Hanna Davis | New Arab | Tercüme: Mepa News
Yusuf Atvi'nin sol baldırında büyük, beyaz bir yara izi uzanıyor. Sol gözündeki görme yetisi kalıcı olarak zarar görmüş, göz bebeği ince, süt beyazı bir tabakayla bulanıklaşmış durumda. Atvi, bu yaralanmaların beyaz fosfordan kaynaklandığını söylüyor.
73 yaşındaki Atvi, yatağının kenarında otururken alçak bir sesle olayı The New Arab'a anlattı.
2024 yazıydı. Atvi, önceki yazların çoğunda olduğu gibi, Lübnan'ın İsrail ile doğu sınırındaki dağ köyü Hıyam'da ailesine ait arazide karpuz hasadı yapıyordu.
Ardından hiçbir uyarı olmadan bir savaş uçağı üzerinden geçti ve olgun karpuz sıralarının üzerine beyaz bir kimyasal yağdırdı.
Beyaz fosfor, askeri operasyonlarda kullanılan son derece reaktif bir kimyasal. İsrail, bu maddeyi Lübnan'da defalarca ve hukuka aykırı biçimde kullandı.
Kimyasal, havayla temas ettiğinde kendiliğinden alev alıyor. Deriyle temas ettiğinde ise oksijene maruz kaldığı sürece eti yakarak dokuyu kemiğe kadar tahrip ediyor.
Atvi'yi yakıcı bir acı sardı. Aşağı baktığında sol bacağının alev aldığını, pantolonunun kömürleşmiş etine doğru eridiğini gördü.
Atvi, "Yandı, yandı, yandı" diyerek yaşadıklarını anlattı. Gözleri yandı, görüşü bulanıklaştı ve dumanı soluyunca boğulur gibi oldu. Son gücüyle yakındaki bir gölete doğru topalladı ve serin suya kendini bıraktı.
Atvi'nin ismini açıklamak istemeyen eşi o gün kent merkezindeki evlerindeydi. The New Arab'a anlattığına göre kükürtü andıran bir koku aldı ve köye doğru süzülen beyaz bir duman kuyruğu gördü. Duman evine sızmadan önce pencereleri kapatmak için hızla harekete geçti.
Atvi'nin arkadaşları onu kamyonetlerinin arkasına bindirerek Sayda'daki bir hastaneye götürdü. Atvi, doktorun beyaz fosfor nedeniyle yaralandığını doğruladığını söyledi.
İsrail'in beyaz fosforu "hukuka aykırı" kullanımı
Hollanda'da mimar ve doktora araştırmacısı olan Ahmed Baydun, İsrail güçlerinin Ekim 2023'te İsrail ve Hizbullah arasında sınır ötesi saldırıların sıklaşmaya başlamasından Kasım 2024'te ateşkes anlaşmasının imzalanmasına kadar gerçekleştirdiği yaklaşık 250 beyaz fosfor saldırısını belgeledi ve haritalandırdı.
Bu saldırılar 372 hektarlık bir araziye yayıldı. Bu da yaklaşık 530 futbol sahasına denk geliyor.
Baydun, Haziran ve Temmuz 2024'te Hıyam'da 4 saldırı kaydetti. Ancak The New Arab, bunlardan hiçbirini Atvi ve eşinin anlattığı saldırıyla eşleştiremedi.
Bununla birlikte Baydun, New Arab'a yaptığı açıklamada sayımının yalnızca çarpma anında beyaz fosfora özgü patlamanın görsel olarak doğrulandığı saldırıları kapsadığını söyledi. Bunun eksiksiz bir kayıt değil, doğrulanmış asgari sayı olduğunu belirtti.
Baydun, eşleşen bir saldırının bulunmamasının, Atvi'nin anlattığı olayda beyaz fosfor kullanılmadığı anlamına gelmediğini, yalnızca kendi doğrulama yöntemini karşılayacak görüntü bulunmadığını ekledi.
Baydun'un belgelediği saldırıların neredeyse yüzde 40'ı yerleşim alanlarını vurdu. İnsan hakları örgütleri bu örüntünün, İsrail'in beyaz fosfor kullanımının hukuka uygunluğu konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğunu söylüyor.
Human Rights Watch'ın (HRW) Lübnan araştırmacısı Ramzi Kaiss, The New Arab'a yaptığı açıklamada, uluslararası hukuka göre beyaz fosforun savaş alanında sis perdesi oluşturmak, asker hareketlerini gizlemek veya belirli bir bölgeyi işaretlemek gibi bazı taktikler için kullanılabileceğini, ancak "yerleşim alanları üzerinde kullanıldığında hukuka aykırı hale geldiğini" söyledi.
Kaiss, havadaki zehirli patlamaların 125 ila 250 metrelik bir alana yayılabildiğini, bunun da onu "hukuka aykırı biçimde ayrım gözetmeyen", yani askeri hedef ile sivil nesne arasında ayrım yapamayan bir silah haline getirdiğini belirtti.
