İsrail'in Ürdün sınır hattındaki planı ne?
"Doğu sınırı boyunca yaklaşık 40 yeni Nahal yerleşim grubunun kurulması planlanırken bölgede tarımsal çiftlikler de oluşturuluyor."
Anwar al-Ziyadat | New Arab | Tercüme: Mepa News
İsrail, Ürdün'le olan doğu sınırı boyunca yaklaşık 40 yeni yasa dışı yerleşim karakolu kurma planlarını ilerletiyor. Buna, planlanan 500 kilometrelik güvenlik bariyeri ile işgal altındaki Ürdün Vadisi'nde genişleyen askeri ve sivil varlık da ekleniyor.
Gelişmeler, Ürdünlü analistlerin İsrail'in yerleşim genişlemesinin krallığın batı sınırı boyunca yeni bir güvenlik realitesi oluşturabileceği ve Filistin toprakları ile kaynakları üzerindeki baskıyı daha da artırabileceği yönündeki uyarılarına yol açtı.
Ürdünlü askeri analist Celal el-Abbadi, The New Arab'a yaptığı açıklamada İsrail'in Lübnan, işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze dahil farklı sınır bölgelerinde yerleşim genişlemesini sürdürdüğünü söyledi.
El-Abbadi, özellikle orta ve kuzey kesimlerde son dönemde artan yasa dışı yerleşim karakollarında silahlı aşırılıkçıların bulunduğunu, bu kişilerin fiilen İsrail güçlerini takviye ettiğini ve ilk savunma hattı işlevi gördüğünü belirtti.
Yerleşim karakollarının coğrafi dağılımının zaman içinde bir güvenlik kuşağı oluşturabileceğini söyleyen el-Abbadi, ancak "şu anda dahi bunun bir güvenlik kuşağı ya da tam anlamıyla bir tampon bölge olarak tanımlanamayacağını" ifade etti.
El-Abbadi, bu karakolların aşırılıkçıları ve yurt dışından gelen kişileri bölgeye çekebileceği ve yakın çevrede yaşayan yerel halkın yerinden edilmesine katkıda bulunabileceği uyarısında bulundu.
İsrail meseleleri uzmanı Ürdünlü Ayman el-Haniti ise İsrail'in mayın temizleme faaliyetleri ile bariyer inşasının sınır boyunca bir "insan bariyeri" oluşturma çabasına işaret ettiğini söyledi.
El-Haniti'ye göre bu yapı yerleşimler, eğitim kampları ve askeri üslerden oluşabilir.
Ürdün ile İsrail arasındaki sınırın 300 kilometreden fazla uzandığını belirten el-Haniti, çiftliklerin ve 40'tan fazla yerleşimin kurulmasının yeraltı suları ve diğer kaynaklar üzerinde baskı oluşturabileceği uyarısında bulundu. "Ürdün, sınır şeridi boyunca bulunan kaynaklardan mahrum bırakılacak" dedi.
500 kilometrelik bariyer
Yerleşim genişlemesi, nihayetinde işgal altındaki Suriye Golan Tepeleri'nden Eilat'ın kuzeyine kadar yaklaşık 500 kilometre boyunca uzanması planlanan güvenlik bariyerinin inşasıyla birlikte yürütülüyor.
Projenin ilk bölümlerinin inşasına 2025'te başlandı ve ilk aşama yaklaşık 80 kilometrelik bir alanı kapsadı. Daha geniş kapsamlı proje; fiziksel bariyerler, gözetleme ekipmanları, radarlar, kameralar, iletişim sistemleri ve yolları içeriyor. Planlanan güzergahın bazı bölümlerinde ise mayın temizleme faaliyetleri gerçekleştirildi.
Ancak proje yalnızca İsrail'in Ürdün'le uluslararası alanda tanınan sınırı boyunca inşa edilmiyor.
Bariyerin bazı bölümleri işgal altındaki Batı Şeria'nın birkaç kilometre içine uzanıyor, kuzey Ürdün Vadisi'ni kesiyor ve Filistinli toplulukları tarım arazilerinden ayırıyor.
