Gadi Eisenkot kimdir?

Gadi Eisenkot kimdir?

İsrailli eski asker ve siyasetçi Gadi Eisenkot.

Gadi Eisenkot, 19 Mayıs 1960'ta İsrail işgali altındaki Filistin topraklarının kuzeyindeki Taberiye'de Fas kökenli Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Anne ve babası Meir ve Esther Eisenkot Fas'tan İsrail'e göç etmişti. Annesi Kazablanka, babası ise Marakeş doğumluydu.

Dört çocuklu ailenin ikinci çocuğu olan Eisenkot, çocukluk ve gençlik yıllarını ülkenin güneyindeki Eilat kentinde geçirdi.

Eilat'taki Goldwater Lisesi'nde denizcilik alanında eğitim gördü. 1978'de zorunlu askerlik hizmeti için İsrail ordusuna katıldı ve Golani Tugayı'nda görevlendirildi. Asker, manga komutanı ve takım komutanı olarak başladığı askeri kariyerinde daha sonra çeşitli komuta görevlerine yükseldi.

1982'deki Birinci Lübnan Savaşı sırasında Golani Tugayı'nda bölük komutanı olarak görev yaptı. Beyrut Havalimanı çevresindeki çatışmalara katıldı. Daha sonraki yıllarda Golani Tugayı'nın harekat subaylığı, Orev birliği komutanlığı, 13. Tabur komutanlığı ve tugay komutan yardımcılığı gibi görevlerde bulundu.

Eisenkot ilerleyen dönemde Carmeli Tugayı ve Efraim Bölge Tugayı'nın komutanlığını yaptı. 1997'de Golani Tugayı komutanlığına getirildi ve bu görevi 1998'e kadar sürdürdü.

Askeri kariyerinin yanı sıra Tel Aviv Üniversitesi'nde tarih alanında lisans eğitimi aldı, Hayfa Üniversitesi'nde siyaset bilimi alanında lisansüstü eğitim gördü ve ABD'nin Pennsylvania eyaletindeki Carlisle kentinde bulunan US Army War College'da eğitim programına katıldı.

1999'da Başbakan ve Savunma Bakanı Ehud Barak'ın askeri sekreteri oldu. Bu dönemde hükümet ile ordu arasındaki güvenlik koordinasyonunda görev aldı ve Suriye ile yürütülen müzakerelerle ilgili çalışmalarda da yer aldı.

Daha sonra 366. Tümen'in ve Batı Şeria'da faaliyet gösteren Yahudiye ve Samarya Tümeni'nin komutanlığını üstlendi. İkinci İntifada döneminde Batı Şeria'daki İsrail askeri operasyonlarının yönetiminde görev aldı. Haziran 2005'te İsrail ordusunun Harekat Başkanlığına atandı.

"Dahiye Doktrini'nin mimarlarından"

Eisenkot'un adı özellikle bu dönemde geliştirilen ve daha sonra "Dahiye Doktrini" olarak anılan askeri yaklaşımla ilişkilendirildi. Adını Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesinden alan yaklaşım, Hizbullah gibi silahlı yapıların faaliyet gösterdiği bölgelerde geniş çaplı askeri güç kullanılması ve karşı tarafın askeri kapasitesi ile destek altyapısının ağır biçimde hedef alınması anlayışına dayanıyordu. Doktrin, 2006'daki İkinci Lübnan Savaşı sonrasında İsrail'in caydırıcılık stratejisine ilişkin tartışmaların başlıca konularından biri haline geldi ve sivil katliamlarının merkezinde yer aldı.

2006 Lübnan Savaşı'nın ardından Kuzey Komutanlığı Komutanı Udi Adam'ın görevinden ayrılması üzerine Eisenkot Ekim 2006'da Kuzey Komutanlığının başına getirildi. Bu görevde İsrail'in Lübnan ve Suriye sınırındaki askeri hazırlıklarından sorumlu oldu. Görev süresinde birliklerin eğitimi, komuta kapasitesinin geliştirilmesi ve "Hizbullah ile Suriye kaynaklı tehditlere karşı operasyonel hazırlık" üzerinde duruldu.

