1. YAZARLAR

  2. Lee Fang

  3. Latin Amerika siyasetinin yeniden inşası
Lee Fang

Lee Fang

Gazeteci. Siyasi yolsuzluk ve yoYazarın Tüm Yazıları >

Latin Amerika siyasetinin yeniden inşası

A+A-
Arjantin’in başkenti Buenos Aires’teki Brick Otel’de geçtiğimiz ilkbaharda yapılan toplantı, Alejandro Chafuen için yuvaya dönüş olduğu kadar aynı zamanda bir zafer turuydu da. (…) Arjantinli Amerikalı Chaufen, orta yaşlarını Orta ve Güney Amerika’daki Solcu toplumsal hareketlerin ve hükümetlerin altını oymaya ve bunun yerine liberteryenizmin iş dünyası dostu bir çeşidini ikame etmeye çalışarak geçirmişti.

Bu, onlarca yıldır yapayalnız verdiği bir savaştı. Chaufen 2017 Latin Amerika Özgürlük Forum’undaki dostlardandı. Liberteryen [Z.T.K. yani devletin mümkün olduğunca küçük olması gerektiğini savunan, mutlak ve sınırsız özgürlük yanlısı aşırı liberaller] aktivistlerle gerçekleştirilen bu uluslararası toplantının sponsoru, Atlas Network olarak bilinen ve Chafuen’in 1991’den bu yana yönettiği, kâr amacı gütmeyen liderlik eğitimine odaklanan Atlas İktisadi Araştırmalar Vakfı’ydı. Chafuen, Brick Otel’de son dönemdeki zaferlerini bir bir ortaya döktü. Yıllar yılı yürüttüğü çabalar, –siyasi ve iktisadi şartlar sağ olsun– artık meyvesini vermeye başlamıştı; ama tabii Chafuen’in çok uzun yıllardır yetiştirmeye çalıştığı aktivistler ağının buradaki payını da unutmamak gerekir.


Chafuen dedi ki, geçtiğimiz 10 küsur yıllık süreçte Solcu hükümetler, rahat rahat lobide oturarak “seçmenin oylarını satın almak, yeniden dağıtmak için para”yı kullandılar. Ancak son dönemde yolsuzluk skandallarına eşlik eden[başta petrol olmak üzere] emtia fiyatlarındaki düşüş, Atlas Network’e bağlı gruplara harekete geçme fırsatı sundu. Chafuen, merhum Milton Friedman’dan esinlenerek dedi ki: “Bir boşluk ortaya çıktığında krize girersiniz; değişim talebi belirdiğinde belirli politikaları dayatmak için eğitilmiş insanlarınız devreye giriverirler… Ve biz de bugünkü vakada kamu problemlerine karşı özel çözümleri destekleme eğilimi[yle devre]deyiz.”


Chafuen, şu an birer ilgi odağına dönüşen Atlas Network ile bağlantılı birçok lidere işaret etti: Arjantin’in yeni muhafazakâr hükümetindeki bakanlar, Bolivya’daki senatörler ve Dilma Rousseff’i Brezilya devlet başkanlığından indiren Özgür Brezilya Hareketi liderleri hep Chafuen’in ağında hayat bulmuşlardı.


Chafuen heyecanla dedi ki “Brezilya’daki sokak gösterilerindeydim ve içimden ‘Hey, bakın, ben bu kişiyle daha henüz 17-18 yaşlarındayken tanışmıştım, şimdi otobüsün üzerinden gösteriye önderlik ediyor. Bu inanılmaz!’ diyesim geliyordu.” Atlas’ın yörüngesindekiler de Buenos Aires’teki bu toplantıda Chafuen’le rastlaşmaktan daha az heyecanlı değillerdi. Birçok ülkeden aktivistler, otele doğru yürüyen Chafuen’e methiyeler düzmek için sık sık durduruyorlardı. Zira birçokları için Chafuen, Atlas’taki konumuyla, ülkelerindeki yeni siyasi paradigmanın bir akıl hocası, bir mali sponsoru ve kılavuzluk eden bir deniz feneri olarak hizmet etmekteydi.


***


Şu an Latin Amerika siyasetinde Sol’dan Sağ’a doğru bir kayış yaşanıyor. 21. yüzyılın büyük kısmında –Arjantin’de Cristina Fernández de Kirchner’den tutun Honduras’ta popülist toprak reformcusu Manuel Zelaya’ya kadar– başarılı sosyalist hükümetler, fakir kesim için yeni programların bayraktarlığını yaparak, ekonomiyi millileştirerek ve[Güney] yarımküredeki meselelerde Amerikan tahakkümüne meydan okuyarak bölgeyi kasıp kavurmuşlardı.


