Iraklı Şii gruplar ABD ile yakınlaşan Başbakan Zeydi'ye neden tepkili?
"Gruplar, Zeydi'nin Washington ziyaretiyle eş zamanlı olarak silahlarını muhafaza etme ve teslim etmeme taahhütlerini açıkladı."
Mohammed Al-Bassem | New Arab | Tercüme: Mepa News
Iraklı silahlı gruplar, silahlarını teslim etmeye karşı olduklarını ve Washington ziyareti ile ABD Başkanı Donald Trump'la görüşmesinin ardından mevcut Başbakan Ali Zeydi liderliğindeki Irak hükümetinin programı kapsamında yer alan "silahların devletle sınırlandırılması" ilkesini uygulamayı reddettiklerini söyledi.
Bazıları İran'la bağlantılı olan Iraklı silahlı gruplar, ziyareti ve sonuçlarını önceden reddettiklerini açıkladı. Gruplar, özellikle liderlerinin diğer Iraklılar gibi ziyaretin sorunsuz ilerleyişini ve özellikle Zeydi ile Trump arasındaki görüşmeyi takip etmesi nedeniyle bu süreci "ekonomik işgalin" başlangıcı olarak değerlendirdi.
Ancak görüşme, grupların zaten beklediği bir öfke dalgasını tetikledi. Bu öfke, Trump'ın İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü'nün eski komutanı Kasım Süleymani ile Haşdi Şabi lideri Ebu Mehdi el Mühendis'in Ocak 2020'de Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınlarında ABD saldırısıyla öldürülmesine ilişkin, övünen sorusuyla bağlantılıydı.
Zeydi cevap vermekten kaçındı ve geçmiş yerine gelecek hakkında konuşarak, "O dönemde siyasetçi değildim ve buraya gelecek hakkında konuşmak için geldim" dedi.
Zeydi'nin cevabı "diplomatik ve akıllıca" olarak nitelendirilse de Iraklı grupların tepkisini çekti. Gruplar, onun Süleymani ve Mühendis'i savunması gerektiğini düşünüyordu.
Irak hükümet heyetinin ABD'li şirketler ve iş insanlarıyla yaptığı toplantıların ardından ziyarete yönelik grup öfkesi daha da arttı. Bu toplantılar, iki ülke arasında gelecekteki işbirliğinin ana hatlarını belirlemeye ve Irak'ın kapılarını ABD yatırımlarına "açmaya" odaklandı.
Ziyaret ayrıca bu grupların, yani silahlı grupların, Zeydi'nin çalışmalarını engelleyip engelleyemeyeceği ya da Bağdat'a döndükten sonra projelerini ve planlarını sürdürmesini önlemek için iç sorunlar çıkarıp çıkaramayacağı sorularını gündeme getirdi.
The New Arab'a konuşan Irak hükümetine yakın bir kaynağa göre bu planlara ilişkin hazırlıkların, özellikle önümüzdeki haftalarda Irak'ı sırayla ziyaret etmesi beklenen ABD şirket heyetleriyle ilgili olarak, başlatılmaları için gerekli genel koşulların oluşturulmasıyla fiilen başlaması bekleniyor.
Ketaib Hizbullah ve Hareketu'n Nuceba başta olmak üzere "Irak İslami Direnişi" adı altında faaliyet gösteren gruplar, Zeydi'nin Washington ziyaretiyle eş zamanlı olarak silahlarını muhafaza etme ve teslim etmeme taahhütlerini açıkladı.
Bunu, Hareketu'n Nuceba lideri Ekrem el Kabi'nin açıklaması izledi. Kabi, Zeydi'nin Trump'la görüşmesinin sonuçlarını reddederek "direnişin teyakkuz halinde kalacağını" söyledi ve "şüpheli" olarak nitelendirdiği ABD şirketlerinin "sınır dışı edilmesi" çağrısında bulundu.
