Özerklik hayalinden entegrasyona: SDG'nin hikayesi
SDG lideri Mazlum Abdi, örgütün feshedildiğini açıkladı. Kararla birlikte kuzeydoğu Suriye'de yıllardır ayrı bir askeri ve idari yapı oluşturan güçlerin Şam'a entegrasyon süreci tamamlandı.
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi, örgütün misyonuna resmen son verildiğini açıklarken, kuzeydoğu Suriye'deki sivil ve askeri kurumlarının Suriye devletine entegrasyon sürecinin tamamlandığını duyurdu.
Gelişme, 2013'ten bu yana bölgede fiili bir özerk yönetim sürdüren SDG güçleri açısından yeni bir dönemin başlangıcı oldu.
SDG lideri Mazlum Abdi, 25 Ağustos'ta başkent Şam'daki Devlet Başkanlığı Sarayı'nda düzenlediği basın toplantısında örgütün resmen feshedildiğini kamuoyuna duyurdu.
Abdi'nin açıklaması, Suriye'nin kuzey ve doğusunda SDG kontrolündeki sivil ve askeri yapıların Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesine yönelik sürecin tamamlanmasının ardından geldi.
Böylece Suriye'de 2013 yılından bu yana devam eden ve zaman içerisinde geniş bir coğrafyada fiili özerk yönetim oluşturan SDG'nin siyasi ve askeri yapılanmasının bağımsız kurumsal varlığı sona ermiş oldu.
Karar, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara yönetiminin savaşın ardından ülkenin parçalı yapısını ortadan kaldırma ve merkezi devlet otoritesini ülke genelinde yeniden tesis etme çabalarının önemli adımlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Kürtler savaşın ardından kendi yönetimlerini kurdu
Suriye'deki Kürtlerin siyasi ve askeri ağırlığı, 2011'de başlayan savaşın ardından hızla arttı.
"Kürt Halk Savunma Birlikleri" (YPG), Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) silahlı gücü olarak ortaya çıktı. YPG, Suriye'de rejim güçleri ile Arap gruplar arasındaki çatışmaların yoğunlaştığı dönemde kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde kontrol alanını genişletti.
2013'ten itibaren Kürt gruplar tarafından kuzey ve doğu Suriye'de özerk bir yönetim oluşturuldu. Daha sonra bu yapı, "Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi" adıyla kurumsallaştı.
Bu süreçte Kürt güçleri yalnızca Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgeleri değil, Arap nüfusun çoğunlukta olduğu çok sayıda bölgeyi de ele geçirdi.
SDG'nin kuruluşu ve ABD desteği
2014'te IŞİD'in Suriye ve Irak'ta geniş bir alanı ele geçirmesi, YPG güçlerinin bölgedeki konumunu daha da güçlendirdi.
2015 yılında YPG öncülüğündeki güçler ile bazı Arap silahlı grupların bir araya gelmesiyle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kuruldu.
SDG, ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun Suriye'deki en önemli kara ortaklarından biri haline geldi. ABD ve koalisyon güçleri, SDG'nin operasyonlarına hava desteği, silah, eğitim ve lojistik destek sağladı.
Ankara ise bu süreçte YPG'yi PKK'nın Suriye yapılanması bir "terör örgütü" olarak nitelendirmeyi sürdürdü.
SDG'nin ABD koalisyonunun yoğun desteğiyle IŞİD'e karşı yürüttüğü operasyonlar sonucunda örgütün Suriye'deki önemli merkezleri birer birer ele geçirildi. 2016'da Münbiç'in, 2017'de Rakka'nın ve 2019'da Bağuz'un SDG kontrolüne geçmesi, IŞİD'in Suriye'deki toprak hakimiyetinin sona ermesinde belirleyici oldu.
IŞİD sonrası Türkiye ile gerilim arttı
IŞİD'in büyük ölçüde toprak kontrolünü kaybetmesinin ardından SDG'nin kontrolündeki alanların geleceği, Suriye'deki en önemli siyasi ve güvenlik meselelerinden biri haline geldi.
Türkiye, YPG ve PYD'nin PKK ile bağlantılı olduğunu belirterek Suriye'nin kuzeyinde bu yapıların kontrol ettiği bölgeleri ulusal güvenlik tehdidi olarak değerlendirdi.
ABD'nin 2019'da bölgedeki askeri varlığını kısmen azaltmasının ardından Türkiye, Barış Pınarı Harekatı'nı başlattı.
Türkiye'nin operasyonu sonrasında Ankara, Washington ve Moskova arasında çeşitli anlaşmalar yapılırken, SDG unsurları Türkiye sınırından belirli bölgelerde geri çekildi.
