Bağdat yönetimi Şii milisleri kontrol altına alabilecek mi?
"ABD güçlerinin çekilmesi, Haşdi Şabi'nin geleceğini belirleme konusunda Bağdat hükümetinin üzerindeki yükü artırıyor."
Christopher Solomon | New Arab | Tercüme: Mepa News
ABD ile İran arasında eylül başında sona eren göreli çatışmasızlık dönemi, bölgeyi yeniden jeopolitik gerilim ortamına sürükledi.
Washington ile Tahran arasındaki karşılıklı saldırılar, misillemeler ve mesaj verme hamleleri sürerken, Washington'da ABD'nin Irak'tan çekilmesinin ülkedeki İran destekli milislerin silahsızlandırılmasıyla aynı döneme denk gelmesi gerektiği yönündeki beklenti güçlenmiş durumda.
Yaklaşan ABD çekilmesi
Temmuz ayında Beyaz Saray'da düzenlenen görüşmede Irak'ın yeni Başbakanı Ali Zeydi, Başkan Donald Trump'la bir araya geldi ve Bağdat'ın İran yanlısı Haşdi Şabi'yi silahsızlandırmak için çalışacağını belirtti.
Center for New American Security'de yardımcı araştırmacı olan Hamzeh Hadad, The New Arab'a, "Hem Trump'ın hem de Zeydi'nin bu süreci devam ettirmesi, bunun ABD'de iki partili bir vizyon olduğunu ve Koordinasyon Çerçevesi'nin adayı olarak Sudani'den başbakanlığı devralan Zeydi'nin de bu konudaki kararlılığını sürdürdüğünü gösteriyor" dedi.
ABD güçlerinin çekilmesi, Haşdi Şabi'nin geleceğini belirleme konusunda Bağdat hükümetinin üzerindeki yükü artırıyor.
King's College London Savaş Çalışmaları Bölümünde kıdemli araştırmacı Dr. Inna Rudolf, The New Arab'a, "ABD'nin çekilmesi Bağdat'ın elindeki önemli bir baskı aracını ortadan kaldırıyor ve içeride daha zorlu pazarlıkları zorunlu hale getiriyor" dedi ve ekledi:
"Koalisyon güçlerinin varlığı, bazı grupların daha fazla özerklik talep ederken kullandığı bir gerekçeydi, aynı zamanda Washington'ın değişim için baskı yapmakta kullandığı bir araçtı."
ABD, diplomatik kanallar aracılığıyla Bağdat'a Haşdi Şabi'nin silahsızlandırılması konusunda baskı yapmayı sürdürüyor. Trump yönetimi ayrıca yeni yaptırımlar ve gümrük tarifeleri uygulanabileceği ihtimalini de gündeme getirdi.
Zeydi, 21 Eylül'de ABD ile üzerinde anlaşılan 30 Eylül tarihinin ötesinde ek süre talep etti. Ertesi gün son tarihin 30 Haziran 2027'ye ertelendiği açıklandı.
Bağdat'ın artık, muhtemel ABD mali veya ekonomik yaptırımlarından kaçınarak silahlı gruplarla müzakereleri sürdürmek için dokuz ayı bulunuyor.
ABD'nin "Irak parçalanabilir" tehdidi ne anlama geliyor?
Haddad, The New Arab'a, "Irak hükümetinin kendi durumu ve vizyonu konusunda Washington'la daha dürüst bir diyalog yürütmesi gerekiyor. Ancak Irak tarafının daha sonra geri adım atacağı temenniden ibaret açıklamalar yapmadan bunu gerçekleştirmesi gerekiyor, çünkü bu konuda zaten güçlü bir dış baskıyla karşı karşıyalar." dedi.
Haşdi Şabi savaşçılarının dağıtılarak mevcut tugaylara yeniden yerleştirilmesi ve 2014'ten bu yana görev yapan yaşlı komutanların emekliye ayrılmasına yönelik planın Ocak 2027'de uygulamaya konulacağı bildiriliyor.
Hükümet ayrıca entegrasyon sürecini denetlemek üzere yeni bir müdürlük kurmayı planlıyor.
Zeydi'nin silahsızlandırma hamlesi
Irak'ın yeni başbakanı, Bağdat'ın yolsuzluğu dizginleyebilen, güvenliği sağlayabilen ve uluslararası toplumla birlikte ekonomik kalkınmayı sürdürebilen bir hükümet olduğu yönündeki imajını güçlendirmeye çalışıyor.
Hadad, "Siyasete yeni giren, kamu görevinde daha önce hiçbir deneyimi olmayan yeni bir yüz olarak Zeydi, iktidara gelmesini sağlayan ABD desteğini temel almak istedi ve bu nedenle devlet aygıtı dışındaki silahlı grupların silahsızlandırılması için bir takvim uygulayacağını cesurca ilan etti" dedi.
Irak hükümeti şu anda Haşdi Şabi'nin ülkedeki gücünü sınırlamaya yönelik bir kampanya yürütüyor. Ağustos ortasında Irak güvenlik güçleri, Haşdi Şabi koalisyonunu oluşturan başlıca İran destekli milislerden biri olan Nüceba Hareketi'nin üst düzey bir komutanını gözaltına aldı.
Hadad, "Irak'ta devlet aygıtı dışında faaliyet gösteren silahlı grupların ne anlama geldiğiyle Washington'daki anlayış arasında farklılık var" dedi.
Iraklı araştırmacı ve analist Hiba Abdulwahhab ise The New Arab'a, "Irak hükümeti ile bu gruplar arasındaki ilişki Katolik nikahına benziyor, kolay boşanmanın olmadığı bir birliktelik. Siyasi, kurumsal ve ekonomik açıdan birbirleriyle son derece iç içeler" dedi.
