Netanyahu Lübnan konusunda ABD'nin baskısına boyun eğecek mi?

Netanyahu Lübnan konusunda ABD'nin baskısına boyun eğecek mi?

"Anlaşmanın çökmesi İsrail'in çıkarına olabilir. Ancak İsrail'in şu anda anlaşmayı sabote etmeye çalışması pek olası görünmüyor."

Malek Jadah | New Arab | Tercüme: Mepa News

İran ile ABD'nin savaşı sona erdirmek ve kalıcı barış için müzakerelere başlamak üzere anlaşmaya varmasından 48 saatten kısa süre sonra, Güney Lübnan'daki İsrail saldırılarında en az dört kişi öldü. Hizbullah ise Lübnan topraklarının daha derinlerine sızmaya çalışan İsrail güçlerine karşı iki operasyon düzenledi.

Anlaşmanın açıklanmasından önceki döneme kıyasla çatışmalar azalmış olsa da şiddetin devam etmesi, Lübnan-İsrail cephesinin anlaşmaya dahil edildiği varsayımıyla çelişiyor.

Dahası, İsrail'in pazartesi günü İsrail ordusunun Güney Lübnan'da işgal ettiği bölgelerden çekilmeyeceğini açıklaması, durumun kırılganlığını daha da ortaya koyuyor. Buna paralel olarak Hizbullah da grubun İsrail saldırılarına karşılık vermekten kaçındığı 2 Mart öncesi duruma dönmeyi kabul etmeyeceğini belirtti.

Bu unsurlar dikkate alındığında, şu anda çatışmaların tamamen durması son derece düşük bir ihtimal. Ancak aynı zamanda İsrail'in Lübnan topraklarını anlaşma öncesi dönemdeki seviyede vurmasından kaçınması muhtemel. Çünkü bu, özellikle Donald Trump'ın İsrail'in Lübnan'daki tutumu nedeniyle Binyamin Netanyahu'yu kamuoyu önünde azarlamasından sonra, tüm anlaşmayı riske atabilir.

Anlaşmanın çökmesi İsrail'in çıkarına olabilir. Ancak İsrail'in şu anda anlaşmayı sabote etmeye çalışması pek olası görünmüyor.

Tel Aviv, anlaşmanın Tahran ve vekil güçlerine yönelik daha sert şartlar içermesini istemiş olsa da ve anlaşmanın Lübnan'daki askeri faaliyetlerine kısıtlamalar getirmesine rağmen, mevcut aşamada anlaşmayı sabote etmek, İsrail'in ana müttefiki ve silah tedarikçisi olan ABD ile eşi görülmemiş gerilimlere yol açacaktır.

İki müttefik arasındaki gerilim, anlaşmadan saatler önce İsrail ordusunun Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırısının ardından zaten yüksekti. Başka bir ifadeyle mevcut durum, İsrail açısından Lübnan'daki kendi stratejik hesapları ile Trump'ın şartları arasında zor bir ikilem oluşturuyor.

İsrail, İran'la yapılan anlaşmaya rağmen Güney Lübnan'daki işgalini sona erdirmeyeceğini söyledi.

Carnegie Middle East Center araştırmacısı Mohannad Hage Ali, İran-ABD anlaşmasına varılmasından bu yana görülen çatışma seviyesinin, ABD baskısı nedeniyle İsrail'in gerilimi artırmasına konulan sınırdan dolayı "muhtemelen bir süre daha devam edeceğine" inanıyor.

Lübnan Amerikan Üniversitesi'nden Profesör Imad Salamey ise "kontrollü gerilimin uzadığı bir dönem" görüyor. Ona göre İsrail operasyonların yoğunluğunu azaltabilir, Hizbullah büyük bir misillemeden kaçınabilir, ancak iki taraf da askeri hazırlığını koruyacak.

Salamey'e göre anlaşmanın "sürekli bir gerilim düşürmeden ya da yeniden topyekun tırmanıştan ziyade yönetilen bir statüko" üretmesi daha olası.

İsrail'in Lübnan'ın bazı bölgelerindeki işgalini sürdürme ısrarının anlaşmayı derhal tehdit edip etmeyeceği sorulduğunda Salamey bu ihtimali dışarıda bıraktı ve "Washington ile Tahran'ın daha büyük stratejik ve ekonomik faydalar nedeniyle daha geniş anlaşmayı korumak için güçlü teşviklere sahip olduğunu" belirtti.

"Çimleri biçme"ye dönüş mü?

Ancak uzun vadede, müzakerelerin kalan ihtilaflı meseleleri çözememesi halinde Lübnan'da ve hatta bölgede tırmanış yine yaşanabilir. Lübnan özelinde anlaşma, Hizbullah'ın silahları, İsrail'in çekilmesi ya da sınır düzenlemeleri meselesini çözmüyor.

Salamey, "Bu çözülmemiş meseleler müzakere süreci boyunca büyük gerilim kaynakları ve potansiyel bozucu unsurlar olarak kalacaktır" dedi.

Bölgesel düzeyde ise İran'ın nükleer dosyası konusunda bir anlaşmaya varılmadı. Bu konunun önümüzdeki 60 gün içinde müzakere edilmesi gerekiyor. Hizbullah'ın medya ilişkileri ofisi salı günü, "İsrail Lübnan'dan çekilmedikçe İran ile ABD arasında nükleer anlaşma olmayacağını" söyledi.

Carnegie'den Hage Ali'ye göre nükleer dosyanın 60 günlük müzakerelere devredilmiş olması İran'a koz veriyor. Çünkü "bu dosyada anlaşmaya varılamaması, tüm anlaşmanın çökmesine yol açabilir."

İran da İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını sürdürmesi veya nihayetinde Lübnan topraklarından çekilmemesi halinde geri adım atabilir. Nitekim Tahran, anlaşma imzalanmadan önce bile bazı sertlik yanlılarının karşı çıkmasıyla, anlaşmayla ilerleyip ilerlememeyi tartışıyordu.

Ekim ayında yapılması planlanan İsrail seçimleri dikkate alındığında, sonunda gerilimi artırma yoluna gitmek İsrail'in çıkarına da olabilir. Ancak özellikle mevcut ABD yönetiminin sınırlı dikkat süresi göz önünde bulundurulduğunda, Amerika'nın Lübnan'da gerilimden kaçınma ısrarının ne kadar sürdürülebileceği henüz belirsiz.

Anlaşmayı tehdit edebilecek en büyük faktörler hakkında konuşan Salamey şunları söyledi:

"Yerel ve uluslararası düzeylerde birçok bozucu unsur var: ABD ile normalleşmeden korkan İran'daki sertlik yanlıları, İsrail'le barış ya da güvenlik düzenlemelerinden korkan Lübnanlı aktörler, Hizbullah'ı silahlı bırakan herhangi bir anlaşmaya şüpheyle yaklaşan İsrailli fraksiyonlar ve istikrarsızlığın sürmesinden fayda sağlayan bölgesel güçler."

Washington müzakereleri

Bu arada tüm gözler, gelecek hafta Washington'da yapılması planlanan Lübnan ile İsrail arasındaki doğrudan müzakerelerin yeni turunda. Nisan ayında savaş sırasında başlatılan bu müzakereler Hizbullah tarafından sert biçimde eleştirilmişti. Grup, Lübnan'ın bu görüşmelerden çekilmesi ve yalnızca ABD-İran anlaşmasına yol açan İslamabad hattına dayanması çağrısını defalarca yaptı.

Ancak Cumhurbaşkanı ve Başbakan dahil diğer Lübnanlı siyasi güçler, İran-ABD anlaşmasına rağmen Washington yolunun devam etmesini istiyor. Bu görüşmeler aracılığıyla Hizbullah'ın silahsızlandırılması karşılığında İsrail'in Lübnan'dan çekilmesini sağlamayı umuyorlar.

Salamey'e göre Washington müzakereleri ve silahsızlandırma planı muhtemelen devam edecek, ancak "belirleyici bir atılım" olmadan.

Salamey, "Bu görüşmeler İsrail'in çekilmesi, sınır güvenliği ve Lübnan devletinin otoritesi üzerine uzun süreli görüşmeler için bir çerçeve oluşturabilir. Ancak Hizbullah'ın silahsızlandırılması muhtemelen ertelenecek, tıpkı İran nükleer dosyasının en hassas kısımlarının ertelenebileceği gibi" diye ekledi.

wp.gif

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.