HRW, Ekim 2023 ile Haziran 2024 arasında İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki en az 17 belediye bölgesinde beyaz fosfor kullandığını doğruladı. Bunlardan 5'inde mühimmatlar, yerleşim alanları üzerinde hukuka aykırı biçimde kullanıldı.
HRW daha yakın zamanda da İsrail'in 3 Mart 2026'da Lübnan'ın güneyindeki Yahmur kasabasında evlerin üzerinde beyaz fosforu hukuka aykırı biçimde kullandığını belgeledi.
New York Times'ın bir araştırması da İsrail'in Lübnan'daki yerleşim alanları üzerinde beyaz fosforu hukuka aykırı biçimde kullandığını doğruladı. Bunlar arasında 30 Mayıs'ta Nebatiye'de, sahil kenti Sur yakınlarında ve Atvi'nin köyü Hıyam dahil 3 güney köyünde yaşanan olaylar yer aldı.
İsrail ise birçok kez bu silahı yasa dışı biçimde kullandığını reddetti.
Dokuları içeriden yakıyor
AUB Tıp Merkezi'nin acil servisindeki odasında, tıbbi toksikolog ve hastanenin toksikoloji servisinin eş direktörü Dr. Servet Zehran, hastanenin beyaz fosfor yaralanmalarını tedavi etmeye yönelik hazırlıklarını gösteren fotoğrafları gösterdi: Hastane dışında kurulan bir arındırma çadırı, bir sıra duş ve mavi renkli, tüm vücudu kaplayan kimyasala dayanıklı bir kıyafet.
Beyaz fosfor hastane için yeni değil. The Washington Post'a göre İsrail'in 1982'de Batı Beyrut'u bu kimyasalla hedef almasının ardından hastaneye fosfor yanığı olan hastalar kabul edilmişti.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, Ekim 2023 ile Mayıs 2024 arasında beyaz fosfora maruz kalmanın en az 173 kişiyi yaraladığını açıkladı. HRW'den Kaiss, yaralanmaların çoğunun boğulma sonucu meydana geldiğini belirtti.
Dr. Zehran, Lübnan'ın güneyindeki hastaların beyaz fosfora ikincil maruziyet nedeniyle solunum sorunları yaşadığını söyledi. Bu hastalar, saldırıdan sonra evlerini kontrol etmek için döndüklerinde havada kalan dumanı solumuştu.
Dr. Zehran'ın anlattığına göre beyaz fosfor genellikle iki tür yanığa neden oluyor: Termal ve kimyasal. Bu da yaraları özellikle ağır hale getiriyor. Kimyasal alev aldığında derin, ikinci veya üçüncü derece termal yanığa yol açabiliyor.
Beyaz fosfor suyla ya da burun, ağız ve akciğerleri kaplayan mukozalar dahil herhangi bir nemli maddeyle etkileşime girdiğinde ise fosforik asit salıyor. Dr. Zehran, bunun dokuları içeriden kimyasal olarak yakabilen aşındırıcı bir madde olduğunu anlattı.
Bu reaksiyon, beyaz fosfor dumanına maruz kalan bir kişide kimyasal pnömonit gelişebileceği anlamına geliyor. Dr. Zehran'a göre bu durum, yalnızca soluma nedeniyle bile çoğu zaman uzun süreli hastane yatışı ve yoğun bakım gerektiriyor.
Dr. Zehran, beyaz fosfor nedeniyle başvuran bir hastada ilk adımın arındırma olduğunu söyledi. Bu, hasta hastaneye girmeden önce sabun ve suyla yıkanmasını içeriyor. Ardından doktorların yanığı kaplayan sıvı dolu kesecikleri, yani bülleri çıkarması gerekiyor, çünkü bunlar kimyasalla dolu oldukları için zehirli kalmaya devam ediyor.
Doktorlar tüm beyaz fosfor parçacıklarını çıkarmaya çalışıyor ve yeniden tutuşmamaları için bunları derhal suya koyuyor.
Beyaz fosforun geride kalan parçaları tedaviden sonra bile yaraları ağırlaştırabiliyor, kana karışarak çoklu organ yetmezliğine neden olabiliyor ve pansumanlar çıkarılıp yaralar oksijene maruz kaldığında yeniden alev alabiliyor.
İlk tedaviden sonra, termal yanıklar ve çoğu kimyasal yanık tedavisinde standart olan gümüş sülfadiazin krem reçete ediliyor. Dr. Zehran, beyaz fosfor yanıkları için kalın kabuk dokusunun çıkarılması veya derin yanıklarda plastik cerrahi gibi başka uzun vadeli tedavilerin de gerekebileceğini ekledi.
Atvi'nin eşi, saldırıdan haftalar sonra Atvi'nin yarasının fotoğrafını göstermek için telefonunu çıkardı. Ham derisinin üzerinde hala kalın, kabuklu, beyaz bir yara tabakası vardı.
Fotoğrafa bakan Dr. Zehran, Atvi'nin beyaz fosforla yaralanmış olmasının mümkün olduğunu, ancak fotoğraftaki yaranın geç evrede olması ve kendisini bizzat muayene edememesi nedeniyle bunu doğrulayamayacağını söyledi.
