilişkilerinin azaltılması yönünde cesaretlendirebilir.
Ancak buna rağmen bazı Şii grupların ve azınlık çevrelerinin ABD ile doğrudan diplomatik kriz yaşanmasını istemeyeceği düşünülüyor. Çünkü Washington’un Irak üzerinde ciddi ekonomik ve güvenlik baskı kapasitesi bulunuyor.
ABD askerlerinin Irak’taki varlığı bugün büyük ölçüde Kürdistan Bölgesi ile sınırlı durumda ve bu varlık 2014’te IŞİD’e karşı mücadele gerekçesiyle Bağdat’ın onayıyla yeniden başlamıştı.
Buna karşılık Irak’ın İsrail’le hiçbir zaman diplomatik ilişkisi olmadı ve İsrail askeri varlığına asla resmi onay verilmedi.
Rose’a göre herhangi bir kuvvet statüsü anlaşması veya askeri düzenleme olmaksızın İsrail’in Irak’ta üs kurması açık biçimde Irak egemenliğinin ihlali anlamına geliyor. Ancak bunun İran’a karşı operasyonlar için Irak topraklarının ilk kez kullanılması olmadığı da vurgulanıyor.
Sağnıç ise meseleyi Irak merkezi hükümetinin ülke topraklarının geniş bölümleri üzerindeki kontrol eksikliğiyle ilişkilendiriyor. Ona göre İsrail, Bağdat’ın kendi topraklarındaki üslerin varlığını bile fark edemeyeceğinden emin biçimde bu boşluktan yararlandı.
Ayrıca bu gelişme İran’ın da üsleri tespit edemediğini ortaya koyuyor.
Ceng Sağnıç'a göre bu durum, İran yönetiminin propagandasının aksine internet tabanlı harita ve navigasyon sistemlerinin ötesinde gelişmiş coğrafi istihbarat kapasitesine sahip olmadığı yönündeki şüpheleri güçlendiriyor.
Tarihte benzeri olmayan bir durum
Ronzi, İsrail’in daha önce Irak’ta operasyonlar yürüttüğünü ancak bu olayın gerçekten benzeri görülmemiş olduğunu söylüyor.
Irak topraklarında ve görünüşe göre Irak hükümetinin bilgisi dışında askeri üs kurulması, Irak egemenliğinin “cüretkâr bir ihlali” olarak tanımlanıyor.
Sağnıç ise teknik açıdan bunun İsrail’in Irak topraklarındaki “ilk belgelenmiş operasyonel askeri varlığı” sayılabileceğini belirtirken, 1970’lerde Kürtlere verilen sınırlı destekler ve 1960’lardan itibaren düzenlenen hava saldırıları dışında, İsrail’in Irak’ta daha önce belgelenmiş operasyonel askeri faaliyeti bulunmadığını ifade ediyor.
İsrail’in 1981’de Bağdat yakınlarındaki Osirak nükleer reaktörünü vurduğu saldırı uzun süredir biliniyor. Ayrıca 2019’da Iraklı milis hedeflerine yönelik saldırılar düzenlediğine de yaygın biçimde inanılıyor.
Sudani’nin hedef alınması
Ronzi’ye göre eski Irak Başbakanı Sudani’ye yöneltilen suçlamaların nedeni, olay sırasında görevde bulunan başbakan olması ve Irak hükümetinin ABD ile birlikte üsleri gizlediğine dair spekülasyonlar.
Ancak aynı zamanda Sudani’nin siyasi rakiplerinin de bu iddiaları kullanarak hem onu hem de güvenlik ve istihbarat çevrelerindeki müttefiklerini hedef aldığı belirtiliyor.
Sağnıç'a göre Irak devlet sistemi bölgesel rakipleriyle gerçek anlamda rekabet edebilecek bir pozisyondan oldukça uzak. Devletin gücü daha çok Kürt Bölgesel Yönetimi ile yaşanan iç çekişmeler üzerinden ölçülüyor.
Bu nedenle merkezi hükümet içinde kimsenin “tam egemenlik” beklentisi taşımadığı ifade ediliyor.
İsrail’in ihlalleri de esas olarak iç politik mücadelelerde kullanılan yeni bir araç haline geliyor.
Sağnıç'a göre İsrail operasyonunun ortaya çıkması, Irak’taki rakip gruplar arasında karşılıklı suçlamaların yeni bir başlığı olacak. Yarallah’ın ziyareti ve Sudani’ye yönelik suçlamalar da bu bağlamda okunmalı.
Bunun Irak-ABD ya da İran-ABD ilişkileri üzerinde büyük çaplı etkiler yaratması ise beklenmiyor. Çünkü hem Bağdat hem de Tahran’ın meseleyi küçümsemekten başka pek seçeneği olmadığı düşünülüyor.
Ronzi ise Irak güvenlik güçlerinin ülkenin uzak bölgelerindeki varlığını artırmasını ve ulusal güvenlik ile istihbarat kurumlarında iç soruşturmalar başlatmasını bekliyor.
Ancak Irak hükümetinin tüm olayı genel olarak küçümsemeyi sürdüreceğini öngörüyor.
Ona göre siyasi rakipler bu gelişmeyi bir süre kullanacak olsa da, zamanla olay büyük ölçüde gündemden düşecek.
Kaynak: Mepa News