Özellikle "Crimson Thread" bölümü, Filistin topraklarının kazılmasını ve tarımsal altyapının tahrip edilmesini beraberinde getirdi.
Proje sulama borularına, tarım arazilerine ve seralara zarar verirken çiftçileri bariyerin diğer tarafındaki topraklarından ayırdı. Güzergah, İsrail tarafından çıkarılan dokuz araziye el koyma kararıyla belirlendi. İnşaat ilerledikçe Filistinli bölge sakinlerinin hareketleri üzerindeki kısıtlamalar da arttı.
İsrail, suyu Ürdün'e karşı nasıl bir silah haline getirdi?
Daha geniş bir yerleşim projesi
Bariyer, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşim projesini daha geniş ölçekte büyütme planının bir parçasını oluşturuyor.
Doğu sınırı boyunca yaklaşık 40 yeni Nahal yerleşim grubunun kurulması planlanırken bölgede tarımsal çiftlikler de oluşturuluyor.
Bu planlar, İsrailli yerleşimcilerin işgal altındaki Batı Şeria'nın diğer bölgelerinde de karakolları, çiftlikleri, yolları ve çitleri genişlettiği ve böylece Filistin topraklarındaki İsrailli sivil varlığını daha da artırdığı bir dönemde gündeme geliyor.
Maliye Bakanı Bezalel Smotrich kısa süre önce kuzey Batı Şeria'daki yeni yerleşimlere ulaşım güzergahları boyunca 35 Filistin yapısının yıkılacağını açıkladı ve bu adımı İsrail yerleşimlerinin güçlendirilmesi ve korunmasıyla ilişkilendirdi.
Yıkımlar doğrudan Ürdün sınırıyla bağlantılı olmasa da İsrail'in işgal altındaki topraklardaki yerleşim varlığını genişletme politikasının daha geniş bir parçasını oluşturuyor.
Ürdün açısından ne anlama geliyor?
Ürdünlü siyasi analist Amer es Sabayle, İsrail'in doğu sınırındaki faaliyetlerinin, sınır üzerinden silah ve insan kaçakçılığı ile sızma girişimlerine ilişkin kaygılarını artırmasının ardından yoğunlaştığını söyledi.
Sabayle, İsrail'in 7 Ekim 2023'ten bu yana sınır çevresinde askeri tatbikatlar düzenlediğini ve ek bariyerler ile güvenlik önlemleri uygulamaya koyduğunu belirtti.
"İsrail, Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye'de kullandığı aynı güvenlik mantığını Ürdün'e de uyguluyor; muhtemel saldırıları ve sızmaları önlemeye çalışıyor" dedi.
"İsrail, güvenlik doktrini doğrultusunda bölgenin coğrafyasını kendi güvenlik gereksinimlerine göre yeniden şekillendirmeye çalışıyordu" diye ekledi.
El-Abbadi ise Ürdün ile İsrail arasında askeri bir çatışmanın şu anda düşük ihtimal olduğunu ve iki tarafın da doğrudan bir çatışma arayışında olduğuna dair işaret bulunmadığını söyledi.
"Bugün daha fazla çatışma açacak alan yok" diyen el-Abbadi, Ürdün'ün iki devletli çözüme bağlılığını sürdürdüğünü belirtti.
Ürdün'ün sınırlarını koruduğunu ve özellikle sınır bölgelerinde İsrail'in yerleşim genişlemesini önlemek için diplomatik çabalara bel bağladığını söyledi.
Ürdün Vadisi'nin gıda üretimi açısından taşıdığı önemin, İsrail'in hamlelerinin Ürdün için güvenlik boyutunun yanı sıra ekonomik sonuçlar da doğurduğu anlamına geldiğini ekledi.
Sabayle, sınır boyunca yaşanan gelişmelerin belirli ölçüde koordinasyon gerektireceğini söyledi. Ürdün'ün de kendi topraklarının ihlal edilmesini ya da sınır üzerinden kaçakçılık ve sızma yaşanmasını istemediğini belirtti.
