Yahudiler Hz. İsa hakkında gerçekte ne düşünüyor?
Lübnan’da bir Hristiyan sembolünün İsrail askerlerince tahrip edilmesi, Yahudilikte Hz. İsa’nın neden kabul edilmediği ve İsrail’in Hristiyan Siyonistlerle ilişkisini yeniden gündeme getirdi.
İsrail askerlerinin Lübnan'da Hz. İsa'ya atfedilen bir heykeli tahrip edilmesi, dünya genelinde Hristiyanlar arasında tepkiye yol açarken, Yahudiliğin İsa'ya bakışı ve İsrail'in Hristiyan Siyonistlerle ilişkisi yeniden tartışma konusu oldu.
Üç din, üç farklı yaklaşım
Hz. İsa, İslamiyete göre bir peygamber ve Mesih olarak kabul edilirken, Hristiyanlığın geneline göre "Tanrı'nın oğlu" olarak merkezi bir konuma sahip. Hristiyanlar Hz. İsa'yı hem bir peygamber hem de doğrudan ilahi varlığın bir parçası olarak görüyor.
Buna karşılık Yahudilik, Hz. İsa'ya herhangi bir dini statü atfetmiyor ve onu "yalancılıkla" suçluyor. Yahudi inanışına göre peygamberlik dönemi Hz. İsa'dan önce sona erdiği için, Hz. İsa peygamber olarak da görülmüyor.
Yahudi inancında Mesih kavramı, belirli dünyevi sonuçlara dayanıyor: Küresel barışın sağlanması, Kudüs'te mabedin yeniden inşası ve tüm Yahudilerin İsrail topraklarında toplanması. Yahudiler bu şartların Hz. İsa'nın yaşamı sırasında gerçekleşmediğini belirterek onu yalanlıyor.
Teolojik ayrımın temelinde ne var?
Yahudi teolojisinde "Tanrı'nın mutlak birliği" inancı bulunduğu için Hristiyanlığın Hz. İsa'nın "Tanrı'nın oğlu" olduğu iddiası da kabul edilmiyor.
Bu teolojik ayrım, tarihsel süreçte yaşananlarla daha da derinleşti.
Hristiyanların çoğunluğu oluşturduğu toplumlarda Yahudiler çoğu zaman azınlık olarak yaşadı ve ayrımcılık ile şiddete maruz kaldı. Bu durum, Yahudi toplumunda Hristiyan kurumlarına karşı güvensizlik ve zaman zaman tepki oluşmasına neden oldu.
Hristiyanlar ise Yahudileri birçok kez toplum içinde kargaşa çıkarma, tefecilik, çocukları kaçırma, toplum ve devlet aleyhinde komplolarda bulunma gibi suçlarla suçladı.
Yahudilerin Hristiyanlığa yönelik eleştirileri sadece teolojik değil, aynı zamanda tarihsel tecrübelerinden de etkilendi.
Modern dönemde dikkat çeken ittifak
Bugün ise İsrail ile özellikle ABD'deki Hristiyan Siyonizmi hareketleri arasında güçlü bir ilişki bulunuyor.
Bu yakınlaşma daha çok Hristiyanlığın yakın dönemlerdeki Protestan yorumlarından kaynaklanıyor.
Özellikle Protestanlık içerisinde değerlendirilen Evanjelizm ile Siyonizm arasında yakın bir bağlantı bulunuyor.
Evanjelizm genel olarak Hz. İsa'nın dünyaya yeniden gelmesini Yahudilerin yeniden Filistin'de toplanmasına bağlıyor. Günümüzde Evanjelistler bu düşünceye sıkıca bağlı. Evanjelistler İsrail'in Armageddon Savaşı'na kadar varlığını sürdürmesi gerektiğine inanıyor. Bu inançtaki kıyamet kehanetleri, Evanjelizm-Siyonizm bağını da güçlendiriyor.
Amerika'da dinin siyaset üzerindeki etkisi
"Christians United for Israel" gibi gruplar İsrail'e siyasi ve mali destek sağlarken, uluslararası alanda lobi faaliyetleri yürütüyor.
Ayrıca Hristiyan hacılar da İsrail'in turizm gelirlerinde önemli yer tutuyor.
İnanç ve çıkar arasındaki denge
Bu ittifakın dikkat çeken yönlerinden biri ise temelinde bir çelişki barındırması.
Hristiyan Siyonistler, İsrail'i desteklemeyi dini inançlarının bir parçası olarak görüyor ve İsrail'in varlığını "Hz. İsa'nın dönüşüne giden ilahi planın bir parçası" olarak yorumluyor.
Ancak Yahudi teolojisi açısından bu yaklaşım kabul edilebilir değil.
Bazı yorumlara göre bu inanç, gelecekte "Yahudilerin Hristiyanlığa geçmesini" ya da "ilahi adaletle karşılaşmasını" öngörüyor.
Buna rağmen iki taraf arasındaki ilişki sürüyor ve birçok alanda güçleniyor.
Stratejik çıkarlar belirleyici
Uzmanlara göre İsrail açısından Hristiyan Siyonistlerin desteği, özellikle ABD ile ilişkiler ve uluslararası konum açısından stratejik önem taşıyor.
Hristiyan Siyonistler için ise İsrail'e destek vermek dini bir görev olarak görülüyor.
Taraflar arasındaki teolojik farklılıklara rağmen, ortak çıkarların bu ilişkiyi ayakta tuttuğu değerlendiriliyor.
Tartışmayı yeniden alevlendiren olay
Lübnan'daki heykel olayı, bu karmaşık ilişkiyi yeniden gündeme taşıdı.
Olay, Yahudiliğin Hz. İsa'ya yönelik köklü teolojik yaklaşımı ile İsrail'in modern siyasi ittifakları arasındaki çelişkiyi bir kez daha görünür hale getirdi.
Kaynak: Mepa News, 5 Pillars
