Rusya'nın Baltık bölgesine dair planı ne?
"Son aylarda Baltık ülkelerinde yaklaşan bir Rus işgaline ilişkin uyarılar daha acil bir nitelik kazandı."
Stefan Hedlund | GIS Report | Tercüme: Mepa News
Cephe hattındaki bir ülke olarak Letonya, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaştan ağır biçimde etkilendi. 2022'deki geniş çaplı işgalden önce bile, Rusya'nın bir ya da birden fazla Baltık ülkesine saldırısını simüle eden savaş oyunlarında önemli bir yer tutuyordu. Komşuları Estonya ve Litvanya gibi Letonya da bu riskleri oldukça ciddiye aldı, savunma harcamalarını artırdı ve sınır güvenliğini sağlamak için kapsamlı hazırlıklar yaptı.
Son aylarda yaklaşan bir Rus işgaline ilişkin uyarılar daha acil bir nitelik kazandı. İstihbarat kaynakları, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını henüz sonuçlandırmadan bile NATO'ya saldırmaya hazırlandığına dair kanıtlara sahip olduklarını ileri sürdü. Bu tehdidin Baltık ülkeleri açısından taşıdığı ciddiyet göz önüne alındığında, kırılganlıklar, niyetler ve caydırıcılık konusunda net olmak hayati önem taşıyor.
Baltık bölgesinin kırılganlığı
Kırılganlıklardan başlayacak olursak, üç ülke de Sovyetler Birliği'nin parçası olmuş olmanın, işgal döneminde bölgeye gelen Rus azınlıklara sahip bulunmanın ve Rusya'nın bağımsızlıklarını tanımadığı yönünde defalarca uyarılmış olmanın ortak mirasını taşıyor.
Kremlin'in psikolojik savaşı, Rusya'nın nerede yaşarlarsa yaşasınlar Rusları savunma hakkını saklı tuttuğu yönündeki iddialardan diaspora topluluklarının işgalci Rus kuvvetlerini karşılamaya hazırlanmakla yükümlü olduğuna ilişkin haberlere kadar uzanıyor.
Kırılganlıklar arasındaki en büyük fark ve olası bir kara işgaline ilişkin senaryoları da şekillendiren temel unsur, her ülkede Rusya'nın beşinci kolu olarak hareket etmesi beklenebilecek Rus azınlığın büyüklüğü.
Litvanya'da bir Rus azınlık bulunmakla birlikte bu topluluk o kadar küçük ki siyasi bir mesele haline gelmeyi başaramadı.
Estonya ve Letonya'da ise durum farklı.
Sovyetler Birliği'nin dağılması sırasında her iki ülke de Rusların nüfusun çoğunluğunu oluşturabileceğinden korkuyordu. Böyle bir durum, bağımsızlığa ilişkin bütün umutları fiilen sona erdirebilirdi. Bu korku daha sonra azaldı. Çok sayıda Rus'un ülkeden ayrılmasıyla Rusların nüfus içindeki payı Estonya'da yüzde 20'ye, Letonya'da ise yüzde 25'e geriledi.
Ancak bu Rusların büyük bölümünün ne yaşadıkları Baltık ülkesinin ne de Rusya'nın vatandaşı olabilmiş olması, varlıklarının ulusal güvenlik açısından hala soruna yol açmasına neden oluyor. Estonya'da etnik Rusların yüzde 19'u resmi olarak "vatandaşlığı belirsiz" kategorisinde yer alıyor, yani vatansız durumdalar. Letonya'da bu oran yüzde 25.
Bu sorunu ele almaya yönelik resmi politikalar, Rusya'nın Rus azınlıklara yönelik devam eden bir soykırım bulunduğu yönündeki suçlamaları ile Avrupa'nın ayrımcılıktan kaçınılmasına ilişkin uyarıları arasında şekilleniyor.
İki ülke yerleşim düzenleri bakımından da farklılaşıyor.
Estonya'da Ruslar, başkent Tallinn'in banliyölerinde ve Rusya sınırındaki, neredeyse tamamen Rusça konuşulan Narva kentinde yoğunlaşıyor. Ülkenin geri kalanı etnik açıdan büyük ölçüde homojen.
Letonya'da ise Ruslar daha dağınık durumda. Rusya sınırındaki Latgale bölgesinde nüfusun üçte birinden fazlasını oluşturuyorlar. Bölgenin en büyük, Letonya'nın ise ikinci büyük şehri olan Daugavpils'te çoğunluğu oluşturuyorlar.
