1. HABERLER

  2. ANALİZ

  3. Esed ve Aleviler: Doğu Guta katliamının taşları nasıl döşendi?
Esed ve Aleviler: Doğu Guta katliamının taşları nasıl döşendi?

Esed ve Aleviler: Doğu Guta katliamının taşları nasıl döşendi?

"Esed'e yönelik en büyük tehdidi kendi Alevi topluluğun oluşturması tam bir ironi."

Sam | Dagher
A+A-

Suriye rejim ordusunun bel kemiğini Alevi-Nusayri askerler oluşturmaktadır. Alevi toplumunun rejimden desteğini çekmesi, Şam yönetiminin fiilen son bulması ve yönetimin tamamen Rusya ve İran'ın eline geçmesi anlamına gelmektedir. 

Alevi toplumu, rejimin ayakta kalması için ödenen bedellere karşılık muhaliflerin elinde bulunan esirlerinin kurtarılması talebinde bulunmaktadır.

Doğu Guta'da etkin olan muhalif Ceyşu'l İslam grubu, binden fazla Alevi-Nusayri askeri esir olarak tutuyordu. Alevi toplumunda yükselen öfke ve rejimin en büyük destekçisini kaybetme korkusu, Doğu Guta halkına yönelik yapılan vahşi katliamı tetikleyen unsurlar oldu.

Suriye Alevi toplumu rejimi destekleyen anahtar unsurlardan bir tanesi. Ancak onlar bile Esed'e sırtını dönebilir.

Suriye rejiminin Duma'da kimyasal saldırı yapmasının ardından tüm dünya endişeyle ABD'den bir cevap bekledi.

Şüpheli saldırıların ardından ABD Başkanı Donald Trump, Esed ve patronu Rusya için sert sözler söyleyip bir saldırının "çok yakında veya uzak bir zamanda" gerçekleşeceğini bildirmişti. Suriye'de böyle büyük çaplı bir kimyasal saldırıdan sonra Trump, tehditlerine devam etti ve sınırlı bir saldırıyla da olsa cevap verdi.

Alevilerin Esed üzerindeki baskı gücü

Esed ve müttefiklerinin karşı karşıya kalacağı potansiyel sonuçlar düşünüldüğünde, özellikle Doğu Guta ve önceden muhaliflerin kontrolünde olan Duma'da rejimin zafer ilan etmesine rağmen neden kimyasal silah kullanıldığı anlaşılamayan bir durum. Esed'in halkı boyun eğmeye zorlaması ve Batı ülkelerini küçük düşürmeye çalışması gibi çeşitli teoriler ortaya atıldı.

Gözden kaçan çok önemli bir yorum ise şudur ki Esed'in kendisinin de ait olduğu Alevi-Nusayri toplumunun Esed'e yaptığı baskı. Çoğu Alevi Duma'daki en etkili grup olan Ceyşü'l İslam'ın asker, general ve sivillerden oluşan 7.500 Aleviyi rejimden tavizler almak için esir aldığını ya da kaçırdığını düşünüyor. Aleviler, ülke genelinde küçük bir kesimi temsil etseler de, rejimin önemli mevkilere sahipler. 2011'den beri rejimi savunan ana unsurları destekleyen Aleviler, polis teşkilatına hükmediyorlar. Esed'in Alevi ailelerden savaşması için daha çok erkek istemesiyle beraber aile üyelerinden çoğu kişi kayboluyor ve Esed kaybolanları kurtarabilecek gibi gözükmüyor. 

Diktatörün içgüdüsel tavrı

Esed'in kaçırılan bu insanları geri alabilmesi, patronları İran ve Rusya'nın da fark ettiği gibi bu önemli seçmenlerin gözünde meşruiyetini korumak için hayati öneme sahip. Salı günü Alevi ailelerle yaptığı bir toplantıda konuşan Esed "Kaybolan ya da kaçırılan kimseden vazgeçmeyeceğiz ve eğer hayattaysa kurtarmak için ne gerekirse yapacağız." demişti. Esed'in için kendi toplumuyla dayanışma göstermesi, kimyasal silah kullanımından dolayı karşılaşacağı zorluklardan daha önemli olabilir. Batı'nın bu türden saldırılara karşı gösterdiği dengesiz cevaplar sonucunda müttefikleri Esed'i korumakta kararlılık gösteriyor ve Esed'in yaptığı herhangi bir vahşeti haklı çıkarmaya olan isteğini artıyor. Amerika'nın vereceği karşılığın ne olacağı konusunda olan karışıklık arttıkça Esed rejimi yaşamaya devam edecek gibi gözüküyor. Yine de, Duma'daki kimyasal saldırının ardından, Esed'in savaşta kendisini destekleyen toplumuna, esirlerini kurtarmak için ne kadar istekli olduğunu göstermeye ihtiyaç duyduğu net bir şekilde ortaya çıktı. Bu, eğer Aleviler kendisine karşı dönerse işlerin nasıl yıkılacağını anlayan bir diktatörün içgüdüsel tavrıdır.

