İsrail'in Suriye'de alıkoyduğu siviller hakkında neler biliniyor?
"Kuneytra, Dera ve Şam'ın batı kırsalından onlarca sivil kaçırılarak İsrail tarafından gözaltına alındı."
Sarah Khalil | New Arab | Tercüme: Mepa News
Kuneytra'dan Suriyeli eski tutuklular, Suriye'nin güneyinden kaçırıldıktan sonra İsrail güçleri tarafından İran, Hizbullah ve yerel sosyal ağlar hakkında sorgulandıklarını anlattı. Bu açıklamalar, onlarca kayıp sivilin ailesinin yakınlarının nerede olduğuna dair bilgi talep etmeyi sürdürdüğü bir dönemde geldi.
İsrail, Beşar Esed'in Aralık 2024'te devrilmesinden bu yana Suriye'nin güneyindeki askeri işgalini genişletmeye ve bölgeye tekrar tekrar baskınlar düzenlemeye devam ediyor. İsrail güçleri sınır bölgelerindeki yerleşimlerde operasyonlar yürütüyor ve ülkenin egemenliğini ihlal eden bu süreçte sivillerin hareket alanına yönelik kısıtlamaları artırıyor.
Bu operasyonların yanı sıra Kuneytra, Dera ve Şam'ın batı kırsalından onlarca sivil kaçırılarak İsrail tarafından gözaltına alındı.
Bazı tutuklular günler, haftalar veya aylar sonra evlerine dönerken, bazıları hala kayıp. Aileler, Birleşmiş Milletler ve insan hakları kuruluşlarına müdahale ederek yakınlarının serbest bırakılmasına yardımcı olmaları çağrısında bulunuyor.
"İsrail'in Guantanamo'su"nda tutulan Suriyeliler
Kuneytra vilayetinden Ebu Kinan es Seyyid, Syria TV'ye yaptığı açıklamada, 15 Kasım 2025'te Han Ernebe kasabası yakınlarında kardeşi, yeğeni ve oğluyla birlikte gözaltına alındığını söyledi.
Tanıklığına göre 4 kişi önce el Hamidiye köyündeki bir İsrail askeri üssüne götürüldü, ardından İsrail topraklarına nakledildi.
Ebu Kinan, 19 Ocak 2026'da serbest bırakılmadan önce yaklaşık 65 gün tutuklu kaldığını söyledi. Tutukluluğu sırasında, Necef Çölü'ndeki Sde Teiman alıkoyma merkezinde yaklaşık 45 Suriyelinin tutulduğunu görünce şaşırdığını anlattı.
Gazze'ye yaklaşık 30 kilometre mesafedeki bir askeri üssün içinde yer alan Sde Teiman, kötü muamele söylemleri ve tutuklular arasındaki kötü şöhreti nedeniyle medyada sık sık "İsrail'in Guantanamo'su" olarak anılıyor.
İsrail ordusu, tesisi Ekim 2023'te Gazze'ye yönelik soykırım savaşının başlamasının ardından kurdu. Tesiste Gazze'den getirilen tutukluların yanı sıra çocuklar, gençler ve yaşlı mahkumlar dahil Suriyeli ve Lübnanlılar da tutuldu.
Net suçlama yok
Ebu Kinan, kendisine hiçbir zaman açık bir suçlama yöneltilmediğini söyledi. Tutukluluğunun, "İsrail makamlarıyla iş birliği yapan" yerel kişiler tarafından sunulan "kötü niyetli ihbarlara" dayandığını belirtti.
Ebu Kinan, "Soruşturmalar sonucunda hakkımızda hiçbir şey olmadığı ortaya çıktı." dedi. "Her tutukluyu ilk günden sorgu tarihine kadar hücre hapsine koyuyorlardı, ardından kendi uyruğundaki kişiler için ayrılmış koğuşa naklediyorlardı."
