1. YAZARLAR

  2. Hamid Dabashi

  3. Drone savaşları ve İran'ın askeri endüstrisinin yükselişi
Hamid Dabashi

Hamid Dabashi

İran çalışmaları profesörüYazarın Tüm Yazıları >

Drone savaşları ve İran'ın askeri endüstrisinin yükselişi

A+A-

Uzun yıllar önce 2011 yılında Amerikan ordusuna ait bir Lockheed Martin RQ-170 (Sentinel) tip insansız hava aracının İran tarafından ele geçirildiği dair ilk haberler medyaya yansıdı. İran daha sonra bu araca uyguladığı ters-mühendislik sürecinden elde ettiği bilgilerle Şahid-171 ve Şahid Saika tipi SİHA’ları üretti.

Eski ABD Başkanı Barak Obama, kaybettikleri SİHA’yı teslim etmesi için yıllarca İran’ı ikna etmek için uğraşsa da sonuç alamadı zira Tahran’ın başka planları mevcuttu.

İranlı yetkililer SİHA’yı ele geçirirken eylem ve boylam verilerini de hesaba katan bir “kafa karıştırma” tekniği kullandıklarını ve bu teknik sayesinde Amerikalıların kontrol merkezindeki “uzaktan kontrol sinyalleri ve iletişim hatlarını aşmaya gerek kalmadan aracı istedikleri yere kendi kendine indirdiklerini” böbürlenerek ilan etti.

İran’daki nükleer enerji faaliyetleri hususunda veri toplama amacı güden bir CIA istihbarat projesi kapsamında görev yaptığı belirlenen söz konusu SİHA ifşa edildikten sonra ele geçirildi ve doğruca İran ordusunun askeri laboratuvarlarına götürüldü.

2013 yılında İran tarafından yapılan açıklamada ele geçirilen SİHA’nın çektiği görüntülerin bir kısmının şifresinin kırıldığı ilan edildikten sonra söz konusu görüntüler ülkedeki haber ajanslarından servis edildi. Bu gelişmeden yaklaşık bir yıl kadar sonra da ele geçirilen SİHA’nın İran versiyonunun üretildiği iddia edildi fakat bu Amerikalı yetkililer tarafından yalanlandı. Rusya ve Çin’in SİHA ile elindeki detayları paylaşması için İran’dan talepte bulunduğuna dair bazı söylentiler de ortaya çıktı.

2016 yılına gelindiğinde ise İran RQ-170 Sentinel’ın “özellikleri iyileştirilmiş” şekilde yeni bir versiyonunu üretmeyi başardığını ve bu yeni modelin ismini Fars mitolojisinde yer alan efsane bir kuş olan Simurg koyduklarını ilan etti.

2018 yılında İsrail medyasında “İsrail hava sahasına giren İranlı SİHA’nın Amerikan çakması olduğu anlaşıldı” başlığında bir haber yer aldı. Bu habere göre İsrail kuvvetleri tarafından vurulan araç 2011’de kaybedilene çok benzeyen, “Batılı teknolojiye sahip ve bazı özellikleri iyileştirilmiş” yeni bir modeldi.

Rusya-Ukrayna savaşı

İran’ın Amerikan teknolojisi temelli SİHA’ları ters-mühendislik sürecine tabi tutup kendi sınırları içinde ürettiği yeni araçların Ukrayna’da Rus işgalciler tarafından aktif şekilde kullanıldığı geçtiğimiz yıl aşikâr oldu. BBC’de yer alan habere göre Ukrayna hükümeti ve Batılı istihbarat kurumları Rusya’nın “2022 yılının sonbahar aylarından itibaren İran menşeili Şahid-136 tip SİHA” kullandığını bilmektedir.

İran ise Rusya’nın elindeki SİHA’ların kendilerine savaştan önce yapılan ufak bir teslimattan ibaret olduğunu iddia etmektedir. Guardian tarafından hazırlanan habere göre ise de Ukrayna ordusunun elinde “İran menşeili SİHA’ların Moskova’nın şubat ayındaki tam teşekküllü işgal harekâtından sonra tedarik edildiğine dair kanıtlar” mevcuttur.

National Interest’te yer alan “Rusya’nın Ukrayna’daki elektrik dağıtım şebekesini hedef almaya yönelik stratejisinin mimarı büyük oranda İran’ın Yemen’deki vekil kuvvetleridir” analizi benzeri haberler ile Ukrayna’daki İran SİHA’larının faaliyetleri ile Yemen’deki savaş arasında bir bağlantı olduğu da öne sürüldü.

2019’un eylül ayında Suudi Arabistan sınırları içindeki petrol tesislerine gerçekleştirilen saldırıyı her ne kadar Yemen’deki Husiler üstlenmiş olsa da bu operasyonun bir numaralı şüphelisi İran idi. Guardian'da bu konu ile alakalı olarak şu ifadeler yer aldı: “Suudi Arabistan’da bulunan dünyanın en büyük petrol işleme tesisine patlayıcı SİHA’lar ile gerçekleştirilen ve ülkedeki üretim kapasitesinin yarısını saf dışı bırakarak küresel tedarik sürecine zarar veren saldırının İran tarafından yapıldığına dair Amerika’dan gelen ithamlar Tahran yönetimi tarafından yalanlandı.”