Ancak son yıllarda Solcu liderler, zaman zaman olağanüstü şekillerde birbiri ardına düşmekteler. Mesela Honduras’ta yapılan darbeyle Zelaya, devlet başkanlığı sarayından pijamalı halde çıkartıldı. Arjantin’de Kirchner hakkında yolsuzluk suçlamasıyla soruşturma açılırken bir emlak kralı devlet başkanlığı koltuğuna konuverdi. Brezilya’da giderek büyüyen yolsuzluk skandalları ve kitlesel protesto hareketiyle karşı karşıya kalan iktidardaki İşçi Partisi, bütçede usulsüzlük suçlamasıyla azledilerek yönetimden uzaklaştırıldı.

Bu değişim, öyle basitçe, iktisadi şartların etkisiyle tetiklenen daha geniş çaplı bölgesel yeniden dengelenmenin bir parçası olarak görülebilir. Bu durumda Atlas Network de siyasi gelişmeleri hafifçe dürtükleyen ortak bir bağ olarak zaten ortada hep varmış gibi görülür. 

Atlas Network’ün hikâyesi ve onun ideoloji ve siyasi iktidar üzerindeki derin etkisi hiçbir zaman tamı tamına dillendirilmedi. Ancak üç kıtadan iş dosyaları ve kayıtlarının yanısıra yarımküredeki liberteryen liderlerle yapılmış mülakatlar, ağın etkileyici tarihinin kapsamını ifşa ediyor. Bölge ülkelerinde birbiri ardına siyasi iktidarları yeniden şekillendiren liberteryen ağ, aynı zamanda Amerikan dış politikasının sessiz bir uzantısı olarak hareket ediyor. Nitekim Atlas ağıyla bağlantılı düşünce kuruluşları, Amerikan Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal Demokrasi Vakfı (NED)’ndan sessiz sedasız finansman sağlanmakta olup Amerikan yumuşak gücünün kritik bir kolu olarak işlev görüyor.


Her ne kadar son dönemdeki araştırmalar, liberteryen düşüncenin iş dünyası dostu bir versiyonunun geliştirilmesinde Koch kardeşler gibi güçlü muhafazakâr milyarderlerin rolünü su yüzüne çıkarsa da, Koch vakıflarından finansman sağlayan Atlas Network, Batı dünyasının gelişmekte olan ülkeler için kullandığı metotları yeniden kurguluyor.


Sözkonusu ağ giderek genişlemekte olup şu anda dünyanın dört bir yanından 450 düşünce kuruluşuyla gevşek ortaklıklar kuruyor. Atlas, sadece 2016 yılı içinde ortaklarına 5 milyar dolar dağıttığını söylüyor.


Yıllar içinde Atlas ve ona bağlı hayırsever vakıflar, Latin Amerika’da –Özgür Brezilya Hareketi’ni destekleyen liberteryen ağ ve Arjantin’de, ülkeyi şu an yöneten işadamı Mauricio Macri’nin kurduğu siyasi partiyle birleşen Atlas’a bağlı düşünce kuruluşu Fundación Pensar (Pensar Vakfı) da dahil, liberteryen atılımın ardındaki örgütlerin de aralarında bulunduğu– muhafazakâr ve serbest piyasa yanlısı düşünce kuruluşlarına yüzlerce bağışta bulundu. Özgür Brezilya Hareketi liderleri ve Honduras’taki –askeri darbe sonrasının etkili neoliberal düşünce kuruluşu– Fundación Eléutera’nın kurucusu, hep Atlas’tan mali destek almakta olup yine Atlas’ın eğitim seminerlerinden geçmiş gelecek nesil siyasetçiler arasında yer alıyorlar.


Atlas Ağı, –Venezüella’da hükümet karşıtı hareketin yayılmasının arkasındaki Sağcı güçler ve ayrıca Şili’de bu yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde merkezin sağında yer alan gözde aday Sebastián Piñera’nın kampanyasını destekleyen önde gelen gruplar da dahil– bölge çapında onlarca düşünce kuruluşunu bünyesinde barındırıyor.

 
(Pensar Vakfı, Buenos Aires’te Atlas Ağı ile bağlantılı bir düşünce kuruluşu olup 2015’te Arjantin Devlet Başkanı olan Mauricio Marci’nin siyasi partisi PRO’yu saflarına çekti. Macri hükümetinde üst düzey atamalar için seçilen isimler Pensar Vakfı ve yine Atlas’a bağlı bir düşünce kuruluşu olan Özgürlük (Libertad) Vakfı’ndandı.)

