Sosyal medyadan değil savaş meydanından: Gazeteci Bilal Abdulkerim

Sosyal medyadan değil savaş meydanından: Gazeteci Bilal Abdulkerim

Amerikalı bir Müslüman olan Abdulkerim, Batılı gazetecilerin kendisi hakkındaki yorumlarını 'iki yüzlü, taraflı ve hatta kıskançlık' olarak yorumluyor.

Bilal Abdülkerim, birçok farklı milletten savaşçı ile röportajlar gerçekleştirdi ve geçtiğimiz yıl Esed güçlerince kuşatılan ve ağır bombardımana tutulan Halep’ten sağ çıkmayı başardı.

Bilal, bir yandan IŞID savaşçılarını çok sert şekilde eleştirirken; öte yandan El Kaide’nin Suriye bağlantısına mensup olan kimselerle röportajlar gerçekleştirdi.

Abdulkerim'in gerçekleştirdiği röportajların birinde Dr. Abdullah el Muhaysini "Suriye’de cihada katılmanın Müslümanlar üzerine neden farz olduğunu" açıklıyordu ve Suriye’deki savaşçıları Şii’lere karşı birinci savunma hattı olarak nitelendiriyordu. 

Abdulkerim'in Muhaysini ile yaptığı röportaj:

 

Esed yönetimi ve onun Rus müttefikleri Bilal’in, yayınladığı röportajlar nedeniyle "teröristlerle işbirliği içerisinde olduğu" iddiasında bulundular.

Her ne kadar ABD’de hakkında herhangi bir suçlama olmasa da, ABD'li bazı gazeteci ve yazarlar onun cihat yanlıları için tartışılmaz şekilde İngilizce dilinde bir platform oluşturduğunu iddia ediyorlar.

"Esed ile röportaj yapanlar suçlanıyor mu?"

New York Times gazetesinin Bilal Abdulkerim'e "haftanın profili" köşesinde yer vermesi, onun hakkındaki tartışmaları tekrar alevlendirdi. Abdulkerim, kendisinin "gazeteci" olarak sunulmasına karşı çıkan ve onun aslında bir cihat propagandisti olduğunu ileri sürenlere sert çıktı. Abdulkerim, tartışmalara cevap olarak yayınladığı video'da şu ifadeleri kullandı:

"Evet El Kaide üyeleri ile görüştüm. Çünkü onlar burdaki savaşın bir parçası. Bu bir gerçek. Peki Beşar Esed'e konuşma imkanı veya platform veren insanlara ne demeli? Beşar Esed, yarım milyondan fazla insanın ölmüyle doğrudan ilişkili. Onunla röportaj gerçekleştiren hiçbiri, bir teröriste konuşma imkanı sağladığı için terörist sempatizanı olarak etiketlendi mi? Elbette hayır. Peki ben neden suçlanıyorum?" 

 

"Yaşananlara onların penceresinden bakın"

Abdulkerim, ısrarla bağımsız bir gazeteci olduğunu, hiçbir askeri gruba dâhil olmadığını, sivillere karşı işlenen suçlarla mücadele ettiğini ve silah taşımadığını ifade ediyor. Gülerek, "Sizce bu savaşın siyahi, saçsız, sakallı ve kalaşnikof taşıyan bir başka kişiye ihtiyacı var mı?" diye soruyor.

Ancak, Suriye’deki El Kaide de dâhil olmak üzere, İslamcı fraksiyonlarla röportajlar yayınlama amacının, Batılı dinleyicilerin bu insanların penceresinden olaylara bakmalarını sağlamak olduğunu kabul ediyor.

"Washington'da El Kaide konuşabilir miyiz?"

İslamcıların ABD’yi anlama noktasında hata yaptıkları gibi, Batılıların da, İslamcı savaşçıları neyin bu noktaya getirdiğini anlamaya çalışmadan “terörist” olarak damgalayarak ve ötekileştirerek hataya düştüklerini ifade ediyor. Bilal’e göre bu bir kaybet – kaybet ilişkisi ve çözüm yalnızca diyalogla sağlanabilir.

Bilal, “Ben bu tarz konuşmaları bazen El Kaide mensupları ile bazen de başka İslamcı grup mensupları ile yapıyorum. Bazen onları kendi görüşüme ikna ediyorum, bazı zamanlar ikna olmuyorlar. Ancak merak ediyorum; eğer Washington’a gitsem ve desem ki ‘Hey dostlar, biraz El-Kaide’den bahsedelim mi, ne dersiniz?’ merak ediyorum bana bir fincan çay ikram ederler mi?” diyor.

Abdulkerim'in hayat hikayesi

New York Times gazetesinin 'haftanın profili' köşesi bu hafta Bilal Abdulkerim'e ayrıldı. Gazetede yer alan bilgilere göre, Bilal Abdülkerim’in eski ismi Darrell Lamont Phelps idi ve Mount Vernon’da annesi tarafından yetiştirildi. 1988 yılına ait lise yıllığından bir fotoğrafta onu smokin ve papyonu ile gülümseyen bir şekilde görüyoruz.


