1. ANALİZ

  2. "Mısır’ın firavunu titriyor"
"Mısır’ın firavunu titriyor"

"Mısır’ın firavunu titriyor"

"Firavun ABD’den Trump’ın desteğini alarak geldi. Devrimin ne olduğunu ve tarih boyunca bütün tiranların nasıl güçlerini kaybettiklerini iyi anlamış bütün siyasi analizci veya gözlemciler bu tür hükümdarların kolay kolay teslim olmadığını çok iyi bilir."

Mepa News | Analiz
A+A-

Mısır'da darbeyle iş başına gelen Abdulfettah es Sisi'ye karşı gösteriler düzenleniyor.

2013 yılındaki askeri darbeden bu yana kendisine karşı kayda değer bir tepki olmayan Sisi'nin, gösterilerin yayılmasından endişe duyduğu ifade ediliyor.

Dr. Amira Abo el Fetouh, Middle East Monitor için yazdığı analizde Mısır'daki gösterileri ele aldı.

'Mısır'ın Firavunu Titriyor' başlıklı analiz Mepa News okurları için tercüme edildi.

*

Festival günü oraya uçağıyla gitti. Büyücüleri ve halkı kendisini karşılamak için havaalanına topladı. Din adamlarını, papazları, yaşlıları, gençleri ve ne olduğundan haberi olmayan niye ellerine verilen “Kalkınma Adamı” yazılı pankartları tutmaları gerektiğini anlamayan uykulu çocukları getirtti. Ancak Firavun, kalkınma nedir onu dahi bilmez. Ama Mısırlıların, eğitim sahibi olanların dahi işsiz olduğunu; babaların evlerini geçindiremediğini, anaların çektikleri çilelerden dolayı ağladıklarını çok iyi bilir.

Sıradan, el emeğiyle çalışan ve yüzlerinden çektikleri dert ve çilelerin belli olduğu bir grup insan onu karşılamak için toplandı. Bu, saraylar inşa edip keyif çatmasına rağmen, sıradan vatandaşların hallerinden memnun olmasalar da onu desteklediği imajını vermek için kurulmuş kasti bir tezgahtı. Adına Gençlik Konferansı dedikleri toplantılarda sürekli yanında görülen ve ona bağlı menfaatleri olan seçkin şahısların kendini karşılamaya gelmesine bir alternatif olabilirdi aslında. Ya da belki, o seçkin kişiler sabahın körü olduğu ve daha uyanmak istemedikleri için gelmemiştir veya saatlerce Firavun’un uçaktan inip gelmesini beklemek sadece sıradan vatandaşlara bahşedilmiş bir ayrıcalıktır.

Sisi neden halkı topladı?

Firavun, gücü ele geçirdikten sonra birçok seyahatte bulundu ama neredeyse hiçbir zaman kendisini karşılamaları için insanları toplatmamıştı, peki onu şimdi böyle yapmaya iten neydi? Bu sorunun cevabı, müteahhit ve aktör Muhammed Ali’nin ortaya çıkıp, tiranın kimse tarafından sevilmediğini açıkça ortaya koymasından sonra Mısır rejimini saran korku, dehşet ve endişedir. Söz konusu açık muhalefet devlet kurumlarına dahi sıçramış vaziyettedir. Tüm hükümet temsilcileri, kiliseden ve Ezher'den yetkililer bir araya gelip en son Mübarek Etiyopya’daki suikasttan sağ kurtulup Mısır’a döndüğünde bir devlet başkanını havaalanında karşılamıştı. Bu, herkesin bildiği ancak rejimin ısrarla inkar ettiği huzursuzluğu reddetmek için yapılmış bir girişimdi. Havaalanındaki sahnenin, reddetmesi gereken meseleyi teyit etmesi ise çok ironik oldu.

Firavun, tüm otoritesi ve şanına rağmen, gözlerinden okunan korkusunu yenmek için kendisine güzel sözler söylenmesi ve sempati duyulması için yalvaran bir dilenci gibiydi. Konuşmasında, eğer isteseydi buraya kendisini karşılamak için milyonları getirebileceğini söylerken sesi titriyordu. Bunları daha önce de duymuştuk.

Firavun ABD’den Trump’ın desteğini alarak geldi. Devrimin ne olduğunu ve tarih boyunca bütün tiranların nasıl güçlerini kaybettiklerini iyi anlamış bütün siyasi analizci veya gözlemciler bu tür hükümdarların kolay kolay teslim olmadığını çok iyi bilir. Tıpkı Sudanlı Ömer El Beşir ve Suriyeli Beşar Esed vakalarında olduğu gibi son ana kadar güçlerine yapışıp kendileri için savaşırlar.

'Ordu müdahale edecek' söylemi

Bazı ordu ve polis yetkililerinin ordunun Sisi’ye karşı bir darbe yapacağını ve tıpkı 30 Haziran 2013’te olduğu gibi bunu halktan gelen bir devrim olarak göstermek istediğine dair açıklamalarının olduğu bazı belgeler ve videolar kasti olarak sızdırıldı. Bu sürecin, ordunun Sisi’ye iktidardan el çektireceğini açıklaması ile sonuçlanmasını istediler. Mısır Anayasasının 200. Kanunu askere bu yönde adım atmak için izin vermektedir. Söz konusu kanun, Silahlı Kuvvetler “anayasayı ve demokrasiyi muhafaza etmeli, devletin ve devletin sivil doğasının ana sütunlarını korumalı, halkın menfaatini ile şahısların haklarını ve özgürlüklerini üstün tutmalıdır.”

Anayasadaki bu terminoloji bazı analistlere göre, son günlerde Mısır’da tekrar başlayan protesto gösterilerinde tekrar ortaya konulan halkın isteklerinin gerçekleştirilmesi hususunda kullanılabilir. Araştırmacılar ayrıca, Silahlı Kuvvetlerin müdahale edip, Sisi’nin indirilmesinden sonra yapılacak başkanlık seçimlerinden önce bir geçiş safhası süreci başlatması halinde anayasaya uygun hareket etmiş olacağı için meşruiyetle alakalı bir sorunla karşılaşmayacağını düşünmektedirler.

İşte bu yüzden, Sisi’nin 200 sayılı kanunu çıkartmak için geçmişte ısrar etmiş olması aslında ironiktir. Sisi belki, sihir, sihirbaza işlemez diye düşünüyor olabilir ancak Muhammed Mursi başkan seçildikten sonra onun Savunma Bakanı olan ve Cumhuriyet Muhafızlarının başı olan Muhammed Zaki yeminini bozmuş ve Mursi’yi bizzat tutuklamıştı.

Sosyal medya aktivistleri 200 numaralı kanundaki ifadeleri sanki bir darbeye çoktan karar verilmiş gibi kullandı. Bu sadece bir tesadüf müydü yoksa birileri onları perde arkasından bu yaklaşımla çağrılar yapmaya mı zorladı?

Bütün bu faktörler, halkın çoğunluğunun beklentilerinin artmasına neden oldu; umutları ve beklentileri ahvalin esasını görememelerine sebebiyet verdi. Hayalleri ve gerçeklik birbirine girip sınırlar belirsizleşince, aralarından bazıları öfkelendi.

"Halk gurur duymalı"

Eğer “Kurtuluş Cumasına” tarafsız bir şekilde bakarsak, insanlarız son altı yıldır başarılmayan bazı şeylere eriştiğini görürüz ve bu gerçekten de onların kurtuluşunun başlangıcıdır. Allah’ın yardımı ile, kalplerinden korkuyu söküp attıkları ve bu korkuyu tiranın ve adamlarının kalbine taşıdıkları için kendileri ile gurur duymalılardır.

Rejim öyle bir titremektedir ki bugün Kahire’nin bir ordu kışlasından farkı kalmamıştır. Kimsenin bölgeye yaklaşmasına veya görüntü almasına izin verilmiyor. Büyük meydanlar ve bu meydanlara çıkan sokakların hepsi kapatılıp, şehir bariyerler ve tanklarla dolduruldu. Bütün ana metro durakları kapatıldı ve Kahire, tirana destek için gösterilerin organize edildiği Nasr şehrindeki El-Manasa civarı hariç adeta işgal altındaki bir şehre dönüştü.

Bu gösteriler, tıpkı Mübarek’in 2011’deki 25 Ocak Devriminden önce yaptığı gibi Kurtuluş Cumasını etkisiz kılmak için gerçekleştirildi. Bu,insanların içinde bulunduğu çaresiz durumdan faydalanıp dünyaya göstermek için sahte resimler çekmek için yapılmış ucuz bir girişimdi. Etraftaki belediyelerde çalışan işçiler bu gösterilere katılmaya zorlandı. Rejime destek “protestosuna” katılmaları için her katılımcıya 6-12 dolar, öğle yemeği, meyve suyu ve su verildi. Zorla toplanan bu insanlar, ordu ve polis kordonunda üstlerinde uçaklar uçar vaziyette Firavun’un resimlerini Mısır bayraklarını salladılar.

