1. YAZARLAR

  2. Ali M. Latifi

  3. Medrese katliamının ardından basit bir özür
Ali M. Latifi

Ali M. Latifi

Afganistanlı muhabir.Yazarın Tüm Yazıları >

Medrese katliamının ardından basit bir özür

A+A-

The New York Times

Geçtiğimiz Çarşamba günü, Afgan hükümeti ülkenin kuzeydoğusundaki hava saldırılarında öldürülen 30 çocuğun ve altı yetişkin sivilin ailelerinden özür diledi. Hükümet, saldırıda en az 18 üst düzey Taliban savaşçısının öldürüldüğünü iddia etti.

Kısa özür, Kur'an ezberlemiş çocukların taltif edildiği bir törende makineli tüfekler ve roket atışlarıyla öldürülmesinden ve bundan 9 gün sonra BM'nin Kabil'i "savaş kurallarına saygılı" olmamakla ve "uluslararası insan haklarıyla orantılı" davranmamakla sorguladığı bir raporun yayınlamasından 44 gün sonra geldi. 

Özür metni yöneticilerle yönetilenlerin, merkez ve çevrenin arasındaki uçurumu ortaya çıkarıyor: 36 sivil kurbanın ailelerinin isimlerinden bahsedilmiyor, keder ve kayıplarla mücadele eden gerçek insanlar yerine ortak isimler kullanılıyor. 

Ne adalet sözü veriliyor ne de Kabil hükümetinin çok daha dikkatli ve tedbirli olacağından bahsediliyor. "Hükümet ve isyancılar arasındaki en önemli fark, meşru bir hükümetin her zaman hatalar için bağışlama arayışında olmasıdır. " diyerek Afgan hükümetinin Taliban'dan daha iyi olduğunu söyleyerek kendi kendilerini avutuyorlar. 

Özürde bahsedilen "hata" 2 Nisan'da Kunduz'daki Arşi bölgesinde bulunan Daftani köyünde meydana geldi. Çok sayıda çocuk medresedeki Kur'an hafızlığını tamamladıklarından dolayı tören düzenleniyordu. "Dastar bandi" denilen eski bir Afgan geleneği olarak yaşlılar türbanlarını çocuklarının başına bağlayacaklardı. 

Arşi bölgesi 90 bin kişinin tarımla ve komşu Tacikistan'la yapılan ticaretle geçimini sağladığı geniş çorak bir yerdir. Birleşmiş Milletler 2006'dan beri bölgeyi haşhaş ekiminden arındırmış olsa da Tacikistan sınırına olan yakınlığı ve diğer yasadışı malların ticareti için bölgeyi hayati bir geçiş noktası haline getiriyor. 

Ayrıca Kabil ve bölgesel yönetimin yönetmesi için çok uzak ve çok zor görülen bölgeye Taliban hükmediyor. 

Semihullah, törenden sonra öğretmenlere ve öğrencilere verilecek olan parlak suni çiçek demetlerini medreseye götürmüş olan çiçekçinin çalışanıydı. Öğlen sularında, tören kapanmaya yakınken gökyüzü 3 ya da 4 helikopterin kükreyişleriyle yankılandı. 

Sonra makineli tüfeklerin sağır edici ateş sesleri geldi ve mermiler öğrencileri, öğretmenleri ve misafirleri vurmaya başladı. Medreseden kaçmaya çalıştıklarında helikopterler roketleri ateşledi. 

Medrese binasına bağlı iki katlı bir yapı üzerinde iki roket patladıktan sonra, medrese öğretmeni Nimetullah bir anons duydu: "Korkmayın. Kaçmayın. Sakin olun. Siz hedefimiz değilsiniz."

Bunun ardından bir grup Taliban savaşçısı, yaklaşık 25 metre uzaklıkta bir başka binada toplandı. İki roket Taliban savaşçılarını vurdu.

Ancak görgü tanıkları helikopterin ateşlediği roketlerin medrese etrafındaki buğday tarlalarında olan ve evlerinde oturan birçok sivili öldürdüğü ve yaraladığını söyledi. Öğretmen Nimetullah, öğrencilerin çoğunun öldürüldüğü saldırıda iki roket fırlatılmadan önce kaçarken hafif yaralandığını söyledi. 

