İsrail siyasetinde içine kapanık kişiliği ve medyadan uzak duruşuyla tanınan eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, gelecek hafta yapılacak seçimlerde mağlup etmeyi hedeflediği Başbakan Binyamin Netanyahu’dan farklı bir profil çiziyor.
Ancak Eisenkot, Netanyahu’nun liderliğine ve aşırı sağcı müttefiklerine karşı çıksa da özellikle 7 Ekim 2023 döneminin ardından daha da sertleşen İsrail'in katliam politikalarını savunuyor.
Orta sınıf bir aileden gelen ve güvenlik konularında açık sözlü bir isim olarak öne çıkan Eisenkot, Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısından üç yıl sonra, 27 Ekim’de sandık başına gitmeye hazırlanan İsrail’de dikkat çeken bir isim.
Kamuoyu yoklamaları, Eisenkot’un 2025’te kurduğu Yashar partisinin Netanyahu’nun Likud partisinin önünde olduğunu gösteriyor.
Ancak İsrail siyasetindeki parçalı yapı nedeniyle iki liderden herhangi birinin hükümeti kurabilecek çoğunluğa ulaşması kesin değil.
Eisenkot, seçim kampanyasında askeri geçmişini ve güvenlik alanındaki tecrübesini ön plana çıkarıyor.
Özellikle, İsrail’in sivil yerleşimlere karşı orantısız güçle karşılık vermesini öngören ve 2006’da Lübnan’da Hizbullah’a karşı yürütülen savaş sırasında uyguladığı "Dahiye Doktrini"ne vurgu yapıyor.
Buna karşılık Netanyahu, gösterişli ve çatışmacı siyasi tarzıyla öne çıkıyor. Yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanan Netanyahu, kamuoyu yoklamalarına göre 7 Ekim saldırıları öncesindeki ve sırasındaki güvenlik zaafiyetleri nedeniyle de geniş kesimlerin eleştirilerine maruz kalıyor.
Eisenkot’un kamuoyundaki imajını şekillendiren unsurlardan biri de oğlu ve iki yeğeninin Gazze'deki savaşta ölmüş olması.
Bar-Ilan Üniversitesine bağlı Begin-Sadat Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü Eitan Shamir, Eisenkot’u “çok sempatik, siyasetçi gibi davranmayan, sıradan bir insan” olarak tanımladı.
Shamir, Eisenkot’un fazla karmaşık bir profil çizmediğini ve bu nedenle insanların kendisiyle bağ kurabildiğini söyledi.
İran ve Filistin politikası Netanyahu’dan farklı
Eisenkot, Hamas’ın askeri kapasitesinin ortadan kaldırılmasını savunurken İsrail’in İran’ın askeri nükleer kapasite edinmesini de engellemesi gerektiğini belirtiyor.
Bunun askeri güç kullanılarak ya da ABD’nin desteklediği diplomatik bir çözüm gibi bir anlaşmayla gerçekleştirilebileceğini ifade ediyor.
İşgal altındaki Batı Şeria’da Yahudi yerleşimlerinin kurulmasını da destekleyen Eisenkot, bu konuda Netanyahu hükümetinin politikalarından bazı noktalarda ayrılıyor.
Yerleşim faaliyetlerinin İsrail’in ulusal çıkarlarına hizmet etmesi ve “yasal” olması gerektiğini belirten Eisenkot, bu açıklamasıyla devletin onayı olmadan kurulan yerleşim noktalarına karşı olduğunu ima etti.
Eisenkot, 2023’ten bu yana artış gösteren Filistinlilere yönelik Yahudi çetelerin şiddetini de eleştirdi. Bu şiddet olayları, İsrail’in Batılı ülkelerle ilişkilerinde gerilime yol açmıştı.
Eski Genelkurmay Başkanı ayrıca, Filistinlilere karşı şiddeti teşvik etmekle suçlanan ve bazı Batılı ülkelerin yaptırımlarına maruz kalan aşırı sağcı siyasetçiler Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich’in Netanyahu hükümetindeki rolüne karşı çıkıyor.
Fas kökenli bir aday
Aslen Faslı bir Yahudi olan Eisenkot, seçilmesi durumunda İsrail’in Mizrahi Yahudi topluluğundan gelen ilk başbakanı olacak. Mizrahi Yahudiler, kökenlerini Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya dayandırıyor.
Netanyahu’nun önemli bir destek tabanını oluşturan Mizrahi topluluğu, İsrail’in ilk dönemlerinde Avrupa kökenli Aşkenaz Yahudilerinin hâkim olduğu siyasi ve toplumsal yapı içinde zaman zaman dezavantajlı konumda kaldı.
Eisenkot, İsrail ordusunda 41 yıl görev yaptı. İkinci İntifada sırasında Batı Şeria’da birliklere komuta etti ve 2006’da Lübnan’da Hizbullah’a karşı yürütülen savaşta görev aldı. Daha sonra 2015-2019 yılları arasında İsrail Genelkurmay Başkanlığı yaptı.
Eisenkot’un 2006’daki savaşta uyguladığı “Dahiye Doktrini”, silahlı grupların saldırılarına, bu grupların faaliyet gösterdiği bölgelerde sivil altyapıyı da kapsayabilecek ölçüde yıkıcı bir güçle karşılık verilmesini öngören bir caydırıcılık yaklaşımı olarak tanımlanıyor. Doktrinin adı, Hizbullah’ın kontrolündeki Beyrut’un güney banliyölerinden geliyor.
