İsrail'in Kıbrıs'taki varlığı: Dünyaya açılan kapı mı ileri karakol mu?
"Kıbrıs, Yunanistan'la birlikte son dönemde İsrail'in stratejik ortamının önemli bir parçası haline geldi."
Sylvain Henry | New Arab | Tercüme: Mepa News
Kıbrıs'ın güney kıyılarında, giderek büyüyen İsrail varlığının işaretlerini gözden kaçırmak artık daha zor.
İsrailli alıcılara pazarlanan yeni konut projeleri, el değiştiren büyük arazi parçaları, siyasi afişler ve artık yalnızca turistler ile ikinci ev sahiplerinden oluşmayan bir topluluğa hizmet veren okullar, sinagoglar, koşer işletmeler ve diğer kurumlardan oluşan bir ağ bulunuyor.
Bunun sonucunda, emlak piyasasını uzun süredir yabancı sermayeyle besleyen adada İsrail'in ayak izi giderek daha görünür hale geliyor.
Ancak bazı projelerin ölçeği ve belirli bölgelerde yoğunlaşması adada bir tartışmayı da beraberinde getirdi: Bu yalnızca yeni bir yabancı yatırım dalgası mı, yoksa daha kalıcı bir yapı mı şekilleniyor?
Yeni bir yabancı yatırım dalgası
Kıbrıs ekonomisi uzun süredir üçüncü ülkelerden gelen yatırımlara bağımlı. Tartışmalı "altın pasaport" ve altın vize uygulamaları da dahil olmak üzere art arda hayata geçirilen programlar, özellikle gayrimenkul sektörüne sermaye çekmek amacıyla tasarlandı.
Geçmişte Birleşik Krallık ve Rusya'nın hakim olduğu sermaye akışında son dönemde Lübnan, Ukrayna ve İsrail de öne çıkmaya başladı.
Altın vize programı, Avrupa Birliği (AB) vatandaşı olmayan kişilerin gayrimenkule veya bir şirkete 300 bin euro yatırım yaparak oturum izni almasına imkan tanıyor. Bu durum şeffaflık ve denetim konusunda kaygılara yol açıyor.
Kıbrıs Merkez Bankası'nın ön verilerine göre İsrail'le bağlantılı doğrudan yatırım stoku 2025'te yaklaşık 3.5 milyar euroya ulaşırken, aynı yıl 308 milyon euroluk işlem gerçekleştirildi.
Son dönemdeki İsrail yatırımları arasında büyük arazi alımları ile konut projelerini tatil tesisleri ve kapalı yerleşim alanlarıyla birleştiren projeler bulunuyor. İsrail'in liberal gazetesi Haaretz, 2023'te Kıbrıs'ın "ikinci İsrail" haline gelip gelmediğini sorgulamıştı.
İsrail'den büyüyen göç
Bu eğilim, İsrail'den göçün arttığı bir döneme denk geliyor. 2023'ten bu yana, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun aşırı sağ koalisyon hükümetinin önerdiği yargı reformları etrafındaki siyasi gerilimler ve ardından Gazze savaşı, ülkenin geleceğine ilişkin güvensizlik ve kötümserliği artırdı.
İsrail'in Kıbrıs eski Büyükelçisi Michael Harari, The New Arab'a, "Ocak 2023'teki yargı reformu ilk dönüm noktasıydı. Birçok kişi İsrail'in geleceğine dair umudunu kaybetti. Ekim 2023 bu eğilimi doğruladı ve birçok kişi taşınmaya karar verdi" dedi.
İsrail Merkezi İstatistik Bürosu (CBS) verilerine dayanan yakın tarihli bir araştırmaya göre 2023 ile 2025 arasında 270 bin vatandaş İsrail'den ayrıldı. Çalışma, özellikle yüksek eğitimli ve ekonomik olarak güçlü gruplar arasındaki göçün dikkat çekici boyutlara ulaştığını ortaya koydu.
Kıbrıs'ta bu hareketlilik hem taşınma hem de yatırım şeklinde karşılık buldu ve daha önce büyük ölçüde turizm ve emlakla sınırlı olan ilişkiyi daha görünür bir varlığa dönüştürdü.
İsrail gözünü Kuzey Kıbrıs'a mı dikti?
Bir sığınak olarak Kıbrıs
Bölgesel çalkantılardan görece uzak olan Kıbrıs, bu sorunlu ortamda "İsrail'in en sevdiği ada kaçamağı" haline geldi. Uçakla bir saatten kısa mesafede bulunan ada, görece uygun fiyatlı ve güvenli.
Kıbrıs Turizm Bakanlığı bünyesindeki İsrail Ofisi'nin Direktörü Louisa Varaclas, The New Arab'a, "Kıbrıs en yakın kaçış noktası" dedi.
İsrail, 2025'te Kıbrıs'ın ikinci büyük turizm pazarı oldu ve 600 bin ziyaretçiyle tüm gelişlerin yüzde 13'ünü oluşturdu. İsrail Büyükelçiliği, 2018'de 6 bin 500 olan Kıbrıs'taki İsrailli nüfusun bugün 15 bin ila 20 bin civarında olduğunu tahmin ediyor. Ancak birçok kişinin AB pasaportu taşıması nedeniyle kesin sayıyı belirlemek zor.
Coğrafi yakınlık, siyasi ilişkiler, elverişli vergi rejimi, iş imkanları ve güvenlik algısı, adayı ikamet ve yatırım açısından cazip hale getirdi.
İsrail Bölgesel Dış Politikalar Enstitüsünün (Mitvim) Araştırma Direktörü Roee Kibrik, The New Arab'a, "Kıbrıs bir güvenlik ortağıdır" dedi. Kibrik'e göre İsrail'in stratejik mantığı açısından ada neredeyse İsrail'in güvenlik alanının bir uzantısı olarak görülebilir; aynı zamanda bu ortaklık Kıbrıs'ın güvenlik çıkarlarına da hizmet ediyor.
Kıbrıs Üniversitesi Türk ve Orta Doğu Araştırmaları Bölümünde öğretim görevlisi Zenonas Tziarras da The New Arab'a, "İsrail ile Kıbrıs arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkiler derinleştikçe İsraillilerin Kıbrıs'ta turizm, ikamet ve yatırıma yönelik ilgisi de artacaktır" dedi.
Kibrik'e göre Kıbrıs aynı zamanda Avrupa Birliği'ne, AB pazarına, elektrik ve doğal gaz altyapılarına, deniz yollarına, kurumsal yapılara ve siyasi kanallara açılan bir "kapı" sunuyor.
Gayrimenkulden topluluklara
Artan İsrail varlığı özellikle Larnaka, Limasol ve Baf çevresindeki kıyı bölgelerinde belirginleşiyor. İsrailliler burada gayrimenkul satın alırken kendilerine yönelik özel konut kompleksleri de pazarlanıyor. Bunlara paralel olarak Yahudi kurumları, koşer işletmeler ve İbranice hizmetler de genişledi.
Kibrik, "Bazıları kesinlikle İsrail'den ayrıldı. Bazıları İsrail'de çalışmaya devam ederken Kıbrıs'ta yaşıyor, bazıları ise varlıklarının bir kısmını buraya taşıyor veya Kıbrıs'ta şirket kuruyor" dedi.
Bu eğilim konutların erişilebilirliği konusunda da kaygıları artırdı. 2025 ile 2026 arasında emlak fiyatları Larnaka'da yüzde 11.7, Limasol'da ise yüzde 10.7 arttı. Kıbrıs Merkez Bankası, inşaat ve işgücü maliyetlerinin yanı sıra üçüncü ülke yatırımcılarından gelen daha güçlü talebin de bu artışta payı olduğunu belirtti.
Harari, bazı gerilimlerin bulunduğunu kabul ediyor. "Bu göç doğal bir süreç ve yerel ekonomiye büyük katkı sağlıyor. Ancak elbette Kıbrıs gibi küçük bir yer için bu rakamlar önemli ve emlak fiyatları üzerindeki etkisi nedeniyle yerel halkın kaygılarını da anlayabilirsiniz."