ABD ile Irak arasında 60 milyar dolarlık anlaşma: Hürmüz'e alternatif enerji koridoru hedefleniyor
Zeydi ve Washington'daki ekibine yönelik medya platformlarındaki saldırılara, İran dini liderinin danışmanı Ali Ekber Velayeti'nin şaşırtıcı açıklaması da eklendi.
Velayeti, İran medyasında 17 Temmuz Cuma günü yayımlanan makalesinde, "Zeydi'nin ABD ziyareti talihsiz bir yolculuktu, zamanlaması uygunsuzdu ve binlerce yıllık tarih boyunca Irak halkının mücadelelerine hakaretti" dedi.
Velayeti, Irak başbakanını "genç ve deneyimsiz" biri olarak nitelendirdi.
Taahhütler ve anlaşmalar
Zeydi, güvenlik taahhütlerinin ve siyasi taahhütlerin yanı sıra ekonomik anlaşmalarla sonuçlanan 6 günlük Washington ziyaretini 19 Temmuz Cumartesi gecesi tamamladı.
Ziyaretin sonunda Irak Başbakanı, hükümetinin "iki ülke arasındaki stratejik ekonomik ortaklığı somutlaştırma, karşılıklı güveni ve geleceğe yönelik ortak vizyonu güçlendirme" konusunda ilerleme kararlılığını vurguladı.
X'teki paylaşımında, "Vardığımız anlaşmalar, mutabakat zabıtları ve işbirlikleri temelinde, bunlar çeşitli alanlarda ortak çıkarlara dayalı ikili ilişkilerde yeni bir aşamanın inşasına, Irak'ta ve tüm bölgede istikrarın ve refah yolunun pekiştirilmesi için ortak koordinasyona yol açacaktır" ifadelerini kullandı.
Irak Başbakanı Danışmanı Mazhar Muhammed Salih ise Zeydi'nin ziyareti sırasında Washington'la 48 anlaşma imzalanmasının ekonomik açılımı güçlendirmeye yönelik bir adım olduğunu söyledi. Salih, ABD ile imzalanan mutabakat zabıtlarının Irak'ın yabancı yatırım çekme yönelimini yansıttığını belirtti.
Salih, cumartesi günü Irak resmi haber ajansı INA'ya yaptığı açıklamada, "Bu mutabakat zabıtları, ekonomik açıdan Irak'ın uluslararası işbirliği tabanını genişletme ve yabancı sermayeyi çekme arzusunu yansıtıyor, yatırımcılara ve küresel piyasalara Irak yatırım ortamının daha fazla istikrar ve açıklığa doğru hareket ettiğine dair olumlu mesajlar gönderiyor." dedi.
Salih, "Uluslararası şirketlerin Irak pazarına girmesi, teknoloji ile idari ve teknik uzmanlığın aktarılmasına, üretici sektörlerin verimliliğinin artırılmasına, istihdam fırsatları oluşturulmasına, ayrıca enerji, sanayi, altyapı, iletişim ve hizmet sektörlerine yatırım yoluyla ekonominin çeşitlendirilmesi ve petrol gelirlerine bağımlılığın azaltılması çabalarının desteklenmesine katkı sağlayacaktır." diye ekledi.
ABD'nin Irak'tan çekileceği tarih belli oldu
İran rahatsızlığı
Bu bağlamda Irak hükümetinin eski bir danışmanı, "Zeydi'nin Washington ziyareti ve Trump'la başarılı görüşmesi birçok İranlı yetkiliyi kızdırdı." dedi.
Eski danışman, New Arab'a yaptığı açıklamada bunu, İranlı yetkililerin "onun Bağdat'a grupları ve liderlerini kontrol altına alma ve silahlarını devlete bağlama yönünde güçlü baskı uygulama konusunda daha kararlı dönebileceğini hissetmesine" bağladı.
Konunun hassasiyeti ve silahlı gruplarla bağlantısı nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen danışmana göre "Zeydi'nin Amerikan tarafıyla resmi kurumlar ve şirketleri kapsayan anlaşmaları, Irak ile İran arasındaki güçlü ekonomik ittifaktan zorunlu olarak vazgeçilmesine yol açacak."
