Mescid-i Aksa'nın İsrail seçimleri için önemi ne?
"Birçok İsrail partisinin tutumu, Kudüs üzerinde egemenliği vurgulama noktasında kesişiyor."
Habib Abu Mahfouz | Al Jazeera | Tercüme: Mepa News
27 Ekim'de yapılması planlanan İsrail seçimleri yaklaşırken, yerleşimci baskınlarının ve İsrailli dinî akımların Mescid-i Aksa'daki statükoyu değiştirme çağrılarının arttığı bir ortamda, Mescid-i Aksa ve işgal altındaki Kudüs yeniden siyasi gündemin merkezine yerleşiyor.
Birçok İsrail partisinin tutumu, Kudüs üzerinde egemenliği vurgulama noktasında kesişirken, gerilimin ne ölçüde tırmandırılacağı ve Mescid-i Aksa'da değişikliklerin ne hızla dayatılacağı konusundaki hesapları farklılaşıyor.
Bu farklılıklar içinde Kudüs ve Aksa, seçmenleri kazanma, siyasi kamplar içindeki güç dengelerini yeniden düzenleme ve hükümet kurma müzakerelerinde baskı oluşturma konusunda bir rekabet alanına dönüşüyor.
Arap-İsrail çatışması konusunda araştırmalar yapan Ahmed Hila, Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın İsrail'de önemli bir seçim kozu olduğunu, ancak tek başlarına seçim sonuçlarını belirlemediğini düşünüyor.
Al Jazeera'ya konuşan Hila, Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud'un, güvenlik ve diplomasi alanındaki sonuçları dikkate alarak Kudüs'ün doğu ve batı kesimleri üzerindeki egemenlik söylemini kullandığına işaret etti. Buna karşılık dinî sağ ve aşırı milliyetçi sağ partilerin, kentin ve mescidin Yahudileştirilmesini hızlandırmak ve buradaki Yahudi varlığını genişletmek için bastırdığını belirtti.
Siyonist mutabakat
Kudüs konusunda araştırmalar yapan Ziyad Ibhays, "Kudüs'ün Yahudileştirilmesi, Siyonist mutabakatın başlığıdır" görüşünü dile getirdi ancak İsrail'deki akımların tarih boyunca bu başlık altında ortaya koydukları hedeflerin sınırları bakımından farklılaştığını belirtti.
Al Jazeera'e konuşan Ibhays şöyle ekledi:
"İşçi Partisi'nin temsil ettiği laik Siyonist elit, Kudüs'ün tamamının işgal edilmesine, ilhakına ve yerleşimler aracılığıyla doğu kesiminde bir Yahudi kimliğinin dayatılmasına, hatta kentin kontrolü için uluslararası bir yetki elde edilmesine odaklandı."
Mevcut aşamada ise Ibhays, seçimler açısından en büyük blok olmamasına rağmen dinî Siyonizmin Siyonist proje içinde öncü bir güce dönüşmesiyle hedeflerin çıtasının yükseldiğini düşünüyor.
Bu dönüşümün, Mescid-i Aksa içinde Yahudi kimliği dayatma, Hristiyan varlığını kısıtlama ve Kudüs'teki yıkım ve zorla çıkarma uygulamalarını hızlandırma çabalarıyla bağlantılı olduğunu söylüyor.
Aksa'da Yahudileştirme yarışı
Kudüs uzmanı, Mescid-i Aksa meselesinin aşırı sağ partilerin, özellikle Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir liderliğindeki "Yahudi Gücü" ile Maliye Bakanı Bezalel Smotrich liderliğindeki "Dini Siyonizm"in gündeminde ilk sırada yer aldığına işaret ediyor. Ancak iki ismin mescide yaklaşım biçimleri farklılık gösteriyor.
Mevcut seçimler yaklaşırken Ibhays, Ben-Gvir'in siyasi sermayesini üç ana mesele üzerine inşa ettiğini söylüyor:
- Mescid-i Aksa'nın ve Kudüs'ün Yahudileştirilmesi.
- Yerleşimci toplumunun toplu intikam duygusunu tatmin etmenin bir aracı olarak Filistinli esirlere eziyet edilmesi.
- Yerleşimcilerin silahlandırılması.