Bilal daha sonraları New York merkezine taşındığını ve burada İslam ile tanışana kadar müzik, tiyatro ve stand-up komedi ile ilgilendiği ve İslam’ı seçmesinde onu etkileyen şeyin Allah inancı ve her şeyin temiz olmasına yapılan vurgu olduğunu ifade ediyor. 

Arapça metinleri anlayabilmek için o dili öğrenmek gerektiğine kanaat getirerek önce Sudan’a seyahat etti sonra da Mısır’a yerleşti. Burada Suudiler tarafından finanse edilen bir televizyon kanalında İngilizce içerikli bir dini programın sunucusu olarak işe başladı ise de bir süre sonra bu işi de bıraktı. Daha sonra İngiltere’de yayın yapan bir İslami kanal için Libya, Ruanda ve başka yerlerde belgeseller hazırladı.  

Batılılar 'kötü çocuk' hikayesi arıyor 

2012 yılında Suriye’ye geçti. Amacı İslamcı savaşçıların durumunu belgelendirmekti ve o günden bu yana Suriye’ye odaklanmış durumda. İlk başlarda yabancı savaşçılarla ilgili rapor hazırlamak için Batılı haber kaynakları ile işbirliği yapmaktaydı. Ancak daha sonraları onların kendi deyimi ile "sadece savaşçılar hakkında sansasyon oluşturacak (kötü çocuk) hikayeleri aradıklarının" farkına vardı.

Böylece o ve bazı arkadaşları kendi ürettikleri video ve makaleleri Facebook, Twitter ve Youtube üzerinden yayacakları On The Ground News haber ajansını kurdular. Bilal ismini vermek istemediği bazı destekçilerden maddi kaynak edindiğini söylüyor. 

Bilal şuanda 46 yaşında ve Suriye’nin dışında yaşayan bir eşi ve 5 çocuğu var. Yetkili makamlarla problem yaşayacakları endişesinden ötürü onların nerede olduklarını söylemeyi reddediyor. 

Abdulkerim, Nusra Cephesi'nin liderlerinden Ebu Firas'la da röportaj gerçekleştirmişti:

 

Ailesi ve İngilizce konuşan insanlara olan özleminin yanında New York’taki İtalyan pizzasını özlediğini ifade ediyor.

Bilal savaşın birçok farklı yönünü anlattı ve ekrana yansıttı. Hava saldırıları, kuşatma, roketlerin sebep olduğu kayıplar ve çoğu zaman ön saflarda yer alan savaşçıların görüşleri bunlardan sadece birkaçı.

Abdülkerim’in çalışmaları, Esed yönetimi aleyhindeki bu savaşın özetini sunuyor. Ona göre, ölümcül bir diktatöre karşı yükselen savaşın İslami temelleri var ve dünyanın tepkisi yardımcı olmaktan oldukça uzak.   

Bilal’in profili, geçtiğimiz yıl Halep’te, Esed yanlıları tarafından kuşatma altına alındıkları süre içerisinde, her gün yayınladığı ve şehirdeki derin insani krizi konu edinen videoları sayesinde ciddi bir yükseliş gösterdi. 

 

Bir videoda yıkılmış bir binanın yanında duruyor ve kendi arkasında, gökten açılmış paraşütleri ile süzülen bombaları gösteriyor. Bir başka videoda bomba ve tüfek sesleri işliğinde dişlerini fırçalıyor ve savaş seslerinin günlük yaşantıda nasıl yer aldığını gözler önüne seriyor.  

 

Kuşatmanın şiddetinin had safhaya ulaştığı ve Esed güçlerinin ilerlediği zaman bir video yayınladı ve şöyle dedi: “Bu size son sözlerim olabilir.”

Bu videoda Müslüman liderleri de hedef aldı ve direnişçilere destek olmamakla suçladı. 

 

Ancak hayatta kaldı ve patlayıcı kuşakla donatılmış maskeli bir direnişçinin görüntülerinin yer aldığı bir video daha yayınladı. Sonrasında Suriyeli muhalifler ve rejim arasında varılan tahliye anlaşması ile şehirden kurtulmayı başardı. Abdulkerim, rejimin ve Şii milislerin kendisini görmesi halinde öldüreceğini düşünüyordu. O nedenle tahliye konvoyunda yer alan Suriyeli bir aileyi taşıyan kamyonun arkasına saklanarak şehirden çıkmayı başardı.  

 

Kendisi de şehri terk ettikten sonra yayınladığı videoda arkadaşları ile uzun bir zaman sonra yedikleri ilk yemeğe dair görüntüler var ve söyle diyor: Ulaştık! Dışardayız!

Abdulkerim, Halep’in tahliyesinden sonra direnişçilerce kontrol altında tutulan Kuzey Suriye’nin İdlib şehrinde yaşamaya devam etmekte.

Abdulkerim, "çeşitli yaftalamalara rağmen" çalışmalarının Suriye'deki mücadelenin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağına dair inancını koruyor ve şu sözleri söylüyor:

 

“Eğer iki taraf atılacak adımın birbirlerine saldırmak olduğuna karar veririlerse bu onların tercihidir ancak bir fincan güzel çay eşliğinde konuşmanın kimseye zararı olmaz.”

Kaynak: Mepa News

 

İlgili Haberler
HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.