Batı Şeria'da yıkımı sürdüren İsrail yüzlerce Filistinliyi evlerinden sürdü
İsrail'in Batı Şeria'da yıkımlar gerçekleştirerek yüzlerce Filistinliyi evlerinden sürdüğü bildirildi.
İsrail güçleri çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria'nın güneyindeki bir köyde geniş çaplı ev yıkımları gerçekleştirdi ve onlarca Filistinliyi evsiz bıraktı.
İsrailli insan hakları örgütü B'Tselem'e göre askeri buldozerler ve askerler sabah erken saatlerde El Halil'in güneyindeki Masafer Yatta bölgesinde bulunan Cenba köyüne girerek 24 konut yapısını, 16 tarımsal yapıyı, 16 güneş panelini ve 14 su deposunu yıktı.
Aralarında 85 çocuğun da bulunduğu yaklaşık 176 kişi yerinden edildi.
Necah Cabarin, Middle East Eye'a, "Evimizi kaybettik, üç odamızı, mutfağı, koyun ağılını ve ekmek fırınını kaybettik. Elimizde hiçbir şey kalmadı" dedi.
Cabarin, 11 kişilik ailesinin yaşayabileceği başka bir yer olmadığını ancak evlerini yeniden inşa ederek bölgede kalmayı planladıklarını söyledi.
Yıkımlar, Masafer Yatta'da Filistinlilere ait evlerin yıkımının arttığı bir dönemde gerçekleşti.
Batı Şeria'daki su kuyuları neden İsrail'in hedefinde?
İsrail güçleri 2 Eylül'de Hirbet et Taban'ın neredeyse tamamını yıktı. Yıkılan yapılar arasında yaklaşık 70 kişinin yaşadığı 12 ev de bulunuyordu. Bu kişilerden 28'i çocuktu.
Bir hafta sonra Hirbet el Fahit'teki beş evin tamamı yıkılarak 32 kişi yerinden edildi. Hayvan barınakları, su ve güneş enerjisi tesisleri ile tarımsal yapılar da tahrip edildi.
Masafer Yatta'nın büyük bölümü 1980'lerden bu yana İsrail tarafından "atış alanı" olarak belirlenmiş durumda. Bu nedenle bölgede yaşayan Filistinliler uzun süredir yıkım emirleriyle karşı karşıya.
Ancak bölgede yüzlerce kişinin zorla yerinden edilmesi Ekim 2023'ten bu yana hız kazandı.
1969 yılında Janba'da doğan Numan Cabarin, kendisinden önce anne babası ve büyüklerinin de yaşadığı aynı mağarada hayatını sürdürdüğünü söyledi. Cabarin, MEE'ye, "Bugün sahip olduğum her şeyi yok ettiler. Artık banyom, mutfağım, odam ve mağaram yok" dedi.
İsrail güçleri evlerin yıkılmasının yanı sıra köylülerin yiyecek ve giysi depolamak ve hayvanlarını barındırmak için kullandığı mağaraları da kapattı.
Cabarin, iki aylık torununun evlerinin yıkılmasından bu yana dışarıda uyuduğunu söyledi. "Gece yarısı yanımıza gelseniz çocuklarımızı hiçbir barınakları olmadan açıkta bulursunuz" dedi.
Askerler, evini yıktıktan sonra Cabarin'e yaşayacak başka bir yer bulmasını söyledi. Gidecek başka bir yeri olmadığını belirten Cabarin, buna rağmen Cenba'da kalacağını söyledi. "Başka seçenek yok, burası benim toprağım. Ben burada doğdum, babam da burada doğdu. Bunu gösteren belgelerim ve kanıtlarım var" dedi.
Cabarin, İsrail buldozerleri köye geldiğinde mülkiyet belgelerini göstermeye çalıştığını ancak kendisine bölgenin "kapalı askeri bölge" olduğunun söylendiğini belirtti. "Filistinlileri hiçbir yerde umursamıyorlar. Bizi Ürdün'e sürmek istiyorlar ama ben gitmeyeceğim. Köyümde çocuklarımla birlikte öleceğim" dedi.
Cenba sakinlerinden Nidal Cabarin ise yıkımların köylülerin hayatını giderek daha zor hale getirmeyi ve sonunda onları bölgeden ayrılmaya zorlamayı amaçladığını söyledi.
Cabarin, Filistinlilerin hayatlarının "gözden çıkarılabilir" hale geldiği İsrail'deki seçim dönemlerinde bu tür politikaların daha da yoğunlaştığını savundu.
İsrailli siyasi partileri, Filistinlilere karşı kendi ifadesiyle "faşizm, barbarlık, vahşet ve ırkçılık" sergilemek için birbiriyle yarışmakla suçladı.
Cenba, İsrail'in 1980'lerde ordunun eğitim faaliyetleri için kullandığı "Atış Alanı 918" adıyla askeri bölge ilan ettiği alandaki 13 Filistinli yerleşimden biri. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'ne (OCHA) göre bu yerleşimlerde yaklaşık 1200 Filistinli yaşıyor.
İsrail Yüksek Mahkemesi Mayıs 2022'de ordunun bölgeye ilişkin tutumunu onaylayarak burada yaşayan Filistinlilerin evlerinin yıkılmasının ve yerlerinden edilmelerinin önünü açtı.
Masafer Yatta'da insan hakları aktivisti olan Nasr Nevaca, Janba'daki yıkımların Filistinlilere yönelik "etnik temizlik" anlamına geldiğini söyledi.
Nevaca, İsrail'in 27 Ekim'deki seçimleri öncesinde köy sakinlerinin hedef alındığını, ordunun yol kapatmaları, altyapının tahrip edilmesi ve ev yıkımlarıyla Filistinliler üzerinde baskı kurduğunu savundu. "Tüm amaç yerinden etmek, onlarca ev yıkıldı veya hasar gördü, 180'den fazla Filistinli yerinden edildi ve bunların hepsi seçim kampanyası uğruna yapılıyor. Seçimler olmasa bile köy etnik temizliğe maruz kalıyor." dedi.
Kaynak: Mepa News