Belirsiz güvenlik ortamı
ABD ordusu ayrıca Patriot ve C-RAM sistemleri dahil hava savunma sistemlerini Kürdistan Bölgesi'nden çıkaracak. İran'la çatışmalar sırasında ABD hava savunma sistemlerine ait önleme füzelerinin stoklarının azalması da güvenlik durumunun kötüleşmesine katkıda bulundu.
Haşdi Şabi'nin başlıca gruplarından Ketaib Hizbullah, Mart 2026'da Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınındaki Camp Victory yerleşkesi üzerinde uçan bir FPV insansız hava aracını gösteren iki dakikalık bir video yayımladı. Video kısa sürede geniş çapta yayıldı. Söz konusu yerleşkede ABD ve NATO bağlantılı tesisler faaliyet göstermeyi sürdürüyordu.
Suudi yetkililerin Irak'tan fırlatıldığını bildirdiği bir insansız hava aracı, 11 Eylül'de Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'nı vurdu. Bağdat daha sonra saldırının Irak topraklarından gerçekleştirildiğini doğruladı, İran sınırına yakın Meysan vilayetinden sorumlu güvenlik yetkililerini görevden aldı ve bölgedeki sınır kapısını kapattı.
Buna rağmen bazı Haşdi Şabi grupları, hükümetin çağrılarına uyuyormuş görüntüsü vererek siyasi avantaj elde etmeye çalıştı. Asaib Ehli'l Hak yaz aylarında Haşdi Şabi koalisyonundan resmen çekildiğini ve silahlarını hükümete teslim ettiğini açıkladı.
Seyyid eş-Şüheda Tugayları ve Nüceba Hareketi gibi diğer gruplar ise bazı şartlar yerine getirilmeden silahlarını teslim etmeyeceklerini açıkladı.
Hadad, The New Arab'a, "Zeydi'nin gerekçesi, Irak'ta artık Amerikan kuvvetlerinin bulunmayacağı ve dolayısıyla bundan sonra silahlı grupların varlıklarını sürdürmek için hiçbir mazeretlerinin kalmayacağı yönünde" dedi.
Dr. Rudolf da aynı görüşte:
"Bu gerekçenin ortadan kalkması, müzakerecilere daha sıkı kontrol talebinde bulunmak için söylemsel açıdan daha temiz bir alan sağlıyor, çünkü grupların resmi komuta zinciri dışında silahlı direnişi yabancı askerlerin varlığıyla gerekçelendiren alışılmış argümanını ellerinden alıyor."
"Irak'ta milis grupların silah bırakması için verilen süre uzatıldı"
Silahsızlanmaya giden bir yol bulmak
Iraklı liderler, Haşdi Şabi'nin bir devlet güvenlik kurumu olarak faaliyet göstermesini ve siyasi niteliğini zaman içinde azaltmasını savunuyor.
Önde gelen Şii din adamı Mukteda es-Sadr'a bağlı Seraya es-Selam, mayıs ayında silahsızlanma sürecine başlayacağını ve devlete entegre olacağını açıkladı. Bu grup teknik olarak Haşdi Şabi'nin ve Şii Koordinasyon Çerçevesi'nin parçası olmasa da gelişme, Irak'ta siyasi rüzgarın hangi yönde estiğine ilişkin bir işaret olarak yorumlanabilir.
Ancak grupların bu yaklaşımı silahlarını tamamen teslim etmek yerine kendilerini yeniden konumlandırmak için kullanması daha muhtemel.
Abdulwahhab, The New Arab'a, "Bu nedenle en olası sonuç gerçek bir silahsızlanmadan ziyade uyum sağlama ve yeniden konumlanmadır. Silahlar grupların kontrolündeki depolarda kalabilir, bağlı birliklere aktarılabilir veya fiilen hükümet komutası altına alınmaksızın sözde Haşdi Şabi'nin resmi yapısı içine yerleştirilebilir." dedi.
Irak'ı takip eden gözlemcilerin, Haşdi Şabi'nin yalnızca isim ve yapı değişikliğine giderek silahlarını koruyacağı, gayriresmi komuta zincirlerine ve Tahran'la dış bağlantılarına bağlılığını sürdüreceği konusunda şüpheci olmak için nedenleri var.
Silahsızlanma takviminin uzatılmasına ilişkin Abdulwahhab, "Bu gelişme, hükümetin Irak'ın siyasi ve güvenlik kurumlarına derinden yerleşmiş gruplara karşı harekete geçme kapasitesi konusunda ciddi şüpheler doğuruyor" dedi. "Bu ertelemenin hükümete bu grupları silahsızlandırıp dağıtacak güç kazandırmasından çok, İran yanlısı gruplara yeniden örgütlenmeleri ve ağlarını korumaları için zaman sağlaması daha olası" diye ekledi.
Abdulwahhab, Bağdat'ın şimdiden somut adımlar atması gerektiğini, aksi halde Haziran 2027'nin çözümden ziyade yeni bir erteleme getirebileceğini de belirtti.
Bazı olumlu adımlar atılmış olsa da Bağdat'ın ne kadar ileri gidebileceğini anlamak için süreç henüz çok erken bir aşamada.
Rudolf, "Somut teşvikler ve hesap verebilirlik mekanizmaları olmadan 'entegrasyon' idari bir yeniden markalaşma gibi görünecektir. Kamuoyu bunu göstermelik bir düzenleme olarak görecektir." dedi.
Uzun vadeli tablo, İran'dan gelen mali ve askeri desteğin geleceğine ve Bağdat'ın milisler üzerinde kendi otoritesini ne ölçüde kurabileceğine bağlı olacak.
Şimdilik Bağdat hükümeti, ABD'nin çekilmesi sonrasında ortaya çıkacak ortamı kendi başına yönetmek zorunda kalacak.