40 yaşındaki bir köylü olan Seyfurrahman, silah ve patlama seslerini duyduğunda medreseden yaklaşık 4 km uzaklıkta bir marketin önünde duruyordu. Seyfurrahman medreseye çiçek götüren kuzeni Semihullah ile birlikte 3 kuzeninin de medresede olduğunu hatırlamış. Birkaç denemeden sonra kuzenlerine telefonla ulaşabilmiş. Kuzeni, "Saldırı oldu, Semihullah'ı bulamıyoruz." demiş. 

Seyfurrahman medreseye vardığında kanlı cesetlerin arasında tören türbanlarını, dağılmış terlikleri ve ayakkabıları gördü. Köylüler motosikletler, taksiler ve çekçeklerle yaralıları yakındaki kliniklere ve eczanelere götürdüler. 

Seyfurrahman kuzeni Semihullah'ı kollarındaki ve bacaklarındaki kırıkları tedavi etmek için yeterli olmayan köydeki bir klinikte buldu. Kuzeninin 72 km uzakta bulunan Kunduz'daki bir hastaneye götürdü. Hafta bitene kadar o ve birçok diğer yaralı helikopterle Kabil'e taşındı.

Saldırı hakkındaki haberler yayıldıkça şimdiki ve eski Afgan yetkililer ve diğer etkili figürler Taliban savaşçılarının ölümlerini vurgulayıp öğrencilerin ölümlerini göz ardı ederek kutlama tavırlarına girdiler. Onların konuşmaları -hükümet, sivil toplum örgütleri yöneticiler- Afgan toplumunda birinin mağdur sayılabilmesi için yalnızca Taliban ya da IŞİD tarafından öldürülmesi gerektiğini kesin bir şekilde gösterdi.

Bu yüzden seçkin Afganlar, Afgan çocukların öldürülmesini hükümetin Taliban ile olan savaşına dayandırarak rasyonalize etmeye çalışıyordu. Afgan hükümeti ve uluslararası koalisyonun operasyonlarında öldürülen siviller sanki savaşın talihsiz bir yan ürünü. Sanki medresedeki çocuklar çok daha iyi olduğu düşünülen bir şey için kendilerini isteyerek feda ettiler. 

Sivil ölümleriyle ilgili detaylar ortaya çıkmaya başladıkça, bazıları Afganistan bazıları ise Batı şehirleri merkezli bazı sosyal medya hesapları, resmi hikayeyi sorgulayan ve sivil ölümlerine dikkat çeken herkese ateş püskürdü. Bu hesapların bir kısmı eski hükümet yetkililerine, diğerleri gazetecilere aitken geri kalanı ise anonim ve sivil kayıplarla ilgili soruları ortaya çıkaran kişilerin beslemelerine aitti.

Sivil kayıpları online olarak bildiren veya tartışan kişiler sivil ölümlerini "Taliban'ın sivilleri nasıl canlı kalkan olarak kullandığının bir başka örneği" olarak yorumladı. Bazıları çocukların fotoğraflarının Afganların kendi ordularına karşı olmalarını isteyen Pakistanlılar tarafından üretildiğini iddia etti. 

Saldırılardan kısa bir süre sonra Kabil hükümeti sivil kayıpları kabul ederek Afgan güvenlik güçlerinin profesyonelliğini öven ve çok sayıda çocuğun öldürüldüğü konusunda hiçbir fikir vermeyen belirsiz bir açıklama yayınladı. Bölgede ve bölge dışındaki gazete manşetleri aynı şablonu takip etti: çocuklardan çok az bahsedildi ve tüm fatura Taliban'a çıkartıldı.

Özellikle ülkenin başkentinden uzakta, Afgan askeri operasyonlarında öldürülen sivillerin uzun bir hikayesi var. Başkan Eşref Gani ve amigolarının soğuk ve kalıplaşmış açıklamaları daha çok öfkeye ve antipatiye yol açmaya mahkumdur. 

Afganların Kabil hükümetinden yüz çevirmelerini durdurmak için Gani'nin basit özürlerden daha fazlasını yapması gerekir. Adaletin ve hesap verebilirliğin, mesuliyetin sözünü vermesi lazım.

Tercüme: Mepa News

Bu yazı toplam 2038 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.