İsrail'in Batı Şeria'daki işgal modeli Suriye'nin güneyine mi taşınıyor?

İsrail'in Batı Şeria'daki işgal modeli Suriye'nin güneyine mi taşınıyor?

Zeytin ağaçlarının sökülmesi, tarım arazilerinin askerî bölgelere dahil edilmesi, baskınlar ve gözaltılar, Batı Şeria ile Suriye'nin güneyinde öne çıkan ortak uygulamalar arasında yer alıyor.

İsrail'in Batı Şeria'da Filistinlilerin hareket özgürlüğünü kısıtlamak, tarım arazilerine erişimlerini engellemek ve yerleşim alanları üzerindeki kontrolünü artırmak için uyguladığı politikaların benzerleri, Suriye'nin güneyindeki Kuneytra ve Dera kırsalında da görülüyor.

Batı Şeria'da yıllardır uygulanan kontrol noktaları, demir kapılar, yol engelleri, zeytin ağaçlarının sökülmesi, ev baskınları ve gözaltılar; Suriye'nin güneyinde askeri tahkimat hatları, toprak setler, tarım arazilerinin tahribi ve sivil yerleşimlere yönelik operasyonlarla kendisini gösteriyor.

İki coğrafyadaki uygulamalar aynı hukuki ve siyasi bağlamda gerçekleşmese de ortaya çıkan tablo, İsrail'in askeri kontrolünü genişletirken sivil nüfusun hareket alanını ve geçim kaynaklarını daraltan yöntemlerin benzerliğine işaret ediyor.

Batı Şeria'da yüzlerce kontrol noktası ve geçiş engeli

İsrail'in Batı Şeria'da uyguladığı hareket kısıtlamalarının boyutu, Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin (OCHA) Nisan 2026'da yayınladığı raporda da ortaya konuldu.

OCHA'nın Aralık 2025 verilerine dayanan çalışmasına göre Batı Şeria'da Filistinlilerin hareketini kalıcı veya dönemsel olarak kısıtlayan 925 fiziksel engel bulunuyor. Bunlar arasında 89 sürekli görev yapılan kontrol noktası, 218 kısmi kontrol noktası, 232 yol kapısı, 114 toprak set ve hendek gibi doğrusal engel, 167 toprak yığını ve 105 yol barikatı yer alıyor.

232 yol kapısının 159'u sıklıkla kapalı tutuluyor. İsrail'in inşa ettiği 712 kilometrelik Batı Şeria Duvarı'nın yüzde 85'i ise uluslararası alanda tanınan Yeşil Hat'ın dışında, işgal altındaki Batı Şeria toprakları içerisinde bulunuyor.

OCHA'ya göre 2025 yılında Batı Şeria'da 120'den fazla yeni yol kapısı kuruldu. Bu engeller, Filistinlilerin yerleşim yerleri arasındaki ulaşımını zorlaştırırken iş yerlerine, sağlık hizmetlerine, okullara ve tarım arazilerine erişimlerini de kısıtlıyor.

Suriye'nin güneyinde askeri tahkimat hattı

Suriye'nin güneyinde ise İsrail'in askeri varlığını tahkim etmek amacıyla yürüttüğü çalışmalar, özellikle Kuneytra kırsalında genişleyen bir altyapı projesiyle dikkat çekiyor.

İsrail'in 2022 yılında Kuneytra'nın kuzeyindeki Hadar yakınlarında başlattığı ve daha sonra güneye doğru genişlettiği Sufa 53 projesi, askeri yol, hendekler, toprak setler, gözetleme noktaları ve askeri mevzilerden oluşuyor.

Anadolu Ajansının 5 Ekim 2026 tarihli incelemesine göre proje kapsamında yaklaşık 8 metre genişliğinde askeri yol, yer yer 5 metre yüksekliğe ulaşan toprak setler ve derin hendekler inşa ediliyor. Hat, Hadar'dan Cübata el Haşab, Hamidiye, Kahtaniye, Bir Acem ve Barika çevresinden geçerek Kuneytra'nın güneyine uzanıyor.

İsrail, tahkimat çalışmalarını "İran destekli silahlı gruplardan gelebilecek saldırıları önleme" bahanesiyle savunuyor. Ancak bölge sakinleri, çalışmaların tarım arazilerini, otlakları ve su akışını etkilediğini belirtiyor.

Yerel yetkililerin verdiği bilgilere göre projenin Kuneytra'nın kuzey ve orta kesimlerinde etkilediği alan yaklaşık 12 bin dönüme, yani 1200 hektara ulaşıyor. Cübata el Haşab çevresinde yaklaşık 7 bin dönüm, Hamidiye ve Hürriye çevresinde ise 6 bin dönüm arazinin projeden etkilendiği bildiriliyor.