Başkent Riga'daki Rus varlığı daha da dikkat çekici. Riga ancak Rus İmparatorluğu'nun çökmesi ve 18 Kasım 1918'de Letonya'nın bağımsızlığını ilan etmesinden sonra ağırlıklı olarak Leton nüfuslu bir şehir haline geldi.
1935 nüfus sayımında Letonlar Riga nüfusunun yüzde 63'ünü, Ruslar ise yalnızca yüzde 9'unu oluşturuyordu. Ancak Sovyet işgali döneminde Ruslar yeniden şehre geldi. 1989'da kent nüfusunun yüzde 47'si Rustu. Bugün Letonlar yüzde 47 ile küçük bir çoğunluğa sahipken Rusların oranı yüzde 36.
ABD'nin Baltık politikası Rus işgaline kapı açıyor
Baltık kıyısında coğrafi tablo
İkinci kırılganlık grubu coğrafyayla ilgili. Bir kara işgali ortak bir sınırın aşılmasını gerektirir. Bu nedenle söz konusu sınırların nereden geçtiğini dikkate almak önemlidir.
Litvanya'nın Rusya'nın Kaliningrad eksklavıyla sınırı bulunuyor ancak Rusya ana karasıyla doğrudan sınırı yok. Litvanya'nın kırılganlığı Belarus üzerinden saldırıya uğrama ihtimalinden kaynaklanıyor. Bu da Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko'nun böyle bir harekete ikna edilmesini gerektirir.
Estonya'nın Rusya'yla 294 kilometrelik bir sınırı var ancak bu sınırın ana kısmı su engellerinden oluşuyor: Narva Nehri, Peipus Gölü ve Pskov Gölü. En güneydeki bölüm ise bataklıklarla kaplı.
Dolayısıyla Rusya'nın Estonya'ya yönelik bir kara işgali önemli engellerle karşılaşacaktır.
Buna karşılık Letonya'nın Rusya'yla 280 kilometrelik, Belarus'la da 173 kilometrelik sınırı bulunuyor. Bu da işgal tehdidinin bu iki ülkeden herhangi birinden veya her ikisinden birden gelebileceği anlamına geliyor.
Bir işgalciyi yavaşlatacak doğal engellerin azlığı nedeniyle Letonya, Baltık ülkeleri arasında en kırılgan olanı. Bu durum caydırıcılık yaklaşımına da yansıyor.
2024'ün başlarında üç hükümet, muhtemel bir kara işgalini geciktirmek ve belirli koridorlara yönlendirmek üzere çitler, sığınaklar ve diğer engellerden oluşan kapsamlı bir sistem olan Baltık Savunma Hattı'nın inşası konusunda anlaştı. Ancak ülkeler farklı yaklaşımlar benimsedi.
Güvenlik açısından temel tehdidin göçmenlerin silah olarak kullanılması olduğu Litvanya'da hükümet, sınır çiti ile göçmenlerin sınırı geçmesini engelleyen hareketli devriyelere ağırlık verdi.
Silahlı kara işgali tehdidine sabit tahkimatlarla değil, ekipmanın depolandığı ve hızlı konuşlanmayı kolaylaştıran dağınık merkezler olan "hareketlilik merkezleriyle" karşılık veriliyor.
Estonya'da sığınaklar ve diğer tahkimatlar inşa ediliyor ancak bunlar ağırlıklı olarak sınırın güney kesiminde bulunuyor.
Üç ülke arasında en fazla tehdit altında bulunan Letonya ise açık ara en kapsamlı hazırlıkları yaptı.
Riga, sınır çitinden tanksavar hendeğine, tanksavar mayın tarlasından "ejderha dişleri" sıralarına kadar uzanan ve elektronik gözetimle desteklenen katmanlı savunmalardan oluşan 30 kilometre derinliğinde bir bölge oluşturulmasına yatırım yaptı.
Bu engellerin gerisinde savunma birlikleri için sığınaklar ve mühimmat için güçlendirilmiş depolar bulunuyor.
Sabit savunmalara ve kendi silahlı kuvvetlerine ek olarak Letonya'nın caydırıcılık kapasitesi, bir NATO muharebe grubunun varlığını da içeriyor. Kanada liderliğindeki grupta İsveç ve Danimarka'dan askerler bulunuyor.
Artan gerilime karşılık Almanya ve Hollanda, merkezi halen Münster'de bulunan Alman-Hollanda Kolordusunu Estonya ve Letonya'nın savunmasına tahsis etmeyi kabul etti.