Dönemin Birleşmiş Milletler acil yardım koordinatörü, İsrail’in Dahiye bölgesine yönelik bombardımanının "uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiğini" belirtmişti.
Eisenkot, 2025’te kurduğu Yashar partisine İbranice “dürüst” veya “doğru” anlamlarına gelen bir isim verdi.
Savaş kabinesinden ayrıldı: Netanyahu’yu hedef aldı
7 Ekim 2023’teki Aksa Tufanı operasyonunun ardından Eisenkot, Netanyahu’nun savaş kabinesine gözlemci olarak katıldı.
Yaklaşık sekiz ay sonra kabineden ayrılan Eisenkot, Netanyahu’nun liderliğini eleştirdi. İsrail’in Hamas’ın askeri ve yönetimsel gücünü ortadan kaldırmayı hedeflediğini, ancak bu hedefin belirlenen süre içinde gerçekleştirilemediğini söyledi.
Eisenkot, İsrail’in Kanal 7 televizyonuna verdiği röportajda, “Basit bir şey istiyorum. Hamas’ın askeri ve yönetimsel gücünün yok edilmesini hedef olarak belirledik ve ben de bunun lehinde oy kullandım” dedi.
Eisenkot, bu hedefin bir yıl içinde gerçekleştirilmesinin kararlaştırıldığını ancak aradan üç yıldan fazla zaman geçmesine rağmen başarılamadığını belirterek Netanyahu’nun “tam zafer” söylemini eleştirdi.
İsrail’in 7 Ekim saldırılarının ardından Gazze Şeridi’nin büyük bölümünü yerle bir ettiği ve Gazze’deki sağlık yetkililerinin verilerine göre tamamına yakını kadın ve çocuklardan oluşan en az 74 bin kişinin hayatını kaybettiği biliniyor. Binlerce sivil ise yıkılan binaların enkazı altında.
Birleşmiş Milletler tarafından kurulan bir soruşturma komisyonu, İsrail’in Gazze’de soykırım işlemiş olabileceği sonucuna varmış, İsrail ise bu tespiti reddetmişti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın yaklaşık bir yıl önce açıkladığı barış planı ateşkesin sağlanmasına ve 2023’te kaçırılan rehinelerden hayatta kalanların serbest bırakılmasına zemin hazırladı. Eisenkot, rehinelerin serbest bırakılmasının İsrail’in savaş hedefleri arasında gerçekleştirilen tek hedef olduğunu savundu.
Trump’ın daha kapsamlı Gazze planı, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze’de uluslararası gözetim altında yeni bir Filistin yönetiminin kurulmasını ve İsrail’in bölgeden çekilmesini öngörüyor. Ancak bu hedefler henüz gerçekleştirilmedi. İsrail Gazze’nin yarısından fazlasında varlığını sürdürürken Hamas da silahlı kapasitesini koruyor.
Temmuz ayında açıklanan ve Trump’ın desteklediği bir plan kapsamında Hamas, İsrail’in kademeli olarak Gazze'den çekilmesi karşılığında silahsızlanmayı kabul ettiğini bildirdi.
Netanyahu ise İsrail’in çekilmesinden önce Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini belirterek planı reddetti.
Eisenkot, İsrail Kanal 7’ye yaptığı açıklamada Hamas’ın askerî gücünün ortadan kaldırılması gerektiğini yineledi. “Burada nasıl yapılacağını, Hamas’ın askeri kanadının nasıl yok edileceğini veya dağıtılacağını görmemiz gerekiyor. Sürecin sonunda bunun gerçekleşmiş olması şart” dedi.
İki devletli çözüme karşı çıkıyor
Eisenkot, Filistinlilerin kendi kaderini tayin etme talebine rağmen bağımsız Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkıyor. İsrail medyasına verdiği röportajda, “İki halk için iki devlet yaklaşımı bir hatadır” ifadesini kullandı.
Eisenkot, Ürdün Nehri ile Akdeniz arasındaki bölgede İsrail’in belirleyici güvenlik sorumluluğunu elinde tutması gerektiğini savunarak, "Yaşamak istiyorsak Akdeniz ile Ürdün Nehri arasında herhangi bir yabancı ordu bulunmamalı" dedi.
"Yerleşim" adı altındaki işgal faaliyetlerini genel olarak destekleyen Eisenkot, Netanyahu hükümetinin Batı Şeria’daki E1 bölgesinde yeni konutlar inşa etme planına ise karşı çıktı. Söz konusu plan, Batı Şeria’yı ikiye bölerek gelecekte kurulabilecek bir Filistin devletinin coğrafi bütünlüğünü daha da zorlaştırabileceği gerekçesiyle Batılı ülkelerin sert tepkisini çekiyor.
Eisenkot, Arap İsraillileri temsil eden partilerle ittifak kurmayacağını da açıkladı. Bu partilerin, İsrail’in düşmanlarının askeri kapasitesinin ortadan kaldırılmasını da içeren dört temel ilkesini kabul etmediğini savundu.
Bu tutum, Yashar partisinin seçimlerden birinci çıkması durumunda dahi Eisenkot’un hükümeti kurmak için gerekli çoğunluğu sağlamasını zorlaştırabilir.
Eisenkot, İsrail Kanal 7’ye yaptığı açıklamada, “Daha fazla Siyonist partiyi bir araya getirmek için çaba göstereceğim. İsrail’in geniş bir koalisyona ve geniş bir ulusal uzlaşı sağlayacak hükümete ihtiyacı var” dedi.
Kaynak: Mepa News