(Honduras/San Pedro Sula’daki Eléutera Vakfı, Solcu devlet başkanı Manuel Zelaya’yı deviren 2009’daki askeri darbenin ardından kuruldu. Düşünce kuruluşunun lideri Guillermo Penã Panting, Kuzey Karolayna’daki liberteryen bir düşünce kuruluşu olan John Locke Vakfı’nda staj yapmış ve yıllar yılı Atlas’ın eğitim seminerlerine katılmıştı. Honduras’ın mevcut hükümeti, –şehirlerin hukuki ve siyasi sistemden ayrı olarak iş dünyasının liderleri tarafından idare edilmesini içeren tartışmalı bir proje olan– ZEDE’lerin ilkini kurmak da dahil politikalarında destek sağlamak için Eléutera Vakfı’na sırtını dayamış durumda.)

 
***

Atlas’ın metodunu, yeni kurulan Brezilya serbest piyasa düşünce kuruluşları ağından daha iyi özümseyen hiçbir yer olmadı. Son dönemde açılan kuruluşlar, sosyalist politikalara öfkeyi kışkırtmak için el ele vererek çaba sarf ediyorlar; kimisi akademik merkezler üzerinden, kimisi aktivistleri eğitmeye çalışarak ve Brezilya medyasında Sol fikirlere karşı daimi bir savaşı sürdürerek.


Sola karşı öfkeyi odağa yerleştirme çabası, geçen sene Brezilya Sağı için meyvelerini verdi. Birçoğu ABD’deki siyasi örgütlenmelerde eğitilmiş Özgür Brezilya Hareketi’nin y kuşağı aktivistleri, merkezin Solundaki Cumhurbaşkanı Dilma Rousseff’e karşı devasa bir yolsuzluk skandalına kamuoyu öfkesini kanalize etmek için bir kitle hareketine öncülük ettiler. “Operação Lava Jato” veya “Araba Yıkama Operasyonu” adı takılan skandal, Brezilya’nın –Sağcı ve merkez Sağ partileri de dahil– bütün büyük siyasi partilerinden önde gelen siyasetçilerin dahil olduğu, hala daha dallanıp budaklanmaya devam eden bir rüşvet hikayesi. Ancak Portekizce kısaltmasıyla MBL olarak bilinen sosyal medya kurdu Özgür Brezilya Hareketi, öfkenin en büyüğünü doğrudan Dilma’ya yönlendirmeyi başardı; alaşağı edilmesini ve başında bulunduğu İşçi Partisi’nin refah odaklı politikalarına bir son verilmesini isteyerek…


Yerel sanayi holdinglerinin sessiz desteği ve yeni bir komplocu aşırı Sağcı medya ağı özellikle göz önüne alınarak, Çay Partisi hareketiyle mukayeseleri yapılan bu ayaklanma, Dilma’nın 2016’da görevinden azliyle 13 yıllık İşçi Partisi iktidarının sonunu getirdi. [Z.T.K. Amerika Bülteni’nde 2013’te Çay Partisi hakkında Cemal Tunçdemir’e ait çok iyi bir yazı yayınlanmış. Okumanızı tavsiye ederim http://amerikabulteni.com/2013/10/19/cay-partisi-hareketi-nedir-nasil-dogdu-neyi-savunuyor/]


MBL’nin doğduğu ortam Brezilya’da yeni bir gelişme. Eski bir serbest yatırım fonu yöneticisi, şimdilerde ise liberteryen bir filozof olan Ludwig von Mises’in adıyla anılan kâr amacı gütmeyen Mises Enstitüsü’nün başkanı Helio Beltrão şöyle diyor: “Bundan 10 sene evvel belki de faal sadece 3 liberteryen düşünce kuruluşu vardı; şu anda ise Atlas’ın desteğiyle Brezilya’da aktif bu tür 30’a yakın enstitü bulunuyor ve bunların tamamı, Özgürlük İçin Öğrenciler ve MBL gibi gruplarla işbirliği içinde çalışıyorlar.”


Beltrão, “Bu bir futbol takımı gibi. Savunma oyuncuları akademi. Forvet oyuncuları siyasiler. Bazı hedeflerimizi başardık” diyor, Dilma’nın azline atıfla. Orta saha ise kamuoyunu şekillendiren “aydın tipler” diye de ekliyor.


Beltrão şöyle devam ediyor: Düşünce kuruluşu ağı, “kolay lokma olan” Brezilya’daki milli postane teşkilatını özelleştirmeyi ümit ediyor ki bu, daha büyük serbest piyasa reformları dalgasının önünü açabilir. Brezilya’daki muhafazakâr partilerin çoğu, Dilma’yı protesto etmek üzere yüz binlerce insanı harekete geçirebildiklerini gördüklerinde liberteryen kampanya yürütenlere kucak açtılar; ama hala daha arz yönlü teorinin temel prensiplerini benimsemiş değiller.


Brezilya’da Atlas’ın diğer bir düşünce kuruluşu olan Milenyum Enstitüsü ile bağlantılı bir akademisyen ve köşe yazarı Fernando Schüler, vakayı farklı bir şekilde ele alıyor.