Acımasız saldırı çağrısı

Suriye’nin yedi yıllık savaşı boyunca, neredeyse yarım asırdır Esed ailesini korumak için her şeyini feda ettiklerini düşünen birçok Alevi ile konuştum. Esed'i korumanın kendi varlıklarını korumakla alakalı olduğunu düşünen Alevilerin, hemen hemen her evi fiilen savaştan etkilenmiş durumda. Rejimin de iddia ettiği hikayeye göre Sünniler Suriye'deki Alevilerin kökünü kurutmak istiyor. Suriye ordusunun ayrışmalar sebebiyle parçalanmasının ardından Aleviler yeni kurulan mezhepçi milis gruplarına akın etti. Ancak Esed her zaman Hizbullah da dahil sahada kendisini korumak için savaşan İran'ın Şii milislerini daha çok önemsiyor gibi gözüktü.

Doğu Guta'da muhaliflere karşı 2 aydır devam eden Rusya destekli yıkım operasyonunda, -durum değişti ve- özellikle İran ve milisleri arka planda kaldı. Rejimin içinde olan çoğu kişi ve Aleviler, esirlerinin serbest kalması için Esed'in muhaliflere olabildiğince fazla acı tattırmasını istediler.

Mart ayı boyunca on binlerce muhalif savaşçı ve sivil Doğu Guta'dan çıkartılarak yine muhaliflerin kontrolünde olan kuzeydeki İdlib'e geçirildiler. Bu geçişler Ruslarla yapılan müzakereler sonucunda gerçekleşmişti. Aleviler onların ayrılışlarını izledikçe kızgın ve kaygılı bir hal aldılar. Hala Ceyşü'l İslam'ın esir aldığı kardeşleri hakkında bilgi alamamışlardı. Ruslarla muhalif grupların yürüttüğü müzakerelerin çöküşüyle birlikte Alevi esirler sorunu hala çözülememişti. Ardından anlaşılan o ki Esed aşırı ve ölçüsüz bir saldırıyı gerçekleştirmenin vaktinin geldiği kararına vardı. Suriye rejimi Cuma günü Duma'da çok büyük bir bombardıman başlatıp muhaliflere ultimatom verdi: Alevi esirler salınmadığı sürece eşi görülmemiş bir ölüm ve saldırı. Sonra Duma'da Cumartesi günü klorla ve sinir gazlarıyla karıştırılmış kimyasal saldırı gerçekleşti. Yakın bir zaman sonra Ceyşü'l İslam, Alevi ailelere anlık bir memnuniyet sağlayarak esirleri ve kayıp kişileri ilk gündeme alarak pazarlık masasına geri döndü. 

Öfkeli Aleviler

Kısa süre sonra kederli Alevi anneler, eşler ve ebeveynler memleketlerinden çıkıp sevdikleriyle tekrar bir araya gelme umuduyla Şam'a akın etti. Ancak Pazartesi akşamı bu umut yerini öfke ve hüsrana bıraktı, Duma'dan yalnızca 200 Alevi esir çıkmıştı. Rejimin resmi medyasının Duma'dan canlı çıkan esir sayısının 200 olduğunu duyurmasıyla birlikte duygular kaynamaya başladı. Söylediklerine göre 7.500 sayısı çaresiz ailelerin paralarını gasp etmek için uydurulmuş sahte bir sayıydı.

Çok nadir ve inanılmaz bir şekilde yüzlerce öfkeli Alevi Şam'ın merkezinde protesto gösterisi düzenlediler. Rus Büyükelçiliği yanındaki bir konferans salonundan yürüyüşe başlayan aileler için başkentin en yoğun trafik kavşaklarından birini bekleme alanı haline getirdi. Gergin rejim güçleri hemen alanı kordon altına aldı ve bölgeye medya temsilcileri gönderilerek insanların teselli olup içini dökmesine izin verildi. Diğer tüm medya dışarıda tutulmuştu, bana bu sahneyi Şam merkezli bağımsız bir muhabir anlattı.

