1. BİYOGRAFİ

  2. Pervez Müşerref kimdir?
Pervez Müşerref kimdir?
A+A-

Pakistan tarihinin en tartışmalı isimlerinden biri olan Pervez Müşerref, 11 Ağustos 1943 tarihinde İngiltere hakimiyetindeki Hindistan'ın Yeni Delhi şehrinde doğdu.

Müşerref'in çocukluk yılları, Müslümanların Hindistan'dan ayrılarak Pakistan'ı kuracağı, bölge için oldukça sancılı bir döneme denk geldi.

Çocukluğu ve ilk eğitimi

Batı tarzında eğitim gören ve akademik geçmişi olan bir ailede doğan Müşerref, Pakistan kurulduğu zaman 4 yaşındaydı.

1947 yılında ailesi, Pakistan'ın bağımsızlık ilanından birkaç gün önce, artık Hindistan içerisinde kalacak olan Yeni Delhi'den Pakistan'a taşındı. Üst düzey bir bir memur ve diplomat olan babası, Hindistan'ın ardından Pakistan için hizmet vermeye başladı.

Pervez'in babası Seyyid Müşerref 1949 yılında Türkiye'ye atandığında, o da babasıyla birlikte Türkiye'ye gitti.

1949'dan 1956 yılına kadar Türkiye'de yaşadı. Ankara ve İstanbul'da hayatına devam ederken Türkçe öğrendi.

1957 yılında Pakistan'a döndü, Karaçi'deki Saint Patrick Okulu'nda ve Lahor'daki Forman Christian College Üniversitesi'nde eğitim aldı.

Askeri eğitimi ve ordudaki faaliyetleri

1961 yılında, 18 yaşındayken Askeri Akademi'ye girdi. Burada, ileride üst düzey generaller olacak askeri öğrencilerle yakın ilişkiler kurdu. 1964 yılında akademiden mezun oldu ve subay olarak Hindistan sınırındaki topçu birliklerinde göreve başladı.

Doğu cephesinde Hindistan güçlerine karşı girdiği çatışmalarda kazandığı başarılarla dikkat çekti, bunun ardından 1965 yılında Özel Servisler bünyesine alındı. 1972 yılına kadar burada görev yaptı. Aynı zamanda 1971 yılında Hindistan ile savaşta da rol oynadı.

1974 yılında üsteğmen, 1978 yılında albay oldu.

1980'li yıllarda askeri alanda akademik faaliyetlerde bulundu.

1979 yılında başlayan Sovyet Afgan savaşında önemli bir rol oynamadı.

1987 yılında Keşmir'deki Siachen buzulunda komutanlık yaptı.

1990-1991 yıllarında İngiltere'de kraliyet kolejinde askeri eğitim gördü.

ABD ve İsrail istihbarat servisleriyle yakın ilişkiler kurarken, bir yandan da ordu içerisindeki pozisyonu günden güne yükseldi.

Tek adam Müşerref ve 11 Eylül sonrası Pakistan

1998 yılında Genelkurmay Başkanlığı görevine kadar yükseldi.

1999 yılında askeri darbenin liderliğini yaptı. Darbenin ardından cumhurbaşkanlığı ve savunma bakanlığı görevlerini yürüttü. 2002 yılındaki seçimde yerini sağlamlaştıracaktı.

11 Eylül 2001 saldırılarının ardından ABD'nin ilan ettiği "teröre karşı" savaşta Müşerref yönetimindeki Pakistan ABD safında yer aldı.

Müşerref'in tek adam olduğu dönemde Pakistan, Taliban yönetiminin devrildiği ve Afganistan'daki yabancı savaşçıların Pakistan içlerine çekildiği dönemde, yakaladığı birçok ismi ABD'ye teslim etti. Bu dönemde Pakistan ile ABD, "teröre karşı" savaşta ciddi bir işbirliğine gitti.

Takip eden yıllarda Pakistan, Afganistan sınırında bulunan cihat yanlısı gruplara karşı şiddetli bir savaş içerisine girecekti. Müşerref yönetimi, özellikle kabile bölgelerinde ciddi insan hakları ihlalleriyle suçlandı. Müşerref, ABD'nin "teröre karşı" savaşının ön cephesini komuta eden isimdi.

Lal Mescid katliamı

Müşerref denilince akla gelen olaylardan biri de şüphesiz 2007 yılındaki Lal Mescid katliamıdır.

Müşerref liderliğindeki Pakistan ordusu, 2007 yılının Temmuz ayının başında "terörist faaliyetlere destek verme, teröristleri barındırma" gibi suçlamalarla, Pakistan devletinin İslami gruplarla savaşına karşı çıktığı bilinen Lal Mescid'e saldırı başlattı.

Saldırı başlatılan medrese içerisindeki kız ve erkek öğrenciler ise ellerinde bulunan az sayıda silah, bıçak ve sopalarla Pakistan ordusuna karşı koyma girişiminde bulundu.

Çatışmalar esnasında Lal Mescid ağır şekilde bombalandı. Bir haftadan uzun süren çatışmalar sonunda, İslamabad'daki, Diyobendi ekolü benimseyen Lal Mescid ordunun eline geçti.

Çatışmalarda her iki taraftan da çok sayıda kişi yaşamını yitirirken, aralarında kadınların da olduğu çok sayıda sivil öğrenci katledildi.

Lal Mescid saldırısı, ülkede hafızalarda hiçbir zaman tazeliğini yitirmeyecek şekilde yer etti.

Seçimleri kaybedişi ve 'vatana ihanet'

Müşerref, 2007 yılında anayasayı askıya alarak ülkede olağanüstü hal ilan etti.

Bu dönemde birçok siyasi lider ve yargı mensubu tutuklandı.

Müşerref'in Anayasa Mahkemesi'nin başındaki İftihar Muhammed Çaduri'yi görevden alma girişimi sonunu getirecekti.

2007 yılında ordudaki görevlerini bırakan Müşerref, 2008'de yapılan seçimleri kaybederek ağır bir yenilgi yaşadı. Aynı yılın Ağustos ayında tüm siyasi görevlerinden istifa etti. İstifasının ardından İngiltere'nin başkenti Londra'ya yerleşti, kendi kendine bir sürgün hayatı yaşadı. Yurtdışında geziler ve konferanslar düzenledi.

2010 yılında yeniden bir siyasi parti kursa da teveccüh bulmadı. 2013 yılında Pakistan'a geri döndü ve burada kısa süre ev hapsi cezasına çarptırıldı.

Bu yılın ardından, başta 2007 yılında ilan ettiği olağanüstü hal ve aynı yıl Benazir Butto'nun öldürülmesi olayı gibi birçok konu nedeniyle yargılandı.

Son olarak Müşerref, 17 Aralık 2019 tarihinde, 2007 yılında ilan ettiği olağanüstü hal ve hakimleri tutuklatması sebebiyle vatana ihanetten suçlu bulundu.

Müşerref idama mahkum edilirken, kararın uygulanıp uygulanmayacağı halen belirsizliğini koruyor.

Kaynak: Mepa News

uygulamabanner.jpg

HABERE YORUM KAT

UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
İlgili Haberler