Adanın kriz dönemlerinde sığınak işlevi görmesi de bu bağları daha da güçlendirdi. Ekim 2023'te 5 bin İsrailli Kıbrıs'a geldi. Haziran 2025'teki İsrail-İran çatışması sırasında ise hava sahasının kapanması nedeniyle 15 bin İsrailli adada mahsur kaldı.
Chabad merkezleri konaklama, gıda ve acil yardım sağladı. Bu durum, başlangıçta dini ve turistik ihtiyaçlara hizmet eden bir ağın, büyüyen İsrail topluluğunu destekleyen altyapının da parçası haline geldiğini gösterdi.
Küresel Hasidik Yahudi hareketi Chabad, 100 ülkede yaklaşık 4 bin merkez işletiyor. Resmi olarak siyasetten uzak olduğunu belirten hareketin bazı kesimlerinin, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in liderliğindeki aşırı sağcı Otzma Yehudit'e destek verdiği son araştırmalarda belgelendi.
Kıbrıs'ta Chabad'ın altı merkezi bulunuyor. Bunların yanında sinagog, anaokulu, mikve, koşer sertifikasyon kurumu, mezarlık ve yaz programları da faaliyet gösteriyor. Hareketin Kıbrıs'taki kurucusu ve ülkenin başhahamı Zeev Raskin, Yahudi hukukuna uygun şekilde tasarlanmış tatil köyleri ve turistik komplekslerin geliştirilmesini de destekliyor.
Kapalı yerleşimler ve tartışmalı projeler
Bazı projeler, planlama ve çevre düzenlemeleri, ulusal ve yerel makamların rolü ve bu varlığın uzun vadeli niteliği konusunda tartışmalara yol açtı.
Latchi'de büyük bir otel kompleksi, ruhsat sorunları çözüme kavuşmadan inşaatın son aşamalarına ulaştı. Polemidia'da ise 1500 öğrenci kapasiteli, 50 milyon euroluk bir Yahudi okulu trafik ve planlama konusunda kaygılara neden oldu. Belediye ise sürece dahil edilmemişti.
Okulun planlanan direktörü Haham Yehoshua Smukler, projeyi Kıbrıs'taki Yahudi toplumunun gelecekteki "köşe taşı" olarak tanımladı.
Trozena ve Gerovasa'da Macar-İsrailli iş insanı Uriel Kertesz, terk edilmiş köyleri evler, üzüm bağları, sağlık merkezi ve restore edilmiş harabeleri bir araya getiren bir "ekoturizm" projesine dönüştürmeyi önerdi. Bölgenin Natura koruma ağı içinde yer alması nedeniyle proje çevresel incelemelerle karşı karşıya kaldı.
Zygi'de ise 60 bin metrekarelik lüks bir proje, Yahudi toplumuna hizmet edecek kapalı bir konut kompleksi olarak pazarlanıyor. Proje 2024'te emlak girişimcisi Daniel Morris Goldberg ve Haham Ziv Raskin tarafından duyurulduğunda, Kıbrıs'ın "koşer bir parçası" olarak tanıtılmıştı.
Kibrik, "Bireyleri yerel kültüre dahil etmek yerine kapalı topluluklar mı oluşturuyoruz?" diye sorarak konut, kültür ve bazı bölgelerin dönüşümü etrafında şekillenen tartışmaya dikkat çekiyor.
Kıbrıs Central Lancashire Üniversitesi'nde Geçiş Dönemi Adaleti ve İnsan Hakları alanında yardımcı doçent olan Nasia Hadjigeorgiou'ya göre İsrail yatırımlarının hızı ve belirli bölgelerde yoğunlaşması, bunları adadaki daha köklü Rus varlığından ayırıyor.
Hadjigeorgiou, The New Arab'a şunları söyledi:
"Rusların adada çok uzun süredir devam eden ve zaman içinde kademeli şekilde gelişen bir varlığı bulunuyor. İsraillilerin varlığı ise çok daha ani ve ekonomik açıdan agresif oldu, bütün bölgeler satın alınıyor. Ruslar ağırlıklı olarak Limasol'de bulunuyor ve kentin içinde yaşıyor. Bazı İsrailliler ise kendilerini özel alanlarda ayıran kapalı yerleşimler inşa etmeye başladı.
Burada ayrıca İsrail ve Filistin'de yaşananlar, İsraillilerin topraklara yerleşme tarihinin şiddet ve yerinden edilmeyle birlikte anılması ve Türkiye'yle bağlantılı yerel işgal tarihinin de buna eklenmesi nedeniyle özel bir hassasiyet bulunuyor."
Leiden Üniversitesinde tarih alanında doktora adayı olan Theodosis Pipis ise soruyu daha açık biçimde ortaya koyuyor:
"Bu projeler ve kıyı ve liman kentlerinde hızla gerçekleşen yoğun arazi alımları göz önüne alındığında, Kıbrıs bir tür kalıcı veya yarı kalıcı İsrail yayılmacılığının etkisi altına mı giriyor?"
Görüş | Kıbrıs: Siyonist kolonisinden İsrail askeri üssüne
Artan nüfuz ve kamuoyu tepkisi
Temmuz 2026'da İsrail'in eski Genelkurmay Başkanı ve seçimlerde aday olan Gadi Eisenkot'un kampanya afişleri Larnaka Havalimanı çevresindeki otoyollarda ortaya çıktı ve İsrail'in Kıbrıs'ta artan etkisine ilişkin alışılmadık bir tartışma başlattı.
Bu olay daha geniş kaygıları da yansıtıyordu. Emekçi Halkın İlerici Partisi'nin (AKEL) sözcüsü Stefanos Stefanou Haziran 2025'te, "İsrailli alıcılar önemli arazi parçaları ve stratejik ekonomik varlıklar satın alıyor. Bunun bizde alarma yol açmaması mümkün değil" uyarısında bulundu.
Bu eğilim, seçim afişlerinden terk edilmiş köylerin yeniden geliştirilmesine kadar siyasi yelpazenin tamamında önemli bir mesele haline geldi.
Pipis, The New Arab'a, "Bu, adadaki çoğu çevrenin konuştuğu bir konu. Soldan, aşırı sağdan ya da merkezden olmanız fark etmiyor, hepimiz adadaki artan İsrail varlığını görebiliyoruz" dedi.
Büyüyen ekonomik bağlar güçlü ticari çıkarları da içeriyor. Servetinin yaklaşık 4 milyar dolar olduğu tahmin edilen Kıbrıslı-İsrailli emlak iş insanı Yakir Gabay, Kıbrıs'ta öne çıkan isimlerden biri haline geldi.
Gabay, Limasol çevresindeki 856 milyon euroluk yatırım projesinde yer alıyor ve kısa süre önce Bank of Cyprus'tan 950 bin metrekarelik bir araziyi 28 milyon euro karşılığında satın aldı.
Şubat 2026'da "Barış Kurulu"nun yürütme komitesine de katıldı. İsrail'i sık sık ziyaret eden, perde arkasında faaliyet gösteren Gabay'ın Jared Kushner'la yakın kişisel ve ticari bağları bulunuyor. Ayrıca Kasım 2023 gibi erken bir tarihte Filistin için bir yeniden imar planı sunduğu bildirildi.
Kıbrıs, Yunanistan'la birlikte son dönemde İsrail'in stratejik ortamının önemli bir parçası haline geldi. İlişkiler savunma, askeri iş birliği ve enerjiyi kapsıyor ve daha derin bir stratejik ortaklığa dönüştü.
Haziran 2017'den bu yana İsrail ordusu adada düzenli olarak tatbikatlar gerçekleştiriyor. Bunlar hava, deniz ve kara kuvvetleri birliklerinin yanı sıra istihbarat ve tahliye tatbikatlarını da kapsıyor. Tatbikatlarda Lübnan'ın güneyindeki operasyonlarla ilgili senaryoların da uygulanması, Kıbrıs'ı İsrail ordusu açısından kolay erişilebilir ve benzersiz bir eğitim alanı haline getiriyor.
Harari, "Elbette iki devlet arasındaki stratejik ilişkinin derinleşmesi Kıbrıs'ı İsrail vatandaşları için yatırım ve yaşam açısından cazip bir yer haline getirdi. İkisi birlikte ilerliyor" dedi.
