1. BİYOGRAFİ

  2. Selami Yurdan kimdir?
Selami Yurdan kimdir?
Mepa News | Haber Merkezi
A+A-

Türkiye'den Bosna Savaşı'na katılan Müslüman gönüllülerin sembol isimlerinden Selami Yurdan (1966-1992)

Selami Yurdan, 1966 yılında Ağrı'nın Patnos ilçesinde dünyaya geldi. Ailesi aslen Bitlis'in Yako köyündendi.

İlkokulu Patnos'ta okudu. Eğitimine daha sonra taşınacakları İstanbul'da devam edecekti.

İslami hassasiyetlere sahip bir aile içerisinde yetişti. 1978 yılında, kendisi 12 yaşındayken, ailesiyle beraber İstanbul'a yerleştiler. İlk olarak Küçükçekmece'nin Kanarya semtine yerleştikten sonra, 1980 yılında Fatih ilçesine taşındılar.

Yurdan eğitimine burada devam ederken, ilerleyen yıllarda İslami faaliyetlerde bulundu. Çevresine İslam'ı anlatmak, Müslümanı İslam dünyasında devam eden olaylara dair bilinçlendirmek için çalışmalar yürüttü.

Bu dönemde Fatih, söz konusu açıdan oldukça canlı bir pozisyondaydı.

s-yurdan.jpeg

Selami Yurdan 16 yaşında. Fatih Sohta Sinan Camii, 1982

Aynı zamanda ticaretle de meşgul oluyordu. Çocukluğu ve gençliğinde kunduracılıkla ilgilendi. Fatih'in Kadırga bölgesinde hayatına devam etti.

Bu dönemde Beyazıt Meydanı'nda Müslümanlarca tertip edilen birçok gösteriye katıldı. Bu dönemde ilk olarak, Afganistan'da Sovyetler Birliği'ne karşı devam eden savaşa iştirak etmeye niyetlendi. Ancak bu mümkün olmadı.

s-yurdan1.jpgs-yurdan2.jpg

Bosna yolu

Daha sonra ise Bosna'da Sırp ve Hırvat işgaline karşı süren savaşa katılma kararı aldı. Birkaç arkadaşıyla beraber yola çıktılar. Önce Bulgaristan-Romanya-Macaristan yolu üzerinden Bosna'ya girmeyi denediler. Fakat bunu başaramadılar. Ardından ise Makedonya üzerinden Arnavutluk'a, buradan da gemiyle Hırvatistan'ın Split şehrine gidebildiler. Buradan da Bosna'ya girmeyi başardılar.

Burada Türkler, Araplar ve İranlılar gibi çeşitli taraflarla ilişkiler kurdu. Yurdan, Arap gönüllülerin Saraybosna yakınlarında bir harekat düzenleyeceğini duyduğunda, bölgede şiddetli çatışmalar yaşanmasına rağmen, bu harekata katılmak istedi. Arkadaşlarıyla beraber, harekatın düzenleneceği bölgeye intikal ettiler. Sırpların kontrolündeki İliyaş kasabasına yönelik taarruz başladı.

Bu harekat sırasında yaşananları ve Selami Yurdan'ın hayatını kaybetmesini, yol arkadaşlarından biri olan Ufuk şu şekilde anlatıyor:

"İkinci günün gecesinde, saat üçte kaldırıldık ve cepheye gittik. Önümüzdeki sırada Boşnaklar vardı. 50-55 kişi civarındaydık. Oradan operasyona gittik. Saat 07.00 civarında operasyon başladı. Biz, operasyon sırasında ayrılıp Sırpların arasına girmişiz. Zaten nereye gittiğimizi, çıktığımızı bilmiyorduk. Selami devamlı olarak 'Arkadaş! Biz buraya şehit olmaya geldik' deyip, şu ayeti okuyordu 'inna lillahi ve inna ileyhi raciun.'

Dünya kelamı olarak sadece bir kere bana 'hadi Ufuk yürü!' dedi. Bir yerden üç dört defa gidip geldik. Ben buna bir anlam veremediğim için 'niye böyle oluyor?' dedim. O 'no problem, cihad  fi sebilillah' diye cevapladı. O arada yanıma bir Boşnak gurubu geldi. İlerlenecekti. Selami, bana 'hadi Ufuk yürü!' dedi. Söylediği son dünya kelamı bu oldu.

Ben onların arkasına geçtim. Benim önümde bir arkadaş, onun önünde de Selami vardı. Aramızda en fazla on metre vardı. Biz mevzi aldık. Üzerimize, sağ yani doğu tarafından, ateş ediliyordu. Bulunduğumuz yer ormanlıktı ve yerde, tam dört parmak kalınlığında kuru yapraklar bulunuyordu. Bastığımızda kayıyorduk. Ateşe devam ediliyordu. Önümüzde mayınlı bir bölge olduğunu önceden biliyorduk. Geriye doğru çekiliyorduk ki tam o sırada mayınlı bölgenin Sırp tarafından, bizim bulunduğumuz bölge, ağır silahlarla taranmaya başladı.

Tam o esnada ben Selami’nin tekbirlerini duydum. Selami vurulduktan sonra, arka arkaya 5 kere tekbir getirdi.

Daha sonra gördüğümüzde bir kurşunla vurulduğunu anladık. Kurşunu yedikten sonra, kalan son gücüyle beş defa tekbir getirdiği anlaşılıyordu. Yanımdaki arkadaş bana bağırdı 'Ufuk! Selami vuruldu. Git onu al!' Ben hemen yerimden fırladım. Vurulduktan sonra geriye doğru yamaçtan yuvarlanmıştı. Yanına ulaştığımda, yüzüstü yatıyordu. Karın boşluğundan tek kurşun yemişti. Kurşun, girdiği yerin tam arkasından çıkmıştı.

Ruhunu Allah’a teslim etmişti. Biz üzülmedik, bilakis sevindik. Ben Selami’yi aldım, geri hatlarımıza doğru götürüyordum. Arkamızdan yaylım ateşine devam ediyorlardı. Aramızdan yüzlerce kurşun geçiyordu. Etrafımıza havan mermileri düşüyordu. Yaprakların üzerinden kaya kaya gidiyorduk. Üzerimize sürekli olarak ateş ediliyordu. İki kişi, kol ve bacaklarından yaralanmışlardı. Ama şehit olmak sadece Selami’ye nasip olmuştu."

s-yurdan3.jpg

s-yurdan4.jpg

Selami Yurdan, bu harekatın düzenlendiği 22 Ağustos 1992 günü, karnına isabet eden merminin bacaklara giden ana damarı parçalaması neticesinde hayatını kaybetti.

Yurdan'ın hayatını kaybettiği harekatın düzenlendiği İliyaş'ın konumu:

Yurdan, kendi vasiyeti üzerine, Travnik'te Osmanlı’dan kalma Hacı Ali Baba Camii mezarlığına defnedildi.  Yine vasiyeti üzerine, İstanbul'daki Beyazıt Camii'nde 28 Ağustos 1992 Cuma günü gıyabi cenaze namazı kılındı.

Ölümünün ardından Türkiye'de birçok park, sokak ve caddeye ismi verildi.

yurdan7.jpg

yurdan8.jpg

yurdan6.jpg

yurdan.jpg

Gıyabi cenaze namazı ve Selami Yurdan'ın babası Ferman Yurdan (sağda)

yurdan1.jpg

yurdan2.jpg

yurdan3.jpg

yurdan5.jpg

Kaynak: Mepa News

katki.jpg

HABERE YORUM KAT

UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
1 Yorum