1. TARİH

  2. İsrail'in Arap ülkeleriyle son savaşı: Yom Kippur
İsrail'in Arap ülkeleriyle son savaşı: Yom Kippur

İsrail'in Arap ülkeleriyle son savaşı: Yom Kippur

Dört Arap devleti ile İsrail arasında 6-26 Ekim 1973'te Yom Kippur'da başlayan savaştır. Yahudilerin en kutsal günü Yom Kippur’da (Kefaret günü) başlaması sebebiyle savaşa bu isim verilmiştir.

A+A-

1973 Arap-İsrail Savaşı, Ekim Savaşı, Ramazan Savaşı, Dördüncü Arap-İsrail Savaşı olarak da bilinir. Dört Arap devleti ile İsrail arasında 6-26 Ekim 1973'te Yom Kippur'da başlayan savaştır. Mısır ve Suriye'nin 6 Ekim 1973'te İsrail'e karşı başlattığı Yom Kippur Savaşı, İsrail ile Arap ülkelerinin bugüne kadar karşı karşıya geldiği son muharebe oldu.

Yahudilerin en kutsal günü Yom Kippur’da (Kefaret günü) başlaması sebebiyle savaşa bu isim verilmiştir.

Savaşın amacı İsrail'den 1967'de işgal ettiği Golan Tepeleri ve Sina Yarımadası'nı geri almaktı.

Ancak İsrail'in Suriye'ye oranla daha gelişmiş tanklara sahip olması ve Mısır'ın savaşın ikinci haftasındaki yanlış hamleleri sebebiyle Kahire ile Şam amaçladıkları sonuçlara büyük ölçüde ulaşamadı.

1_ivnlboepjysvdcpcg0oxxq.jpeg

Savaşa giden süreç

İsrail'in tarihi Filistin toprakları üzerinde 14 Mayıs 1948'de bağımsızlığını ilan etmesi bölgedeki istikrarsızlığın da fitilini ateşledi. Mısır, Suriye, Lübnan ve Ürdün'ün de aralarında olduğu bölge ülkeleri, 15 Mayıs 1948'de bağımsızlığını ilan eden İsrail'e savaş açtı.

Savaşı kazanan İsrail, Batı Kudüs'ü işgal ederken, 700 binden fazla Filistinli topraklarından sürüldü.

Bölgedeki varlığını pekiştiren İsrail, 5 Haziran 1967’de Mısır ve Suriye'ye savaş açtı.

Tarihe "Altı Gün Savaşı" olarak geçen muharebeye hazırlıksız yakalanan Mısır ve Suriye ordusu ağır bir yenilgi aldı. İsrail, 1967'deki savaşta Mısır ve Suriye ordusunun hava kuvvetlerinin neredeyse tamamını yok etti.

Bölgedeki Arap ülkelerine karşı bir kez daha galip gelen İsrail, bu savaşta da Doğu Kudüs ve Batı Şeria'nın yanı sıra stratejik öneme sahip Suriye'nin Golan Tepeleri ile Mısır’a ait Sina Yarımadası'nı işgal etti.

Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat, 1971'de Sina Yarımadası'ndan çekilmesi halinde İsrail'le barış imzalamaya hazır olduğunu açıklasa da Tel Aviv yönetimi bunu reddetti.

Tüm bu gelişmeler bölgede yaşanacak yeni bir Arap-İsrail savaşının habercisi gibiydi.

Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad ve Mısır Cumhurbaşkanı Sedat, hem kaybedilen toprakları geri almak hem de 1967'deki yenilgiyi unutturmak için İsrail'le savaşmaya karar verdi.

1967 Arap-İsrail Savaşı'ndan sonra ümitlerini BM toplantılarına ve ABD-Rus görüşmelerine bağlamış olan Araplar, sorunun sürüncemede kaldığını anlamışlar ve ümitsizliğe düşmüşlerdir. Ancak ümitlerini dış faktörlerden bağımsız olarak düzeltebilecekleri konusundaki inançlarında artış olmuştur.

777px_yom_kippur_war_1_1_.jpg

Bu gelişmeler ve geçmişte yapılan hatalar, işgal edilen Arap topraklarının kurtarılması için tek yolun, topyekûn mücadele olduğu görüşünde birleşmelerine yol açmıştır. Başta Mısır, Suriye ve Ürdün olmak üzere Araplar bu düşünce altında askerî hazırlıklarını artırmaya başladılar. Diğer Arap ülkeleri de ekonomik açıdan bu ülkelere destek olmaktadır.

