İsrail seçimleri Suriye politikasını nasıl etkileyecek?

İsrail seçimleri Suriye politikasını nasıl etkileyecek?

İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan seçimler öncesinde Netanyahu ile muhalefetin önde gelen isimlerinden Gadi Eisenkot’un Suriye politikalarındaki farklılıklar tartışılıyor.

İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan parlamento seçimlerinin, ülkenin Suriye politikasına yansıması bekleniyor.

Uzmanlara göre Başbakan Binyamin Netanyahu, Suriye topraklarında askeri varlığın sürdürülmesini ve güvenlik gerekçesiyle sahada hareket serbestisinin korunmasını savunurken, muhalefetin önde gelen isimlerinden eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, yeni güvenlik düzenlemeleri içeren bir anlaşma seçeneğine daha sıcak bakıyor.

Al Jazeera’ya konuşan araştırmacı ve uzmanlar, iki siyasi kamp arasındaki temel ayrılığın Suriye’ye yönelik güvenlik politikasının nasıl uygulanacağı konusunda ortaya çıktığını belirtiyor.

Her iki yaklaşımda da İsrail’in sınırları çevresinde güvenlik alanları oluşturma hedefi öne çıkarken, bu hedefe ulaşmak için askeri varlığın mı yoksa müzakere yoluyla oluşturulacak düzenlemelerin mi tercih edileceği tartışılıyor.

İsrail’in Suriye’deki askeri varlığı

Beşar Esed'in 8 Aralık 2024’te devrilmesinin ardından İsrail yönetimi, 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın fiilen çöktüğünü ileri sürdü. İsrail ordusu, Golan Tepeleri yakınlarındaki Cebelu'ş Şeyh'in (Şeyh Dağı) kontrolünü ele geçirirken Kuneytra ve Dera kırsalı ile Şam’ın batısındaki bölgelerde çok sayıda askeri operasyon ve baskın gerçekleştirdi.

Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler uzmanı İbrahim Rabaia’ya göre İsrail siyasetinde, ülkenin çevresinde genişletilmiş güvenlik alanları ve silahsızlandırılmış bölgeler oluşturulması konusunda genel bir yaklaşım birliği bulunuyor. Ancak Netanyahu ve sağ kanat, sahada doğrudan askeri varlığı ve komşularla yapılacak anlaşmalara karşı ihtiyatlı tutumu öne çıkarıyor.

Rabaia, eski Genelkurmay Başkanı Eisenkot’un ise güvenlik koşullarını belirleyen ve İsrail ordusuna belirli müdahale imkanları tanıyan anlaşmalara daha yakın durduğunu belirtiyor.

Eisenkot’un Suriye topraklarında uzun süreli askeri yayılmayı İsrail açısından askeri ve güvenlik yükü olarak değerlendirdiği ifade ediliyor.

Eisenkot, İsrail ile Suriye arasında 1974’te imzalanan Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın geliştirilmesi için müzakere süreci başlatılmasını savunuyor. Times of Israel’e yansıyan açıklamalarında da Suriye’deki değişimlerin yeni bir anlaşma ihtimalini değerlendirmek için fırsat oluşturabileceğini belirtirken, olası bir mutabakatın sıkı güvenlik düzenlemelerine dayanması gerektiğini dile getirdi.

Eisenkot’un Suriye ile güvenlik anlaşması yaklaşımı

Suriye-İsrail ilişkileri uzmanı Halid Halil’e göre Netanyahu yönetiminin Suriye politikası, askeri müdahaleyi önceleyen ve güvenlik kaygılarını siyasi hesaplarla birleştiren bir yaklaşım üzerine kurulu. Halil, İsrail’in 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından güvenlik doktrinini değiştirdiğini ve tehditleri kendi sınırlarından uzakta karşılamayı hedeflediğini belirtiyor.

Halil, bu yaklaşımın Washington’un bölgede daha az çatışma ve diplomatik anlaşmalar yoluyla istikrar oluşturma hedefiyle de çeliştiğini savunuyor. Uzman, Suriye’nin uluslararası iş birliğine açık tutumunun İsrail açısından doğrudan bir tehdit oluşturmadığı yönündeki değerlendirmelere rağmen Netanyahu hükümetinin güvenlik anlaşması fırsatlarını değerlendirmediğini ifade ediyor.

Eisenkot’un başbakan olması durumunda Suriye ile yeni bir güvenlik anlaşması yapılmasının mümkün olabileceğini değerlendiren Rabaia, bu anlaşmanın İsrail’e sınır hattında belirli güvenlik güvenceleri ve müdahale imkânları tanıyabileceğine işaret ediyor.

Olası düzenlemelerin, Suriye’nin güneyinde silahsızlandırılmış veya askeri varlığın sınırlandırıldığı bölgeleri de içerebileceği belirtiliyor.

Ancak Eisenkot’un yaklaşımı, İsrail’in Suriye’deki askeri faaliyetlerinden bütünüyle vazgeçmesi anlamına gelmiyor.

Tartışmanın merkezinde, İsrail’in güvenlik taleplerini doğrudan askeri kontrol yerine müzakere edilmiş düzenlemeler üzerinden güvence altına alıp alamayacağı bulunuyor.