Sina çölünde 19 subay ve askerin acımasız teröristlerin elinde şehit olduğu gün, şarkıcılar ve oyuncuların da katılımıyla “Meçhul Asker Anıtı’nın” dibinde tirana sevgi şarkıları söylediler. Şehitlerin ölülerine basa basa şarkı söyleyip dans ettiler ve bu rezilliği durduralım diye bir an olsun utanmadılar. Basın bile bu yozlaşmış şahısların eğlencesini bozmaktan korktuğu için Sina’daki çatışmaları haber yapmayıp sanki hiçbir şey olmamış gibi tüm gün o utanç verici kutlamanın görüntülerini verdi.

"Tiranın hayatı herkesten önemli"

Kutlama devam ederken, Kahire ve benzer şekilde ihkam edilmiş diğer valiliklerde görevli asker ve polis alarm durumunda tutuldu. Kahire gibi diğer birçok şehirde de, meydanlar ve sokaklar tiranı insanlardan korumak için kapatıldı. Sina’daki askerlerimiz teröristlere yem edildi. Tiran’ın hayatı askerlerin, subayların ve hatta Tüm Mısırlıların hayatlarının toplamından daha önemliydi.

Sisi askeri darbesinden sonra başa geldiğinde “terörizm olasılık dahilinde” demişti. Artık olasılık gerçek oldu. Bu öyle bir gerçek ki Sisi koltuğunda oturmak için ona bel bağlamıştır. Bu öcü, Firavun’un Mısır halkını korkutmak ve siyasi muhaliflerine yaptığı zulümleri haklı çıkartmak için kullanılmaktadır. Yabancı güçlerin ona destek vermesi de bu yüzdendir. Peki, Sisi’nin geçen hafta ABD’den döndüğü gün havaalanında atacağı yeni adımlara dair yaptığı imalar ne anlama gelmektedir?

Bu yeni adımlar ne olursa olsun bizler artık devrimin ikinci dalgasında yeni bir safhaya geçmiş bulunmaktayız. Tiranı yıkmaya giden yolda ilk adımı attık. Bu safha sabır gerektirecek zira Firavun demir yumruğu ile hüküm sürmeye devam edecek ancak bir devlet sonsuza kadar böyle yönetilemez. Rejimin imajı, tirana methiyetler düzen kiralık kalemler, fırsatçılar ve medya mensupları tarafından makyaj yapılıp kurtarılacak haddeyi geçmiştir. Hiçbir rejim imajını bu şekilde güzel gösteremez. O fırsatçılar, tiran yıkıldığında derilerini çok hızlı bir şekilde döküp başa gelecek yeni kişiye göre başka bir hale bürünecekler.

"Sisi gidene dek durmayacak"

Sisi halkın kabulüne nail olmadığı sürece gücünü uzun süre tutamayacağı için, yabancı arkadaşlarını özellikle de Trump’ı tatmin etme üzerine kurulu kumarı da kaybedecektir. Bu durumun ilk sinyallerini, ABD Devlet Bakanlığı ve Avrupa Birliği’nin geçenlerde halkın gösteri hakkının olduğunu söyledikleri açıklamalarla birlikte gördük. Bu Firavun’un onlar için artık ağır bir yük haline geldiğini göstermektedir. Alman Dışişleri Bakanı’nın da dediği gibi baskı istikrarı getirmez. Angela Merkel de BMGK toplantıları sonrasında Sisi ile yapacağı görüşmeyi iptal etti.

İnsanlar protestolara devam edecek; ne sıkılacaklar ne de yorulacaklar. Hatta gösterilerinde yenilikler olacak, gösteri yapacak başka yerler, tanklarla bariyerlerle çevrili meydanlardan uzak yerler bulacaklar. Devletin güvenlik güçlerini şaşkına çevirecekler.

Bu sabır gerektiren ve ilk yorulan tarafın kaybedeceği bir savaştır. Genelde halk, devletten daha sabırlı ve iradeli olduğu için kazanan taraf olacaktır. Tiranın devrilmesi için Sudan’da dört ay gösteriler yapıldı; Cezayir’deki gösteriler yedi aydır devam ediyor ve ordu halkı susturmakta aciz kaldı. Mısır’daki devrim treni Eylül ayında yola çıkmıştır ve Allah’ın izniyle, son durağı olan, Büyük Yıkılış Durağına Sisi’nin tiranlığından kurtuluşa erildiği gün varana kadar da durmayacaktır.

uygulamabanner.jpg

HABERE YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler