ABD'nin Hizbullah'a silahsızlanma baskısı Lübnan'ı uçuruma sürüklüyor

ABD'nin Hizbullah'a silahsızlanma baskısı Lübnan'ı uçuruma sürüklüyor

"ABD ve İsrail hareketin tüm ülkede silahsızlandırılmasını talep etmeye devam ediyor."

Paul Khalifeh | Middle East Eye | Tercüme: Mepa News

İsrail ve ABD tarafından talep edilen Hizbullah'ın tamamen silahsızlandırılması konusu bir yıldan uzun bir süredir Lübnan siyasi hayatına damgasını vuruyor.

Ancak Ocak ayının başından bu yana gerginlik keskin bir şekilde tırmanarak Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Lübnanlı hareketi arasındaki çatlağı ortaya çıkardı.

Avn, Hizbullah'a yönelik söylemini sertleştirerek, hareketin silahları gibi son derece hassas bir konuda daha önce sürdürdüğü temkinli ve dengeli duruştan belirgin bir şekilde uzaklaştı.

Lübnanlı yetkililer Hizbullah'ın Litani Nehri ile sınır bölgesi arasında artık askeri varlık göstermediğini resmi olarak açıkladı. Ancak hem ABD hem de İsrail bunu yeterli bulmuyor ve hareketin tüm ülkede silahsızlandırılmasını talep etmeye devam ediyor.

Perşembe günü, Lübnan ordusu komutanı Rodolf Heykel ile yaptığı fırtınalı görüşmenin ardından, bir zamanlar Lübnanlı sivillerin öldürülmesinin "gerekli" olduğunu öne süren ve İsrail'in sadık bir destekçisi olan ABD'li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Lübnan ordusunun "güvenilir bir ortak olmadığını" savundu.

Graham'ın tutumu ABD siyaset kurumunun bazı kesimlerinde etkili olan bir görüşü yansıtsa da Lübnan ordusuyla ilişkilere dair kararlar tek tek senatörler tarafından değil Pentagon tarafından alınıyor.

İsrail, Hizbullah ile 66 gün süren savaşı sona erdiren Kasım 2024 ateşkes anlaşmasına hiçbir zaman tam olarak uymadı. O tarihten bu yana yüzlerce hava saldırısı ve onlarca kara harekâtı gerçekleştirerek evleri ve diğer binaları yıktı. Yaklaşık 400 kişi öldürüldü ve onlarca kişi yaralandı.

2 Şubat'ta İsrail uçakları ve insansız hava araçları Lübnan'ın güneyindeki birçok bölgede sivil alanları vurarak Kfar Tebnit ve Ayn Kana köylerinde onlarca konutu yerle bir etti.

Yükselen gerilim

Avn, 11 Ocak'ta Hizbullah'a açıkça düşman olan bir gazeteciyle yaptığı televizyon röportajında, örgütün silahlarını "Lübnan'ın sırtında bir yük" olarak tanımladı. Cumhurbaşkanı seçilmesinin birinci yıl dönümünde yaptığı konuşmada Hizbullah'ın silahlanmasını haklı gösteren koşulların "artık mevcut olmadığını" söyledi ve bunun yerine "bilgelik ve devlet egemenliği" çağrısında bulundu.

Bir hafta sonra Cumhurbaşkanı, Lübnan'daki yabancı diplomatlara yaptığı konuşmada bu sözlerini ikiye katladı. Lübnan ordusunun "provokasyonlara, devam eden saldırganlığa ve karalama kampanyalarına rağmen, doğası ya da bağlantısı ne olursa olsun, geniş alanları tüm yasa dışı silahlardan temizlemek" için kapsamlı operasyonlar yürüttüğünü söyledi. "Görevimin ikinci yılında da bu yolda ilerlemeye devam edeceğiz, böylece tüm bölge devletin münhasır otoritesi altına girecek." dedi.

Bu açıklamalar, Avn'ın görevdeki ilk yılında benimsediği ve silahsızlanma konusundaki ilerlemeyi defalarca İsrail'in Güney Lübnan'da işgal ettiği beş mevziden çekilmesine ve Lübnan'ın egemenlik ihlallerine son vermesine bağlayan daha ölçülü tondan açık bir kopuşa işaret ediyordu.

Avn daha önce İsrail'i Lübnan ordusunun güneyde konuşlanmasını engellemekle suçlamış ve 5 Eylül'de kabine tarafından resmen kabul edilen silahsızlanma planını askıya almakla tehdit etmişti.

Bu tutumun Washington'da oluşturduğu hayal kırıklığının o kadar yüksek olduğu bildiriliyor ki, Heykel'in planlanan bir ziyareti Eylül ayı sonunda ABD'li yetkililer tarafından aniden iptal edildi.

Amerikan vesayeti

Avn'ın son zamanlardaki üslup değişikliği kırılma noktası oldu. 16 Ocak'ta Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, Dışişleri Bakanı'na sert bir saldırı başlatarak görevden alınması çağrısında bulundu.

Kasım, "Amerikan vesayetine tabi olan ve İsrail saldırganlığını teşvik eden" siyasi partileri ve yetkilileri kınadı ve Hıristiyan Lübnan Kuvvetleri partisine yakın olan Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci'yi "İsrail'in pozisyonuyla aynı hizaya gelmek ve Lübnan'ı iç savaşa sürüklemeye çalışmakla" suçladı.

Kasım ayrıca şu uyarıda bulundu:

"Lübnan'ın istikrarını ve ülkenin önemli bir bileşeni olan direnişi baltalamak herkesi etkileyecektir. Kimsenin canı bağışlanmayacaktır."

