Suriye'nin yeni ordusunu inşa etme mücadelesi
"Esed'in devrilmesinin ardından Suriye'nin geçiş hükümeti, devlet kurumlarını ve harabeye dönmüş ülkeyi yeniden inşa etmeye koyuldu. Buna Suriye ordusu da dahil."
Oliver Mizzi | New Arab | Tercüme: Mepa News
2024'ün sonlarında, 14 yıllık savaşın yıprattığı ve kapasitesinin büyük bölümünü kaybeden Suriye ordusu, hizmet ettiği devlet etrafında çökerken dayanamayarak dağıldı.
Rusya ve İran'ın kritik desteğiyle Esed'i on yılı aşkın süre iktidarda tutan güç, başlangıçta cephe hattını geri itmek amacıyla başlatılan ancak kısa sürede başkent Şam'a ilerleyen bir harekata dönüşen saldırıyı durduramadı.
Esed'in devrilmesinin ardından Suriye'nin geçiş hükümeti, devlet kurumlarını ve harabeye dönmüş ülkeyi yeniden inşa etmeye koyuldu. Buna Suriye ordusu da dahil.
O tarihten bu yana geçen bir buçuk yılda, Esed'in çöküşüne öncülük eden en güçlü muhalif grup Tahriru'ş Şam Heyeti (HTŞ) tarafından oluşturulan geçiş hükümeti, Suriye'deki çok sayıdaki silahlı grubu profesyonel ve kurumsallaşmış bir güç altında birleştirme yoluna girdi.
Ancak bu çabalara rağmen Suriye'nin yakın tarihi, hükümetin tutarlı bir ulusal güç oluşturma kabiliyetini zorlayan bir dizi engel ortaya çıkardı.
Yeni Suriye ordusunun çekirdeği HTŞ
Suriye'nin ilk geçici hükümetindeki birçok kurum gibi askeri yapının merkezinde de çekirdek olarak HTŞ yer aldı. Bunun en belirgin örneği, HTŞ'nin eski askeri kanat lideri ve bugün Suriye Savunma Bakanı olan Murhaf Ebu Kasra.
Suriyeli araştırmacı Kusay Cuhadar, The New Arab'a bu çekirdeğin Esed'in düşüşünden önce HTŞ içinde oluşan iki dinamiğin sonucu olduğunu söyledi: Askeri disiplin ve kurumsallaşma.
"Örneğin İdlib'de sivillere yönelik ihlallerin sayısı, Türk destekli Ulusal Ordu'nun kontrol ettiği Afrin'le karşılaştırıldığında çok azdı" dedi ve Ulusal Ordu'ya bağlı grupların sık sık birbirleriyle savaştığını ekledi.
Cuhadar, "Bir örgüt olarak HTŞ'nin askeri akademisi vardı, topçu ve tank uzmanlıkları vardı, muhabere birimleri vardı ve askeri planlama kapasitesine sahipti. Dolayısıyla HTŞ'nin bütün ordunun çekirdeği haline geldiğini söyleyebiliriz." dedi.
Esed rejiminin çöküşünden 16 gün sonra yeni hükümet, muhalif gruplarla yürütülen bir dizi görüşmenin ardından tüm muhalif grupların feshedileceğini ve Savunma Bakanlığı bünyesine dahil edileceğini duyurdu.
Yeni ordunun birleştirilmesi ve profesyonelleştirilmesi
29 Ocak'ta Esed'e karşı düzenlenen harekata katılan çeşitli muhalif grupların katılımıyla bir zafer konferansı düzenlendi. Konferansta temel siyasi tutumlar ortaya kondu ve bütün gruplar kendilerini feshederek devlet bünyesine dahil olacaklarını yeniden teyit etti.
Bu noktadan sonra gruplar devlete nasıl entegre olacaklarına karar verdi. Cuhadar bunu "yavaş bir geçiş" olarak nitelendirdi.
"Onları önce grup olarak içeri aldılar, sonra numaralar verdiler, ardından HTŞ'den tugay ve tümen komutanlarını başlarına getirdiler ve sonrasında askeri tümenlere uzmanlık alanları dağıtmaya başladılar" dedi.
Bu süreç, tecrübeli savaşçıların yerini yeni askerlerin almasıyla birlikte grupları homojenleştirmeyi ve savaş sırasında oluşan kimliklerinden uzaklaştırmayı amaçlıyordu.
O tarihten bu yana Suriye hükümeti, ordunun profesyonelleştirilmesi için çok sayıda girişimde bulundu. Bunlar arasında komşu Türkiye ile uluslararası iş birliği de yer aldı. Türkiye, Ağustos 2025'te yeni Suriye ordusunun eğitilmesi, donatılması ve reforme edilmesine yardımcı olmak üzere ikili bir savunma anlaşması imzaladı.
