Romanya'nın gizli CIA işkencehaneleri: 20 yıllık inkar ve cevapsız sorular

Romanya'nın gizli CIA işkencehaneleri: 20 yıllık inkar ve cevapsız sorular

"Romanya'daki tesis, CIA'in 11 Eylül'den sonraki yıllarda üç kıtada işlettiği gizli hapishaneler ağının bir parçasıydı."

Andrei Popoviciu | Middle East Eye | Tercüme: Mepa News

Ammar el-Beluçi'nin en çok hatırladığı şey soğuk.

Floresan lambaların günün 24 saati açık tutulduğu bir hücrede neredeyse çıplak halde tutulan Beluçi, gözaltında geçirdiği günleri "sanki bir buzdolabında yaşıyormuşum gibi" diye anlatıyordu.

11 Eylül saldırılarının planlayıcısı olduğunu kendisi açıklayan Halid Şeyh Muhammed'in yeğeni olan Beluçi'nin, 2003 ile 2005 yılları arasında Bükreş'teki gizli bir CIA hapishanesinde tutulduğu ve işkence gördüğü düşünülen 6 ila 12 kişiden biri olduğu belirtiliyor.

Resmi olarak "Detention Site Black" adı verilen tesiste tutuklulara uygulanan muamele, Guantanamo'daki mahkeme dosyalarında ayrıntılı biçimde anlatılıyor.

Hiç kapatılmayan ışıklar altında tek kişilik hücrede tutulma, zaman zaman günler boyunca zincirlenmiş halde ayakta durmaya zorlamaya kadar varan uykusuz bırakma, tekrar tekrar buz gibi suyla ıslatma, zorla tıraş etme ve sorgucuların örtmeceli biçimde "dikkat çekme amaçlı kavrama" ve "yüzü tutup kavrama" olarak kayda geçirdiği fiziksel müdahaleler yaygın uygulamalardı.

Beluçi'nin avukatlarının 2024'te basına verdiği bir fotoğrafta, kendisinin tamamen çıplak halde soyulmuş ve fotoğraflanmış olduğu görülüyor. Bunun, CIA'in gizli hapishanelerinde tutulan "teröre karşı savaş" mahkumlarına ait on binlerce görüntü arasından yayımlanan ilk fotoğraf olduğuna inanılıyor.

Beluçi'yi ABD dışında temsil eden Britanyalı avukat Ben Keith, Middle East Eye'a, "Korkunç biçimde işkence gördüklerini biliyoruz" dedi:

"Hangi işkencenin tam olarak nerede uygulandığını söylemek her zaman mümkün değil, çünkü günlerce ve haftalarca işkence gördüler. Ama birini sadece konuşmak amacıyla gizli bir hapishanede tutmazsınız."

Sözde "teröre karşı savaşı" ve Afganistan ile Irak'ın ABD tarafından işgal edilmesini tetikleyen 11 Eylül saldırılarının üzerinden çeyrek yüzyıl geçti. Bu savaşlarda en az 940 bin kişi doğrudan hayatını kaybetti. Şimdi ise bir ABD askeri hakimi nihayet Beluçi'nin yargılanacağı tarihi belirledi: 5 Haziran 2028.

Yarbay Michael Schrama bu ay, Halid Şeyh Muhammed, Beluçi, Velid bin Attaş ve Mustafa el Havsavi hakkındaki davanın bu tarihte başlayacağına hükmetti.

Schrama, on yılı aşkın süredir deliller, ulusal güvenlik gerekçesiyle gizlilik ve hepsinden önemlisi, sanıkların Guantanamo'ya getirilmeden önce işkence altında verdikleri ifadelerin mahkemede kullanılıp kullanılamayacağı konularındaki anlaşmazlıklara saplanıp kalan davaya başkanlık eden beşinci askeri hakim.

Bu soru doğrudan Bükreş'teki, sanıkların tutulduğu ve işkence gördüğüne inanılan bir bodrum katına uzanıyor.

Nisan 2025'te Guantanamo'daki bir askeri hakim, Beluçi'nin 2007'de FBI'a verdiği ifadelerin irade dışı olduğuna ve mahkemede kullanılamayacağına hükmetti. Mahkeme, bu ifadelerin Beluçi'nin CIA gözetimindeyken, Romanya da dahil olmak üzere maruz kaldığı işkence ve zalimane, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele nedeniyle sakatlandığına karar verdi.

Hakim, Guantanamo'daki "kısmen değiştirilmiş gözaltı koşullarının", Beluçi'nin oraya getirilmeden önce yaşadıklarının "kalıcı etkisini" ortadan kaldırmaya yetmediğini belirtti.