Zeytin ağaçları ve tarım arazileri hedefte

İki coğrafya arasındaki en dikkat çekici benzerliklerden biri, tarımsal alanların tahrip edilmesi ve bölge halkının geçim kaynaklarına erişiminin engellenmesi.

Batı Şeria'da zeytin hasadı dönemleri, İsrail askerleri ve Yahudi işgalcilerin saldırıları, ağaçların tahrip edilmesi ve çiftçilerin arazilerine ulaşmasının engellenmesiyle geçiyor. OCHA, 2025 yılının ekim ve kasım aylarında zeytin hasadıyla bağlantılı 178 işgalci Yahudi saldırısı kaydetti. Saldırılarda çiftçiler hedef alınırken zeytin ağaçları ve fidanlar da tahrip edildi.

OCHA'nın verilerine göre 2025 yılında Batı Şeria'da 6 binden fazla zeytin ağacı ve fidanı zarar gördü. Bu sayı, 2024'te kaydedilenin yaklaşık iki katı, 2020'deki seviyenin ise üç katı oldu. Aynı yıl 88 Filistin yerleşiminde zeytin hasadıyla bağlantılı saldırılar belgelendi.

Suriye'nin güneyinde de benzer bir tablo ortaya çıkıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Eylül 2025'te yayınladığı raporunda İsrail güçlerinin Kuneytra'daki Cübata el Haşab ve Hamidiye çevresinde tarım arazilerine erişimi engellediğini, ağaçları söktüğünü ve ormanlık alanları askerî tahkimat çalışmaları kapsamında temizlediğini bildirdi.

Örgütün uydu görüntülerine dayanan incelemesine göre Cübata el Haşab yakınlarındaki ormanlık alanın 45 hektardan fazlası, yani toplam alanın yaklaşık yüzde 25'i tamamen temizlendi. Bölge sakinleri, zeytin ve kiraz ağaçlarının söküldüğünü, bazı tarım arazilerinin dikenli tellerle çevrildiğini ve askeri bölgelerin içine alındığını aktardı.

HRW'ye konuşan bir bölge sakini, yaklaşık 700 hektarlık topluluk arazisinin dikenli tellerle çevrildiğini veya askeri bölgelere dahil edildiğini belirtti. Arazilerine erişemeyen çiftçilerin gelirlerinin ciddi biçimde düştüğünü, hayvanlarını otlatacak alan bulamayan bazı ailelerin koyunlarını satmak zorunda kaldığını anlattı.

Tahribatın sürdüğüne ilişkin daha yakın tarihli örnekler de bulunuyor. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), 24 Ekim 2026'da yayınladığı raporda Kuneytra'nın güneyindeki Sayda el Hanut bölgesinde yaklaşık 13 dönüm tarım arazisinin buldozerlerle tahrip edildiğini ve yaklaşık 300 zeytin ağacının söküldüğünü bildirdi.

Taranca çevresinde de zeytin, elma ve kiraz ağaçlarının zarar gördüğü, tarım arazilerine erişimi kısıtlayan toprak engellerinin oluşturulduğu aktarıldı. <Cite refs={["turn102582search9","turn102582search13"]}/>

Baskınlar, gözaltılar ve sivil ölümleri

Batı Şeria'da askeri baskınlar, toplu gözaltılar ve ölümcül güç kullanımı, İsrail'in kontrol politikasının diğer önemli unsurlarını oluşturuyor.

BM İnsan Hakları Ofisi'nin Ocak 2026 tarihli raporunda, 7 Ekim 2023 ile Eylül 2025 arasında Batı Şeria'da yaklaşık 20 bin Filistinlinin İsrail güçleri tarafından gözaltına alındığına ilişkin Filistinli mahpus kuruluşlarının verilerine yer verildi.

Raporda, Eylül 2025 itibarıyla İsrail cezaevlerinde idari tutuklu statüsünde bulunan Filistinlilerin sayısının 3.577'ye ulaştığı, bu sayının Eylül 2023'te 1.319 olduğu belirtildi.

OCHA'nın 2025 yılına ilişkin verilerine göre Batı Şeria'da 240 Filistinli İsrail askerleri veya silahlı Yahudi çeteler tarafından öldürüldü. Bunların 225'i İsrail güçleri, dokuzu Yahudi çeteler tarafından öldürüldü; altı kişinin ölümünden kimin sorumlu olduğu kesinleştirilemedi.

Suriye'nin güneyinde de İsrail'in baskınları ve alıkoymalar düzenli hale gelmiş durumda. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Ekim 2026'da yaptığı açıklamada yalnızca Eylül ayında açık kaynak takibiyle 280 İsrail askeri müdahalesi ve sınır ötesi baskın kaydedildiğini bildirdi. Bu olaylar arasında ev baskınları, hareket kısıtlamaları, sivillerin taciz edilmesi, keyfi gözaltılar ve geçim kaynaklarının tahribi bulunuyor.

