İran meselesi Netanyahu için siyasi kurtuluş olabilir mi?

İran meselesi Netanyahu için siyasi kurtuluş olabilir mi?

İsrail Başbakanı Netanyahu, seçimlere bir hafta kala İran'ın nükleer programına ABD desteği olmadan da saldırabileceklerini söyledi. Netanyahu, hedeflerinin İran rejimini devirmek olduğunu açıkladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 27 Ekim'de yapılması planlanan genel seçimler öncesinde İran'ı güvenlik politikasının merkezine yerleştirerek, ABD'nin desteği olmasa da İran'ın nükleer programına yönelik önleyici saldırı düzenleyebileceklerini açıkladı.

Netanyahu, İran'daki rejimi devirmeyi hedeflediğini belirtirken, İran'la mücadelenin “hayatının görevi” olduğunu söyledi.

Netanyahu'nun açıklamaları, İsrail'de seçim kampanyasının son haftasına girilirken güvenlik ve savunma başlıklarının yeniden öne çıktığı bir dönemde geldi. İsrail Başbakanı, İran'a karşı yürütülen askeri faaliyetleri hükümetinin başlıca başarıları arasında gösterirken, kendisini İsraillileri koruyabilecek lider olarak konumlandırmaya çalışıyor.

Ancak açıklamaların zamanlaması, Netanyahu'nun güvenlik politikası ile seçim hesapları arasındaki ilişkiye dair tartışmaları da beraberinde getiriyor. Netanyahu, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın gerçekleştirdiği saldırının ardından İsrail'de yaşanan güvenlik zafiyeti nedeniyle eleştirilirken, yaklaşan seçimlerde iktidarını korumaya çalışıyor.

İran, İsrail'in güvenlik doktrininin merkezinde

Netanyahu, 2026 yılına ilişkin güvenlik doktrinini açıklarken İran'ı İsrail'in karşı karşıya olduğu başlıca tehdit olarak tanımladı. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu'na göre üç sayfadan ve 10 temel ilkeden oluşan belge, Netanyahu'nun yaklaşık on yıl sonra yayınladığı ilk kapsamlı güvenlik doktrini niteliğini taşıyor.

Netanyahu, 7 Ekim 2023'te İsrail'i geniş çaplı bir savaşa sürüklediğini savundu.

Gazze'den Yemen'e, Lübnan'dan İran'a uzanan askeri operasyonların, kendi ifadesiyle, “yakın bir nükleer imha tehdidini” uzaklaştırdığını ve İran ekseninin İsrail'i kuşatmak için oluşturduğunu ileri sürdüğü “boğma çemberini” dağıttığını iddia etti.

Netanyahu'nun ortaya koyduğu doktrin, tehditleri yalnızca savunma ve caydırıcılıkla karşılamak yerine, büyümeden önce engellemeyi ve gerektiğinde önleyici saldırılar düzenlemeyi esas alıyor. Bu yaklaşım, İsrail'in İran'a yönelik askerî seçenekleri gündemde tutmaya devam edeceğine işaret ediyor.

İsrail Başbakanı, Washington yönetiminin onayını almak istediklerini ancak bunun harekete geçmek için bir ön koşul olmadığını belirtti. Netanyahu, İran'a karşı belirledikleri hedeflerin ABD'nin onayına bağlı olmadığını vurguladı.

İran'ın ilk saldırıyı gerçekleştirmesinin önlenmesi gerektiğini savunan Netanyahu, İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü faaliyetlerde “görevin yüzde 90'ını tamamladığını” ileri sürdü. Gerekli görülmesi halinde yeniden saldıracaklarını da sözlerine ekledi.

Nükleer programın ötesinde rejimi de hedef alıyor

Netanyahu'nun açıklamalarında dikkat çeken noktalardan biri, İran'a yönelik hedeflerin nükleer programın engellenmesiyle sınırlı tutulmaması oldu. İsrail Başbakanı, İran'ın mevcut yönetimi iktidarda kaldığı sürece nükleer ve askeri kapasitesini yeniden inşa etmeye çalışacağını savunarak hedeflerinin rejimi devirmek olduğunu açıkça dile getirdi.

Netanyahu, bu doğrultuda güvenlik kurumlarına talimat verdiğini belirtti. Böylece İsrail'in İran politikasında nükleer kapasitenin sınırlandırılmasının ötesine geçilerek doğrudan rejim değişikliğinin de hedefler arasına alındığı mesajı verildi.

İsrail Başbakanı'nın İran'a ilişkin söylemi yeni değil. Netanyahu, uzun yıllardır İran'ın nükleer programını İsrail'in güvenliği açısından temel tehdit olarak gösteriyor ve Tahran'a karşı uluslararası yaptırımlar uygulanmasını savunuyor. Gerektiğinde askeri seçeneğin de kullanılabileceğini dile getiriyor.

Netanyahu, 2015'te İran ile dünya güçleri arasında imzalanan nükleer anlaşmaya karşı çıkmış ve dönemin ABD Başkanı Barack Obama'nın politikasını eleştirmişti. 2018'de ise Donald Trump'ın anlaşmadan çekilme kararını desteklemişti.

Son açıklamalar, Netanyahu'nun uzun süredir izlediği İran politikasının daha geniş hedeflerle sürdürüldüğünü gösteriyor. Nükleer silah edinilmesinin önlenmesi söylemine askerî kapasitenin zayıflatılması, İran'ın bölgesel müttefiklerinin etkisinin kırılması ve nihayetinde rejimin devrilmesi hedefleri eklenmiş durumda.

ABD desteğine bağımlılığı azaltma arayışı

Netanyahu'nun açıkladığı güvenlik doktrini, İsrail ile ABD arasındaki stratejik ilişkinin geleceğine ilişkin kaygıları da içeriyor. İsrail Başbakanı, gelecekte İsrail'e mesafeli yaklaşabilecek bir ABD yönetiminin göreve gelmesi ihtimaline karşı uyarıda bulundu.

Böyle bir değişimin askeri yardımları ve iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri tehlikeye atabileceğini belirten Netanyahu, İsrail'in yeni uluslararası ittifaklar geliştirmesi gerektiğini savundu.

Netanyahu ayrıca Trump'ın görev süresinin geri kalan bölümünün İsrail'in uluslararası konumunu güçlendirmek için değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bu yaklaşım, İsrail yönetiminin mevcut ABD yönetimiyle yakın ilişkilerini sürdürürken Washington'da gelecekte yaşanabilecek siyasi değişimlere karşı hazırlık yapma arayışını yansıtıyor.

Netanyahu'nun güvenlik doktriniyle bağlantılı görsel sunumunda Orta Doğu'daki ittifaklara ilişkin bir harita da yer aldı. Haritada Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan'ı kapsayan bir oluşum “Sünni ittifakı” olarak adlandırıldı. İran ve müttefikleri ise “direniş ekseni” başlığı altında gösterildi.

Bu sınıflandırma, İsrail yönetiminin bölgedeki güç dengelerini ve olası ittifakları nasıl değerlendirdiğine ilişkin bir çerçeve sunuyor. Ancak haritada yer verilen ülkelerin bu adlandırmayı kabul ettiği veya söz konusu ülkeler arasında böyle bir ittifakın resmen kurulduğu anlamına gelmiyor.

Seçim kampanyasında güvenlik vurgusu

Netanyahu, seçimlere yönelik kampanyasında İran'ı temel gündem maddelerinden biri haline getiriyor. Likud Partisi'nin seçim listesine ilişkin bir basın toplantısında da İran'a karşı başlatılan sürecin tamamlanmadığını ve hedeflerinin İran tehdidini ortadan kaldırmakla birlikte rejimi devirmek olduğunu söyledi.

İsrail Başbakanı, hükümetinin başarıları arasında İran'ın nükleer silah kapasitesine yönelik saldırıları, Gazze ve Lübnan'daki askerî operasyonları ve Suriye ordusunun kapasitesine yönelik saldırıları sıraladı. İsraillilere Likud ve müttefiklerine oy verme çağrısı yapan Netanyahu, seçimleri kendi liderliğindeki güçlü bir hükümet ile muhalefetin zayıf yönetimi arasında bir tercih olarak sundu.

Bununla birlikte Netanyahu, 7 Ekim 2023 saldırısının ardından ortaya çıkan güvenlik başarısızlığı nedeniyle siyasi baskı altında bulunuyor. Hamas'ın saldırısı, İsrail'in yakın tarihindeki en ağır güvenlik zaaflarından biri olarak değerlendiriliyor.

Reuters'ın 29 Eylül tarihli haberinde de Netanyahu'nun seçim stratejisinde uzun süredir kullandığı bir yönteme başvurduğu, kendisini düşmanlarla çevrili bir bölgede İsraillileri koruyabilecek tek lider olarak sunduğu belirtilmişti. Haberde aktarılan kamuoyu yoklamaları, Likud'un seçimlerde sandalye kaybedebileceğine işaret ediyordu.

İsrailli uzman Muhannad Mustafa da Netanyahu'nun kişisel ve siyasi ihtiyaçlarının İran'a tek taraflı saldırı düzenleme seçeneğini değerlendirmesinde etkili olabileceğini belirtti. Mustafa'ya göre Netanyahu, büyük çaplı bir askerî operasyonun seçim öncesinde konumunu güçlendirebileceğini düşünüyor olabilir.

Öte yandan İsrail'in Kanal 12 televizyonuna dayandırılan haberde, güvenlik yetkililerinin İran'a ilişkin istihbarat değerlendirmelerinde ortak bir askeri operasyonu zorunlu kılacak yeni bir değişiklik görmediği aktarıldı. Haberde ayrıca İsrail Genelkurmay Başkanı'nın çatışmaların yeniden başlamasının seçimlerin ertelenmesine yol açabileceği konusunda uyarıda bulunduğu belirtildi.

Netanyahu'nun İran'a yönelik açıklamaları, İsrail'in güvenlik politikasının yanı sıra yaklaşan seçimlerin siyasi dengeleri açısından da önem taşıyor. Ancak İran'a yeni bir saldırı düzenlenip düzenlenmeyeceği ve açıklanan rejim değişikliği hedefinin hangi adımlarla izleneceği henüz belirsizliğini koruyor.

Kaynak: Mepa News

facebook.png

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.