Bir nezaket jesti

Romanya'daki tesis, CIA'in 11 Eylül'den sonraki yıllarda üç kıtada işlettiği gizli hapishaneler ağının bir parçasıydı. Tayland, Polonya, Litvanya ve Romanya'daki bu merkezler, 2009'da resmen sonlandırılan kaçırma, gözaltı ve sorgulama programının parçasıydı.

MEE'nin incelediği mahkeme belgeleri ve sivil toplum kuruluşlarının raporlarına göre Romanya'daki tesis 2003 sonbaharında faaliyete geçti.

Rendition Project'in 2019 tarihli raporuna göre CIA, Romanya makamlarıyla ülkede bir gizli hapishane kurulmasına ilişkin anlaşmayı Ekim 2002'nin ortalarında yaptı.

Ocak 2003'e gelindiğinde CIA'in Bükreş istasyonu, Romanya'ya "iş birliği ve desteğini ne kadar derinden takdir ettkilerini nasıl gösterebileceklerini" görüşüyordu.

Aynı Rendition Project raporuna göre bu takdirin bir bedeli vardı: 8 milyon dolar, ardından da "milyonlarca dolar daha". Sonbahara gelindiğinde ilk beş mahkum tesise getirilmişti.

Romanya'nın eski Cumhurbaşkanı Ion Iliescu, 2015'te Der Spiegel'e verdiği röportajda düzenlemenin ana hatlarını doğruladı. "2002'nin sonu, 2003'ün başı civarında ABD'li müttefiklerinden Romanya'da bir yer talebi geldiğini" söyledi.

Iliescu, bunu "NATO'ya katılımımız öncesinde bir nezaket jesti" olarak prensipte kabul ettiğini ve ayrıntıları bilinçli olarak sormadığını belirtti. "ABD'nin bu tesisteki faaliyetlerine müdahale etmedik" dedi. "Devlet başkanı olarak bu talep bana küçük bir mesele gibi görünmüştü."

Iliescu'ya göre ayrıntılar, o dönemde ulusal güvenlik danışmanı olan Ioan Talpes tarafından yürütüldü.

Talpes'e yorum için ulaşılamadı ancak 2014'te Der Spiegel'e verdiği röportajda oldukça açık konuşmuştu. 2003'ten itibaren CIA ile "daha yoğun bir iş birliği" görüştüğünü ve bunun "Romanya'daki bir ya da iki yerde" kişilerin tutulmasını içerdiğini anladığını söylemişti.

Talpes, bir hükümet binasının Amerikan istihbarat teşkilatına kiralanmasını bizzat onayladığını da kabul etti.

Romanya medyasına ise daha açık konuşarak, Washington'a Romanya'ya güvenilebileceğini göstermek için ülkesinin, sağladığı tesiste "Amerikalıların ne yaptığını bilmek gibi bir çıkarı olmadığını" söylemişti.

Yaklaşık on yıl boyunca uçuş kayıtları ve gizliliği kaldırılmış belgeler üzerinden CIA'in kaçırma ağının izini süren Rendition Project'in eski araştırmacılarından Crofton Black, MEE'ye, Romanya'nın "gizli hapishaneye ev sahipliği yapma kararını kendi çıkarına olduğu için verdiğini ve ABD'nin kendilerini koruyacağını düşündüğünü" söyledi.

"En üst düzey devlet yetkilileri haberdardı"

2007'de Avrupa Konseyine sunduğu rapor, CIA'in gizli hapishaneler ağına ilişkin en erken ve en ayrıntılı bağımsız incelemelerden biri olan İsviçreli Senatör Dick Marty, ilgili ülkelerde "çok az kişinin" bu merkezlerin varlığından haberdar olduğunu ancak "en üst düzey devlet yetkililerinin CIA'in kendi topraklarındaki yasadışı faaliyetlerinden haberdar olduğunu" sonucuna vardı.

Raporda Romanya ve Polonya, CIA'e ait gizli gözaltı merkezlerine ev sahipliği yapan ülkeler olarak özellikle belirtildi.

Marty'nin raporu ve Rendition Project'in daha sonraki araştırmalarına göre Avrupa Konseyinin Romanya'da konudan haberdar olduğu belirlenen kişiler listesi, Iliescu ve Talpeş'in ötesine uzanıyor. Listede, Iliescu'nun ardından 2004'te cumhurbaşkanı olan Traian Basescu da dahil olmak üzere birkaç başka yetkili yer alıyor.

MEE yorum için Basescu'ya ulaştı ancak haber yayımlanana kadar yanıt alamadı.

2019 tarihli rapor ise Marty'nin tam olarak ayrıntılandırmadığı bir noktayı daha ekliyor.

Eylül 2004'ten sonra Romanyalı yetkililere, ABD Büyükelçisi ve CIA'in Bükreş istasyon şefi tarafından program hakkında resmi bir brifing verildi. Bu sunumda işkence kullanımının "açık biçimde tarif edildiği" belirtildi.

Rendition Project raporunun ortak yazarlarından Black, "Kesinlikle böyleydi. İşkence iddiaları, para, orada tutulan insanlar... Mahkeme dosyalarında sözü edilen yerin Romanya olduğu kesin" dedi.

Litvanya ve Polonya'daki daha uzak bölgelerde bulunduğu düşünülen gizli hapishanelerin aksine, Romanya'daki merkezin Bükreş'in merkezinde bulunduğuna inanılıyor.

AP ile ARD Panorama'nın 2011'de yürüttüğü bir araştırma, Bükreş'teki tesisin yerini, kentin kuzeyinde tren raylarına yakın, sakin ve ağaçlıklı bir sokakta bulunan Romanya Ulusal Gizli Bilgiler Sicil Dairesi'nin, diğer adıyla Orniss'in hükümet binasına kadar daralttı.

Orniss, tesislerinde bir CIA hapishanesi bulunduğu yönündeki iddiaları "kesin bir dille reddetti" ve MEE'ye, kurumla "sözde CIA gözaltı merkezleri" arasında herhangi bir bağ kurulmasını kabul etmediğini bildirdi.

Tesisin tam yeri tartışmalı olsa da mahkeme kayıtlarındaki birbiriyle örtüşen tanıklıklar, içerideki koşullara ilişkin ayrıntılar sunuyor.

Tesiste beyaza boyanmış ve darbeye dayanıklı camla kaplı altı prefabrik hücre bulunuyordu. Hücrelerin kendileri yaylar üzerine oturtulmuştu. Bu yapı, tutukluların sürekli olarak hafif dengesiz ve yönünü şaşırmış halde tutulmasını sağlayacak şekilde tasarlanmıştı.

İçerideki floresan ışıkların kesintisiz yanması nedeniyle tesisten zaman zaman "Parlak Işık" adıyla da söz ediliyor.

Burada tutulan bir diğer mahkum, 12 Ekim 2000'de USS Cole'a düzenlenen bombalı saldırının planlayıcısı olmakla suçlanan Abdurrahim en Neşiri'ydi. Neşiri'nin Nisan 2004 ile Kasım 2005 arasında Romanya'da tutulduğuna inanılıyor.

Onun davası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar ulaştı. Mahkeme, 2018'de verdiği emsal niteliğindeki kararda Neşiri'nin Romanya'da tutulduğu dönemde gözlerinin bağlanması, tamamen tecrit edilmesi, yüksek sese ve kesintisiz ışığa maruz bırakılması ve her hareketinde bacaklarından zincirlenmesi gibi uygulamaları içeren "son derece ağır" bir rejime maruz kaldığını tespit etti. Mahkeme ve ilgili belgelerde ayrıca uykusuz bırakma, acı verici stres pozisyonları, tokatlama ve bir aşamada rektal yoldan zorla besleme uygulamaları da kayda geçirildi.

ABD Senatosu İstihbarat Komitesinin 2014 tarihli raporu, CIA'in gizli hapishanelerde uyguladığı "geliştirilmiş sorgulama" programının, başka yollarla elde edilemeyecek ve hayat kurtaracak nitelikte benzersiz istihbarat üretmediğini ortaya koydu.

CIA işkencelerine ilişkin bir ABD Senatosu raporu, teşkilatın gizli gözaltı programında en az 119 kişiyi tuttuğunu ve bunlardan en az 39'una, çoğu zaman gerekli yetkilendirme olmaksızın "geliştirilmiş sorgulama teknikleri" uyguladığını ortaya çıkardı.

CIA ayrıca programın ne kadar ağır uygulamalar içerdiği konusunda denetim organlarını ve kamuoyunu yanılttı, yapılan ihlaller konusunda ise neredeyse hiç hesap verilebilirlik sağlanmadı.

Süregelen inkar

Romanya'nın resmi tutumu yirmi yıldır inkar üzerine kurulu.

Ülkenin dış istihbarat servisi, MEE'nin sorusuna verdiği yanıtta "konuların hem ulusal düzeyde hem de uluslararası kurumlarda yetkili adli makamlar tarafından daha önce kapsamlı şekilde incelendiğini" belirterek daha fazla yorum yapamayacağını bildirdi.

Buna rağmen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2018'de Romanya'nın Neşiri'nin haklarını ihlal ettiğine hükmetti. Buna, hem Neşiri'nin maruz kaldığı muamele hem de devletin bunu gerektiği gibi soruşturmaması yoluyla işkenceye imkan sağlaması da dahildi.