BM İnsan Hakları Ofisi, Eylül 2026 itibarıyla İsrail'in elinde 49 Suriyelinin bulunduğuna ilişkin bilgi aldığını, ancak bu sayının kapsamlı ve güncel toplam olarak bağımsız biçimde doğrulanamadığını açıkladı.

Bazı tutukluların bir yıldan uzun süre alıkonulduğu, gözaltı gerekçelerinin kendilerine bildirilmediği ve işkence ile kötü muamele iddialarının bulunduğu da belirtildi.

Suriye İnsan Hakları Ağı'nın (SNHR) 8 Ekim 2026'da yayınladığı rapor ise 8 Aralık 2024 ile 6 Ekim 2026 arasında İsrail işgal güçlerinin Suriye topraklarında en az 453 kara baskını gerçekleştirdiğini, en az 69 kişinin öldüğünü ve 162 keyfi gözaltı veya kaçırılma vakasının belgelendiğini ortaya koydu.

Kurum, bu rakamların kendi saha çalışmaları, tanık ifadeleri ve açık kaynaklardan elde edilen verilere dayanan asgari sayılar olduğunu belirtti.

SNHR'nin kayıtlarına göre gözaltına alınan 162 kişiden 127'si serbest bırakıldı, 35 kişinin akıbeti ise raporun hazırlandığı tarihte aileleri ve kuruluş tarafından bilinmiyordu. Gözaltına alınanlar arasında 20 çocuk da bulunuyordu.

İki coğrafyada benzer yöntemler, farklı işgal koşulları

Batı Şeria ve Suriye'nin güneyinde yaşananlar karşılaştırıldığında dört temel ortaklık öne çıkıyor: Fiziksel engellerle hareket özgürlüğünün kısıtlanması, tarım arazilerinin ve ağaçlık alanların tahrip edilmesi, askeri baskınlarla sivil nüfus üzerinde baskı kurulması ve gözaltılarla yerel halkın hareket alanının daraltılması.

Batı Şeria'da bu uygulamalar, İsrail'in onlarca yıldır sürdürdüğü işgal, yerleşim politikaları ve Filistinliler ile işgalci Yahudiler için farklı hukuk ve hareket rejimlerinin uygulanması çerçevesinde yürütülüyor.

Suriye'nin güneyinde ise Aralık 2024'te Beşar Esed'in devrilmesinin ardından İsrail'in 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'yla oluşturulan tampon bölgeye ilerlemesi ve bu alanın ötesinde askeri varlığını genişletmesiyle yeni bir süreç başladı.

BM Suriye Soruşturma Komisyonu, Eylül 2026'da yaptığı açıklamada İsrail'in Suriye topraklarındaki askeri faaliyetlerinin giderek kalıcı hale geldiği uyarısında bulundu.

Komisyon, Kuneytra ve Dera'da düzenli kara baskınları, devriyeler, ev aramaları ve gözaltıların yanı sıra geçici kontrol noktaları ile sabit askeri altyapının oluşturulduğunu bildirdi. Bu uygulamaların sivillerin işe, eğitime ve geçim kaynaklarına erişimini ciddi biçimde etkilediğini kaydetti.

Komisyon ayrıca İsrail'in Suriye'deki askeri varlığının 1974'teki ayrıştırma bölgesinin içine ve ötesine doğru genişlemesinden duyduğu endişeyi dile getirdi. İsrail'in işgalci güç olarak uluslararası insancıl hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine dikkat çekti.

İsrail yönetimi, Suriye'deki askeri tahkimat ve operasyonlarını güvenlik gerekçeleriyle savunuyor. Batı Şeria'daki uygulamalar için de aynı gerekçeler öne sürülüyor.

Ancak BM ve uluslararası insan hakları kuruluşları, bu tedbirlerin sivillerin temel hakları, mülkiyetleri ve geçim kaynakları üzerindeki sonuçlarına dikkat çekiyor.

İki coğrafyada ortaya çıkan benzerlik, yalnızca askeri araçların kullanılmasından ibaret değil. Kontrol noktaları, toprak setler, tarım arazilerinin çevrilmesi, ağaçların sökülmesi, ev baskınları ve gözaltılar, sivil nüfusun günlük hayatını ve yaşadığı coğrafyayla bağını doğrudan etkiliyor.

Batı Şeria'da uzun yıllara yayılan bu uygulamaların benzerlerinin Suriye'nin güneyinde de görülmesi, İsrail'in bölgedeki askeri varlığının geleceği ve sivil halk üzerindeki etkileri konusunda ciddi endişelere yol açıyor.

Kaynak: Mepa News

mobil.png

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.