Gücün oluşturulması zaman alacak olsa da bu adım, NATO'nun bölgeyi savunma konusunda ciddi olduğu mesajını veriyor.
Rusya'nın hedefleri
Niyetler konusuna gelindiğinde, Rusya'nın stratejik hedefleri üç ülke arasında farklılık gösteriyor.
Litvanya'ya yönelik bir Rus saldırısının açık hedefi, Belarus üzerinden Rusya ana karasından Kaliningrad'a uzanan bir kara koridoru oluşturmak ve böylece Polonya'ya yönelik tehdidi önemli ölçüde artırmak olacaktır.
Estonya'ya yönelik bir Rus saldırısının da belirgin bir hedefi bulunur: Finlandiya Körfezi'ni ve petrol ihracatı açısından hayati öneme sahip liman tesislerine ulaşım yollarını güvence altına almak.
Letonya söz konusu olduğunda ise Rusya'nın neden bir kara işgali başlatacağı ilk bakışta o kadar açık değil.
Letonya hükümeti, kara işgalini püskürtmek için yaptığı bütün hazırlıklara rağmen, hatta belki de bu hazırlıklar sayesinde, tehlikeyi küçümseyen bir tutum sergiliyor.
Cumhurbaşkanı Edgars Rinkevics, Ankara'daki 2026 NATO zirvesi kapsamında Rus saldırısına ilişkin uyarılara yanıt verirken, "Bugün Rusya'nın bunu yapacak askeri kapasitesi yok" dedi.
Ancak Rusya'nın "küçük veya orta ölçekli operasyonlar" gerçekleştirme kapasitesine sahip olduğunu da ekledi ve çeşitli hibrit operasyonların "biz konuşurken bile gerçekten yaşandığını" belirtti.
Kara işgali tehditleri, Baltık bölgesini istikrarsızlaştırmayı ve NATO'nun kararlılığındaki zayıflıkları sınamayı amaçlayan daha geniş kapsamlı Rus stratejisinin bir parçasını oluşturuyor.
Rusya, Ukrayna'yı geniş çaplı işgalinden önce, Baltık ülkelerinde Rus azınlığın çıkarlarına hitap eden siyasi partiler üzerinden önemli bir siyasi nüfuza sahipti.
Letonya'da Rus oylarının önemli bölümünü esas olarak merkez sol Sosyal Demokrat parti Uyum Partisi topluyordu. Parti 2011 ile 2022 arasında ulusal parlamentodaki en büyük siyasi oluşumdu.
Diğer partiler onu hükümet dışında tutacak koalisyonlar kurmayı başarmış olsa da Uyum Partisi, Rusya'nın ulusal siyaseti istikrarsızlaştırmaya yönelik aktif tedbirlerinin doğurduğu tehlikenin sürekli bir hatırlatıcısıydı.
Geniş çaplı işgal ise tabloyu tersine çevirdi.
Uyum Partisi, 2022 genel seçimlerinde yüzde 5'lik barajı aşamadı ve böylece parlamentodaki temsilini kaybetti.
Estonya'da olduğu gibi Letonya hükümeti de Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırganlığına karşılık Rusların ya entegre olmaları ya da ülkeyi terk etmeleri yönündeki baskıyı artırdı.
Kamuoyu araştırmaları, ülkede kalan Rus azınlık mensuplarının Rusya'ya çok az sempati duyduğunu ya da hiç sempati duymadığını gösterse de bunun dikkat çekmemeye yönelik bir istekten kaynaklanabileceğini düşünmek için nedenler var.
Bir kriz durumunda Rusya yanlısı eğilimler hala harekete geçirilebilir.
Rusya Baltık ülkelerine mi göz dikti?
Senaryolar
En olası senaryo: Hibrit operasyonlar tırmanmayı sürdürüyor
En muhtemel senaryo, Rusya'nın dört temel önceliğine hizmet edecek şekilde hibrit operasyonların tırmanmaya devam etmesi.
Bu öncelikler, kamuoyunu Rusya yanlısı bir doğrultuda etkilemek, Ukrayna'yı destekleyen ülkeler açısından maliyetleri artırmak, daha fazla tırmanma korkusu oluşturmak ve silahlı çatışmaya yönelik fiili hazırlıklar yapmak.
Birincisi, Baltık ülkelerindeki sosyal medya ve siyasi örgütlerde Rusya yanlısı bir alan oluşturmayı amaçlayan faaliyetleri kapsıyor.