Bunun sonucunda bir grup Suriyeli subay adayı eğitim için Türkiye'ye gönderildi. Suudi Arabistan da Suriyeli subay adaylarını eğitim için kabul etti.
Uluslararası ortaklıklar kapsamında Suriye ordusu, ülkedeki IŞİD hücrelerine karşı ortak mücadelede ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ile koordinasyon yürütüyor. Suriye ordusu mayıs ayında Türkiye'nin iki yılda bir düzenlenen çok uluslu EFES askeri tatbikatına da katıldı.
Mart ayında Şara, Suriye Güvenlik Bilimleri Üniversitesi ile Ulusal Savunma Bilimleri Üniversitesini kuran iki başkanlık kararnamesi yayımladı. Yüksek Askeri Akademi, Hava, Deniz ve Kara Harp Okulları ile Yüksek Uygulamalı Bilimler ve Teknoloji Enstitüsü dahil çok sayıda askeri eğitim kurumunu bünyesinde birleştirdi.
Bu adım, Suriye'nin subay kadrosu için araştırma ve eğitim programlarını geliştirmeyi, uzmanlaşmayı mümkün kılmayı ve yükseköğretim yolları oluşturmayı amaçlıyordu.
Ancak Malcolm H. Kerr Carnegie Middle East Center'da yerleşik olmayan araştırmacı Kheder Khaddour, yeni akademilerin öneminin henüz belirlenemediğini söyledi ve kaynakları ile müfredatları hakkında yeterli bilgi bulunmadığına dikkat çekti.
"Hükümet yeni, profesyonel bir Suriye ordusu istiyor. Ama bu ordunun doktrini nedir, içerideki müfredat nedir? Açıkçası bunların hiçbiri net değil" dedi. "Burada ilginç olabilecek şey, onları kimin eğiteceğidir" diye ekledi. Akademinin ve Suriye ordusunun, doktriner yönelimi şekillendirecek uluslararası ortaklıklara sahip olmasının muhtemel olduğunu söyledi.
Khaddour, halihazırda Suriye ordusunun ortağı olan Türkiye'nin yanı sıra Rusya, Pakistan, Körfez ülkeleri ve Ürdün'ü Suriye'nin askeri doktrinini etkileyebilecek aktörler arasında saydı. İsrail ve İran'a karşı tutumun da doktriner meselelerin şekillenmesinde belirleyici olabileceğini belirtti.
Şara: "Yeni Suriye'nin hikayesini başlatıyoruz"
Savaşın mirası: Yerel kimliklere sahip konfederal bir ordu
Ordunun kurumsallaştırılması yönündeki çabalar sürerken Khaddour, savaş döneminden kalan bazı temel dinamiklerin yeniden ortaya çıktığını ve askeri grupların tek ve ulusal bir ordu içinde kurumsallaştırılmasını zorlaştırdığını söyledi.
"Dışarıdan bakan biri olarak Suriye'deki askeri tabloyu bir tür askeri konfederasyon olarak görüyorum. Şu anda gördüğümüz şey bu" dedi.
Khaddour, Esed'in çöküşünden önce Suriye ordusundaki personelin kendi bölgelerinden uzakta görev yaptığını, ulusu temsil ettiğini ve devlete hizmet ettiğini söyledi ve "Ordunun ulusal bir ordu olması gerekir. Ulusal bir orduda subayların kendi doğdukları bölgelerin dışında görev yapması gerekir. Burada ise tam tersi oluyor." ifadelerini kullandı.
Bunun nedeni, ülkenin dört bir yanından muhaliflerin kontrolündeki kuzeybatıya sürülen Suriye'deki çeşitli silahlı grupların, Esed'in düşüşünden sonra kendi bölgelerine geri dönmesi ve burada kök salarak yerel bir nitelik kazanması.
Khaddour, "Çöküşü önlemenin tek yolu buydu" dedi. Esed'in düşüşünden sonra ülkenin kırılganlığının Şara'yı, silahlı grupları ulusal bir orduyu temsil etmek üzere ülkenin başka bölgelerine konuşlandırmak yerine kendi bölgelerine dönmelerine izin vermeye zorladığını söyledi ve "Geri dönenlerin oluşturduğu dinamik Şara'yı bu yaklaşımı izlemeye zorladı." dedi.
Khaddour, salı günü kendisini feshederek Suriye devletine katılan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurlarının entegrasyonunun da bu konfederalizmin bir örneği olduğunu belirtti.
SDG'nin askeri kanadından dört Suriye ordusu tugayı oluşturulmasını içeren bir entegrasyon süreci olsa da bu askerler, SDG'nin daha önce yönettiği Suriye'nin kuzeydoğusunda konuşlandırılacak.
"Bu, ulusal merkezi devlet mantığına aykırı" diyen Khaddour "SDG liderleriyle kendi bölgelerinde kalmaları için anlaşmak yerine, Suriye ordusunun parçası olmaları ve başka yerlerde görev yapmaları için anlaşmanız gerekir." şeklinde konuştu.