Kuzey Komutanlığı'ndaki görevini Temmuz 2011'de Yair Golan'a devretti. 14 Ocak 2013'te Genelkurmay Başkan Yardımcılığına getirildi. Kasım 2014'te Savunma Bakanı Moshe Ya'alon ve Başbakan Binyamin Netanyahu tarafından Benny Gantz'ın ardından Genelkurmay Başkanı olarak seçildi.

Eisenkot, 16 Şubat 2015'te İsrail ordusunun 21. Genelkurmay Başkanı olarak göreve başladı. 2019'a kadar süren döneminde kara birliklerinin muharebe kapasitesinin güçlendirilmesi, piyade ve zırhlı birliklerin eğitimi, sınır ötesi tünellere karşı mücadele ve ordunun yapısal olarak yeniden düzenlenmesi üzerinde duruldu.

Bu dönemde hazırlanan "Gideon" çok yıllı planı Nisan 2016'da onaylandı. Plan kapsamında ordunun personel ve kuvvet yapısının yeniden düzenlenmesi, bazı birimlerdeki mükerrer görevlerin azaltılması, siber kapasitenin geliştirilmesi ve kara manevrası ile ateş gücünün birlikte kullanılmasına dayanan bir savaş anlayışının güçlendirilmesi hedeflendi.

Eisenkot'un Genelkurmay Başkanlığı döneminde ayrıca İsrail'in büyük çaplı savaşlar arasındaki dönemlerde rakiplerinin askeri kapasitesini azaltmayı amaçlayan gizli veya sınırlı operasyonlarını ifade eden "Savaşlar Arası Harekat" yaklaşımı kurumsallaştırıldı. İsrail ordusunun özellikle kara manevrası kapasitesine yeniden ağırlık vermesi de bu dönemin başlıca askeri politikalarından biri oldu.

Eisenkot, Genelkurmay Başkanlığı görevini 15 Ocak 2019'da Aviv Kohavi'ye devretti ve aktif askeri kariyerini sonlandırdı.

Siyasete girme ve parti kurma süreci

Ordudan ayrılmasının ardından Eisenkot'un siyasete gireceğine ilişkin tartışmalar başladı. 2021 seçimleri öncesinde adı siyasi partilerle anılsa da aktif siyasete 2022'de girdi. Benny Gantz liderliğindeki Ulusal Birlik ittifakına katıldı ve aynı yıl yapılan seçimlerde Knesset'e seçildi.

7 Ekim 2023'te Hamas öncülüğündeki Filistinli grupların İsrail'e yönelik saldırılarının ve ardından Gazze'de başlayan savaşın ardından Ulusal Birlik hükümetine katıldı. Eisenkot 12 Ekim 2023'te portföysüz bakan olarak göreve başladı ve savaşın yönetimi için oluşturulan dar kapsamlı savaş kabinesinde yer aldı.

Savaş kabinesinde bulunduğu dönemde Eisenkot, Gazze'deki İsrailli rehinelerin serbest bırakılmasını sağlayabilecek anlaşmaların değerlendirilmesini savundu. Savaşın ilk dönemlerinde İsrail'in aynı anda Hizbullah'a karşı geniş çaplı bir saldırı başlatmasına ve çatışmaların Lübnan cephesine yayılmasına karşı çıkan isimlerden biri oldu.

Gazze Savaşı sırasında Eisenkot'un 551. Yedek Tugay'da görev yapan 25 yaşındaki oğlu Gal Meir Eisenkot, 6 Aralık 2023'te Cibaliye'de meydana gelen bir patlamada öldü. Ertesi gün yeğeni Maor Cohen Eisenkot da Gazze'deki çatışmalarda öldürüldü. Bir diğer yeğeni Yogev Pazy ise Gazze'de Kasım 2024'te öldü.

Esienkot, Netanyahu hükümetiyle yaşadığı anlaşmazlıkların ardından Haziran 2024'te hükümetten ayrıldı.

Siyasi faaliyetlerini bir süre Ulusal Birlik Partisi içerisinde sürdüren Eisenkot, 30 Haziran 2025'te partiden ayrılacağını ve Knesset üyeliğinden istifa edeceğini açıkladı. İstifasını 2 Temmuz'da sundu ve milletvekilliği 4 Temmuz'da sona erdi. Ayrılık kararını açıklarken "Ulusal Birlik içerisinde daha kapsamlı bir demokratikleşme sürecine ihtiyaç bulunduğunu" savundu.

16 Eylül 2025'te "Yashar" adıyla yeni bir siyasi parti kuracağını açıkladı. Böylece Benny Gantz'ın liderliğindeki yapıdan bağımsız olarak siyasi faaliyetlerini sürdürmeye başladı ve sonraki seçimlerde başbakanlık adaylığı ihtimalini açık bıraktı.

Eisenkot'un siyasi görüşlerinde güvenlik politikası merkezi bir yer tutuyor. İsrail'in Yahudi ulusal kimliğinin korunmasını savunurken İsrail toplumundaki siyasi ve toplumsal kutuplaşmayı ülkenin karşı karşıya olduğu temel iç sorunlardan biri olarak değerlendiriyor ve devlet kurumları arasındaki güçler ayrılığının güçlendirilmesinden yana olduğunu belirtiyor.

Filistin'e yaklaşımı

Filistin meselesindeki yaklaşımı zaman içerisinde değişiklik gösterdi.

2020'de İsrail'in Yahudi ve demokratik niteliğini koruyabilmesi için Filistinlilerle siyasi ayrışmayı ve iki devletli bir düzenlemeyi destekleyen açıklamalarda bulundu. Ancak Batı Şeria'daki büyük yerleşimlerin ve Ürdün Vadisi'nin İsrail'in kontrolünde kalmasını savundu.

7 Ekim 2023 saldırılarının ardından ise Filistin devleti kurulması fikrine karşı daha açık bir tutum almaya başladı. 2025'te Filistin devletinin "7 Ekim'den sonra gündemde olmadığını" söyledi. 2026'da da kurulacak bir hükümette Filistin devletinin oluşturulmasını desteklemeyeceğini belirtti.

Gazze konusunda Eisenkot "Hamas'ın askeri kapasitesinin ve yönetim yeteneğinin ortadan kaldırılması gerektiğini" savunuyor. İsrail'in Gazze'de güvenlik açısından hareket serbestisini korumasını desteklerken bölgenin yeniden kalıcı İsrail yerleşimine açılmasına karşı çıkıyor. Savaş sonrasında "Hamas'ın yönetimine veya süresiz İsrail sivil yönetimine alternatif olarak Arap ülkelerinin ve teknokratların desteğini alan, yeniden yapılandırılmış bir Filistin Yönetimi'nin rol üstlenebileceğini" belirtiyor.

Lübnan konusunda Hizbullah'ın askeri kapasitesinin sınırlandırılması ve İsrail ordusunun gerektiğinde Güney Lübnan'ın yanı sıra Beyrut ve Bekaa Vadisi'ndeki Hizbullah hedeflerine karşı operasyon düzenleyebilmesi gerektiğini savunuyor. Bununla birlikte Hizbullah'ın uzun vadede silahsızlandırılmasının yalnızca İsrail'in askeri harekatıyla gerçekleştirilemeyeceğini ve ABD, Fransa ve Arap ülkelerini de içeren daha geniş bir siyasi düzenlemeye ihtiyaç bulunduğunu ifade ediyor.

İran'ın nükleer programını İsrail açısından temel güvenlik sorunlarından biri olarak değerlendiren Eisenkot, İran'ın nükleer ve askeri kapasitesine karşı güç kullanılmasını destekliyor. Buna karşılık askeri operasyonların İran'da rejim değişikliğini tek başına sağlayamayacağı ve üst düzey yöneticilere yönelik saldırıların siyasi dönüşümü garanti etmeyeceği görüşünü savunuyor.

İç politikada Ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlikten kapsamlı biçimde muaf tutulmasına karşı çıkıyor. Dini eğitim alan Haredilerin sınırlı bir bölümünün askerlikten muaf tutulabileceğini belirtirken mevcut geniş kapsamlı muafiyet sisteminin değiştirilmesi gerektiğini savunuyor.

Kaynak: Mepa News

wp.png

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
2 Yorum