Askerî Hazırlıklar

1967'deki savaştan yenilerek ve toprak kaybederek çıkan Mısır, Ürdün ve Suriye savaştan sonra aldıkları silah ve gereçler ile ordularını yeniden donattılar ve teşkilatlandırdılar. İsrail de aynı dönem içinde, ABD ve Fransa'dan aldığı modern silah ve teçhizat yanında bunların bir kısmını kendi imkânlarıyla imalata başladı.

Mısır, kanalı geçme güçlükleri sebebiyle sulardan geçme eğitimlerine ağırlık veriyordu. İsrail ise, kanalın hemen doğusunda 1967 yılından beri güçlendirdiği "BAR-LEV Hattı" ile bu kesimde oyalama muharebeleriyle gereken zamanı kazanacağını ve bu süre içinde Suriye-Lübnan kesimindeki Arap ordularına taarruz ederek, bunları süratle savaş dışı bırakacağını ümit ediyordu. Mısır ile Suriye arasındaki uzaklığın 300 km oluşu ve Mısır-İsrail arasında, kanal ile çölün bulunuşu İsrail'e iç hat manevrasını uygulama olanağını veriyordu. İsrail; Golan Tepeleri, Ürdün Nehri batı yakası, Gazze Şeridi ve Şarm El Şeyh üzerindeki isteklerinden ödün vermiyordu. Bunun üzerine barış çabalarından ümidini kesen Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ile Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad, 1 Nisan 1973'te buluşarak İsrail'e karşı uygulanacak askerî harekâtın planları hakkında görüş birliği sağladılar.

Mısır ve Suriye savaş hazırlıklarını gizleyebilmek için, 1973 sonbahar tatbikatlarının çapını büyük tuttular ve tatbikat maskesi altında birliklerin yığınaklarını tamamladılar, seferberlik ilân etmeden ihtiyatları silah altına aldılar.

Mısır ve Suriye'de bulunan Sovyet askerî görevlilerinin ve ailelerinin havayolu ile tahliyesinden şüphelenen İsrail, 6 Ekim 1973 saat 03.00'de İsrail Silahlı Kuvvetleri'ni alarma geçirdi.

Tarafların Kuvveti ve Harekatın Cereyan Tarzı

6 Ekim 1973'te, Kara Kuvvetleri personel mevcudu, Mısır'ın 325.000, Suriye'nin 112.000 olmak üzere 473.000 iken; İsrail'in savaş mevcudu 105.000 idi. Ancak, İsrail etkin seferberlik sistemiyle 48-72 saat zarfında personel mevcudunu 300.000'e çıkardı.

Bu savaş, hukuken Mısır, Suriye ve İsrail arasında cereyan etti. Lübnan ve Ürdün savaşa hukuken katılmaktan kaçındılar. Ancak bu savaşta tüm Arap ülkeleri tam bir dayanışma içinde Mısır ve Suriye'ye malî, siyasî ve askerî yardımda bulundular.

Mısır ve Suriye orduları, İsraillilerin en büyük bayramını kutladığı gün (Yom Kippur), yani 6 Ekim 1973 günü saat 14:00'de taarruza Suriye Cephesi'ndeki taarruzları Golan mevzî derinliklerinde durduran ve iç hat harekatı yapan İsrail, önceliği Suriye Cephesi'ne verdi ve 9 Ekim sabahı Golan Cephesi'nde 11 tugay toplayarak karşı taarruza geçti. 22 Ekim 1973'de İsrail, Hermon Dağı'nın en hakim yeri olan 2201 rakımlı tepe bölgesini ele geçirdi ve Suriye topraklarında 20 km derinlik, 40 km genişlikteki araziyi işgal etti.

