1. BİYOGRAFİ

  2. Martin Luther King
Martin Luther King
A+A-

Martin Luther King, 15 Ocak 1929’da Georgia eyaletinin en büyük şehrinde Atlanta’da dünyaya geldi.

İlkokulu doğduğu şehir olan Atlanta’da bitiren King, ortaöğretimini ve liseyi de burada tamamladı. Ardından Marehouse College’ye gitti ve 1948 yılında yüksek bir not ortalamasıyla buradan mezun oldu. Kolejde okuduğu yıllarda rektörlüğünün yanı sıra bir yurttaş hakları lideri olan Benjamin Mayers’den etkilendi. Ve yavaş yavaş ileride onu politik bir eylemci yapacak düşüncelerle tanıştı.

Sosyoloji bölümünden mezun olduktan sonra Teoloji Fakültesi’ne giren King, burayı birincilikle bitirdi ve ardından yüksek lisansını yapmak için Boston Üniversitesi’ne başvurdu. Teoloji alanında doktora yapan Afrikalı-Amerikalı, 1953’te Montgomery, Dexter Avenue Baptist Kilisesi’nde pastörlük yapmaya başladı. 1 Aralık 1955 günü Rosa Parks, Jim Crow yasalarına uymayı reddettiğinde ise Martin Luther King tanınan bir eylemci olarak protestolarda boy göstermeye başladı. Rosa Parks’ın otobüste bir beyaza yer vermeyi reddettiğinde tutuklanması üzerine Montgomery otobüs boykotlarına liderlik etti.

Bu şekilde siyahların ayaklanmaları başladı ve boykot 1 yılı aşkın süre boyunca devam etti. 5 Aralık 1955’te başlayan eylem, 21 Aralık 1956’da Yüksek Mahkeme’nin siyah yolcuların istedikleri yere oturabileceği yönünde çıkardığı kararla son buldu.

Daha sonra King, siyahi kiliselerin bir araya gelmesi ve yurttaş hakları konusunda yeni düzenlemeler yapılması için çağrılarda bulundu. 1957 yılında Güney Hristiyan Liderlik Konferansı’nın (SCLC) kuruluşunda yer aldı ve ölümüne kadar SCLC tarafından düzenlenen hareketlerde öncülük yaptı. Şiddete karşı olan King, gösterilerinde sergilediği barışçıl tutumu ile bilinmesine rağmen, 1961 yılında FBI tarafından takibe alındı. Çünkü Martin Luther King’in insanları komünizm yanlısı düşüncelerle kışkırtabileceğinden korkuldu.

Ancak Martin Luther King, başlattığı hareketlerin şiddet içermemesine özen gösterdi ve bu yaklaşımı medyanın da ilgisini çekti. Bu süreçte popülaritesi oldukça arttı.

SCLC’yi temsilen King, “İş ve Özgürlük için Washington’a Yürüyüş” adını verdikleri harekete katıldı.

King'in 28 Ağustos 1963’te Lincoln Anıtı önünde yaptığı konuşma, yıllardır hafızlardan silinmemiş bir nitelik taşımaktadır. King’in dört çocuğunun derilerinin rengine göre değil karakterlerine göre yargılanacağı, küçük siyah kızlarla erkek çocukların beyaz erkek ve çocuklarla el ele tutuşup kardeşçe büyüyeceği, ne din ne de ırk ayrımının yapılmadığı bir dünya olacağı yönündeki hayallerini dile getirdiği meşhur konuşma, izleyicilerin coşkulu alkışlarıyla karşılandı.

Yapılan gösteriler sonucunda 1964’ye ve 1965’te Yurttaş Hakları Kanunu, Oy Hakkı Kanunu çıkartıldı ve Martin Luther King Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü. Bu dönemde siyahların hakları konusunda büyük adımlar atıldı. Afro-Amerikalı politik isim, siyahlara tazminat verilmesi konusunu sık sık dile getirmeye başladı. Düşüncelerini 1964 yılında yazdığı "Neden Bekleyemeyiz?" isimli kitabında açıkça dile getiren King, savunduğu görüşlerle ırkçı beyazlar tarafından sert bir dille eleştirildi.

Güney’de elde ettiği başarıyı Kuzey’e de taşımak isteyen King, bunun için Chicago’ya dış mahallelere taşındı. Hem yoksullara destek vermek hem de siyahların yaşadığı yoksul mahallelerde hayatın ne kadar zor olduğunu göstermek amacıyla, böyle bir yol izledi. Martin Luther King’in bir diğer yurttaşlık hakları hareketi savunucusu Ralph Abernaty ile öncülük ettiği hareket sırasında Chicago’da pek çok yürüyüş düzenlendi. Ancak Kuzey’deki halk Güney’dekilere göre yürüyüşlere çok daha sert tepkiler verdi ve King müttefikleri ile birlikte Güney’e geri dönme kararı almak zorunda kaldı.

Hayatının son yıllarında ABD’nin Vietnam Savaşı’ndaki rolünü eleştiren King, düşünceleri nedeni ile komünizm destekçisi olarak görülmeye başlandı. Amerika için “dünyanın en büyük şiddet sağlayıcısı, Vietnam’ı Amerikan kolonisi yapmak istedikleri, ülkenin çoğunluğu çocuk 1 milyon Vietnamlının ölümünden sorumlu olduğu” gibi ifadeleriyle dikkatleri iyice üzerine çekti..

3 Nisan 1968’te siyah sağlık çalışanlarını desteklemek için Memphis’e giden King, buradaki Mason Temple isimli tapınakta bir konuşma yaptı. "Ölümden korkmadığını" da söylediği bu konuşma ünlü ismin son konuşması oldu.

Ertesi gün Lorraine Motel isimli otelin balkonunda silahla vurularak, ölümüne neden olacak yarayı aldı. Olay akşamüzeri saat 6’da yaşandı. Boğazından vurulan King, hemen hastaneye kaldırıldı ancak siyahi lider kaldırıldığı hastanede hayata veda etti. 5 gün sonra düzenlenen cenaze törenine yaklaşık 300 bin kişi katıldı.

King’in suikastından 2 ay sonra fail James Earl Ray, İngiltere’de bir havaalanında yakalandı ve ABD’ye teslim edildi. 10 Mart 1969’da suikastı itiraf etmesine rağmen, 3 gün sonra cinayeti işlemediğini savundu. 99 yıl hapis cezasına çarptırılan Earl Ray, 1998 yılında cezasını çekmeye devam ederken öldü.

Kaynak: Paratic

HABERE YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler