Babu'l Mendeb ve Süveyş arasıda: Mısır'ın Kızıldeniz ikilemi
"Kızıldeniz'deki güvenlik durumunun kötüleşmesi, daha geniş bölge açısından da ekonomik, siyasi ve güvenlikle ilgili sonuçlar doğuracaktır."
Hana Elshehaby | New Arab | Tercüme: Mepa News
ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşının yedinci ayında Mısır, giderek genişleyen bölgesel çatışmanın baskılarına daha açık hale geliyor.
Husilerin Babu'l Mendeb üzerindeki denetimlerini pekiştirmeye yönelik son saldırısı, deniz trafiğine yönelik Husi saldırılarının ekonomik sonuçlarını daha önce yaşamış olan Kahire açısından ciddi riskler oluşturuyor.
Husiler 2023'ün sonlarında İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşına karşılık ticari gemileri hedef almaya başladığında bu harekat, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı'ndaki trafiği ciddi biçimde azaltmıştı.
Uluslararası Para Fonuna (IMF) göre yaşanan gerilim, Mısır'ın Süveyş Kanalı gelirlerini 2024'te 6 milyar dolardan fazla azalttı.
Kanaldaki trafik o tarihten bu yana toparlandı, hem temmuzda hem de ağustosta geçiş sayısı 1200'ü aştı. Ağustos aynı zamanda Aralık 2023'ten bu yana en yoğun ay oldu.
Ancak uzun süreli bir aksama, Mısır'ın başlıca döviz kaynaklarından birini yeniden baskı altına alabilir. Kızıldeniz'deki güvenlik durumunun kötüleşmesi, daha geniş bölge açısından da ekonomik, siyasi ve güvenlikle ilgili sonuçlar doğuracaktır.
Husiler Kızıldeniz'deki kazanımlarını artırıyor
Husilerin Yemen'in Kızıldeniz kıyısı boyunca genişleyen saldırısı, Muha çevresindeki stratejik öneme sahip bölgelerin yanı sıra Meyyun (Perim) ve Haniş adalarının ele geçirilmesini de kapsıyor ve Babu'l Mendeb çevresindeki konumlarını sağlamlaştırmayı amaçlıyor.
Sana Stratejik Araştırmalar Merkezi Bilgi Üretimi İcra Direktörü Yasmeen El Eryani, The New Arab'a, "Kıyıyı uzun süre elde tutmanın zor olabileceğini biliyorlar. Bu nedenle Babu'l Mendeb'e hakim yüksek kesimleri güvence altına alarak ve Aden ile Taiz'i birbirine bağlayan stratejik hatları keserek konumlarını tahkim etmeye çalışıyorlar. Bu da Muha'ya takviye gönderme kapasitesini engelleyecektir" dedi.
Bu strateji, çağdaş çatışmalarda daha geniş bir eğilimi de güçlendiriyor: Ekonomik karşılıklı bağımlılığın silaha dönüştürülmesi. Son aylar, küresel ekonominin sınırlı sayıdaki stratejik altyapı ağına ve deniz geçiş noktasına ne ölçüde bağımlı olduğunu gösterdi.
Bu asimetri, konvansiyonel açıdan daha zayıf aktörlere orantısız ölçüde büyük siyasi kazanımlar elde etme fırsatları verdi. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kullanma biçimi, deniz geçiş noktalarının silaha dönüştürülmesinden ne kadar büyük bir stratejik avantaj elde edilebileceğini ortaya koydu.
Bu mantık özellikle Kızıldeniz açısından geçerli. Husiler, küresel deniz taşımacılığı ve enerji piyasalarına gerçek maliyetler yüklemek için bütün deniz koridoru üzerinde tartışmasız denetime sahip olmalarının gerekmediğini giderek daha fazla fark ederek Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeleri yakından izliyor. Yeterli düzeyde belirsizlik oluşturabilme kapasitesi, başlı başına önemli bir stratejik araca dönüşebilir.
Atlantic Council'da yerleşik olmayan kıdemli araştırmacı Alia Brahimi, The New Arab'a, "Husiler henüz bütün deniz taşımacılığını boğmak istemiyor. Daha ziyade belirli talepler karşılanmazsa işlerin bu yönde ilerleyebileceği ihtimalini açık tutmak istiyorlar. Şimdilik tehdidin örtülü kalması onların işine daha fazla yarıyor" dedi.
Uzun süreli kesinti ihtimali, Kahire'nin stratejik hesapları üzerinde ağır bir baskı oluşturuyor. Mısır, ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşı başladığından bu yana izlediği temkinli tutumla uyumlu olarak son tırmanmaya da stratejik itidalle yaklaştı.
Son Husi saldırılarının ardından Kahire, gelişmeleri izlemek üzere özel bir kriz masası kurdu ve bölgesel diplomasiye daha fazla ağırlık verdi. Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın eylül ortasında Kahire'ye yaptığı ziyaret de yakın ikili koordinasyonun sürdüğünü gösterdi.
Yemen'de istihbarat savaşı Husilerin aleyhine dönüyor
Çok taraflı düzeyde, Mısır, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'dan oluşan bölgesel dörtlü (R4) aktif kalmayı sürdürüyor ve 81. BM Genel Kurulu kapsamında altıncı kez bir araya geldi.
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de Ummanlı mevkidaşıyla görüşerek Mısır'ın Suudi Arabistan'la dayanışmasını vurguladı ve Kahire'nin bölgesel gerilimi düşürme çabalarına desteğini teyit etti.