Geçtiğimiz yılın sonlarına doğru ise İran artık SİHA hususunda küresel ölçekte satış yapan büyük bir tedarikçi oldu. Reuters tarafından ekim ayında yapılan bir habere göre İran “Rusya’ya daha fazla SİHA’ya ilaveten karadan karaya füze de tedarik edeceğine dair söz vererek bu savaşta Ukrayna’yı destekleyen ABD ve diğer batılı güçleri öfkelendiren bir adım attı.”

Aynı haberde İran menşeili SİHA’ların sadece Yemen ve Ukrayna’da kullanılmadığı şu ifadelerle açıklandı: “İran ve desteklediği bölgesel kuvvetler, Tahran yönetiminin emrindeki vekil kuvvetler aracılığı ile nüfuzunu arttırdığı Yemen, Suriye ve Irak’ta özellikle son yıllarda çok sayıda SİHA operasyonuna imza attı.”

Garnizon devlet

Geçtiğimiz eylül ayında Mahsa Amini isimli Kürt asıllı kadın bir İran vatandaşının gözaltındayken hayatını kaybetmesinin ardından patlak veren geniş çaplı hükümet karşıtı sosyal ayaklanma devletin güvenlik ve istihbarat birimlerini habersiz yakaladı. İktidardaki isimler bölgedeki jeopolitik meselelere o kadar odaklanmıştı ki fakir ve gün yüzü görmeyen halkına karşı içerideki sorumluluklarını unuttu.

İslam Devrimi Muhafızları Birlikleri veya Farsça ismiyle Sipah gelinen noktada bugün mülki, ekonomik, stratejik, istihbarati, güvenlik, ideolojik ve jeopolitik açıdan neredeyse tamamen müstakil bir pretoryan (Roma İmparatorluğu zamanında imparatorun hususi koruma birliği) nitelikli askeri-endüstriyel komplekse dönüşmüştür.

İran bir yandan içeride geniş ölçekli sosyal ayaklanmalarla uğraşırken diğer yandan da Yemen’den Ukrayna’ya kadar geniş bir coğrafyada kısıtlı fakat yine de hatırı sayılır derecede güçlü askeri-endüstriyel kompleksi ile gövde gösterisi yapmaktadır. Tahran rejiminin on yıllardır İran’da mutlak meşruiyet elde edememesi İran’ın bir “garnizon devleti” olarak yükselmesiyle alakalıdır.

ABD’yi tanımlamak için kullanılan birbiriyle alakalı iki terimden birisi olan “garnizon devleti” ilk kez 1941’de meşhur Amerikan sosyolog Harold Lasswell, “askeri-endüstriyel kompleks” ise 1961 yılında eski başkanlardan Dwight Eisenhower tarafından literatüre katılmıştır. Bu iki terim zaman içinde başta kendisini etrafı ormanla çevrili bir villa şeklinde gören bir garnizon devleti olan İsrail olmak üzere birçok modern devleti tanımlamakta kullanılmaya başlandı.

Geniş bir pencereden bakıldığında ABD, İsrail, Suudi Arabistan ve İran’ın, bölgesel hakimiyet yolundaki rakipleri yüzünden birbiriyle savaşan ve kendilerine has emperyal projelerini hayata geçirmeye çalışan garnizon devletlere dönüştüğü tartışılmaz bir gerçektir.

İran askeri ekipman açısından önemli bir tedarikçi olarak yükselirken bunu belirli bir risk hesaplamasına göre yaptı. Bir uzmanın dediği gibi “Ukrayna krizi İran açısından büyük güçlerden birisi olan Rusya ile görece daha denk bir ilişki yürütülmesi için önemli bir fırsat yarattı fakat Tahran yönetimi bu konuda belli bedeller ödedi zira Başkan Vladimir Putin’e SİHA tedarik edilmesi ABD Başkanı Joe Biden’ın hükümetinin İran ile yürütülen nükleer anlaşma görüşmelerinin soğumasına ve Washington yönetiminin Ukrayna meselesi nedeniyle Rusya’ya yönelik getirilen yaptırımların İran’a da uygulanması için AB’ye baskı yapmasına neden oldu.”

İktidar rejimlerin birbirlerine rakip askeri-endüstriyel kompleksleri kontrol eden ve kendi aralarında çatışan garnizon devletlere dönüşürken içinden geçtikleri agresif tahavvül bu devletleri hüküm sürdükleri milletlere birer askeri üs muamelesi yapan, halktan kopmuş adeta yabancı birer güç haline getirdi.

Bu ister Filistinlilerin İsrail devletine ister Mısırlıların Sisi’nin askeri cuntasına isterse de İranlıların İslam Cumhuriyetine karşı mücadelesi olsun, milletlerin isyan bayrağını açması artık bazı şeylerin eskisi gibi olmadığına işaret eden bir gelişmedir.


Hamid Dabashi tarafından kaleme alınan ve Middle East Eye'de yayınlanan bu değerlendirme Mepa News okurları için Türkçeleştirilmiştir. Değerlendirmede yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı toplam 905 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
1 Yorum