Eski danışmana göre Şam ve Bağdat hükümetleri arasında kısa süre önce yeniden canlandırılan Kerkük-Banyas petrol boru hattı da "İran'a karşı" olarak anlaşıldı. Özellikle de doğrudan ABD himayesi ve denetimi altında olması ve günlük 2 milyon varile kadar başlangıç kapasitesine sahip ham petrol boru hattını rehabilite etmeyi amaçlaması nedeniyle bu şekilde değerlendirildi.
Danışman "Bu adım son derece tehlikeli stratejik hedeflere ulaşıyor. Bunların ilki İran'ın mevcut en güçlü silahı olan Hürmüz Boğazı'ndan mahrum bırakılmasıdır." dedi.
Danışman, "Bu nedenle Irak ve Kuveyt petrolünün Suriye üzerinden, Suudi petrolünün Kızıldeniz üzerinden ve BAE petrolünün Umman Körfezi üzerinden taşınması, Hürmüz Boğazı'nı stratejik değerinden mahrum bırakacaktır." açıklamasında bulundu.
Ancak eski danışman, "Irak'taki İran'a bağlı gruplar ve yapılar, mevcut Irak hükümetinin planlarıyla yüzleşme ya da bunları engelleme kapasitesine sahip değil. Çünkü bu hükümet, İran'dan vazgeçmeyi varoluşsal bir gereklilik olarak gören Şii partiler dahil partilerin çoğunluğu tarafından destekleniyor." dedi.
Zeydi'nin Washington ziyaretinin yansımaları
Necef'teki "Ishtar Demokrasiyi Destekleme Merkezi" Başkanı Muhammed Alaviye, "İran'ın Zeydi'nin Washington ziyaretine ve ziyaretin ABD tarafından gördüğü büyük ilgiye ilişkin kaygıları, Irak içinde İran müttefiki grupların Zeydi hükümetine karşı muhalif tutumlarına yansıdı ve yansımaya devam edecek." dedi.
New Arab'a konuşan Alaviye, bu tutumların "Zeydi'nin ilan ettiği silahların sınırlandırılması ve yolsuzlukla mücadele misyonunu daha zor ve karmaşık hale getirdiğini" ekledi.
Alaviye'ye göre "Zeydi, ABD ile yakınlaşma yoluyla Irak hükümetinin formüle etmeye çalıştığı yeni denklemi destekleyen mümkün olan en fazla sayıda gücü seferber edebileceği, bu denklemin karşıtlarını artırmak yerine karmaşık görevin başarısını garanti edecek kabul edilebilir bir istikrar düzeyine ulaşabileceği iç ve dış düzeyde yoğun ve üst düzey bir diplomatik çabaya ihtiyaç duyuyor."
Irak siyasi araştırmacısı Ziyad Tarık ise "bazı silahlı grupların Trump'la görüşmesini bahane ederek Zeydi'ye karşı başlattığı sert saldırının egemenlikle ilgisi olmadığını, aksine İran'a karşı konumlanmaya ilişkin hesaplarla bağlantılı olduğunu" belirtti.
New Arab'a konuşan Tarık, "Bu tepkinin sahte olduğunu kanıtlayan şey, çifte standartlar ve İran müttefiki silahlı grupların daha ağır önceki tutumlar karşısındaki uzun sessizliğidir" dedi.
Tarık, "Eski Başbakan Nuri Maliki'nin Amerikan askerlerinin mezarlarına 2009 ve 2011'de iki ayrı kez çelenk bıraktığında bu öfkeyi görmedik. Eski Başbakan Muhammed Şiya es Sudani Trump'ı Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterdiğinde de harekete geçmediler." ifadelerini kullandı.
Tarık, "Irak hükümeti tarafından yürütülen mevcut yolsuzlukla mücadele kampanyası da doğrudan grupların tutumlarıyla bağlantılı. Çünkü bu kampanya, geniş ekonomik ve mali sektörlere hakim olan grupların ekonomilerine ilişkin dosyaları açma tehdidinde bulundu." değerlendirmesini yaptı.