Bu gelişmeler, örgütün Suriye'nin kuzeyinde kesintisiz bir özerk bölge oluşturma hedefini önemli ölçüde sınırlandırdı.
Esed'in devrilmesi dengeleri değiştirdi
Suriye'de Aralık 2024'te Beşar Esed'in devrilmesi, SDG açısından yeni bir dönemin başlamasına neden oldu.
Ahmed Şara liderliğindeki yeni yönetim, savaş sırasında oluşan farklı askeri ve siyasi yapıların merkezi devlet çatısı altında birleştirilmesini öncelikli hedeflerinden biri olarak belirledi.
Şam yönetimi ile SDG arasında yürütülen müzakereler sonucunda Mart 2025'te Ahmed Şara ve Mazlum Abdi arasında bir anlaşma imzalandı.
Anlaşmada, SDG'nin kontrolündeki sivil ve askeri kurumların Suriye devletine entegre edilmesi ve yıl sonuna kadar entegrasyonun tamamlanması öngörüldü.
Ancak anlaşmanın uygulanması kısa sürede ciddi sorunlarla karşılaştı.
Ocak 2026'da çatışmalar başladı
Ocak 2026'da Suriye ordu güçleri ile SDG arasında özellikle Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye gibi bölgeleri ve kuzeydoğu Suriye'deki bazı alanları kapsayan çatışmalar yaşandı.
Şam güçlerinin operasyonları sonucunda SDG, Rakka ve Deyrizor'daki önemli kontrol alanlarını kaybetti.
18 Ocak'ta ateşkes ilan edilirken, ardından taraflar arasında yeni bir kapsamlı anlaşma üzerinde uzlaşıldı.
Bu anlaşma, Kürtlerin bazı siyasi, kültürel ve eğitim haklarının güvence altına alınmasını öngörürken, SDG'nin ayrı bir askeri güç olarak varlığının sona erdirilmesini ve bölgedeki kurumların merkezi devlet yapısına dahil edilmesini esas aldı.
Kürtçenin ulusal dil olarak tanınması ve Kürtlerin ulusal, sivil ve eğitim alanlarındaki haklarının güvence altına alınması da anlaşmanın unsurları arasında yer aldı.
"Özerklik" yerine devlet çatısı
Mazlum Abdi'nin son açıklaması, söz konusu anlaşmanın en önemli sonuçlarından birinin hayata geçirildiğini gösterdi.
SDG'nin lağvedilmesiyle birlikte, ülkedeki Kürtleri temsil ettiğini iddia eden SDG'nin Suriye'de yıllardır sahip olduğu ayrı askeri komuta yapısı ortadan kalkarken, bölgedeki sivil kurumların da Suriye devletinin kurumlarıyla bütünleştirilmesi hedefleniyor.
Yeni statü, Kürtlerin elde ettiği siyasi ve kültürel kazanımların ortadan kalkması anlamına gelmiyor. Aksine yeni modelde Kürtlerin belirli haklarının Suriye devleti içerisinde tanınması öngörülüyor. Bunun karşılığında SDG'nin ayrı bir yönetim ve askeri yapı üzerinden sahip olduğu fiili özerklik sona eriyor.
Dolayısıyla SDG'nin tasfiyesi, Suriye'deki Kürt meselesinde "özerk bölge" modelinden, merkezi devlet içerisinde hakların güvence altına alınmasına dayalı yeni bir modele geçiş anlamına geliyor.
Ankara açısından da önemli bir gelişme
SDG'nin Suriye devletine entegre edilmesi, Türkiye açısından da kritik bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Ankara uzun süredir Suriye'nin kuzeyinde PKK ile bağlantılı gördüğü YPG/SDG'nin bağımsız bir askeri ve siyasi yapı olarak varlığını sürdürmesine karşı çıkıyor.
Bu nedenle SDG'nin ayrı bir askeri güç olarak sona ermesi ve Suriye ordusu içerisinde eritilmesi, Türkiye'nin temel güvenlik taleplerinden biriyle örtüşüyor.
Bununla birlikte, entegrasyonun nasıl gerçekleştirileceği, eski SDG unsurlarının Suriye ordusu içerisindeki konumu ve Türkiye sınırındaki güvenlik düzenlemelerinin nasıl şekilleneceği önümüzdeki dönemin en önemli başlıkları arasında bulunuyor.
Son gelişmeyle birlikte Suriye'de 2011 sonrası savaş ortamında ortaya çıkan çok merkezli askeri ve siyasi yapıların merkezi devlet altında birleştirilmesi sürecinde önemli bir eşik aşılmış oldu.
Kaynak: Mepa News