Aynı uzman, Smotrich'in Batı Şeria'da İsrail kontrolünü sağlamlaştırmaya, yerleşimleri genişletmeye ve İsrail kurumları ile idari yapıları içinde dinî Siyonizmin nüfuzunu artırmaya odaklandığına işaret etti.
Ibhays, Ben-Gvir'in tarzını daha popülist ve gösterişçi, Smotrich'in yaklaşımını ise daha kurumsal olarak nitelendirdi. İsrail toplumundaki hâkim havanın, Ben-Gvir'e tutumları ve açıklamaları aracılığıyla daha fazla oy toplama imkânı sağladığına dikkat çekti ve şöyle ekledi:
"İki isim arasındaki farklılık, Mescid-i Aksa'ya baskın düzenleme meselesinde ortaya çıkıyor. Ben-Gvir mescide baskın düzenlemeye özen gösterirken Smotrich, Tevrat'ta belirtilen şartlar gerçekleşene kadar Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlenmesini yasaklayan resmî hahamlığın fetvasına bağlı kalarak buna mesafeli duruyor."
Ancak Ibhays, bu farklılığın dinî Siyonizmin bileşenleri arasında mescitteki statükonun değiştirilmesi, İslami yönetiminin sona erdirilmesi ve üzerinde tam İsrail kontrolü kurulması gerektiği konusundaki mutabakatı ortadan kaldırmadığını vurguluyor.
Hila ise Ben-Gvir ve yerleşimcilerin Aksa baskınlarını ideolojik bir projeyle ilişkilendiriyor. Bu projenin, mescidin yerine sözde mabedin kurulmasına zemin hazırlamak üzere, ilgili akımların Yahudilerin Mescid-i Aksa üzerindeki hakkı olarak tanımladığı iddiayı yerleştirmeyi amaçladığını söylüyor.
Muhalefet ve Harediler: Öncelikler farklı
Kudüs üzerinde İsrail egemenliğinin vurgulanması aşırı sağ partilerle sınırlı değil, bu meselenin nasıl yönetileceği ve sonuçlarının nasıl değerlendirileceği konusunda farklılaşsalar da Likud'u, muhalefetten ve merkezden partileri de kapsıyor.
Hila, İsrail muhalefet lideri Yair Lapid'in başında bulunduğu "Yesh Atid" partisi de dâhil olmak üzere merkez ve muhalefet partilerinin, Kudüs üzerinde İsrail egemenliğini vurgulama konusunda Likud'la buluştuğunu söylüyor. Güvenlik ve diplomasi alanındaki sonuçlara ve uluslararası toplumla ilişkilere ise daha fazla önem verdiklerini belirtiyor.
Aşırı sağ ile farklılığın, kentten vazgeçmekle değil, meselenin nasıl yönetileceği ve gerilimin tırmandırılmasının doğuracağı risklerin büyüklüğüyle ilgili olduğunu ekliyor.
Başta "Shas" ve "Birleşik Tevrat Yahudiliği" olmak üzere Haredi partilerin, kendi kitlelerinin dinî, sosyal ve ekonomik çıkarlarına, dinî kurumlar ile eğitim kurumlarının finansmanına ve askerlikle ilgili muafiyetlere odaklandığına dikkat çekiyor.
Hila'ya göre Kudüs, bu partiler açısından dinî ve sembolik değerini koruyor, ancak hükümete katılım şartlarının ve tabanlarının taleplerinin karşılanmasının mutlaka önüne geçmiyor.
Hila, "Birleşik Tevrat Yahudiliği" ile aşırı sağın bazı çevreleri arasındaki anlaşmazlığın özellikle Mescid-i Aksa'nın yerine sözde mabedin kurulması meselesinde ortaya çıktığını açıkladı. Partiyle bağlantılı dinî otoriteler, Mesih'in inişiyle birlikte mabedin gökten ineceğine inanırken aşırı sağ gruplar, mescidin yıkılıp yerine mabedin kurulmasının "Mesih'in gelişinin önünü açabileceğini ve bunu hızlandırabileceğini" düşünüyor.
Hila'ya göre aşırı sağ partiler, siyasi ittifak ve hükümet koalisyonu kurma müzakerelerinde Likud'a baskı yapmak için Kudüs ve Aksa konusundaki tutumlarını kullanıyor. Haredi partiler ise askerlik ve dinî eğitimin finansmanı meselelerine öncelik veriyor.