Sina Cephesi'nde kanalı geçmeye muvaffak olan Mısır 1. ve 2. orduları, BAR-LEV savunma hattını ele geçirdiler ve kanalın 10–15 km kadar doğusuna ilerlediler. 14 Ekim günü 5 piyade tümeni, 1 mekanize tümen ve dört zırhlı tugay (70.000 personel, 700 tank) ile İsrail'in ikinci savunma mevzilerine taarruza geçtiler. Ancak, Suriye Cephesi'nde durumu lehine çevirmeye başaran ve 4 zırhlı tugayını Sina Cephesi'ne kaydıran İsrail, kısa sürede bu cephede de durum üstünlüğü sağlamaya muvaffak oldu. 16 Ekim 1973'te Sina Cephesi'nde genel karşı taarruza geçen İsrail, 18/19 Ekim gecesi Süveyş Kanalı batısına 2 tugay kadar kuvveti geçirmeyi başardı. Mısır, İsrail taarruzlarını İsmailiye-Kahire yolunun 5 km kadar doğusunda durdurabildi.

BM'nin 22 Ekim ve 24 Ekim tarihli ateşkes kararlarına uymayan İsrail, 26 Ekim günü Barış Gücü'nün gelmesiyle ateşkese uydu. Bunda SSCB'nin bölgeye tek taraflı kuvvet gönderme kararlılığı da etkili oldu. Ateşkes kararı yürürlüğe girdiğinde, Mısır 3. ordusuna mensup 20.000 kişi ile 200 tanktan müteşekkil birliklerinin anavatanları ile bağlantısı kesilmiş bulunuyordu.

Bu savaş sonunda Mısır 500, Suriye 500, Irak 120 tank, İsrail ise 600 tank kaybetmiştir. Savaş sırasında Mısır-Suriye kuvvetleri 8500, İsrail ise 6000 kayıp verdi.

Yom Kippur Savaşı, İsrail'i; askeri, diplomatik ve ekonomik alanlarda ABD'ye eskisinden daha bağımlı kıldı. Savaşın hemen ardından başlayan, başını Suudi Arabistan'ın çektiği ve İsrail'i destekleyen ülkeleri hedef alan petrol ambargosu Mart 1974'e kadar sürdü. Ambargo sonucu petrol fiyatları yükselirken, dünya çapında benzin sıkıntısı ortaya çıktı.

Sina'da da işler tersine döndü

Savaşın ilk haftasında Mısır ordusu Suriye'nin aksine İsrail'e karşı büyük bir başarı kazansa da ikinci haftada Sina cephesinde de işler tersine dönmeye başladı. İşlerin Mısır'ın istediği gibi gitmemesinde Enver Sedat ve bazı üst düzey komutanlarının aldığı yanlış kararlar etkili oldu.

ekran-resmi-2018-10-09-12.14.22.jpg

İlk olarak Mısır ordusu, Suriye'nin üzerindeki baskıyı azaltmak için 14 Ekim'de karşı saldırıya geçti. Sina'nın içlerine doğru ilerleyen Mısır tankları, İsrail ordusu tarafından durduruldu. Mısır, savunma pozisyonundan karşı saldırıya geçmesinin bedelini 250 tankını kaybederek ödedi.

İsrail güçleri, Mısır ordusunun Sina'da oluşturduğu hattı yararak 16 Ekim'de Süveyş Kanalı'nın batısına geçti. Savaşın kaderini etkileyen bu gelişme İsrail'in elini güçlendirdi.

Süveyş'in karşı tarafına geçen İsrail askerleri, kanalın doğusunda kalan Mısır güçlerini arkadan kuşattı.

Enver Sedat, Mısır ordusunu arkadan kuşatan İsrail güçlerine karşı koymak için Süveyş'in batısında konuşlanan askerlerinin tekrar kanalın doğusuna hareket ettirilmesi önerisine, bunun geri çekilme olarak algılanacağı ve askerlerde moral bozukluğuna sebep olabileceği gerekçesiyle karşı çıktı.

Mısır'a pahalıya mal olan bu karar, savaşın İsrail lehine dönmesine neden oldu.

Mısır ordusunun büyük bir kısmının Sina'da olması sebebiyle Süveyş Kanalı'nın batısında kalan hava savunma sistemlerini koruyacak yeterli güç bulunmuyordu.

İsrail'in 18 Ekim'de kanalın batı tarafına gönderdiği takviye güçler, Mısır'a ait hava savunma sistemlerinin büyük bölümünü imha etti. Bu da İsrail uçaklarının yeniden Sina Yarımadası'nda saldırılarına başlamasına olanak sağladı.

Savaşın gidişatının değiştiğini anlayan Mısır Cumhurbaşkanı Sedat, 21 Ekim'de Sovyetler Birliği'nin Kahire büyükelçisine İsrail ile ateşkese hazır oldukları mesajını verdi.

