Molla Seyfurrahman Mansur kimdir?

Molla Seyfurrahman Mansur kimdir?

Taliban hareketinin önde gelen komutanlarından Molla Seyfurrahman Mansur.

Molla Seyfurrahman Mansur, 1969 yılında Afganistan'ın doğusundaki Paktiya ilinin Zurmat ilçesine bağlı Heybet Hil köyünde dünyaya geldi.

Babası Mevlevi Nasrullah Mansur bölgede tanınmış bir İslam alimi ve savaşçıydı. Afganistan'ın Gazni ilindeki Nuru'l Medaris Farukiye'den mezun olan Mevlevi Nasrullah, Afganistan'ın ilk İslami grubu olan Huddamu'l Furkan'ın önemli yetkililerinden biriydi. Bu grup Taliban'a öncülük eden gruplardan biri olarak bilinmektedir.

Mevlevi Nasrullah, 1970'lerde iktidara gelen komünist yönetimin İslam'a yönelik baskılarına ve 1979'daki Sovyetler Birliği işgaline karşı savaşa öncülük eden isimlerden biriydi.

Hayatının ilk yılları

Babasının ikinci oğlu olan Mansur, küçük yaştan itibaren iyi bir İslami eğitim gördü. İlk eğitimini, doğduğu Heybet Hil köyünde babasından aldı. Afganistan yönetiminde komünist kesimlerin gücünün artmasının ardından İslami eğitime kısıtlama getirilmiş ve özellikle İslam alimleri baskı altına alınmıştı. Bu sebeple Mansur'un babası Mevlevi Nasrullah, Şahikot yakınlarındaki dağlık bölgelere çekildi. Baskılar burada da devam edince ailesini yeniden Heybet Hil köyüne yerleştirdi ve kendisi Afganistan ile Pakistan'ı ayıran Durand Hattı'nı geçerek Kuzey Veziristan'daki Miranşah'a yerleşti. Molla Seyfurrahman Mansur'un çocukluk yılları bu zorluklarla geçti.

1979 yılındaki Sovyetler Birliği işgali sonrasında Molla Seyfurrahman Mansur'un ailesi tamamen Pakistan'a yerleşmek zorunda kaldı. Henüz çocuk yaşlarda olan Molla Seyfurrahman Mansur burada çeşitli medreselerde İslami ilim tahsil etti. İslami ilimlerin yanı sıra İslam daveti ve siyaset, ayrıca askeriye konusunda da eğitimler aldı. Gençlik döneminin başlarına geldiğinde birçok farklı silahı kullanma becerisi edinmişti.

Afganistan'da savaş

Fiilen cephede savaşabilecek yaşa geldiğinde Molla Seyfurrahman Mansur, henüz 16 yaşındayken Sovyet güçlerine karşı Host ve Nangarhar ilindeki çeşitli saldırılara katıldı. 1987-1989 yılları arasında Zurmat'ta savaşa devam etti, 1989 yılında 20 yaşındayken yerel bir grubun lideri haline geldi.

Sovyetler Birliği'nin çekilmesinin ve komünist rejimin yıkılmasının ardından kendisi ve ailesi bölgedeki etkisini sürdürdü. 1993 yılında babasının uğradığı bir suikast sonucu hayatını kaybetmesi üzerine bölgenin ve ailesinin idaresini üstlendi. Bölgenin emniyetinin sağlanmasından ve savaşçıların eğitilmesinden sorumluydu. Afgan gruplar arasındaki iç savaş sürecinde, bölgenin güvenliğini bozmak isteyen gruplara karşı mücadele etti. Bu dönemde gerçekleştirdiği bir operasyon sırasında sol elinden yaralandı ve üç parmağı felçli kaldı.

Taliban'a katılması

Kandahar'da 1994 yılında Taliban hareketinin kurulması haberi, kısa bir süre içerisinde Molla Seyfurrahman Mansur ve beraberindeki savaşçılara da ulaştı. Savaşçılardan ve ilim talebelerinden oluşan bir heyeti Kandahar'a gönderip Taliban hakkında bilgi aldılar ve bu harekete katılmaya karar verdiler. Katılma kararından kısa bir süre sonra Molla Seyfurrahman Mansur, Taliban'ın Gazni'yi ele geçirmesinde yer aldı. Bu savaşta Paktiya'dan getirdiği tankları da kullandı, savaşın ardından tank kuvvetlerinin komutası kendisine verildi. Bu komutanlık görevini başarıyla yürüten Molla Seyfurrahman Mansur Meydan Şehr, Logar, Çahar Asyab, Urgun, Hisarek, Celalabad, Kabil gibi çok sayıda bölgenin fethinde büyük rol oynadı.

