İsrail'in Lübnan'daki yıkım ve tehcir stratejisine dair neler biliniyor?
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi'nin raporları, tahliyelerin ülke topraklarının yüzde 14'ünü kapsayacak şekilde genişlediğini belgeledi.
Saha anlaşmalarının uygulanmasıyla birlikte dikkatler, haftalar süren askeri operasyonların ardından Lübnan'ın güneyinde ortaya çıkan yeni demografik ve coğrafi gerçekliğe çevriliyor. Kanıtlar, geniş alanların yerleşimi engellemek, sınırların özelliklerini ve nüfus dağılımını değiştirmek amacıyla hedef alındığını ortaya koyuyor.
Al Jazeera'dan Selam Hıdır, hazırladığı araştırma haberinde İsrail'in güney bölgelerindeki askeri stratejisinin izini sürdü. Bu strateji, altyapının sistematik biçimde tahrip edilmesini de içeriyordu.
Araştırma, 135 askeri tahliye emri çıkarıldığını ve bunun yaklaşık 800 bin kişinin evlerinden yerinden edilmesine yol açtığını ortaya koydu. Bu süreç, Litani Nehri'nden Zehrani Nehri'ne kadar uzanan bir alanı kapsadı ve böylece Lübnan'ın toplam yüzölçümünün yaklaşık yüzde 10'u, sivillerin geri dönmesinin engellendiği kapalı bir askeri operasyon bölgesine dönüştürüldü.
Araştırmadaki uydu görüntüleri, onlarca beldede geniş çaplı yıkım yaşandığını, bazı durumlarda tüm sınır köylerinin tamamen yok edilmesi noktasına ulaşıldığını gösteriyor.
Demografi uzmanı Ali Fevr, İsrail planının batıda Nakura'dan doğuda Hıyam bölgesi ve Vadi el Huceyr'e kadar uzanan 73 sınır köyünü doğrudan hedef aldığını, amacın bu köyleri kalıcı olarak nüfustan arındırmak ve tampon bölgeye dönüştürmek olduğunu açıkladı.
İsrail'in Lübnan'da kullandığı yasaklı fosfor bombaları geride ağır yaralar bıraktı
Dijital veriler ve görüntüler, bölge sakinlerinin tanıklıklarını tamamlıyor.
Hasan Serhan, yerinden edilme sürecinin ayrıntılarını anlatarak, normalde güneyden Beyrut'a 1 saat 15 dakika süren yolculuğun kendisi ve ailesi için dağ yolları üzerinden 12 saatten fazla sürdüğünü, diğer bazı kişilerin yolculuğunun ise devam eden askeri operasyonlar nedeniyle yaklaşık 25 saate ulaştığını söyledi.
İsrail'in sahadaki hareketliliği, 2000 yılından bu yana uluslararası alanda tanınan "Mavi Hat" sınırında durmadı. Bu hareketlilik, sözde "İleri Savunma Hattı" ya da "Sarı Hat" haritasının yayımlanmasıyla sahada somutlaştı.
Bu alternatif kuşak, Lübnan toprakları içinde 5 ila 10 kilometre derinliğe uzanıyor. Toplam yüzölçümü 600 kilometrekareyi aşan 60'tan fazla belde ve yerleşimi kapsıyor ve deniz kıyısından Lübnan'ın doğu sıradağlarına kadar uzanıyor.
Araştırmaya göre bu coğrafi değişim, İsrail hükümetindeki bakanların açıklamalarıyla eş zamanlı ilerledi. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Litani Nehri üzerindeki köprülerin yıkılması ve sınır köylerindeki evlerin yerle bir edilmesi yönünde emirler verdi.
Bu gerçekler karşısında uluslararası hukuk uzmanları, İsrailli yetkililerin yargılanması için hukuki dayanakları inceliyor. Uluslararası hukuk uzmanı Diyala Şehade, belgelenmiş bu resmi açıklamaların zorla yerinden etme suçu işleme kastını kanıtlamak açısından temel bir unsur oluşturduğunu düşünüyor.
Aynı bağlamda uluslararası hukuk uzmanı Abdulmecid el Marari, İsrail'in güney köylerindeki uygulamalarının bu bölgelerde yaşamın temellerini ortadan kaldırmayı amaçladığını belirtti.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi'nin raporları da tahliyelerin ülke topraklarının yüzde 14'ünü kapsayacak şekilde genişlediğini belgeledi.
Kaynak: Mepa News