Öte yandan Cuhadar'a göre Suriye'deki çok sayıdaki yabancı savaşçı, Suriye ordusu tarafından sıkı biçimde kontrol ediliyor:
"Görünüşe göre hareketleri ve dağılımları dikkatle düzenleniyor, diğer gruplardan savaşçılarla toplu halde bir araya getirilmiyorlar. Onlar hakkında çok fazla bilgi yok. Bunun bir nedeni çok fazla sorun çıkarmamış olmaları. Ayrıca Avrupa ülkeleri ve ABD'de endişeye yol açmamak için bunun bilinçli biçimde yapıldığını düşünüyorum."
Yerel kimliklerin varlığını ve devamını korumasına rağmen Cuhadar, entegrasyon sürecinin sorunsuz ilerlediğini söyledi. "Anlaşmazlıklar ortaya çıktığında bile diyalog yoluyla çözülüyor" dedi.
Buna, daha önce Türkiye destekli Suriye Ulusal Ordusu'na bağlı üç birimin komutanlarının SDG'nin talebi üzerine görevden alınması da dahil.
Bu komutanlar, savaş sırasındaki insan hakları ihlalleri nedeniyle uluslararası yaptırımlara tabi ve SDG'ye karşı çatışmalara katılmış kişiler.
Ancak grupları bir arada tutmaya rağmen ulusal bir kurum oluşturulmasının yıllar sürmesi bekleniyor. Khaddour, bunun ne kadar yavaş ilerleyeceğini anlatmak için Suriye'nin yeni gelişen subay kadrosunu örnek gösterdi ve "Askeri akademinin yeni subaylar mezun etmesi gerekiyor. Bir kişi askeri akademiye 18 yaşında girerse orta rütbeli subay haline gelmesi en az 10 yıl sürer." dedi.
Khaddour geleceğe bakıldığında Suriye'deki grupların yerel kimliklerinin daha da güçleneceğini düşünüyor:
"Zaman Şara'nın elinde değil, grupların ve yerel aktörlerin elinde."
Suriye, Mekke Anlaşması'na katılmayı değerlendiriyor
Esed'in mirasından uzaklaşmak
Buna rağmen kurumsallaşma ve profesyonelleşme Suriye'nin gelecekteki istikrarı açısından hayati önemde.
Esed'in düşüşünün hemen ardından biri Suriye kıyılarında, diğeri Süveyda'da yaşanan iki çatışma dalgasında Alevi ve Dürzi siviller hedef alındı. Suriye'nin farklı unsurlardan oluşan ordusundaki bazı birlikler de olaylara katıldı.
Hükümetin yürüttüğü soruşturmalar, kurumsal denetimin eksikliğine işaret ederek suçu tek tek personele yükledi. Ancak bir BM soruşturması her iki olayı da sistematik olarak nitelendirdi.
TIMEP'te yerleşik olmayan araştırmacı Holud Helmi, The New Arab'a Suriye'de "yetkilileri değil ülkeyi ve halkını koruyan bir orduya yönelik yaygın bir talep bulunduğunu" söyledi.
İnsanların profesyonel, siyasi açıdan tarafsız, sivil otoriteye karşı hesap verebilir, Suriye'nin çeşitli topluluklarını yansıtan ve siyasete müdahale etmekten veya iç güvenlik gücü gibi davranmaktan kaçınan bir ordu istediğini belirtti.
Helmi, "Her şeyden önce Suriyelilerin ordunun varlığında tehdit altında değil, güvende hissetmesi gerekiyor" dedi.
Bunun sağlanması için Suriye ordusunun, insanlığa karşı suç işleyenleri ayıklamak üzere şeffaf bir inceleme sürecine ihtiyacı olduğunu söyledi. Ayrıca muhalif grupların mensuplarının birlik olarak değil bireysel olarak entegre edilmesi, insan hakları hukuku konusunda profesyonel eğitim verilmesi ve bu standartlar ihlal edildiğinde hukuki yaptırım uygulanması gerektiğini belirtti.
Helmi ayrıca birleşmenin ilan edilmesinin mutlaka birleşik bir ordunun gerçekten var olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Komutanların görevlerini korumasının yanı sıra mali ağların ve ideolojik aidiyetlerin de devam edebileceğine dikkat çekti.
Suriye'nin geleceği açısından iki ciddi tehlike tespit etti: Askeri parçalanmanın ayrı kontrol bölgelerine yol açması ve gücün merkezileşmesinin Esed dönemi uygulamalarını yeniden üretmesi:
"Reformun gerçek ölçüsü, siyasi görüşleri, etnik kökenleri, dinleri veya bölgeleri ne olursa olsun Suriyelilerin orduyla keyfi gözaltı, aşağılanma, kaybedilme veya misilleme korkusu yaşamadan karşılaşabilmesidir."