Doğrudan fiziksel kötü muameleye veya aşağılamaya maruz kalmadığını söylemesine rağmen Ebu Kinan, tutukluluk sürecindeki belirsizliğin yaşadığı en zor şey olduğunu ifade etti.
Ebu Kinan, "Acı olan, ailenden ve ülkenden uzakta olmak, akıbetin hakkında hiçbir şey bilmemek, neden işgal altındaki topraklara götürüldüğünü ya da sana ne olacağını bilmemek." dedi.
İsrail ordusu Suriye'nin güneyindeki baskınlarını sürdürüyor
İran ve Hizbullah hakkında sorular
İsrail tarafından yakın zamanda serbest bırakılan diğer eski tutuklular da Syria TV'ye yaptıkları açıklamalarda, sorguların büyük ölçüde İran'ın Suriye'nin güneyindeki etkisi, yerel ağlar ve Hizbullah'ın bölgedeki eski faaliyetleri üzerinde yoğunlaştığını söyledi.
Tanıklıklara göre tutuklulara siyasi görüşleri ve son yıllarda Suriye'deki gelişmelere ilişkin kanaatleri de soruldu.
Eski tutuklular, gözaltına alınan kişilerin sıradan günlük faaliyetlerle uğraşan siviller olduğunu ve askeri ya da güvenlik faaliyetlerine karıştıklarına dair herhangi bir işaret bulunmadığını vurguladı.
Cubata el Haşab'dan 23 yaşındaki bir kişi, hayvan otlatırken gözaltına alındığını söyledi ve gözleri bağlandıktan sonra yakındaki bir askeri tesise götürüldüğünü anlattı.
Yeniden gözaltına alınma korkusuyla ismini vermeden konuşan eski tutuklu, sorgucuların Hizbullah'ın Kuneytra'daki önceki varlığına odaklandığını ve grupla ilişkisini sorduklarını söyledi.
"Bana Hizbullah'ın Suriye'nin güneyindeki kontrolünü ve orada yürüttüğü faaliyetleri sordular." dedi.
Eski tutuklu, sorguculara hiçbir bilgisi olmadığını, çünkü Hizbullah'ın bölgede aktif olduğu dönemde hala okul öğrencisi olduğunu söylediğini anlattı.
Gadir el Bustan'dan 26 yaşındaki bir tutuklu ise motosikletiyle seyir halindeyken gözaltına alındığını söyledi.
Tutuklu, sorguların büyük bölümünün İran'ın Suriye'deki rolü, Hizbullah'a katılan Suriyeliler ve Kuneytra'da grupla bağlantılı kişileri tanıyıp tanımadığı etrafında yoğunlaştığını belirtti.
Haritalar, isimler ve sosyal bağlantılar
Birçok tanıklıkta tekrar eden unsurlardan biri, sorgular sırasında haritaların kullanılmasıydı.
Cubata el Haşab'dan eski tutuklu, sorgucuların haritalar gösterdiğini ve kendisinden İran veya Hizbullah'la çalıştığından şüphelenilen kişilere ait köyleri ve evleri belirlemesini istediğini söyledi.
Benzer şekilde Gadir el Bustan'dan tutuklu da sorgucuların Kuneytra vilayetindeki farklı bölgeleri, yolları ve aileleri işaret ettiğini, Hizbullah destekçisi olduğuna veya grupla bağlantılı bulunduğuna inanılan kişiler hakkında ayrıntılı bilgi istediklerini anlattı.
Sorgular güvenlik meselelerinin ötesine de geçti.
Cubata el Haşab'dan olan tutuklu, Suriye'nin mevcut hükümeti hakkındaki görüşlerinin ve bunu önceki yönetimle nasıl karşılaştırdığının sorulduğunu söyledi.
Gadir el Bustan'dan olan tutuklu ise sorgucuların kendisine Beşar Esed yönetimini destekleyip desteklemediğini, mevcut hükümet hakkındaki görüşünü ve gelecekte Suriye ordusuna katılıp katılmayacağını sorduklarını belirtti.