Siyah gözlüklü bir kadın "Oğlum salındığında bu pantolonlarını giysin diye yanımda getirdim" diye bağırarak kameranın önünde kot pantolonları sallıyordu. Oğlu 6 yıldır ortaya çıkmayan kayıp bir askerdi. Devlet televizyonunda muhabirlik yapan Alevi Cafer Yunus, "Eskiden size güvenirdim (devlet medyası) ama artık güvenmiyorum!" diye bağıran bir kadını sakinleştirmeye çalışıyor ve "Lütfen sakinleş teyze, silahlı bir terörist grubuyla uğraşıyoruz. Sözlerinde durmalarını bekleyemeyiz. Hem anlaşmaya uymamaya çalıştıklarında Suriye ordusunun nasıl baskı yaptığını gördünüz" diyor. Alevi olan bir başka muhabir ise Suriye'de esir alınmış ve kayıp binlerce Alevinin olduğunu ancak Guta'da olmayacağını kabul etmek zorunda kaldı. Israrcı olan bir adam da "Ölü ya da diri esirlerin isim listesini istiyoruz. Sesimizi yalnızca Başkan Beşer Esed hazretlerine duyurmak istiyoruz, yalnızca ona" şeklinde konuştu. 

Pazartesi gecesi trafik durma noktasına gelince aileler sokaklardan ayrılmaya ikna oldu. Konferans salonunun olduğu yere geri döndüler ancak öfkeleri hala dinmemişti. Ağlamaklı olan bir kadın "Yetkililer o... ç... Medya da o... ç... ve hiç bir zaman gerçeği anlatmıyorlar. Çocuklarımıza ne olduğunu öğrenmek istiyoruz! Onları kaç paraya sattınız! Şehitlerin kanı için kaç para aldınız? Ne kadar?" diye bağırıyordu. 

"Tüm muhalifler ve aileleri yok edilmeli"

2014 yılında çıktığım 2 haftalık gezintide Hama kırsalında ve Batı şeridi boyunca Lazkiye ve Tarsus'ta çeşitli Alevi ailelerden bu tarz yakınışlar duymuştum. Ağlayan anneler ve eşler sevdiklerini Duma'da muhalifler tarafından esir alındığını bildiklerini ve Esed'den onları kurtarmak için daha fazlasını yapmasını istediklerini söylüyorlardı. Onlara göre Esed Alevilerin lideri olmaktan ziyade tüm Suriye'nin lideri olmaya çalışmaya başladı. 

Esed'in karanlık ve acımasız abisi Mahir'e yakın bir milis lideri olan Muhammed Ceber, 2013'ün başlarında, Esed'in Suriye'yi 30 yıl boyunca yöneten ve 1980'lerde benzer bir ayaklanma ile karşı karşıya kalan babası kadar kararlı olmadığını söyledi. Ceber, Esed'in muhalifleri ve ailelerini, özellikle Şam çevresinde bulunanları yok etmesi gerektiğini anlattı. Bu 2013 yılında Guta'da neredeyse 1.400 insanın hayatına mal olan ve ABD'nin de rejimi suçladığı kimyasal saldırıdan aylar önceydi.

Alevilerin desteği olmazsa rejim çatırdar

Rejim güçlerinin önceden muhaliflere kaybettiği toprakların çoğunu geri almasına rağmen savaş daha bitmedi. Esed'den daha fazla sertlik isteyen birçok Alevi milis lideri ve savaş ağası zamanla güçlendi. En azından şimdilik bu insanlara Esed'in ihtiyacı var ve biliyor ki Alevi topluluğunda oluşacak bir çatlak ülkede kontrol ettiği yerlerde gücünü kaybetmesine yol açabilir, İran ve Rusya'nın tam desteğine sahip olmasına rağmen. 

Yine de Esed kendisini mezhepçi bir lider olarak göstermekten çekiniyor. İyi tıraş olmuş, güzel ütülenmiş pantalonu ve blazer ceketiyle Esed geçen ay Doğu Guta'da askerlerine yaptığı ziyarette zafer gösterişi yapmak için "Savaş Suriye'den daha büyük, şu anda dünya savaşı veriyorsunuz, küresel mücadele, her kurşunla bir teröriste ateş ediyorsunuz, dünyadaki güç dengesini değiştiriyorsunuz ve bir metre ilerleyen her tank sürücüsü dünyanın jeopolitik haritasını değiştiriyor." ifadelerini kullanmıştı.

Ancak Esed'in gücünü koruması için çocuklarını savaşa gönderen aileler için güç dengesi ve jeopolitik haritalar ne anlam ifade eder? 7 yıldır süren savaşta yarım milyondan fazla insanın ölmesine, milyonlarca insanın göç etmesine, bölgede IŞİD gibi bir grubun yükselip çöküşe geçmesine, bölgesel ve yabancı güçlerin etkisine rağmen Esed'e yönelik en büyük tehdidi kendi Alevi topluluğun oluşturması tam bir ironi.

Tercüme: Mepa News

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler