Yemen'de ilan edilen "genel seferberlik" ne anlama geliyor?

Yemen'de ilan edilen "genel seferberlik" ne anlama geliyor?

Yemen yönetimi, son saldırılarda birçok bölgeyi ele geçiren Husilere karşı "genel seferberlik" ilan etti.

Yemen'de Suudi Arabistan destekli hükümeti, Husilere karşı uzun süredir beklenen karşı saldırısının bir parçası olarak halkı genel seferberliğe çağırdı.

Hükümet güçlerinin Kızıldeniz kıyısından geri çekilmek zorunda kalmasından bu yana yaptığı ilk konuşmada, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ülke çapında silahlanma çağrısında bulunarak vatandaşlardan Husilere karşı mücadeleye "mümkün olan her şekilde katkıda bulunmalarını" istedi.

Çağrı, Husilerin son saldırılarda hızlı ilerlemeler kaydetmesinin ardından geldi.

Alimi, halkın genel seferberliğe katılmasıyla birlikte 2014'te Husilere kaybedilen başkent Sana'nın geri alınacağını ve hükümetin Yemen'in tamamındaki egemenliğinin yeniden tesis edileceğini savundu.

Alimi neden genel seferberlik ilan etti?

Çoğu analiste göre hükümetin konumu nadiren bu kadar zayıf olmuştu. Muha, Meyyun Adası ve Babu'l Mendeb kıyısının geniş bölümünden çıkarılan hükümet güçleri karşısında Husilerin ilerleyişi, uluslararası alanda tanınan hükümetin otoritesini tehdit ediyor ve Suudi Arabistan'ı çatışmanın daha da içine çekiyor.

Hükümetin nadir kazanımları ise kısa ömürlü oldu. Hudeyde'deki Hays ilçesi eylül başında hükümet güçleri tarafından kısa süreliğine ele geçirildi ancak birkaç gün sonra yeniden Husilerin kontrolüne geçti.

El Cezire Arapça'nın Yemen işleri editörü Ahmed eş-Şalefi, Alimi'nin açıklamalarını bir "savaş konuşması" olarak nitelendirerek Yemenlilere ordunun saflarına katılma ve Husilerin kontrolündeki Sana'nın geri alınmasına katılma çağrısı yapıldığını söyledi.

Hükümet güçleri halen başkentten uzakta, Taiz ve Marib'deki çatışmalarda sıkışmış durumda.

Birleşmiş Milletler uzmanlar heyeti, mevcut hızlı ilerleyişten önce 2024'te Husi savaşçılarının sayısının yaklaşık 350 bin olduğunu tahmin etmişti.

Analistlere göre bu savaşçıların yakın zamanda hükümet tarafına geçmesi pek olası değil. Ancak Husilerin toprak kaybetmeye başlaması halinde af teklifi daha cazip hale gelebilir.

Royal United Services Institute'da (RUSI) Yemen ve Körfez üzerine araştırmacı ve siyasi analist Baraa Shiban, "Her şeye rağmen Yemen'in hala kabile yapısına sahip bir toplum olduğunu unutmamak gerekir. Af teklifi, hükümetin savaşçılardan intikam almaya çalışmayacağı ve böylece çatışmanın kabileler arası bir savaşa dönüşme riskini önlemeye çalıştığı mesajını veriyor." dedi.

Suudi Arabistan nasıl karşılık verecek?

Ağustos ayında Mekke Anlaşması'nı imzalayan Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, perşembe günü tehdidi ele almak üzere askeri yetkililerin acil toplantı yapacağını açıkladı.

Ancak üç ülkenin Yemen'e ne ölçüde müdahale edeceği, hatta müdahale edip etmeyeceği belirsizliğini koruyor.

Shiban şunları söyledi:

"Çatışmaların en yoğun olduğu dönemde bile Suudi Arabistan, hükümeti desteklemek için çok sınırlı kara kuvveti konuşlandırdı ve bunun yerine hava saldırılarına bel bağlamayı tercih etti. Yemenli vatandaşların kendi topraklarında silahlı Türk, Pakistanlı ve Suudi güçlerini görmeye pek olumlu tepki vereceğini düşünemiyorum. Bu durum çatışmayı çok farklı bir yöne bile sürükleyebilir. Türkiye ve Pakistan'ın katılımının teknik destek ve istihbarat paylaşımının ötesine geçmesi beni şaşırtır."

Başka ülkeler de etkileniyor mu?

Husiler Babu'l Mendeb'i açık tutacaklarını ve saldırıların yalnızca Suudi gemileriyle sınırlı olacağını belirtti. Ancak Yemen'in uluslararası alanda tanınan hükümet konseyinin başkan yardımcısı Abdullah Abdülkadir el-Alimi Bavzer, geçen hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada "isyancılara güvenilemeyeceğini" savundu.

Alimi-Bavzer perşembe günü New York'ta dünya liderlerine, "Husi milislerinin seyrüsefer güvenliğini bir şantaj aracı olarak kullanması yalnızca Yemen'i tehdit etmiyor. Tüm küresel ekonomiyi rehin alıyor" dedi.

Alimi-Bavzer, boğazın korunmasının "güvenli tedarik zincirlerine, enerji güvenliğine ve seyrüsefer özgürlüğüne bağımlı her ekonominin sorumluluğu" olduğunu söyledi.

Suudi Arabistan Kızıldeniz için bir deniz koalisyonu kurulduğunu açıkladı ancak bu filonun büyüklüğü ve kapsamına ilişkin ayrıntılar büyük ölçüde bilinmiyor.

Husilerin ise Suudi Arabistan'ı müttefiklerinden izole etmeye yönelik açık bir girişim olarak Avrupa Birliği'ne bir mektup göndererek blokla bağlantılı gemilerin hedef alınmayacağı güvencesini verdiği bildirildi.

Kaynak: Mepa News, Al Jazeera

facebook.png

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.