Çatışma kısa sürede sosyal medyaya da sıçradı ve çeşitli kampların destekçileri ile karşıtları arasında sert tartışmalar yaşandı. Önde gelen bir gazetecinin "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla savcı tarafından çağrılmasıyla gerilim daha da tırmandı.

Siyasi gerginlik, Heykel'in Kongre üyeleri ve Pentagon yetkilileriyle görüşmek üzere Washington'a yaptığı ziyaretten birkaç gün önce meydana geldi.

Ziyaret, Lübnan ordusunun Şubat ayı ortasında Hizbullah'ın Sayda'nın kuzeyinde Litani ve Avali nehirleri arasındaki bölgeyi kapsayan silahsızlanma planının ikinci aşamasını açıklamasının beklendiği bir döneme denk geldi. Plan beş aşamadan oluşmakla birlikte herhangi bir takvim belirlendi.

General Heykel'in Washington ziyareti Cumhuriyetçi Senatör Graham ile yaşadığı düşmanca tartışmanın gölgesinde kaldı.

Heykel, ABD'li senatörün sorusu üzerine Hizbullah'ı terör örgütü olarak nitelendirmeyi reddedince gerginlik yaşandı. Görüşmeden kısa bir süre sonra Graham X hesabından bir tweet atarak, Hizbullah'ı terör örgütü olarak tanımlamayı reddetmesi üzerine Heykel ile yaptığı "çok kısa görüşmeyi sonlandırdığını" söyledi. Graham, "Lübnan ordusunu güvenilir bir ortak olarak görmüyorum" diye yazdı.

Bilgi sahibi kaynaklara göre görüşme sadece beş dakika sürdü. Ordu şefi kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmadan ayrıldı. Graham'ın tutumu siyasi yelpazedeki politikacılar ve internet yorumcuları tarafından geniş çapta kınanırken, Hıristiyan parti Lübnan Kuvvetleri de dahil olmak üzere bazı aktörler tarafından alkışlandı.

Lübnan hükümet kaynakları Middle East Eye'a "ziyaret programının planlandığı gibi ilerlediğini" ve "General Heykel ile Amerikalı mevkidaşı Genelkurmay Başkanı Dan Caine arasında verimli bir görüşme gerçekleştiğini" söyledi.

Kırılma noktası

Bu kargaşanın ortasında Hizbullah yetkilileri Avn'ın değişimine şaşırmadıklarını söylüyor. Partiden üst düzey bir yetkili Middle East Eye'a isminin açıklanmaması kaydıyla yaptığı açıklamada "Başkan dayanabileceği baskının sınırlarına ulaştı" dedi. "Zaten dar olan manevra alanı daha da daraldı ve Amerikalılar hızlı sonuçlar talep ediyor."

Avn'a yakın eski bir bakan ise durumu "iğrenç bir şantaj" olarak nitelendirdi.

MEE'ye konuşan eski bakan, "Ya Hizbullah'ın silahsızlanması İsrail'e taviz vermeden devam edecek ya da orduya yapılan askeri yardım askıya alınacak ve uluslararası mali destek dondurulacak" dedi.

Aralarında milletvekili Cemil es Seyyid'in de bulunduğu Hizbullah'a yakın bazı isimler "Cumhurbaşkanı'nı geri dönülmez bir şekilde Amerikalıların kucağına itmekten" kaçınmak için söylemin yumuşatılması çağrısında bulundu.

Seyyid, 23 Ocak'ta X üzerinden yaptığı paylaşımda, göreve geldiğinden beri Avn'ın güneydeki direnişe karşı "ne tarafsız, ne destekleyici, ne de düşmanca" bir duruş sergilemeye çalıştığını söyledi. Sözlerini itidal çağrısıyla bitiren Seyyid, "[Avn'ın sözlerinin yol açtığı] bu derin manevi ve maddi yaraya rağmen, ulusal çıkarların bunun üstesinden gelmemizi gerektirdiğini" savundu.

Hizbullah'ın devlet içinde kalan müttefiklerinden biri olan Meclis Başkanı Nebih Berri de gerilimi yatıştırmak için devreye girdi. Berri 23 Ocak'ta diyalog kanallarını yeniden açmak amacıyla Avn ile görüştü.

Bu gerilimi azaltma çabaları başarılı olmuş gibi görünüyor. Avn 4 Şubat'ta Hizbullah'ın parlamento bloğu başkanı Muhammed Raad'ı kabul etti. Raad görüşmenin ardından Avn'un televizyon röportajında kullandığı "diyalog ve akıl" çağrısında bulundu.

Ancak Hizbullah liderliği tarafından benimsenen uzlaşmacı yaklaşım parti içinde oy birliğiyle desteklenmiyor. Hizbullah'ın en yüksek karar alma organı olan Şura Konseyi geçtiğimiz günlerde irtibat ve koordinasyon biriminin eski başkanı Vefik Safa'nın istifasını kabul etti. Bu birim iç koordinasyondan, Lübnan'daki siyasi güçlerle ilişkilerden ve devlet yetkilileri ve güvenlik servisleriyle iletişimden sorumlu.

Hizbullah'ın eski genel sekreteri Hasan Nasrallah'ın yakın arkadaşı olan Safa, siyasi ve askeri tavizlere daha az meyilli, daha sert bir akımın savunucusu olarak görülüyordu. Hizbullah içindeki tartışmaların partinin önümüzdeki dönemde nasıl bir yol izleyeceğini henüz kesin olarak belirlemediği açık.


Bu değerlendirmede yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

x.gif

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.