1. ANALİZ

  2. Suudi Arabistan'ın İran handikabı: 'Düşman bulmak' kolay, savaşmak zordur
Suudi Arabistan'ın İran handikabı: 'Düşman bulmak' kolay, savaşmak zordur

Suudi Arabistan'ın İran handikabı: 'Düşman bulmak' kolay, savaşmak zordur

Suudi Arabistan'ın yanlış politikaları bölgede, İran lehine olan jeopolitik ve jeoekomik olarak değiştirilmesi zor bir denge bıraktı.

A+A-

Analiz | Mepanews

İran ile Suudi Arabistan arasındaki gerginlik artıp Ortadoğu'yu ısıtırken iki ülke arasındaki gerginliğin sıcak çatışmaya dönüşme ihtimali de artıyor.

Hariri'nin Şarm el-Şeyh turu için geldiği Riyad'da veliaht prens Muhammed bin Selman, Hariri'den istifa etmesini ve İran'ı suçlamasını talep etti. Bundan birkaç saat sonra Husiler Riyad'ı hedef alan bir balistik füze saldırısı yaptı. Saldırı İran'dan Suudilere açık bir mesajdı. Ardından İran yanlısı milisler yeni hedeflerinin Dubai olduğunu ilan ederek BAE'yi tehdit etti.

Suudi Arabistan'ın politikaları İran'ın önünü açtı

Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’de artan İran nüfuzu ve bölgede hızla azalan Suudi Arabistan etkisi çözümün Muhammed bin Selman’ın planladığı gibi cerrahi bir operasyon ile mümkün olamayacağını gösteriyor.

Bölgedeki artan İran etkisinin başlıca sebebi İran’ın başarılı yayılma politikalarının yanı sıra Arap devletlerinin uzun zamandan beri yanlış politikalar izlemesi ve kötü siyasi tercihlerde bulunmasıdır denilebilir. Saddam’a karşı ABD’nin yanında duran Arap devletleri, Irak’ın işgali sonrası Irak’taki boşluğu seve seve dolduran İran’ın sahneye tekrar çıkmasına katkıda bulundu.

Daha sonra Saad el-Hariri, Mısır'ın darbeci lideri Abdulfettah el Sisi, Libya'daki 'savaş ağası' Halife Hafter gibi aktörlere, Suriye’de PKK'nın çatı örgütü Suriye Demokratik Güçleri'ne ve Irak’ta Şii liderler Haydar el İbadi ve Mukteda es Sadr’a destek veren Suudi Arabistan, Yemen savaşı ve Katar’a ambargo uygulanması yanlış politik tercihler sebebiyle Ortadoğu'da İran lehine olan, değiştirilmesi jeopolitik ve jeoekomik olarak zor olan bir denge bıraktı.

ABD hazır mı?

Halihazırda Suudi Arabistan’ın hızlı bir şekilde yaptığı hamleler bölgede iki taraf arasındaki savaş ihtimalini arttırmakta.  Lakin ABD bölgede herhangi bir sıcak savaş istemediğinden bölgedeki tansiyonun artmasına razı değil.

ABD'li bazı komutanların tereddütlerine rağmen Trump, Muhammed bin Selman ve ekibine İran’a karşı hamle yapma fırsatı sunmak istiyor.

Aynı zamanda ABD, ekonomik potansiyelinden ve İslami mercilerinden tam olarak fayda göremeyen Suudi Arabistan’ın bölgede İran’a karşı herhangi bir güç oluşturup İran imparatorluğu ile ‘İslam aleminin lideri’ konumu için yarışamadığını ve İran’ı bölgedeki en etkili oyuncu olarak görmekte.

"Savaşın finansmanı gözaltılarla sağlanacak"

İsrail’in, İran’a ait Şii Hilali projesini akamete uğratmak istemesi ve Muhammed bin Selman’ın olası savaşı kullanarak tahta geçmek istemesi  gibi faktörler İran’a karşı olası savaşın temel motivasyonlarından sadece birkaçı. Muhammed bin Selman’ın emirini verdiği son tutuklama hamlesinde toplanan para İran’a karşı savaşı finanse etmek için kullanılabilir.

"Savaş bir kıvılcıma ihtiyaç duyuyor"

Bölgede yeni müttefiklere ihtiyaç duyan Suudi Arabistan, İsrail’e birtakım vaatler vermiş durumda. Peki Suudilerin garanti ve vaatlerine rağmen İsrail, İran’a karşı Suudi Arabistan ile bu büyük kumar oyununa hazır mı? Özellikle Sisi’nin İran karşıtı Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyondan ayrılma ihtimali hala mevcutken. Her savaş gibi bu savaş da kıvılcıma ihtiyaç duyuyor ki ABD ve Fransa’nın, savaşın başlayıp bir dünya savaşına dönüşmemesi için söndürmeye çalıştığı Saad el-Hariri’nin istifası da bu kıvılcımlara dahildi.

​Peki Suudiler Hariri’nin istifası ile ne elde ettiler?

Öyle görünüyorki Suudiler askeri olarak Lübnan’a yönelecekler. Ayrıca Suudilerin Hariri’yi istifaya zorlaması Suudilere siyasi olarak ek faturalar çıkaracaktır.

Eğer Suudi Arabistan, İran yanlısı Hizbullah’ı Lübnan’da havadan vurmayı düşünüyor ve Lübnan’daki Sünni uzantılarına güveniyorsa Lübnan’a müdaheleleri gerçekten de kolay olmayacaktır. Çünkü İran’ın, Lübnan’da neredeyse tüm bölgelerde nüfuz sahibi olduğu ve Lübnan Hizbullahı’nın  Suudi Arabistan ve ABD’nin Lübnan  ordusuna IŞİD ve Nusra bahanesi ile verdiği askeri teçhizatların neredeyse tümünden faydalandığı bilinmektedir.

İran her cephede karşılık verir

Askeri senaryo ve tahminlere göre İran’ın, Lübnan üzerinde gerçekleşecek olası Suudi saldırılarına sadece Lübnan’da karşılık vereceğini söylememiz hata olur. İran, Yemen bölgesinde desteklediği Husileri kullanarak Suudi Arabistan’ın güneyindeki Necran ve Cizan şehrinden sahil boyunca Medine şehrine ulaşıncaya kadar uzun bir saldırı başlatabilir.

Ayrıca  Suudi Arabistan’ın doğu kısmındaki Şii bölgelerine ve Bahreyn’e savaş gemilerini kullanarak askeri çıkarma yapabilir. Yine İran, uzun menzilli balistik füzelerini kullanarak Suudi Arabistan’daki havaalanlarını ve hayati merkezleri vurabilir.

Suudi Arabistan köşeye sıkışabilir

Bununla beraber Suudiler, İran’daki Sünnilere savaşmaları veya isyan çıkartmaları için ciddi bir destek vermemektedir.

Herşeyden öte Suudi Arabistan’ın siyasi ve askeri müttefiklerini bir bir kaybetmesi, Suudi halkının savaşmak için hazır olmaması, ülkedeki Sünni grup ve cemaatlere yönelik yanlış politikalar sebebiyle cemaatlerin zayıflaması ve ABD’nin de olaya müdahale etmemesi durumunda Suudi halkının İran ordusu ve yanlısı milislerle baş başa kalacağını söylememiz mümkündür.

Kaynak: Mepa News

HABERE YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.