Mısır'ın Sudan'da madencilere yönelik saldırısı krize yol açtı
"Saldırılar, Mısır ordusunun beş aydan kısa bir süre içinde Sudan sınırının Mısır tarafında gerçekleştirdiği ikinci bombardıman oldu."
Saleh Salem | New Arab | Tercüme: Mepa News
Mısır ordusunun 11 Ekim'de yüzlerce Sudanlının altın çıkardığı bölgelere düzenlediği bombardımanda onlarca madencinin hayatını kaybetmesi ve çok sayıda kişinin yaralanmasının ardından Mısır ile Sudan arasındaki gerilim, en azından şimdilik kamuoyu düzeyinde tırmanıyor.
Mısır'ın saldırıları sırasında bölgede bulunan görgü tanıklarına göre hava saldırılarında 70'ten fazla geleneksel yöntemlerle altın çıkaran Sudanlı madenci hayatını kaybetti.
Mısır'ın hava saldırıları sırasında ve sonrasında çekilen videolarda, arka planda dumanlar yükselirken hayatını kaybedenlerin cesetlerinin bölgeye yayıldığı görüldü.
Saldırıların sınırın Mısır tarafında gerçekleştirildiğini doğrulayan Mısır ordusu, operasyonların bölgedeki "yasadışı madencilik" faaliyetleriyle mücadele kapsamında düzenlendiğini açıkladı.
Ordu, 12 Ekim'de yayımladığı açıklamada, bölgedeki insanları yasadışı altın madenciliği konusunda uyarmak amacıyla havadan uyarı bildirileri atıldığını belirtti.
Bu saldırılar, Mısır ordusunun beş aydan kısa bir süre içinde Sudan sınırının Mısır tarafında gerçekleştirdiği ikinci bombardıman oldu.
Haziran ayı ortalarında Mısır ordusuna ait savaş uçakları, sınır bölgesindeki madencilik sahalarını bombalamış ve yaklaşık 23 Sudanlı madenci hayatını kaybetmişti. Kolluk kuvvetleri ve ordu birlikleri ayrıca yüzlerce madenciyi gözaltına almıştı.
Mısırlı askeri analistlere göre başta altın olmak üzere madencilik faaliyetlerindeki artış, Sudan'daki iç savaşın Mısır'la ortak sınırda yol açtığı kaosun sonuçlarından biri.
Mısır'ın eski keşif birlikleri komutanı General Nasr Salem, The New Arab'a yaptığı açıklamada, "Suç çeteleri, Sudan ordusunun ülke içindeki çatışmalarla meşgul olmasından yararlanarak sınır bölgesindeki faaliyetlerini artırıyor" dedi.
Salem, "Bu durum, sınır güvenliğini sağlama sorumluluğunu tek başına üstlenmek zorunda kalan Mısır Silahlı Kuvvetleri üzerindeki baskıyı daha da artırıyor" ifadelerini kullandı.
Mısır ordusu, 12 Ekim'de saldırılara ilişkin yayımladığı açıklamada, kolluk kuvvetlerinin ülkenin imkanlarını ve ulusal zenginliklerini korumak amacıyla Mısır sınırları içerisinde devlet egemenliğini eksiksiz biçimde sağlamaya devam edeceğini belirtti.
Sudan'da kamuoyu tepkisi
Saldırılar Sudan'da öfkeye yol açarken olayların yakın gelecekte Kahire ile Hartum arasındaki ilişkileri nasıl etkileyebileceği sorusunu gündeme getirdi.
Saldırıların hemen ardından Sudanlıların tepkileri ağırlıklı olarak sosyal medyayla sınırlı kaldı. Ancak daha sonra tepkiler sokaklara da yayıldı.
12 Ekim'de Sudanlı silahlı bir kişi, Hartum'un güneyinde Mısırlı kamyon şoförlerine ateş açtı. Saldırıda iki şoför hayatını kaybederken üçüncü bir şoför yaralandı.
Bir gün sonra Sudan'ın çeşitli kentlerinde, özellikle de ülkenin güneybatısındaki Güney Darfur eyaletinin başkenti Nyala'da protesto gösterileri düzenlendiği bildirildi.
Sosyal medyada dolaşıma giren fotoğraflarda, göstericilerin Sudan bayrakları taşıdığı ve ülkeyi yöneten Geçici Egemenlik Konseyi'nin sessiz kaldığı iddialarını eleştiren pankartlar açtığı görüldü.
Sudan tarafındaki öfkenin temelinde, hava saldırılarının sınırın Mısır tarafında değil, Sudan topraklarında gerçekleştirildiğine yönelik inanç bulunuyordu.
Bu nedenle bazı Sudanlılar, Geçici Egemenlik Konseyi'ne saldırıları resmen kınama ve olaylarla ilgili soruşturma başlatma çağrısında bulundu.
Kahire krizi kontrol altına almaya çalışıyor
Mısır Dışişleri Bakanlığı, iki Mısırlı kamyon şoförünün öldürülmesi olayını yakından takip ettiğini belirterek yaşananları "üzücü" olarak nitelendirdi.
Mısır'ın Hartum Büyükelçisi de Sudan'ın başkentindeki bir hastanede tedavi gören yaralı şoförün sağlık durumuyla ilgilendi.
Büyükelçi, olaydan yalnızca bir gün önce Sudan Geçici Egemenlik Konseyi Başkanı General Abdulfettah el Burhan'a güven mektubunu sunmuştu.
Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın silahlı saldırıya ilişkin açıklaması, Mısır ve Sudan dışişleri bakanlarının telefon görüşmesinden yalnızca bir gün sonra geldi.
Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre görüşmede iki bakan da karşılıklı olarak diğer ülkenin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duyduklarını ifade etti.
Bu arada Sudan'da Mısır karşıtı duyguların yükselmesine ilişkin endişeler, Mısır sosyal medyasında da hızla yankı buldu.
Mısırlı sosyal medya kullanıcıları, Sudanlı geleneksel madencilerin sınır ihlallerine karşı ulusal sınırları korumak amacıyla Mısır ordusunun attığı adımlara destek verdi.
Analistlere göre Mısır, Nisan 2023'te Sudan'da iç savaşın başlamasından bu yana iki ülke arasındaki ortak sınırın güvenliğini sağlama yükünü tek başına üstleniyor.
General Salem, yasadışı madenciliğin Sudan tarafından gerçekleştirilen çok sayıdaki sınır ihlalinin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturduğunu söyledi.
Salem'e göre bu ihlaller arasında Mısır'da devlet tarafından sübvanse edilen ürünlerin Sudan'a kaçırılması ve Sudanlıların insan kaçakçılığı yoluyla Mısır'a sokulması da bulunuyor.
Savaş ayrıca yaklaşık 1,5 milyon Sudanlının sığınmak amacıyla sınırı geçerek Mısır'a gitmesine neden oldu. Bu durum, zaten ekonomik sıkıntılar yaşayan kuzeydeki komşu ülkenin üzerindeki ekonomik baskıyı artırdı.
Hızlı Destek Kuvvetleri'nin finansman kaynağı
Geçici Egemenlik Konseyi, geleneksel yöntemlerle altın çıkaran madencilerin ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirdi ve olayın araştırılması için bir komisyon kurulması talimatı verdi.
Bu adım, öfkeli Sudan kamuoyunu yatıştırmaya yönelik bir girişim olarak değerlendirildi.
Bununla birlikte saldırılara yönelik kınamaların büyük bölümü, Sudan'ın kontrolü için Sudan Silahlı Kuvvetleri'ne karşı savaşan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) destekçilerinden geldi.
Sudanlı analistlere göre bu durum, HDK ile Mısır-Sudan sınır bölgesinde yaygın biçimde yürütülen yasadışı madencilik faaliyetleri ve altın kaçakçılığı arasındaki bağlantılara işaret ediyor olabilir.
Sudanlı siyasi analist Salah Khalil, altın madenciliği ve kaçakçılığını HDK'nin başlıca "finansal can damarları" olarak nitelendirdi.
Khalil, The New Arab'a yaptığı açıklamada, "Milis güçleri, madencilik ve kaçakçılık faaliyetlerinden elde ettikleri gelirleri askeri faaliyetlerini ve Sudan Silahlı Kuvvetleri'ne karşı yürüttükleri savaşı finanse etmek için kullanıyor" dedi.
Analist, paramiliter grubun aynı gelirleri başka ülkelerden silah satın almak amacıyla da kullandığını belirtti.
Nyala, HDK'nin güçlü olduğu merkezlerden biri olarak biliniyor.
Mısır'ın Sudanlı geleneksel madencilere yönelik hava saldırılarını gerçekleştirdiği gün, HDK tarafından Şubat 2025'te kurulan Sudan Kuruluş İttifakı, saldırıların Sudan'ın Kızıldeniz eyaletinin en kuzeydoğusunda yer alan dağlık altın madenciliği bölgesi Kuzey el-Vadi'de düzenlendiğini öne sürdü.
İttifak, Sudan'ın egemenliğini ihlal ettiği iddiasıyla Mısır'ı sert biçimde eleştirdi ve Kahire'yi Sudan'ın kaynaklarını ele geçirmek istemekle suçladı.
Uluslararası araştırma kuruluşu Global Witness'ın 2019 yılında yayımladığı bulgulara göre HDK Komutanı Muhammed Hamdan Dagalo, Sudan ve Birleşik Arap Emirlikleri merkezli paravan şirketler ile bankaları kullanarak Sudan'ın altın sektörünün büyük bir bölümünü kontrolü altına aldı.
Altın meselesinin ötesinde
Bazı Mısırlı ve Sudanlı analistler, Sudan'daki savaşı bölgesel haritanın yeniden şekillendirilmesi ve stratejik deniz geçiş noktaları ile limanların kontrolü üzerinde yürütülen daha geniş kapsamlı bir mücadeleyle ilişkilendiriyor.
Sudanlı analistlere göre altın madenciliği ve kaçakçılığına yönelik baskıların artırılması, HDK'ye ve dolayısıyla bu milis gücünün Sudan Silahlı Kuvvetleri'ni yenilgiye uğratarak ülkenin kontrolünü ele geçirmesini isteyen bölgesel destekçilerinin girişimlerine ağır bir darbe indirebilir.
Ancak analistler, bu tür önlemlerin tek başına HDK'yi kesin olarak yenilgiye uğratmak için yeterli olmaktan uzak olduğunu belirtiyor.
Khalil, HDK'yi aşamalı olarak zayıflatmak için eş zamanlı başka önlemlerin de alınması gerektiğini söyledi.
Bu önlemler arasında, özellikle Libya, Çad ve Etiyopya olmak üzere Sudan'a komşu ülkelerden sağlanan desteğin kesilmesi gerektiğini belirtti.
Khalil, "Bu can damarlarının kesilmesi, milis güçlerini kaynaklardan yoksun bırakacak ve zaman içerisinde yenilgiye uğramalarına katkı sağlayacaktır" dedi.