Hizbullah lideri Kasım: Allah'a hamdolsun Suriye hükümeti Lübnan'a müdahale etmeyi kabul etmedi
Psikolojik etki
Sonunda serbest bırakılmalarına rağmen bazı eski tutuklular, yaşadıkları deneyimin kalıcı psikolojik etkiler bıraktığını söyledi.
Cubata el Haşab'dan olan tutuklu, ilk sorgusunun ardından başka bir alıkoyma merkezine götürüldüğünü ve burada 10 Suriyeli tutukluyla aynı hücreye konulduğunu anlattı.
Daha sonra bazı Suriyelilerin İsrail içindeki Beerşeba Cezaevi'ne nakledildiğini öğrendiğini söyledi.
Tutuklu, gözaltında tutulduğu süre boyunca sorgucuların aynı soruları tekrar tekrar sorduğunu ve serbest bırakılmasından kısa süre önce telefon numarası ile ev adresini istediklerini belirtti.
Rafid'den odun toplarken gözaltına alınan 17 yaşındaki bir genç, resmi olarak hiç sorgulanmadığını söyledi. Ancak İsrailli personelin telefonuna el koyduğunu, kişisel bilgilerini kayda geçirdiğini ve serbest bırakmadan önce askeri noktalara yaklaşmaması konusunda kendisini uyardığını anlattı.
Gadir el Bustan'dan olan tutuklu da İsrail makamlarının serbest bırakılmadan önce telefon numarasını ve adresini kayda geçirdiğini söyledi.
Ebu Kinan, gözaltında karşılaştığı Suriyelilerin çoğunun silahlı gruplarla bağlantısı bulunmayan işçiler ve düşük gelirli kişiler olduğunu ifade etti.
Bazı Suriyeli tutukluların 6 ay, hatta 1 yıl boyunca hapiste tutulduğunu, ailelerinin ise onların akıbetinden habersiz olduğunu ekledi.
Aileler cevap istiyor
Tanıklıklar, kayıp Suriyelilerin yakınlarının sevdikleri hakkında bilgi almak için yürüttüğü kampanyaların sürdüğü bir dönemde geldi.
Geçen cuma günü, bazı tutukluların aileleri Kuneytra kırsalındaki Neba el Fevvar bölgesinde Birleşmiş Milletler Gözlemleme Gücü (UNDOF) tarafından kullanılan bir üs önünde protesto düzenledi. Aileler, yakınlarının nerede tutulduğuna dair bilgi verilmesini ve serbest bırakılmalarını talep etti.
Protestocular, konunun takip edilmesinden uluslararası toplumu ve Birleşmiş Milletler'i sorumlu tuttuklarını belirtti. Yakınlarının alıkonulmaya devam etmesinin, sürekli belirsizlik içinde yaşayan ailelerin acısını derinleştirdiğini söylediler.
Aileler mayıs ayında Şam'daki Birleşmiş Milletler merkezi önünde de protesto düzenlemişti. Aileler, Kuneytra, Dera ve Şam'ın batı kırsalından yakınlarının İsrail güçleri tarafından kaçırıldığını ve zorla kaybedildiğini söylemişti.
Gösteri sırasında yakınları tarafından okunan açıklamaya göre öğrenciler, öğretmenler ve çiftçilerin de aralarında bulunduğu 47 kişi, İsrail güçleri tarafından alındıktan sonra şu anda tutuklu ya da zorla kaybedilmiş durumda.
Bu sayı, Ebu Kinan'ın İsrail cezaevlerinde yaklaşık 47 Suriyelinin tutulmaya devam ettiğine ilişkin tahminiyle büyük ölçüde örtüşüyor.
Ebu Kinan, medyaya bu kişilerin durumunu gündeme taşıma çağrısında bulundu. Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumu da onların serbest bırakılması, ailelerine, işlerine ve normal hayatlarına dönmelerinin sağlanması için harekete geçmeye çağırdı.