İkincisi, deniz altı kabloları ve karadaki telekomünikasyon altyapısı gibi kritik altyapıya yönelik sabotajları içeriyor.
Üçüncüsü, havalimanları üzerinde insansız hava araçlarının görünür biçimde uçması ve tatlı su pompalama istasyonları gibi kritik tesislerin kapılarının açıkça ihlal edilmesi türünden doğrudan provokasyonlarla gerçekleştiriliyor.
Dördüncüsü ise hedef alınan ülkelerin farklı sabotaj biçimlerine karşı kırılganlıklarının ve bu faaliyetlere nasıl tepki verdiklerinin haritalandırılmasını içeriyor.
Baltık ülkeleri bu tür saldırıların hedefi olma konusunda kesinlikle yalnız değil, Almanya'daki son gelişmeler de dikkate değer. Ancak yükü diğer NATO üyelerinden daha fazla hissettiler.
Hem Estonya hem de Letonya, Finlandiya ve İsveç'e uzanan deniz altı kablolarına yönelik saldırılar yaşadı.
Rus devriye botları Narva Nehri'nde Estonya sınırını işaretleyen şamandıraları kaldırdı.
Litvanya ise Vilnius Havalimanı üzerine balonlar gönderilmesi nedeniyle hava trafiğini defalarca durdurmak zorunda kaldı.
Cumhurbaşkanı Rinkevics Ankara'daki konuşmasında "artan göç baskısı, casusluk ve düşmanca aktörlerin sabotaj veya yıkıcı faaliyet planlama girişimlerinden" söz etti.
Hibrit saldırılarda, sivil hava trafiğini tehlikeye atan GPS müdahaleleri de dahil olmak üzere, daha fazla tırmanma beklenebilir.
Bununla birlikte bu faaliyetlerin geçmişte nasıl yürütüldüğüne bakmak da hayati önem taşıyor.
Rusya, karşılıksız kalabilecek eylemlerin kapsamını giderek genişletirken ciddi karşı tedbirlerin kaçınılmaz olacağı çizgiyi aşmamaya dikkat ediyor.
Daha düşük ihtimal: Rusya sınırlı silahlı müdahaleye yöneliyor
Alternatif bir senaryoda Rusya, askeri güçle sınırları aşmayı da içeren bir tırmanma yolunu tercih edebilir.
Bu, 2014'te Rusya'nın Kırım'ı işgal etmesinin ardından ortaya çıkan örneği, yani Donbas'taki "ayaklanmanın" tekrarlanmasını izleyebilir.
Estonya'da bu, günümüzde Rus propagandasında devam eden bir soykırım iddiasının temel unsurlarından biri olan Narva'ya yönelik bir hamle anlamına gelebilir.
Estonya'nın savunması yalnızca Narva Nehri ve Peipus Gölü'ne dayanmıyor.
Hükümet, Narva kentini korumak amacıyla, NATO takviyeleri ulaştıkça hızla 1000 askere çıkarılabilecek 200 kişilik bir Estonya birliğini barındıracak askeri üs için 15 milyon euro tahsis etti.
Letonya'ya yönelik bir hamle ise Latgale'de uyuyan hücreler ve profesyonel provokatörler tarafından örgütlenen bir ayaklanmayla başlayabilir.
Buna Rusya'nın soykırım suçlamalarını içeren saldırgan söylemi, Latgale Halk Cumhuriyeti ilanına destek ve Riga'da hükümet karşıtı ayaklanmalar eşlik edebilir.
Letonya hükümeti isyancılara müdahale ettiğinde Rusya, NATO kuvvetlerinin Rusya topraklarına ateş açmaktan çekineceğini hesaplayarak sınır ötesi topçu saldırılarına başlayabilir.
Şiddet arttıkça, savunma hatlarını yarmayı amaçlayan sınırlı bir sınır ötesi kara harekatı da bunu takip edebilir.
Bu senaryonun gerçekleşme ihtimalini düşük kılan unsur, böyle bir hamlenin ciddi bir karşılıkla karşılaşacak ve savunmasız durumdaki Kaliningrad eksklavını da savaşın içine çekecek olmasıdır.
Ancak bu ihtimalin tamamen göz ardı edilememesinin nedeni, Ukrayna'nın insansız hava aracı ve füze saldırıları karşısında giderek artan Rus çaresizliğinin Kremlin'i NATO'yu hala küçük düşürebileceği umuduyla pervasız bir kumar oynamaya itebilmesidir.