Schüler, “Brezilya’da kamunun parasıyla dönen 17.000 sendika var; yılda bir günlük maaş, tamamen Solun kontrolündeki sendikalara gidiyor” diyor. Bu sosyalist eğilimi geriye çevirmenin tek yolu, onları köşeye sıkıştırarak üstünlük sağlamak. Liberteryenlerin Solcu siyasetçilere karşı bir protesto hareketini nasıl seferber ettiğini anlatarak sözlerine devam ediyor: “Teknolojiyle insanlar, kendi kendilerine WhatsApp, Facebook, YouTube gibi ağları kullanarak düşük maliyetle halk protestolarını örgütleyip katılım sağlayabilir durumdalar.”
Dilma’ya karşı protestoları örgütleyenler, bir yandan İşçi Partisi hükümetiyle alay eden YouTube videoları üzerinden günlük yaylım ateşine başladılar, diğer yandan vatandaşları, kendi milletvekillerinin azil oylamasını desteklemeleri için lobi faaliyeti yürütmeye teşvik ettiler.

Schüler, Özgür Brezilya Hareketi ve kendi düşünce kuruluşu Milenyum Enstitüsü’nün yerel sanayici tüccar gruplarından mali destek aldığını belirtti; ama bu hareketin başarılı olma sebebinin, kısmen, genel kamuoyunun şüpheyle yaklaştığı siyasi partilerle ilişkilendirilmemesi olduğuna dikkat çekti. Ona göre, toplumu radikal biçimde yeniden şekillendirmenin ve refah devletine olan halk desteğini kırmanın tek yolu, Solcu entelektüellere ve medyaya karşı kalıcı bir kültürel savaşa girişmek.

 
(Milenyum Enstitüsü, Brezilya’da serbest piyasa çözümlerini destekleyici konferanslara ve etkinliklere ev sahipliği yapan Rio de Janeiro’da Atlas Network’ün “savunucu bir düşünce kuruluşu”. 2006’da kurulmuş olup Brezilya’da aktif birçok büyük şirketten mali destek alıyor: Bank of America Merrill Lynch, Grupo RBS, Gerdau ve Amerikan şirketlerinden müteşekkil bir ticaret grubu olan the AmCham-Brasil. Enstitü, bilhassa Rousseff’e karşı sokak gösterilerini desteklemekte aktifti.)
 
***

Schüler’in Milenyum Enstitüsü’nün kurucularından biri olan Brezilyalı blogger Rodrigo Constantino, Brezilya siyasetini aşırı partizan bir söylemle kutuplaştırdı. Komplocu görüşleri ve zehirleyici Sağcı yorumlarıyla “Brazilya’nın Breitbart’ı” olarak nam salan Constantino, Liberal Enstitü isimli bir başka Atlas düşünce kuruluşuna başkanlık ediyor. [Z.T.K. Breitbart, ABD’de aşırı Sağcı bir medya kuruluşu olup başında henüz daha yeni görevinden azledilen Trump’ın Beyaz Saray baş stratejisti Steve Bannon var] Dünya Kupası’nda kırmızı renk kullanımından tutun fakir ailelere yönelik nakdi yardım programı olan Bolsa Família’ya kadar Brezilya Solu’nun her hareketini üstü örtülü birer demokrasiyi çökertme kalkışması olarak görüyor.


Constantino, “İşçi Partisi destekçileri limuzin liberalleri”, “sözümona temsil ettikleri işçi sınıflarını hor görürken ahlaki üstünlük iddiası taslamak için sosyalizme akın eden zengin riyakârlar” söylemlerini yayarak puan topladı.


Kamusal söylemi Breitbartlaştırma, Atlas ağının siyasi tartışmayı sinsice etkileme yollarından biri.


Schüler “Bu oldukça ataerkil bir devlet. Delice. Bolca devlet kontrolünün varlığı uzun vadeli bir meydan okuma” diyor ve son dönemdeki zaferlerine rağmen liberteryenlerin Brezilya’da kat etmesi gereken daha çok mesafe oluğunu sözlerine ekliyor. Toplumda rağbet görmeyen reformları yürütmek için liberteryen düşünce kuruluşları ağına bel bağlayan Margaret Thatcher modelini kopyalama ümidinde. “Bu yatılı okul sistemi absürt. Ben olsam tüm eğitimi özelleştirirdim” diyerek sendikalara mali yardımı kesmekten oy kullanmayı zorunlu kılan kanununu feshetmeye kadar toplumda yapacağı değişimler teranesini bir çırpıda anlatıyor.


Ona göre, bütün bunları yapmanın tek yolu, aynı liberteryen hedeflere zorlamak üzere her biri ayrı bir savaşı yürütecek, siyaseten aktif kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ağı kurmak. Mevcut model, yani güçlü vakıflarca desteklenen Washington D.C.’deki Sağcı düşünce kuruluşları grubu, Brezilya için ilerlemenin tek yolu, diyor Schüler.


