Venezuela'nın geleceği neden ordunun elinde?

Venezuela'nın geleceği neden ordunun elinde?

"İster Trump ister Rodriguez olsun Venezuela'yı yönetmek için ordunun desteğine ihtiyaç var"

Carlos Eduardo Pina | Al Jazeera | Tercüme: Mepa News

Venezuela ordusu, resmi adıyla Bolivarcı Ulusal Silahlı Kuvvetler (FANB) yaklaşık 27 yıl boyunca, Batılı liberal demokrasiye alternatif arayışından otoriterliğe doğru sistematik olarak sürüklenen devlet başkanları Hugo Chavez ve Nicolas Maduro'nun sıkı bir müttefiki oldu.

FANB, Venezuela yönetiminin bir önceki siyasi düzenin kurumlarını dağıtmasına ve en ateşli muhaliflerine zulmetmesine yardımcı oldu. Buna karşılık, sırasıyla Chavez ve Maduro hükümetleri, Venezuela siyasetinde orduya giderek daha fazla güç vererek onlara bakanlık pozisyonları, valilikler, büyükelçilikler ve belediye başkanlığı veya devlet işletmelerinin yönetimi gibi diğer üst düzey yöneticilik rolleri sundu.

Maduro'nun geçtiğimiz Cumartesi günü ABD özel kuvvetleri tarafından kaçırılmasıyla birlikte, ordunun Venezuela devletinin koruyucusu olarak imajı darbe aldı: Devrik başkan, FANB'ın askeri teknolojisi ve savunma protokollerindeki eksiklikleri ortaya çıkaran bir operasyonla Venezuela'nın en büyük askeri kompleksi olan Fuerte Tiuna'dan kaçırıldı.

Ordu önemli bir ikilemle karşı karşıya: Ya değişiklik yapıp ABD'deki Donald Trump yönetimi ve Caracas'taki geçici başkan Delcy Rodriguez'in önayak olduğu anlaşmaların garantörü olacak ya da ABD'nin daha fazla saldırısına uğrayıp gücünün ve statüsünün erozyona uğramasını göze alacak.

Düşüşten önceki yükseliş

Yıllar geçtikçe ordunun etkisi, kolluk kuvvetleri de dahil olmak üzere önemli ölçüde arttı ve birçok durumda devlet ve yerel polisin rollerinin yerini aldı.

Bu olgu, 28 Temmuz 2024 başkanlık seçimlerinden sonra, Maduro hükümetinin yaygın oy sayımı sahtekarlığı suçlamaları nedeniyle benzeri görülmemiş bir meşruiyet kriziyle karşı karşıya kalmasıyla hız kazandı.

Venezuela'da muhaliflere yönelik kitlesel gözetimin yeni bir düzeye taşındığı bir polis devleti kuruldu.

Hükümet, o dönemde ve şimdiye kadar, ayakta kalabilmek için FANB'a bağımlı hale geldi. Bu kısmen, iktidardaki Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi'nin (PSUV) askeri unsurlarını, paramiliter grupları (“colectivos” olarak da adlandırılır) ve siyasi, adli ve askeri polisi bünyesine katarak yapıldı. Tüm bu güvenlik çerçevesi Venezuela hükümeti tarafından “sivil-asker-polis birliği” olarak tanımlanmıştır.

Maduro sonrası dönem

Bu güç, ordunun Venezuela'daki herhangi bir siyasi geçiş sürecinde kritik bir role sahip olduğu anlamına geliyor. Pek çok analist Venezuela'da ister demokratik yollarla isterse güç kullanarak kurulmuş olsun her hükümetin yönetebilmek için ordunun desteğine ihtiyaç duyduğuna inanıyor.

Delcy Rodriguez yönetiminin durumu da bu kuralın bir istisnası değildir. Maduro sonrası siyasi geçiş sürecinin dizginlerini ele almak için Trump'ın rızasına güvenmesine rağmen, Venezuela'dan sorumlu başkan, Venezuela'daki siyasi ve sosyal gerilimlerin olası bir tırmanışını önlemek için Venezuela ordusunun desteğine ihtiyaç duyuyor. Rodriguez'in askerler arasında kabul görmesi, ABD Başkanı'nın ülkedeki siyasi geçişe liderlik etmesi için muhalefet lideri Maria Corina Machado yerine ona güvenmesinin en önemli nedenidir.

Ancak Maduro'nun kaçırılması aynı zamanda FANB'ın zayıflıklarını da ortaya çıkardı. ABD ordusunun gücü karşısındaki aşılmaz güç asimetrisi, Trump şimdilik böyle bir planı olmadığını söylese de Venezuela'yı ABD'den gelebilecek yeni saldırılara karşı savunmasız bırakıyor.

Bu tehdit FANB'ın taviz vermesi için en büyük teşvik unsuru ve askeri liderliğin Rodriguez liderliğindeki siyasi geçiş sürecinin bir parçası olmaya açık olmasının nedeni.

Ordu şimdi ne yapacak?

Venezuela ordusu mümkün olduğunca ülke siyaseti içindeki konumunu korumak isteyecektir.

Bu hedefe ulaşmak için FANB liderliğinin, bazıları yakın zamana kadar Venezuela siyasetinde düşünülemeyecek bir dizi adımı yerine getirmesi gerekecektir.

İlk olarak, askeri liderler kendilerini, ABD'nin Venezuela'ya karşı yürüttüğü askeri kampanyada kullandığı resmi argüman olan uyuşturucu kaçakçılığı faaliyetleriyle ilişkilendiren tüm suçlamalardan arındırmalıdır.

İkinci olarak, askeri liderler Venezuela ile ABD arasında imzalanan ve büyük olasılıkla ABD şirketlerine Venezuela ham petrol rezervleri ve üretimi üzerinde önemli bir kontrol sağlayacak olan yeni petrol anlaşmasını kabul etmelidir.

Üçüncü olarak, Venezuela'daki siyasi geçiş sürecinin bir noktasında FANB'ın Venezuela halkına yönelik baskıcı faaliyetlerini azaltması gerekebilir. Bu da pratikte mevcut polis devletindeki ya da “Sivil-Asker-Polis Birliği”ndeki rolünün azaltılması anlamına gelmektedir.

Son olarak, Venezuela askeri liderliği geçici başkan Rodriguez ile safları sıklaştırmalıdır çünkü Rodriguez Trump yönetimi ile tek ve belki de son doğrudan iletişim kanalını temsil etmektedir. Ordu içeride Maduro'nun gidişinin yarattığı kaos ortamında ülkenin istikrarını korumak için bunu yapması gerektiğini savunabilir.

Esasen bu değişikliklerin benimsenmesi, ordunun Rodriguez ve Trump arasında varılan anlaşmaları onaylaması ve ülkenin Maduro sonrası döneminde istikrar sağlayıcı bir rol oynaması anlamına gelecektir. Bu ABD'nin de alışık olduğu bir format. Washington on yıllardır Mısır'dan Pakistan'a, Tayland'a ve daha pek çok ülkede ordunun liderliğindeki kurumlara güveniyor.

Venezuela ordusu için bugün seçenekler az. Trump ve Rodriguez ile uyum sağlayıp çalışmamak yeni bir ABD silahlı saldırısına davetiye çıkarabilir.

Bunun gerçekleşmesi halinde, ordunun ve mevcut siyasi liderliğin güvenilirliği yok olacak ve ülkedeki siyasi ve sosyal istikrarsızlık daha da artacaktır.

Kaynak: Mepa News

uyg.gif

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.