Şam, diplomatik çözüm arayışını sürdürüyor

Suriye lideri Ahmed Şara, eylül ayında New York’ta düzenlenen bir toplantıda İsrail’in saldırılarına karşı diplomasi, diyalog ve müzakere yolunu tercih ettiklerini açıklamıştı.

Şara, iki taraf arasında çeşitli görüşmeler yapıldığını ve anlaşmanın büyük bölümünde uzlaşmaya yaklaşıldığını, ancak İsrail’in farklı gerekçelerle bu aşamada geri adım attığını söylemişti. Şara, kalıcı bir barışın kısa vadede garanti olmadığını belirtirken önceliğin Suriyelilerin güvenliğini ve haklarını korumak olduğunu vurgulamıştı.

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani de ağustos ayında Reuters’a yaptığı açıklamada, İsrail saldırılarının durdurulmasının ve güven inşa edecek adımlar atılmasının öncelikli olduğunu ifade etmişti.

Şeybani, iki taraf arasında saldırmazlık, iç işlerine müdahale etmeme, sınır çevresindeki güvenlik düzenlemeleri ve İsrail’in Esed yönetiminin devrilmesinden sonra kontrolüne aldığı bölgelerden çekilmesi gibi konularda daha önce anlayışlara varıldığını aktarmıştı.

Halil’e göre güvenlik düzenlemelerinin teknik çerçevesi büyük ölçüde oluşturulabilecek durumda. Ancak İsrail hükümetinin gerilimi sürdürme yaklaşımı ve müzakerelerde ilerleme sağlanamaması, anlaşmanın önündeki temel engeller arasında yer alıyor.

Suriye açısından seçimlerin ardından ortaya çıkabilecek yeni hükümetin önemi, İsrail politikasının tamamen değişmesinden çok, Washington’ın arabuluculuğuna daha açık ve askerî tırmanmayı sınırlamaya daha istekli bir yönetimin oluşması ihtimalinde yatıyor.

Netanyahu, Süveyda dosyasını seçim kampanyasına taşıdı

İsrail’deki seçim tartışmalarında Suriye’nin güneyindeki Süveyda vilayeti de gündeme geldi. Netanyahu, perşembe günü Dürzi toplumunun üyeleriyle gerçekleştirdiği seçim kampanyası kapsamındaki bir toplantıda, Temmuz 2025’te Süveyda’da yaşanan olaylar sırasında Devlet Başkanı Şara ile telefonda görüştüğünü öne sürdü.

Netanyahu, görüşmenin kısa ve sert geçtiğini iddia ederek bunun kendi ifadesiyle bir “katliamın” durdurulmasına katkıda bulunduğunu savundu. Ancak görüşmenin zamanı ve ayrıntıları hakkında kapsamlı bilgi vermedi.

Suriye yönetimi ise Dürzi toplumunun İsrail’deki seçim kampanyasında siyasi amaçlarla kullanılmasına karşı çıktı. Şam, Süveyda’daki Dürzilerin Suriye toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak topluluğun İsrail’deki seçim tartışmalarına dâhil edilmesini reddetti. Suriye yönetimi ayrıca İsrail’i, vilayetteki hukuka aykırı silahlı gruplara destek vererek toplumsal barışı hedef almakla suçladı.

Temmuz 2025’te Süveyda’da Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi topluluklara mensup silahlı gruplar arasında başlayan çatışmalar, hükümet güçlerinin ve daha sonra aşiret mensuplarının müdahalesiyle genişlemişti.

Suriye makamlarının Mart 2026’da oluşturduğu soruşturma komisyonunun raporuna göre olaylarda 1.760 kişi hayatını kaybetti.

Seçim anketlerinde iki kamp arasında denge

İsrail’de Maariv gazetesinde 16 Ekim’de yayınlanan bir ankete göre Netanyahu’nun liderliğindeki blok ile Yahudi muhalefet partilerinden oluşan blok, 120 sandalyeli parlamentoda 51’er sandalyeye ulaşabiliyor.

Arap milletvekillerinin 14, söz konusu iki kampın dışında kalan bir partinin ise 4 sandalye kazanacağı öngörülüyor.

Ankete göre hiçbir kamp tek başına hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor. Katılımcıların yüzde 55’i ise seçimlerin kesin bir sonuç ortaya çıkarmaması durumunda birlik hükümeti kurulmasını destekliyor.

Netanyahu’nun Likud partisine 18 sandalye öngörülürken Eisenkot liderliğindeki Yashar partisinin 21 sandalyeyle öne çıktığı belirtiliyor. Ankette başbakanlık için tercih sorusunda da Eisenkot yüzde 48, Netanyahu ise yüzde 41 destek alıyor.

Seçim sonuçlarının İsrail’in Suriye politikasını hangi yönde etkileyeceği, yeni hükümetin oluşumuna ve Washington’ın arabuluculuğunun nasıl şekilleneceğine bağlı olacak. Uzman değerlendirmelerine göre hükümet değişikliği, İsrail’in güvenlik taleplerini ortadan kaldırmayabilir. Ancak bu taleplerin doğrudan askeri varlık ve operasyonlar yerine müzakere edilmiş bir anlaşmayla uygulanması ihtimalini güçlendirebilir.

Kaynak: Mepa News, Al Jazeera

tg.png

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.