Gulf State Analytics CEO'su Giorgio Cafiero, The New Arab'a, "Mısır, özellikle Kızıldeniz'deki bölgesel çatışmaların daha fazla tırmanmasından çok şey kaybedebilir. Bu da Kahire'nin Umman, Pakistan, Türkiye ve Katar dahil benzer çıkarlara sahip diğer bölgesel aktörlerle birlikte arabulucu bir rol izlemeye devam edeceğine işaret ediyor" dedi.
Ancak Husilerin artan özgüveni, İran'ın daha geniş bölgesel stratejisinden ayrı düşünülemez. Hamas ve Hizbullah'ın kapasitesinin ciddi biçimde zayıflamasıyla Husiler, Tahran'ın bölge genelinde baskı uygulaması ve güç yansıtması için hayati bir araca dönüştü.
Birbiriyle bağlantılı bölgesel çatışma cepheleri
Husilerin Babu'l Mendeb'e yönelik giderek daha iddialı yaklaşımı, ABD ara seçimleri öncesinde stratejik açıdan önemli bir döneme denk geliyor.
Barış görüşmeleri tıkanmışken ve çatışmaların yeniden başlamasına ilişkin endişeler artarken El Eryani, The New Arab'a, "Husiler Babu'l Mendeb operasyonunu gerçekleştirmek için kendilerine dar bir takvim belirledi. Çünkü bunun Husiler ve İran açısından en iyi sonucu vermesi için ABD ara seçimlerinden önce gerçekleşmesi ve İran-ABD müzakerelerinde pazarlık kozu olarak kullanılabilmesi gerekiyordu" dedi.
Bu gelişmeler, birbiriyle bağlantılı gruplar üzerinden birden fazla cephenin aynı anda nasıl kullanılabileceğini ve bunun ne kadar geniş ekonomik ve güvenlik sonuçları doğurabileceğini gösteriyor.
Daha önce İran savaşının doğrudan etkilerinden görece korunmuş olan Mısır, şimdi Kızıldeniz'de tırmanan gerilimden kaynaklanan giderek büyüyen sorunlarla karşı karşıya.
Kahire şu ana kadar bölgedeki herhangi bir aktörü tecrit etmekten ya da karşısına almaktan kaçındı.
Bu temkinli yaklaşım, Mısır'ın 1960'lardaki Yemen müdahalesinin mirasıyla da güçleniyor. Söz konusu müdahalede 10 binden fazla Mısır askeri hayatını kaybetmiş ve bu deneyim, doğrudan askeri müdahale yerine diplomatik angajman ile bölgesel ortaklarla yakın koordinasyonu tercih eden uzun süreli bir yaklaşımın şekillenmesine katkıda bulunmuştu.
Mısır'ın bölgesel ortaklarıyla uyum içinde kalması, siyasi ve muhtemelen hedefe yönelik askeri destek sağlaması bekleniyor. Kahire daha önce 2015'teki Kararlılık Fırtınası Operasyonu'na deniz unsurlarıyla katılmış, ayrıca bu yılın başlarında Kızıldeniz, Babu'l Mendeb ve Aden Körfezi'nde deniz güvenliğini güçlendirmek ve uluslararası deniz taşımacılığı ile enerji yollarını korumak amacıyla kurulan Suudi Arabistan öncülüğündeki Çok Uluslu Deniz Savunma İttifakı'na üye olmuştu.
Brahimi, "Ancak harekete geçmesi için Mısır'a birçok yönden baskı uygulanıyor ve asıl risk, Mısır'ın çatışmanın genel tırmanma mantığına istemeden hapsolması" dedi.
Bölgesel ittifakların sınırları
Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları, geçen ay Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ilk gerçek sınavı oldu.
Bu sınav, ortak bölgesel savunma mekanizmalarını fiilen harekete geçirmenin süregelen zorluklarını ortaya koydu.
Taraflar Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarına söylemsel olarak tepki gösterip harekete geçse de bunun koordineli ve ortak bir müdahaleye dönüşüp dönüşmeyeceği henüz belli değil.
Mısır bu mekanizmanın dışında kalıyor ancak mevcut zorlu tablo, Kahire'nin ortak savunma yapılarındaki muhtemel rolünü, özellikle doğrudan müdahale yükümlülüğü getiren 5. Madde benzeri anlaşmalar söz konusu olduğunda, daha da karmaşık hale getirebilir.
Herhangi bir müdahale kararı büyük dikkat gerektirir. Kahire, Kızıldeniz'i aynı anda iki cephede ele almak zorunda: Ekonomik bir can damarı olarak ve birbiriyle rekabet eden bölgesel çıkarların kesiştiği stratejik bir alan olarak. Bu durum Mısır'ın doğrudan müdahalesinin kapsamı üzerinde ciddi kısıtlamalar oluşturuyor.
Bu dinamikler Mısır'a dar bir seçenek yelpazesi bırakıyor. Kızıldeniz'de daha fazla tırmanma, Mısır ekonomisini doğrudan ekonomik ve güvenlik risklerine maruz bırakacaktır ancak doğrudan müdahalenin maliyeti de yüksek olmaya devam ediyor.
Bu nedenle Kahire'nin gelişmeleri yakından izlerken diplomatik kanallarına, istihbarat paylaşım ağlarına ve deniz kuvvetleri kapasitesine dayanmaya devam etmesi muhtemel.
Sonuç olarak Mısır'ın stratejisi, Husilerin ve daha geniş İran savaşının ne kadar yayıldığına ve çatışmanın Mısır'ın stratejik çıkarlarına ne ölçüde doğrudan sirayet ettiğine bağlı olarak şekillenecek.