Süveyş Kanalı'nın batısına geçerek savaşı lehine çeviren İsrail, Sedat'ın ateşkes önerisini kabul etmedi.

Ateşkes süreci

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) 22 Ekim'de taraflara ateşkes çağrısında bulundu.

Mısır ateşkesi kabul etse de İsrail BMGK'nin çağrısına uymayarak saldırılarına devam etti. Mısır'ın çekilmesiyle yalnız kalan Hafız Esad da 23 Ekim'de ateşkesi kabul ettiğini duyurdu.

İsrail ise BMGK'nin 23 Ekim'de yaptığı ikinci çağrıya da olumlu karşılık vermedi.

Bölgedeki çatışmanın sona ermesini isteyen BMGK, 25 Ekim'de üçüncü defa ateşkes çağrısında bulundu. Mısır ile İsrail arasındaki ateşkes Birleşmiş Milletler'in 26 Ekim'de Süveyş Kanalı'na barış gücü göndermesiyle büyük ölçüde sağlanmış oldu.

ABD'nin ara buluculuğunda Mısır ile İsrail arasında 18 Ocak 1974'te İsrail'in Süveyş Kanalı'nın batısındaki askerlerinin yanı sıra Sina’dan da belli bir ölçüde geri çekilmesini sağlayan bir anlaşma imzalandı.

Tel Aviv ile Şam arasında da 5 Haziran 1974'te Kuvvetlerin Çekilme Anlaşması imzalandı. İsrail bu anlaşmayla savaş sırasında işgal ettiği Suriye topraklarından çekilmeyi kabul ederken, 1967'de işgal ettiği Golan Tepeleri'nde kalmaya devam etti.

Arap-İsrail Savaşlarının Sonuçları

Yaklaşık 3 hafta süren savaşta İsrail'in yanı sıra Mısır ve Suriye ağır kayıplar verdi.

Savaşta 2 bin 500'den fazla askerini kaybeden İsrail'in 102 savaş uçağı ve 400'den fazla tankı imha edildi.

İsrail'de Nisan 1974'te yürütülen soruşturma sonucu Genelkurmay Başkanı'nın da aralarında bulunduğu üç üst düzey komutan savaşta ihmalleri olduğu gerekçesiyle görevden alındı. Dönemin İsrail Başbakanı Golde Mir, soruşturmada aklansa da kamuoyu baskısı sebebiyle 11 Nisan 1974'te istifa etti. 

Mısır ve Suriye savaşta verdikleri can kaybına ilişkin kesin bir rakam paylaşmadı, ancak savaşta yaklaşık 5 bin Mısır ve 3 bin Suriye askerinin hayatını kaybettiği ifade ediliyor.

Savaşta ayrıca Mısır ve Suriye'ye ait 2 bin 200'e yakın tankın ve 350'den fazla savaş uçağının imha edildiği tahmin ediliyor. Kökü tarihin derinliklerine inen ve yaklaşık 3500 yıllık bir geçmişe sahip bulunan Arap-İsrail Sorunu; 1850 yıllık bir aradan sonra, 1917 yılından itibaren tekrar başlamış ve 1948 yılında İsrail Devleti'nin kurulmasıyla şiddetlenmiştir.

Taraflar amaçlarını gerçekleştirmek için Millî Güç Unsurları'nı her alanda ve fırsatta kullanmışlarsa da; bu konuda verilen 4 savaş bile kesin sonuç almalarına yetmemiştir. Keza Mısır'ın ABD'nin yanında yer alması ve Camp David Antlaşmaları dahi soruna kesin ve kalıcı çözüm getirememiştir.

Sorunun halihazır ve gelecekteki muhtemel gelişmesi ve objektif bir değerlendirme yapabilmek için; tekrar amaç kavramına bakmakta yarar görülmektedir.

İsrail için amaç tahakkuk etmiş olup, tespit edilen amaç doğrultusunda İsrail Devleti kurulmuş, bekası için gerekli şartlar önemli ölçüde sağlanmıştır.

Araplar ise; başlangıçta tespit edilen amaçları gerçekleştirememişlerdir. Diğer bir ifade ile İsrail Devleti'nin kurulmasını engelleyememişler ve bekasının devamlılığını sağlayan şartları ortadan kaldıramamışlardır.

Kaynak: AA, Wikipedia

HABERE YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler