Netanyahu'dan seçim öncesi yeni güvenlik doktrini: Önleyici saldırılar ve tampon bölgeler

Netanyahu'dan seçim öncesi yeni güvenlik doktrini: Önleyici saldırılar ve tampon bölgeler

İsrail Başbakanı Netanyahu, seçimlere dokuz gün kala önleyici saldırıları, tampon bölgeleri ve savunma sanayisinde bağımsızlığı öne çıkaran yeni güvenlik doktrinini açıkladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 27 Ekim'de yapılacak genel seçimlere dokuz gün kala ülkenin yeni ulusal güvenlik doktrinini açıkladı.

İran'a karşı önleyici saldırı seçeneğinin korunmasını, sınır bölgelerinde tampon alanlar oluşturulmasını, askeri üstünlüğün sürdürülmesini ve silah üretiminde dışa bağımlılığın azaltılmasını öngören belge, İsrail muhalefetinin sert tepkisine yol açtı.

İsrail Başbakanlık Ofisi tarafından 18 Ekim'de kamuoyuna duyurulan ve Ulusal Güvenlik Konseyi'nin katkısıyla hazırlanan üç sayfalık belgede, 7 Ekim 2023'ün ardından İsrail'in güvenlik yaklaşımında temel değişikliklere ihtiyaç duyulduğu savunuldu.

Netanyahu, Gazze'den Yemen'e, Lübnan'dan İran'a uzanan askeri operasyonların İsrail'i yakın bir nükleer tehditten uzaklaştırdığını ve İran öncülüğündeki eksenin oluşturduğu baskıyı ortadan kaldırdığını ileri sürdü.

Ancak ana muhalefet liderleri Yair Lapid ve Gadi Eisenkot, belgeyi somut bir güvenlik stratejisi ortaya koymamakla ve Netanyahu hükümetinin 7 Ekim saldırısındaki başarısızlıklarını gölgelemeye çalışmakla suçladı.

İran'a karşı önleyici saldırı seçeneği

Netanyahu'nun açıkladığı doktrinde İran kaynaklı tehditler, İsrail'in güvenlik önceliklerinin başında yer alıyor. Belge, ortaya çıkabilecek tehditleri yalnızca caydırma veya savunma yoluyla yönetmek yerine, gerektiğinde önceden harekete geçerek etkisiz hale getirme yaklaşımını öne çıkarıyor.

Netanyahu, 7 Ekim 2023 saldırısının İsrail'i kapsamlı bir savaşa sürüklediğini savunarak askeri operasyonların ülkenin güvenlik anlayışını değiştirdiğini belirtti. Yeni yaklaşımda, tehditlerin büyümesini beklemek yerine önleyici saldırılar düzenlenmesi ve askerî girişimlerde inisiyatifin İsrail'de tutulması hedefleniyor.

Bununla birlikte belge, İran'a karşı olası bir saldırının ne zaman, hangi hedeflere ve hangi operasyonel plan çerçevesinde gerçekleştirileceğine ilişkin ayrıntılı bir yol haritası içermiyor.

Netanyahu'nun doktrini, ABD ile önceden koordinasyon sağlanmadan İran'a saldırı düzenlenmesine açıkça izin veren ayrıntılı bir operasyon planı ortaya koymaktan ziyade, önleyici saldırıları genel güvenlik ilkelerinden biri olarak tanımlıyor.

Tampon bölgeler, sınır güvenliği ve askeri üstünlük

Belgede İsrail'in askeri üstünlüğünü koruması, caydırıcılık kapasitesini geliştirmesi ve erken uyarı sistemlerini güçlendirmesi gerektiği belirtiliyor. Ayrıca sınır bölgelerinde ihtiyaç duyulması halinde tampon alanlar oluşturulması ve ülke içindeki sivil nüfusun ani saldırılara karşı korunması öngörülüyor.

Netanyahu, sınır aşan geniş çaplı saldırı ihtimaline dikkat çekerek doğu sınırında kara sızmalarını ve insansız hava araçlarının geçişini önlemeye yönelik bir duvar inşa edildiğini belirtti.

Bununla birlikte belgede, önerilen tampon bölgelerin hangi ülkelerin sınırlarında kurulacağı veya bu alanların coğrafi kapsamının ne olacağı açıklanmadı.

İsrail'in Suriye, Lübnan ve Gazze'deki askeri faaliyetleri ile sınır ötesindeki güvenlik bölgeleri dikkate alındığında, tampon alanlara yapılan vurgu bölgesel güvenlik politikası açısından önem taşıyor. Ancak doktrin, bu bölgelerin hangi koşullarda oluşturulacağına ilişkin ayrıntılı bir uygulama çerçevesi sunmuyor.

Silah üretiminde bağımsızlık ve teknolojik üstünlük

Netanyahu'nun açıkladığı güvenlik anlayışı, askeri kapasitenin geliştirilmesinin yanı sıra savunma sanayisinde dışa bağımlılığın azaltılmasını da hedefliyor.

Belgede, İsrail'in mühimmat üretiminde mümkün olan en yüksek bağımsızlığa ulaşması, ileri teknolojilerdeki üstünlüğünü koruması ve yapay zekâ, kuantum hesaplama ve uzay teknolojileri gibi alanlardaki kapasitesini geliştirmesi gerektiği vurgulanıyor.

Ayrıca İsrail'in bölgesel bir güç olarak konumunun sağlamlaştırılması ve Orta Doğu'da ve bölge dışında yeni ittifakların kurulması için mevcut fırsatlardan yararlanılması hedefleniyor.

Belgenin diğer başlıkları arasında siber tehditler, hassas güdümlü füzeler, insansız hava araçları, elektronik saldırılar ve İsrail'in iç güvenliğine yönelik tehditler bulunuyor. Doktrinde uluslararası alanda İsrail'in meşruiyetini hedef aldığı öne sürülen girişimlerle mücadeleye de yer veriliyor.

Toplumsal birlik başlığı altında ise İsrail'in Yahudi ve demokratik kimliğinin korunması, Yahudi diasporasıyla ilişkilerin güçlendirilmesi ve İsrail'in kendi tanımladığı “İsrail Toprağı”ndaki yerleşim faaliyetlerinin teşvik edilmesi öngörülüyor.

Bölgesel ittifaklar haritası tartışma yarattı

Netanyahu'nun güvenlik sunumunda yer alan Orta Doğu haritası da dikkat çekti. Friedrich Ebert Vakfı'nın logosunu taşıyan haritada Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan'ın "Sünni ittifakı" başlığı altında gösterildiği, İran ve onunla bağlantılı silahlı grupların ise "Direniş Ekseni" olarak adlandırıldığı aktarıldı.

"Başlıca tehditler – sahalar" başlıklı sunumda ayrıca "Şii ve İran ekseni", "terör" ve "iç düşmanlar" gibi ifadeler kullanıldı.

Bununla birlikte harita, söz konusu ülkelerin tamamının İsrail tarafından doğrudan düşman olarak sınıflandırıldığını göstermiyor. Sunumda kullanılan kategoriler, bu ülkeler arasında resmi bir askeri ittifak bulunduğu anlamına da gelmiyor.

Haritanın ortaya koyduğu yaklaşım, İsrail yönetiminin bölgesel güvenlik değerlendirmesinde devletler arası ilişkilerin yanı sıra mezhepsel ve jeopolitik kümelenmelere de yer verdiğini gösteriyor.

Muhalefet: "Boş sloganlardan ibaret"

Netanyahu'nun açıkladığı doktrin, seçimlere günler kala İsrail muhalefetinin sert eleştirilerine hedef oldu.

Ana muhalefet lideri Yair Lapid, X hesabından yaptığı açıklamada belgeyi “yüzeysel” ve “tuhaf” olarak nitelendirdi. Lapid, metnin ücretsiz bir yapay zekâ programının hazırladığı bir çalışma izlenimi verdiğini söyleyerek bunun gerçek bir ulusal güvenlik stratejisi sunmadığını savundu.

Lapid, Netanyahu'yu 7 Ekim 2023 saldırısındaki güvenlik başarısızlıklarını araştıracak resmi bir soruşturma komisyonu kurmamakla ve İsrail'in uluslararası ilişkilerine zarar vermekle suçladı. Ayrıca hükümetin normalleşme anlaşmalarını genişletme konusunda başarısız olduğunu ileri sürdü.

Muhalefet lideri, Netanyahu'nun güvenlik iddialarıyla iç politikadaki tercihleri arasında da çelişki bulunduğunu savundu. Lapid, ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlik hizmetinden kaçınmasına izin verilmesini ve iç siyasi ayrışmanın derinleşmesini bu çelişkilere örnek gösterdi.

Eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot da belgeyi “boş sloganlarla dolu iki sayfa” olarak nitelendirdi. Eisenkot'a göre Netanyahu, seçimlerden dokuz gün önce güvenlik doktrinini açıklayarak hükümetin 7 Ekim'deki başarısızlıklarından dikkati uzaklaştırmaya çalışıyor.

Eisenkot, Netanyahu'nun Hamas ve Filistin İslami Cihadı'nın askerî ve yönetim kapasitesini ortadan kaldırma, Hizbullah'ı caydırma, Batı Şeria'da istikrarı sağlama ve İsrail'in iç birliğini koruma hedeflerinde başarısız olduğunu ileri sürdü.

