Analiz | Türkiye-Somali anlaşması Kızıldeniz'de gerilimi artıracak mı?

Analiz | Türkiye-Somali anlaşması Kızıldeniz'de gerilimi artıracak mı?

Türkiye ile Somali arasındaki savunma anlaşması, Etiyopya ve Somaliland'ın tartışmalı Kızıldeniz anlaşmasından sadece birkaç hafta sonra imzalandı.

Abdolgader Mohamed Ali | The New Arab | Tercüme: Mepa News

Somali’deki Mogadişu yönetimi 21 Şubat'ta, ay başında Türkiye ile imzalanan önemli bir savunma anlaşmasını onayladı.

Anlaşma, Somali'nin Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki nüfuzunun önemli bir kanalı haline geldiği iki ülke arasındaki uzun vadeli işbirliğinin zirve noktasıydı.

Bölge son aylarda uzmanların patlamanın eşiğinde olduğu uyarısında bulunduğu jeopolitik ve güvenlik gerilimlerine sahne oldu.

Ekonomik savunma anlaşması

Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması'nın metni henüz resmi olarak açıklanmamış olsa da, birçok kaynak anlaşmanın Türkiye'nin Somali deniz kuvvetlerini eğitmesini, donatmasını ve kabiliyetlerini geliştirmesini içerdiğini belirtiyor.

Anlaşmanın ayrıca Ankara'ya Somali'nin 3.333 km'lik kıyı şeridinin ve deniz sınırlarının her türlü tehdide karşı korunmasını garanti etme yetkisi verdiği bildiriliyor.

10 yıllık anlaşma ayrıca Türkiye'nin Somali'nin deniz kaynaklarından faydalanmasına yardımcı olmasını da öngörüyor.

Bunun karşılığında Ankara, Somali'nin münhasır ekonomik bölgesinden elde edilen gelirin yüzde 30'unu alacak ve anlaşmanın Türk şirketlerinin gaz ve petrol arama ile turizm gibi alanlarda yatırım yapmasının önünü açması bekleniyor.

Mersin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Dr. Tunç Demirtaş, The New Arab'a yaptığı açıklamada anlaşmanın güvenlik bileşenlerinin Somali'nin ekonomik büyümesine yardımcı olacağını söyledi.

Bu alanlardan biri, Somali ekonomisine yılda en az 500 milyon dolara mâl olan korsanlığın yanı sıra kıyı açıklarında yasadışı ve düzensiz balıkçılığı da içeriyor.

Demirtaş açıklamasında Türkiye'nin inşasına destek vereceği Somali deniz kuvvetleri ve sahil güvenliğinin Somali'deki güvenlik ve ekonomik tehditlere karşı caydırıcı bir unsur olacağını belirtti.

Çok boyutlu bir Türk varlığı

Anlaşmanın onaylanmasının ardından Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Türkiye'nin "Somali'nin karasularını korumasına, kaynaklarını işletmesine ve Somali donanmasını yeniden yapılandırmasına yardım etmeye istekli olduğunu ifade eden tek ülke" olduğunu belirtti.

Somali İçişleri Bakanlığı'nda kıdemli bir siyaset danışmanı olan Adem Hüseyin konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Somali'nin anlaşmaya yönelik motivasyonlarının Türkiye'nin taahhütlerini yerine getirme konusundaki kanıtlanmış becerisi ve Ankara'nın "ortaklık konusunda ciddi olduğu" Mogadişu ile yakın ilişkisiyle ilgili olduğunu söyledi.

O dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'ın 2011 yılında Somali'ye yaptığı tarihi ziyaret, iki ülke arasındaki ilişkilerde bir köşe taşını temsil etti ve o zamandan bu yana istikrarlı bir büyümeye tanık oldu ve Ankara'nın vazgeçilmez bir ortak haline geldiğini gördü.

Türk Dışişleri Bakanlığı'na göre Ankara, 2011 yılından bu yana Somali'ye sağlık ve eğitim sektörleri, belediye hizmetleri ve altyapı projeleri gibi çeşitli projeler için 1 milyar dolardan fazla yardım sağladı.

Türk şirketleri de Somali'de faaliyet gösteriyor ve Somali başkentinin limanını ve uluslararası havalimanını işletiyor.