İsrail seçimlerinde öne çıkan isimler kim ve politikaları neler?
Seçimler ve önceliklerin yeniden sıralanması
Ibhays, "Dinî Siyonizmin bileşenleri arasındaki rekabet ve bazılarının birbirinden ayrılması, Kudüs ve Mescid-i Aksa konusunda daha sert vaatlerde bulunma yarışını artırabilir" görüşünde.
Smotrich'in seçimlerde bir müttefik arayışı kapsamında, Likud'dan ayrılan ve "Zehut" partisinin lideri olan Moshe Feiglin'in yardımına başvurduğuna işaret ediyor. "Aksa'nın ve Kudüs'ün Yahudileştirilmesi, Feiglin'in siyasi söyleminin eksenlerinden birini oluşturuyor" diye belirtiyor.
Ibhays şu sonuca varıyor:
"Seçimler, kendi başına Siyonist projenin Kudüs'e yönelik genel seyrini değiştirmiyor, aksine bileşenleri arasındaki dengeleri yönetmenin bir aracını oluşturuyor. Kudüs'ün Yahudileştirilmesi konusunda hedeflerin çıtasını yükseltme ve bunları sahada dayatma yönündeki genel çizgi ise devam ediyor."
Hila ise baskınların ve Aksa'nın avlularındaki Yahudi varlığını genişletme girişimlerinin, Kudüslülere yönelik tedbirlerin sıkılaştırılmasıyla paralel biçimde devam etmesini bekliyor. Araştırmacı, bu beklentisini ilgili partilerin Arap ve İslam dünyasından gelecek tepkilerin kınama ve tepki göstermenin ötesine geçmesini beklemediği yönündeki değerlendirmesine dayandırıyor.
Bu analiz, Kudüs ve Mescid-i Aksa konusunda araştırmalar yapan Abdullah Maruf'un görüşleriyle de örtüşüyor. Maruf, mescidin artık İsrail'deki seçim rekabetinin merkezinde, özellikle de aşırı sağın gündemlerinde yer aldığını düşünüyor.
Maruf, Al Jazeera'te yayımladığı bir makalede, aşırı sağcı aktivist Smadar Hila Shmueli'nin geçtiğimiz 10 Ağustos'ta Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlemesini ve mescidin doğu kesiminden bir fotoğraf yayımlamasını örnek gösterdi.
Bu adımı mescidin seçim propagandasında kullanılması olarak değerlendirdi ve şöyle dedi:
"Shmueli, bu baskınla seçim propagandasını Aksa'nın kalbinden başlattı. Oysa Shmueli, dinî Siyonizm akımının partilerinin listelerinden değil, Likud'un ön seçimlerinde kadınlar kategorisinden adaydı."
Arap listelerinin söyleminde Kudüs
İsrail seçimlerine katılan Arap partilerinin ve listelerinin Kudüs meselesine ilişkin tutumları konusunda Al Jazeera'e açıklama yapan Hila, Mansur Abbas liderliğindeki Birleşik Arap Listesi'nin (Ra'am) ve bir dizi Arap partisinin yer aldığı Ortak Liste'nin tutumlarının Filistin ulusal kimliğinin bir uzantısını yansıttığını ve İsrail içindeki Arap seçmenlerin bir kesiminin beklentileriyle örtüştüğünü belirtti.
Arap partilerinin, parlamentodaki nüfuzlarını genişletmedikleri veya kentteki yerleşim ve Yahudileştirme politikalarını sınırlamak üzere daha fazla baskı kurmalarına imkân verecek siyasi ittifaklar oluşturmadıkları sürece, Knesset içindeki güç dengeleri ve İsrail siyasi sisteminin niteliği nedeniyle Kudüs'le ilgili İsrail politikalarını etkileme kapasitelerinin sınırlı kaldığını değerlendirdi.
İsrail partileri gerilimi tırmandırmaya ilişkin hesapları ve seçim öncelikleri bakımından farklılaşırken Kudüs ve Mescid-i Aksa, kontrolü genişletme ve statükoyu değiştirme yarışının alanı olmayı sürdürüyor. Bu rekabetin etkisi sandıklarla sınırlı kalmıyor, hükümet koalisyonları içindeki güç dengelerine de uzanıyor.