Hamas'ın Gazze'de silahlı unsurlarını koruduğunu ve Hizbullah'ın askeri kapasitesini yeniden inşa ettiğini savunan Eisenkot, hükümeti savaşın sonuçları ve 7 Ekim'deki güvenlik zaafları konusunda hesap vermemekle suçladı.

Eisenkot, iktidara gelmeleri halinde muhalefetin 150 gün içinde resmi bir ulusal güvenlik stratejisi hazırlayıp onaylayacağını söyledi.

Seçim anketlerinde Netanyahu'nun rakipleri önde

Güvenlik doktrininin açıklanması, Netanyahu'nun seçim kampanyası sırasında kamuoyu yoklamalarında zorlandığı bir döneme denk geldi.

İsrail Kamu Yayın Kuruluşu'nun yayınladığı ankete göre Netanyahu'nun liderliğindeki siyasi blok 51 sandalyeye gerilerken Eisenkot'un öncülük ettiği muhalefet bloğu 52 sandalyeye yükseldi. Bir önceki ankette Netanyahu'nun bloğu 53, muhalefet bloğu ise 50 sandalye seviyesindeydi.

Başbakanlık için en uygun adayın kim olduğu sorusunda da Eisenkot, yüzde 43 destekle Netanyahu'nun önünde yer aldı. Netanyahu'nun desteği yüzde 35'e geriledi. Önceki ankette bu oran yüzde 38 olarak ölçülmüştü.

Bununla birlikte İsrail Meclisi Knesset'teki 120 sandalyenin 61'ini kazanmak hükümet kurmak için gerekli olduğundan, iki blok da mevcut anket sonuçlarına göre tek başına çoğunluğa ulaşamıyor.

Netanyahu, seçimleri kazanıp kazanamayacağından emin olmadığını daha önce dile getirmişti. 27 Ekim'de yapılacak seçimler, uzun süredir başbakanlık görevini sürdüren Netanyahu'nun siyasi geleceği açısından belirleyici olacak.

Netanyahu ayrıca yolsuzluk suçlamaları kapsamında yargılanıyor. Hakkındaki suçlamalar arasında rüşvet, dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma bulunuyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi de Kasım 2024'te Gazze'deki savaşla bağlantılı savaş suçları ve insanlığa karşı suç iddiaları kapsamında Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarmıştı.

Trump'tan Netanyahu'ya açık destek

ABD Başkanı Donald Trump, seçimlere dokuz gün kala Netanyahu'nun yeniden seçilmesine tam destek verdiğini açıkladı. Trump, Netanyahu'yu İran'a karşı mücadelede güçlü bir ortak olarak nitelendirdi ve İsraillileri başka bir lideri seçmemeleri yönünde uyardı.

Trump, Netanyahu'nun görevde kalmasının ABD ile İsrail arasındaki iş birliği açısından önemli olduğunu savunurken farklı bir liderin seçilmesinin Washington'u İran'la mücadeleyi tek başına sürdürmek zorunda bırakabileceğini ileri sürdü.

Netanyahu, Trump'ın açıklamasına teşekkür ederek iki ülkenin ortak çalışmalarını sürdüreceğini belirtti. İsrail Başbakanı, ayrıca Trump ile kurduğu ilişkinin ülkesine önemli bir avantaj sağladığını savundu ve Eisenkot'un ABD yönetimiyle ilişkileri yürütmek için gerekli deneyime sahip olmadığını öne sürdü.

Eisenkot ise Trump'ın desteğine ilişkin açıklamasında, ABD Başkanı'na duyduğu saygıyı dile getirdi. Trump'ın İsrail'in güvenliğine katkılarını ve esir takasının tamamlanmasındaki rolünü takdir ettiğini belirten Eisenkot, İsrail'in demokratik bir ülke olduğunu ve başbakanı seçme hakkının yalnızca İsrail halkına ait bulunduğunu söyledi.

Eisenkot, seçimlerin ardından İsrail'de çoğunluğun yeni bir hükümet için karar vereceğini ve ABD yönetiminin seçilecek hükümetle çalışabileceğini ifade etti.

Netanyahu'nun güvenlik doktrini, böylece yalnızca askerî ve stratejik ilkelerin tartışıldığı bir belge olmaktan çıkarak seçim kampanyasının da önemli başlıklarından biri haline geldi. Belgenin önleyici saldırılara, sınır ötesi tampon bölgelere ve savunma sanayisinde bağımsızlığa yaptığı vurgu, İsrail'in önümüzdeki dönemde izleyeceği güvenlik politikasına ilişkin tartışmaları derinleştirirken muhalefet, açıklamanın hükümetin geçmişteki güvenlik başarısızlıklarını telafi etmeye yetmeyeceğini savunuyor.

Kaynak: Mepa News, Al Jazeera

tg.png

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.