Güvenlik alanında Mogadişu, bir askeri üs ve Somalili askerlerin eğitimi için bir askeri kolej içeren bir kompleks oluşturan ve 2007'deki açılışından bu yana 10.000'den fazla askerin mezun olduğu, Türkiye'nin yurtdışındaki en büyük askeri üssüne ev sahipliği yapmaktadır.

Değişken bir jeopolitik bağlam

Son aylarda Afrika Boynuzu ve güney Kızıldeniz bölgesi, buradaki durumun kontrolden çıkabileceğine dair uluslararası endişelere yol açan bir dizi gerilime sahne oldu.

Türkiye-Somali anlaşmasının imzalanması, Etiyopya ile Somaliland arasında, Addis Ababa'nın kendini cumhuriyet ilan eden ülkeyi tanıması karşılığında, denize kıyısı olmayan Etiyopya'ya Kızıldeniz'e erişim sağlayacak bir mutabakat zaptının ilan edilmesinden beş hafta sonra gerçekleşti.

Mutabakat, Mogadişu'da yaygın bir öfkeye yol açtı ve bunu egemenliğine yönelik bir ihlal olarak değerlendirdi ve resmiyet kazanmasını ve yürürlüğe girmesini önlemek için diplomatik bir kampanya başlattı.

Asmara ve Addis Ababa arasındaki ilişkiler 2018'den bu yana en kötü durumda çünkü karayla çevrili Etiyopya'nın Kızıldeniz'de egemen bir liman iddiaları, Eritre'nin olası bir Etiyopya işgali korkusuyla güney cephesindeki güçlerini harekete geçirmesine yol açtı.

Tüm bunlar, İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşı ve Husilerin Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki kargo gemilerini hedef almasının arka planında gerçekleşiyor.

ABD ve İngiltere'nin buna karşılık olarak Yemen'e askeri saldırılar başlatması bölgedeki gerilimin seviyesini dramatik bir şekilde arttırdı.

Olası yansımalar

Tunç Demirtaş, jeopolitik açıdan Somali-Türkiye anlaşmasının, geçen ay Cibuti ile imzalanan ve askeri eğitim alanında işbirliği, askeri finansal işbirliği ve nakit paranın kullanımına ilişkin bir protokol içeren benzer bir anlaşmadan ayrı tutulamayacağı görüşünde.

Demirtaş, Türkiye'nin Aden Körfezi'nde aktif bir güvenlik aktörü haline gelme ihtimalinin çeşitli bölgesel aktörler için sadece bir endişe kaynağı olmadığını, aynı zamanda bir tehdit ve tehlike olarak görülmesinin de muhtemel olduğunu sözlerine ekledi.

Birçok uzman bu anlaşmalarla askeri ve güvenlik alanındaki işbirliğinin Türkiye'nin uluslararası ticaret açısından son derece hassas olan su yollarındaki etkisini arttıracağına inanıyor.

Somalili siyasi analist Mahmud Farah, bazı ülkelerin Türkiye'nin Somali'deki rolüne şüpheci yaklaştığına inanıyor.

Farah, Somali'nin son on yılda Ankara ile Abu Dabi arasında yoğun bir rekabet alanına dönüştüğünü, zira BAE'nin Somaliland eyaletinde büyük bir nüfuza sahip olduğunu belirtiyor.

Abu Dabi'nin, Somaliland'ın BAE'nin büyük ekonomik ve siyasi yatırımlarının bulunduğu Etiyopya ile imzaladığı mutabakat zaptını da desteklediğine dair göstergeler var.

Bu bağlamda Farah, Türkiye-Somali savunma anlaşmasının Mogadişu'nun Addis Ababa ile yaşadığı anlaşmazlıkta elini güçlendireceğine inanıyor.

Ancak Demirtaş'a göre Ankara ve Addis Ababa'nın ilişkileri hala güçlü ve Türkiye, Çin'den sonra Etiyopya'da en fazla yatırıma sahip ikinci ülke.

Demirtaş, sonuç olarak Somali ile yapılan anlaşmanın Etiyopya-Somaliland Mutabakat Zaptı'na doğrudan bir yanıt olarak görülmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Kaynak: Mepa News

x.gif

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.