Kabil'in ele geçirilmesi ve Afganistan İslam Emirliği'nin ilan edilmesinin ardından Molla Seyfurrahman, Kabil'in kuzeybatı cephesindeki stratejik öneme sahip Karğa bölgesine komutan olarak atandı ve tank birliklerini komuta etti. Batılı güçlerce desteklenen Kuzey İttifakı'nın Kabil'e yönelik birçok saldırısının püskürtülerek Kabil'in korunmasında önemli paya sahipti. Bu çatışmalarda kardeşlerinden biri de hayatını kaybetti. Molla Seyfurrahman, ilerleyen dönemde 1997 yılında İslam Emirliği'nin Seleng Tüneli üzerinden kuzeye gerçekleştirdiği harekatların komutanları arasında yer aldı. Bu harekatlardan birinde Robatak yerleşimi yakınlarında karnından yaralandı. İyileşmesinin ardından cepheye geri döndü, bu kez de Kabil'in Şekar Dera bölgesini müdafaa ederken bir havan topu saldırısında ağır yaralandı. Sağ eli büyük oranda felç oldu, bu olaydan sonra yalnızca sol elinin iki parmağını tam olarak kullanabiliyordu.

Amerikan işgali dönemi, Şahikot Muharebesi ve ölümü

2001 yılında ABD ve NATO'nun Afganistan'a yönelik işgalinin başlamasının ardından ilk çatışmaların yaşandığı kuzey cephesinde büyük bir direniş sergiledi. Cephe hattı düşene kadar burada savaştı, ardından Logar bölgesine çekildi. Yoğun Amerikan bombardımanı karşısında cephe hatlarında savaşmanın mümkün olmadığını anlaması üzerine gerilla savaşını sürdürmek üzerine kendi bölgesi olan Paktiya'nın Zurmat bölgesine çekildi.

Ardından İstişarelerde bulunmak üzere Kandahar'a gitti. Burada Amerikan işgaline karşı savaşmak üzere tüm gruplara kırsal bölgelere çekilme talimatı verildi. Bunun üzerine Paktiya vilayetindeki Şahikot Vadisi'ne gitti. Babasının 1980'li yıllardan beri savaşı sürdürme amacıyla tahkim ettiği, hazırlıklar yaptığı ve yabancı savaşçıları da konuk ettiği bu bölgede, bu sefer Amerikan işgalcilere karşı savaşmak için organize oldu.

Bu süreçte Afganistan'da bulunan yüzlerce yabancı savaşçı da Amerikan işgali sebebiyle kaçmak durumunda kalmış ve Paktiya'ya sığınmıştı. Bunlar arasında Tahir Yoldaşev, Ebu Habbab el Mısri, Ebu'l Leys el Libi, Seyfu'l Adl gibi isimler de bulunuyordu. Arap, Özbek, Çeçen ve Türkistanlı yüzlerce aile bölgedeydi. Molla Seyfurrahman Mansur, aralarında çok sayıda kadın ve çocuğun da bulunduğu bu aileleri Amerikan saldırısından korumaya çalışıyordu. Bu aileler, Afgan savaşçılar tarafından Zurmat başta olmak üzere çeşitli bölgelere yerleştirildi. Amaçları ailelere Pakistan sınırını geçirmek ve onları güvende olacakları Veziristan'a yerleştirmekti.

Sivil aileler konusunu geçici de olsa çözdükten sonra Molla Seyfurrahman, Amerikan güçlerine karşı cephe hatlarını oluşturmaya başladı. Aralık 2001'den Mart 2002'ye kadar zorlu kış şartları altında savaşçılar, Amerikan güçlerine karşı direnişin merkezi olacak Şahikot Vadisi'ni tahkim ettiler.

ABD ve NATO güçleri 2 Mart 2002 günü Şahikot Vadisi ve çevresine yönelik saldırılarına başladı. İşgal güçleri ABD, Avustralya, İngiltere, Kanada, Almanya, Fransa, Norveç, Hollanda, Danimarka ve Yeni Zelanda askerlerinden müteşekkil olan yaklaşık 30 bin kişiydi. Bu güçlere Afgan milisler de eşlik ediyordu.

Amerikan uçakları bölgeye tonlarca bomba attı ve karadan gerçekleştirdikleri saldırılarda direnişçilerle yoğun çatışmalara girdi. Çatışmalarda en az beş Amerikan helikopteri düşürüldü, gerçekleştirilen pusularda çok sayıda Batılı asker ve Afgan milis öldürüldü. Çatışmalarda Afgan ve yabancı savaşçılardan onlarcası da yaşamını yitirdi.

Çatışmalar neticesinde gönüllü savaşçıların büyük bölümü Veziristan bölgesine doğru tahliye edilebildi. Bu yapılar ilerleyen dönemde ABD işgaline karşı savaşta önemli bir rol oynayacaktı.

Molla Seyfurrahman Mansur, günlerce devam eden Şahikot Muharebesi'nde hayatını kaybedenler arasındaydı. Mansur, 10 Mart 2002 günü Amerikan güçlerinin gerçekleştirdiği bir bombardımanda, yardımcısı Molla Fida Muhammed Cevad ile birlikte can verdi. Yaşamını yitirdiğinde 33 yaşındaydı ve 4 oğlu vardı. Amerikan istihbaratı Molla Seyfurrahman Mansur'un akıbetini belirleyemedi ve 2008 yılına kadar Afganistan dağlarında onu aramaya devam etti.

Kaynak: Mepa News

x.gif

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.