Atlas, kendi adına tam da bunu yapmakla meşgul. Yeni düşünce kuruluşlarına bağışlar yapıyor, siyasi yönetim ve halkla ilişkiler nasıl olmalı konusunda dersler veriyor, dünyanın dört bir yanında ağ kurma etkinliklerine sponsorluk yapıyor ve son yıllarda liberteryenleri sosyal medya ve online videolar üzeriden kamuoyunu etkilemeye teşvik için özel kaynaklar ayırıyor.


Her yıl düzenlenen bir yarışma, Atlas ağını serbest piyasa fikirlerini teşvik edip refah devleti savunucularını alaya alan viral YouTube videoları üretmeye teşvik ediyor. Gizli videolarıyla Demokratları iğnelemesiyle meşhur provokatör James O’Keefe, kendi metodunu anlatmak için Atlas toplantılarına da katıldı. (…)

 
(Rio de Janeiro’daki Liberal Enstitüsü (Instituto Liberal), servetini kısmen Brezilya’nın askeri diktatörlüğü sırasında USAID’in verdiği ihaleler sayesinde kazanan inşaat sektörünün kodamanlarından ve liberteryen aktivist Donald Stewart Jr. tarafından 1983’te kuruldu. Bu enstitü, Atlas Network’ün Latin Amerika’daki ilk ortaklarından biriydi. Kısmen Ulusal Demokrasi Vakfı (NED)’nın Uluslararası Özel Teşebbüs Merkezi tarafından finanse edildi. Grup, “Brezilya’nın Breitbart’ı” olarak bilinen Rodrigo Constantino’nun da aralarında bulunduğu bir dizi kışkırtıcı Sağcı uzmana sponsorluk yapıyor.)
 
***

Atlas’ın son dönemki maceralarından biri de Latin Amerika’nın en akut siyasi ve insani krizine sürüklenen Venezüella’da oynadığı rol. Benim ve aktivist Eva Golinger’ın Bilgi Edinme Hakkı Yasası çerçevesinde edindiğimiz dosyalar/kayıtlar ve ayrıca muhbir Chelsea Manning tarafından ifşa edilen [Amerikan] Dışişleri Bakanlığı yazışmaları, Hugo Chávez yönetimini istikrarsızlaştırmak amacıyla girişilen uzun soluklu bir mücadelede Atlas düşünce kuruluşlarını kullanmak için Amerikalı politika yapıcıların sofistike çabalarını ortaya döküyor.


Atlas’ın Venezüella’nın başkenti Caracas’taki amiral gemisi düşünce kuruluşu olan Cedice Libertad, daha 1998 gibi erken bir tarihte, Uluslararası Özel Teşebbüs Merkezi’nden düzenli mali destekler aldı. Bağış mektuplarından birinde, Cedice’e ayrılan Ulusal Demokrasi Vakfı (NED) fonu, “hükümet değişimi”ni savunmaya yardım etme amaçlı diye listelenmiş. Cedice’in yöneticisi, 2002’de Chávez’e karşı kısa süren bir askeri darbeyi destekleyen, tartışmalı “Carmona Kararnamesi”ne imza koyanlar arasındaydı.


2006’daki bir yazışma, Amerikan Büyükelçisi William Brownfield’ın Venezüella’daki siyaseten aktif kâr amacı gütmeyen kuruluşlara para aktarmakla güttüğü stratejiyi ortaya koyuyor: “1) demokratik kurumları güçlendirmek, 2) Chávez’in siyasi tabanına nüfuz etmek, 3) Chavismo’yu [Z.T.K. yani Chávez’in fikir ve siyasal eylemlerinden doğan Sol akımı] bölmek, 4) hayati Amerikan ticari kuruluşlarını korumak ve 5) Chávez’i uluslararası alanda yalnızlaştırmak.”


Venezüella’nın mevcut krizinde Cedice, Chávez’in sıkışmış haldeki savaşa hazır halefi Devlet Başkanı Nicholás Maduro’ya karşı son protesto dalgalarını teşvik ediyor. Cedice’in son aylarda hükümet karşıtı sokak gösterilerinin liderlerinden biri olan muhalif isimlerden María Corina Machado ile çok yakın bağlantıları var. Machado kamuoyu önünde bunu kabul etti. 2014’te gruba yolladığı kamera kaydında “Atlas Network’e, tüm özgürlük savaşçıların teşekkürler” diyor.

 
Venezüella’nın başkenti Caracas’taki Cedice Libertad, hükümet karşıtı gösterilerin lideri olan Maria Corina Machado’nun da aralarında bulunduğu muhafazakâr muhaliflere destek veriyor. Kuruluşun başkanı, 2002’de Hugo Chávez’e karşı askeri bir darbeyi desteleyen tartışma yaratan “Carmano Kararnamesi”ni imzalamıştı. Cedice, bir Atlas düşünce kuruluşu olup aynı zamanda Ulusal Demokrasi Vakfı’nın Uluslararası Özel Teşebbüs Merkezi aracılığıyla Amerikan yönetiminden finansal destek alıyor.
 
***

Atlas Network’ün Buenos Aires’teki Latin Amerika Özgürlük Forumu’nda genç liderler, üniversite kampüslerinde çetin mücadeleye girişmekten tutun azli benimsemesi için bütün bir ülkeyi seferber etmeye kadar her düzeyde sosyalizmi nasıl yenilgiye uğratmak gerektiği konusunda fikir teatisinde bulunarak ileri geri konuştular.


(…)


Zenginlere vergi kesintisi yapmak, kamu sektörünü küçültüp özel işletmelerin kontrolüne sokmak ve liberalleşmiş ticari kurallar ve işçi sendikalarına sınırlamalar koymak gibi serbest piyasa fikirleri hep bir [olumsuz] algı problemiyle mücadele etmiştir. Bu vizyonun savunucuları, seçmenlerin bu tür fikirleri toplumun kaymak tabakasına hizmet aracı olarak görme eğiliminde olduğunun farkındalar. İktisadi liberteryenizmi halkın menfaatine bir ideoloji olarak yeniden pazarlamak, özenli kitle ikna stratejilerini gerektiriyor.

Ancak bugün Latin Amerika’nın dört bir yanına hızla yayılan Atlas modeli, ABD ve İngiltere’de –liberteryenlerin savaş sonrası [Z.T.K. İkinci Dünya Savaşı’nı kastediyor] yükselen refah devleti dalgasını yavaşlatıp önünü kesmeye çalıştığı– onlarca yıllık mücadeleyle olgunlaştırılan bir metoda dayanıyor. 
 
 
 
İngiliz girişimci ve Atlas Network’ün kurucusu Antony Fisher, liberteryen ekonomiyi geniş kitlelere satmaya öncülük etmişti. yöntem basitti: Fisher, bir dostunun deyimiyle, “dünyayı serbest piyasayı savunan düşünce kuruluşlarıyla doldurma”yı kendisine misyon edinmişti.

Fisher’ın ideallerinin temeli, modern “yetkileri sınırlandırılmış hükümet” düşüncesinin babası Avusturyalı iktisatçı Friedrich Hayek’e dayanıyor. (…) Fisher, Hayek’e siyasete girmesini önermiş; ancak Hayek, kamusal söylemi değiştirmek için aşağıdan yukarı doğru bir odaklanmanın toplumu daha iyi şekillendirebileceği cevabıyla bu teklifi reddetmiş.

Bu arada ABD’de diğer bir serbest piyasa ideologu Leonard Read de (…) benzer görüşteydi. (…)

Fisher, Read’in New York’ta yeni kurduğu kâr amacı gütmeyen, serbest piyasa entelektüellerinin fikirlerini desteklemeye yardımcı olma amaçlı İktisadi Eğitim Vakfı’na yaptığı o kritik önemdeki ziyaretin ardından İngiltere’de harekete geçti. (…)


(…) Fisher İngiltere’de 1955’te İktisadi İşler Enstitüsü’nü kurdu.


Bu enstitü, Hayek’in fikirleriyle gevşek bağları olan bir zamanların gözlerden ırak iktisatçılarının itibar kazanmasına yardımcı oldu. İngiliz toplumunun refah devletine karşı artan muhalefetini (…) teşhir etmenin bir mekânı oldu.


Enstitü fonlarının ezici çoğunluğu, Barclays’ten BP’ye İngiliz sanayi ve bankacılık devlerinin yıllık katkılarıyla iş dünyasından geldi. Making Thatcher’s Britain kitabının yazarı tarihçiler Ben Jackson ve Robert Saunders’a göre, bir gemicilik şirketinin patronu demiş ki “üniversiteler sendikalara mühimmat sağlarken bu enstitü de iş dünyasına kurşun sağlayan önemli bir kaynak.”


1970’lerin iktisadi yavaşlaması ve artan enflasyonu İngiliz toplumunu temellerinden sarsarken Muhafazakar siyasetçiler alternatif bir vizyon için gittikçe daha fazla İktisadi İşler Enstitüsü’ne meylettiler (…). Atlas Network, bu enstitünün “1980’lerde Thatcher Devrimi’ne dönüşecek sürecin entelektüel zeminini hazırladığı”nı gururla ilan ediyor. (…) 1979’daki seçim zaferinin ardından Thatcher, Fisher’a yazdığı bir mektubunda, enstitüsünün “zaferimizi mümkün kılan fikrî iklimi” yarattığını belirtmiş.


(…)


***


1981’de San Francisco’da yaşayan Fisher, Hayek’in teşvikiyle, Atlas İktisadi Araştırmalar Vakfı’nı geliştirmeye başladı. Fisher New York, Kanada, Kaliforniya ve Teksas gibi yerlerde daha küçük, zaman zaman bölgesel düşünce kuruluşları ağı kurmasına yardımcı olacak şirket bağışlarını çekmek için İktisadi İşler Enstitüsü’ndeki başarısını kullandı. Atlas’la birlikte Fisher’in serbest piyasa düşünce kuruluşu projesinin ölçeği artık küresel bir hale bürünecekti. Atlas, dünyanın her ülkesinde liberteryen köprübaşları kurma çalışmalarını sürdürmeye kendisini adamış kâr amacı gütmeyen bir kuruluştu. (…)


(…)


(…) Kısa bir süre sonra Pfizer, Procter & Gamble ve Shell gibi şirketlerin kasalarından ve Richard Mellon Scaife gibi Cumhuriyetçi dev bağışçılardan paralar Atlas’a akmaya başladı. Ancak projenin işleyip başarıya ulaşması için sahip oldukları nüfuzun üzeri örtülmeliydi. (…) Fisher, ilk göz ağrısı İktisadi İşler Enstitüsü’nün başarısının akademik ve tarafsız olarak algılanmasından kaynaklandığına dikkat çekecekti.


Atlas hızla büyüdü. 1985’e gelindiğinde bu ağ İtalya, Meksika, Avustralya ve Peru dahil toplamda 17 ülkeden 27 kuruluşu bünyesinde barındırıyordu.


Zamanlama bundan daha iyi olamazdı: Atlas’ın uluslararası yayılması, tam da ABD’de Ronald Reagan yönetiminin yurtdışında Solcu yönetimleri geri püskürtme ümidiyle saldırgan dış politikasını ikiye katladığı bir döneme denk geldi.


(…)


Denizaşırı bölgelerde Amerikan menfaatlerini desteklemekle görevli küçük bir federal ajans olan Uluslararası İletişim Ajansı’ndan 1982 tarihli bir mektupta Özel Sektör Programları Bürosu’ndan bir bürokrat, federal bağışlardan alma imkânını araştıran Fisher’e cevaben şöyle yazmış: “Yabancı örgütlere doğrudan” para aktarmak yasak; ancak Atlas gibi grupların ev sahipliğinde yapılan “konferansları veya örgütler arası karşılıklı ziyaretleri” başka sponsorlarla birlikte destekleyebiliriz. (…) Atlas’ın kuruluşundan bir sene sonra gönderilen bu mektup, ağın Amerikan dış politika menfaatlerinin örtülü ortağı olacağının ilk göstergesiydi.


(…) Atlas’ın ortakları, ayrıca 1983’te hükümetin kurdurttuğu ve büyük ölçüde –gelişmekte olan ülkelerde Amerikan dostu siyasi kurumlar inşa etme amacıyla– Amerikan Dışişleri Bakanlığı ve USAID tarafından fonlanan, kâr amacı gütmeyen Ulusal Demokrasi Vakfı (NED) kasalarından finansman sağladı.


***


(…)


(…) Arjantin’de ordu, komünist devrimciler tehdidini öne sürerek müdahale etti [1976-83]. Darbe sonrası Solcu muhalifleri ezmek için binlerce öğrenci ve aktivist işkenceden geçti ve öldürüldü.


(…)


Diğer Latin Amerika ülkelerinde de liberteryenizm askeri hükümetlerden olumlu destek gördü. Şili’de demokratik seçimlerle iş başına gelen Salvador Allende hükümetini devirdikten [1973] sonra Mont Pelerin Society’den iktisatçılar, emeklilik sistemi ve sanayinin özelleştirilmesi de dahil yaygın liberteryen reformları hayata geçirmek için hızla ülkeye akın ettiler. Latin Amerika’da Sağcı askeri liderlerin nezaretinde iktidarı ele geçirdiler ve böylelikle liberteryen iktisadi politikalar kök salmaya başladı.


(…)


***


(…)


Alejandro Chafuen, Fisher’in ölümünden üç sene sonra Atlas Network’ün başına geçti (…).  Philip Morris düzenli olarak Atlas’a bağış yapanlardandı. (…)


Dev ExxonMobil ve MasterCard şirketleri de Atlas’ın bağışçılarından. Ancak Atlas, aynı zamanda, yatırımcı John Templeton’la bağlantılı vakıflar ve milyarder kardeşler Charles ve David Koch gibi liberteryenizmin öncü isimlerini de cezbetti ve onlardan düzenli katkılar aldı.


Chafuen’in bağış toplama hüneri, zengin muhafazakâr vakıflarla daha da genişledi. (…)


Diğer bir para kaynağı Amerikan hükümetiydi. (…)


Ancak Atlas; NED ve Uluslararası Özel Teşebbüs Merkezi üzerinden Amerikan vergi mükelleflerinin paralarını elde etmeyi de başardı. SSCB’nin dağılmasının ardından Doğu Avrupa’da Atlas düşünce kuruluşlarını güçlendirmek ve daha sonra da Ortadoğu’da Amerikan menfaatlerini desteklemek için para sağladı. Uluslararası Özel Teşebbüs Merkezi’nden para alanlar arasında Venezüella’daki muhalif lider María Corina Machado’nun teşekkür ettiği grup da vardı.

 
(Uluslararası Özel Teşebbüs Merkezi (CIPE), gelişmekte olan ülkelerde siyasi örgütlenmeleri desteklemek suretiyle Amerikan dış politika hedeflerine erişmek için tasarlanmış Amerikan hükümeti destekli bir vakıf olan Ulusal Demokrasi Vakfı (NED)’na bağlı kâr amacı gütmeyen bir kuruluş. CIPE, ABD’nin en büyük iş dünyası lobi örgütü olan Amerikan Ticaret Odası Vakfı tarafından kuruldu. Ancak grubun fonlarının %96’sı Dışişleri Bakanlığından ve USAID’den geliyor. CIPE, Atlas’ın dünya çapındaki düşünce kuruluşları ortaklıklarının finansmanında merkezî bir rol oynuyor. Chafuen, CIPE’yi düşünce kuruluşu “network gücü”nün temel kaynağı olduğunun altını çiziyor.)
 
***

Chafuen, Buenos Aires’teki Brick Otel’de geçmiş otuz yılı hatırlattı. Fisher “mutlu olacak ve ağımızın bu denli büyüdüğüne inanamayacaktı” diyen Chaufen, kurucuların Atlas’ın bugün bu denli doğrudan siyasi angajmanlara girmesini belki de o dönemde hiç beklemediklerine dikkat çekti. 


Chafuen, Amerikan Başkanı Donald Trump başa geçtiğinde yaptığı atamalardan dolayı onu överek sevincini gizlemedi. Neden olmasın ki? Trump yönetimi Atlas’la bağlantılı grupların mezunlarıyla ve ağın dostlarıyla dolu. Mesela Trump’ın İslamofobik terörle mücadele danışmanı Sebastian Gorka, bir zamanlar Macaristan’da Atlas destekli bir düşünce kuruluşunu yönetiyordu. Başkan Yardımcısı Mike Pence, Atlas’ın bir etkinliğine katılıp methiyeler düzdü. Eğitim Bakanı Betsy DeVos ve Chafuen, liberteryen politikaları destekleyici dinî argümanlar geliştiren –ve Brezilya’da şu sıralar the Centro Interdisciplinar de Ética e Economia Personalista adlı bir şubesi de bulunan– Michigan merkezli düşünce kuruluşu Acton Enstitüsü’nde yöneticilik rolleriyle birbirlerine çok yakındılar.


Belki de Chafuen’in Amerikan yönetimindeki en değerli adamı, Atlas Network’ün kıdemli üyesi iktisatçı Judy Shelton olmalı. Trump’ın zaferinin ardından Shelton, NED’in başına geçirildi. Kendisi daha evvel Trump’ın seçim kampanyası danışmanı olarak da görev yapmıştı. Shelton’dan bahsederken Chafuen’in gözlerinin içi gülüyor. “İşte size NED’in başına geçen bir Atlas mensubu” diyor.


Görüşmeyi bitirmeden evvel Chafuen bunun arkasının geleceğini ima etti: Solcu hükümetleri devirmek için daha fazla düşünce kuruluşu, daha fazla çaba ve hükümette en yüksek makamlara ulaşan dünya üzerinde daha fazla Atlas sevdalısı ve mezunu. “Çalışma devam ediyor” diyor.


(…)

 

(Brezilya’nın Rio de Janeiro şehrindeki the Centro Interdisciplinar de Ética e Economia Personalista, iş dünyası yanlısı ve liberteryen politikalara teolojik argümanlar üreten Atlas’a bağlı bir dinî düşünce kuruluşu. Merkez, kısmen Eğitim Bakanı Betsy DeVos tarafından finanse edilen bir Amerikan düşünce kuruluşu olan Acton Enstitüsü’nü model almıştır. Merkezin yayın kurulunda Alejandro Chafuen ile –Dilma Rousseff’in azlini savunan hukuki görüşü hazırlayan ve kısa süre evvel de Dilma’nın halefi Michel Temer’in azline karşı çıkan– avukat Ives Gandra da Silva Martins de yer alıyor.)

Tercüme: Zahide Tuba Kor (ZTK) / Ortadoğu Günlüğü

 

Bu yazı toplam 1053 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.