"Her şey yok olmuştu"
Beyaz fosfor toprağı da onlarca yıl kirletebilir ve geride toprağın verimliliğini aşındıran zehirli kimyasallar bırakabilir. Atvi'nin arazisi nesiller boyunca ailesinden kendisine geçmişti ve geçim kaynağıydı. Ancak şimdi gelecek nesiller boyunca kullanılamayabilir.
Atvi, arazisini verimli ve yeşil olarak anlattı. Buraya her tür sebzeyi ekiyor ve yaklaşık 70 zeytin ağacına bakıyordu. Atvi saldırıdan sonra arazisine dönebildiğinde tüm hasat yok olmuştu. "Her şey yok olmuştu. Geriye hiçbir şey kalmamıştı." dedi.
Lübnan Üniversitesi'nde toprak bilimi ve mikrobiyoloji profesörü olan Hassan Mahluf, The New Arab'a yaptığı açıklamada, Ekim 2023'ten Kasım 2024 ateşkesine kadar beyaz fosfor saldırılarının yaklaşık 2000 ila 2500 hektar araziye zarar verdiğini söyledi.
Mahluf, 3 Mart'taki son tırmanmadan bu yana 1000 hektarlık ek bir alanın etkilendiğini tahmin ediyor. Ancak devam eden çatışmanın kapsamlı test yapılmasını engellediğini belirtti.
Lübnan Ulusal Bilimsel Araştırma Konseyi, Haziran ayında Lübnan gazetesi L'Orient Le Jour'a yaptığı açıklamada, 2026'da beyaz fosfor saldırılarıyla "en az" 173 hektarlık arazinin ateşe verildiğini söyledi.
Mahluf, beyaz fosforun topraktaki nemle etkileşime girdiğinde fosforik aside dönüştüğünü, bunun da toprağın pH seviyesini düşürdüğünü ve minerallerini tükettiğini söyledi. Bu reaksiyon, beyaz fosforun insan mukozasıyla temas ettiğinde yaşanana benziyor.
Mahluf, İsrail'in beyaz fosforu Lübnan'ın güneyinde "30 yılı aşkın süredir", özellikle de 2023'ten bu yana kullanması nedeniyle toprakta uzun vadeli birikim oluşmasından endişe duyduğunu ifade etti.
"Beyaz fosforda ciddi bir birikim olursa biyolojik faaliyeti kaybederiz ve toprak tarıma elverişsiz hale gelebilir." dedi. Beyaz fosforun topraktan yeraltı sularına sızabileceğini, sulama ve içme suyunu etkileyebileceğini ve halk için sağlık riskleri oluşturabileceğini de ekledi.
Ancak L'Orient Le Jour'un görüştüğü diğer uzmanlar, beyaz fosforun uzun vadeli çevresel etkilerinin abartılmış olabileceğini söyledi.
Mahluf, İsrail saldırılarından kaynaklanan ağır metaller ve Lübnan'ın İsrail'i Şubat 2026'da güney köyleri üzerine püskürtmekle suçladığı herbisitler gibi diğer toksinlerin de beyaz fosfor kadar zararlı etkiler doğurabileceğini ekledi.
Bu nedenle Mahluf, faydalı bakterileri toprağa yeniden kazandıracak ve zehirli kimyasalların etkilerine karşı çalışacak bir tedavi geliştirdi. Ancak toprağın onarılması için hükümet desteği ve çatışmanın sona ermesi gerekiyor. Mahluf'a göre bunların hiçbiri yakın görünmüyor.
"İsrail bu toprağı almak istiyor"
Atvi ise toprağına dönüp yeniden ekim yapmayı umuyor. Ancak hayatın kolay olmayacağını söyledi. Bir buldozer zeytin ağaçlarının çoğunu devirdi. Satmayı planladığı zeytinyağı kavanozları ise muhtemelen evinin enkazı altında kırılmış halde duruyor.
Eşi başka bir fotoğraf açıyor. Fotoğrafta, Nisan ayında yıkılmadan önce evleri görünüyor: Büyük, beyaz, 2 katlı bir ev. Eşi, aileyle çevrili oldukları, birbirine bağlı bir mahallede yaşadıklarını söyledi. Sık sık birbirlerini ziyaret ederlerdi.
"Hepimiz evin altında dışarıda oturur, birlikte yemek yapmak için toplanırdık." dedi. "Ürünlerimizi toplamak için tarlaya iner, sonra yer ve komşularla paylaşırdık."
Şimdi, tüm bunların yok olduğunu söylüyor. "Çocuklarım, torunlarım ve ben hepimiz aynı acıyı yaşıyoruz." dedi. "İsrail toprağı almak istiyor. Burası verimli ve su var. Onlarda su yok, ama Güney Lübnan bir cennet."
Hıyam'a dönme umudunu hala koruyan Atvi ayağa kalktı ve odanın küçük bir köşesine yürüdü. Oradan bir anahtar çıkardı, evinin anahtarı. Anahtarları havaya kaldırıp sallarken yüzüne geniş bir gülümseme yayıldı.