Mahkeme, Romanya'da gizli bir gözaltı merkezinin faaliyet gösterdiğini ve Romanya makamlarının CIA'in kaçırma ve gözaltı programının "hazırlanması ve yürütülmesinde iş birliği yaptığını" tespit etti. Mahkemeye göre Romanya, içeride olup biten her şeyden haberdar olmasa bile programın niteliği ve amacı hakkında tam bilgi sahibiydi.

Romanya ise buna iç ceza soruşturmasını kapatarak karşılık verdi.

Neşiri'nin Open Society Justice Initiative tarafından temsil edilen avukatlarının şikayeti üzerine 2012'de açılan dava, 2014'e gelindiğinde hukuka aykırı özgürlükten yoksun bırakma ve işkence soruşturması olarak resmen sınıflandırılmıştı.

Neşiri'yi Strazburg'da ve Romanya'da temsil eden avukatlar, haber yayımlanmadan önce röportaj taleplerini kabul etmedi.

Ancak Romanya Dışişleri Bakanlığının 2018'de yanıtladığı bir parlamento sorusuna göre Open Society'nin ilk şikayeti yalnızca işkence ve hukuka aykırı gözaltı suçlamalarıyla sınırlı değildi. Şikayette savcılardan cinayete iştirak, hukuka aykırı tutuklama, görevi kötüye kullanma ve suçu bildirmeme dahil olmak üzere başka iddiaları da soruşturmaları isteniyordu.

Savcılar 2014'te soruşturmayı iki suçlamayla sınırlandırdı: Hukuka aykırı özgürlükten yoksun bırakma ve işkence.

Soruşturma hiçbir sonuca ulaşmadı. Zaten 2016'ya gelindiğinde, zamanaşımı süresini durduracak herhangi bir soruşturma işlemi yapılmadığı ve hiçbir şüpheli resmen tespit edilmediği için iddia edilen suçlarda zamanaşımı süresi dolmuştu.

Romanya Başsavcılığı, MEE'ye verdiği resmi yanıtta dosyanın Mart 2021'de kapatıldığını, delil toplamak için uluslararası iş birliği mekanizmalarından yararlanıldığı belirtilmesine rağmen failin "bilinmeyen" olarak sınıflandırıldığını bildirdi.

Aynı yıl Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Strazburg'daki kararın üzerinden üç yıl geçmiş olmasına rağmen Romanya'nın olayların aydınlatılması için mümkün olan tüm yolları kullandığını gösterememiş olmasından "derin üzüntü" duyduğunu açıkladı.

Beluçi'nin avukatı Keith, üst düzey Romanyalı yetkililerin 2003 ve 2004 yıllarında CIA'in Beluçi'yi gözaltına almasına, işkence etmesine ve daha sonra Litvanya'ya nakletmesine imkan sağlamak için doğrudan kasıtla hareket ettiğini söyledi.

Keith, "Neşiri kararından, Romanyalıların bundan haberdar olduklarını biliyoruz. Tam olarak neler olduğunu bilmiyor olabilirlerdi ama CIA'in bu kişilere işkence etmek için bir gizli hapishane oluşturmasını kolaylaştırdılar. Bizim iddiamız, Romanya'nın yalnızca CIA'in gizli hapishanesini kolaylaştırmakla kalmadığı, aynı zamanda buranın insanlara işkence etmek için kullanıldığını da bildiği yönünde." dedi.

MEE, yorum için Romanya Dışişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığına ulaştı ancak haber yayımlanana kadar yanıt alamadı.

Romanya'nın iç istihbarat servisi SRI da yorum yapmayı reddederek, MEE'ye "kamuoyunda dolaşan" iddialar hakkında açıklama yapmak için hukuki yetkiye sahip olmadığını bildirdi.

Duruşma tarihinin Haziran 2028 olarak belirlenmesiyle, Bükreş'teki tesis de dahil olmak üzere CIA'in "gizli hapishanelerinde" işkence altında alınan ifadeler 11 Eylül davasının merkezine yerleşmiş durumda.

Aynı şekilde, CIA'in bu gizli gözaltı ve sorgulama merkezlerini kendi topraklarında işletmesine izin veren hükümetlerin rolü de davanın önemli başlıklarından biri haline geldi.

Romanya ise ortaya çıkan geniş kanıt yığınına rağmen, kendi bodrumunda neler yaşandığı hakkında konuşmayı hala reddediyor.

Black, "Romanya'nın bir gizli hapishaneye ev sahipliği yaptığına dair yıllardır güçlü kanıtlar var ve bu kanıtlar arttıkça hükümet de olaya karıştığını inkar etmeyi sürdürdü. Bu gülünç. Tamamen saçmalık." dedi.

wp.png

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.