Jasim Al-Azzawi

Jasim Al-Azzawi

Suudi Arabistan'ın sorunu silah değil strateji

Suudi Arabistan'ın sorunu silah değil strateji

Husilerin balistik füzesi cumartesi günü Riyad'ı hedef aldı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, hava savunma sistemlerinin füzeyi önlediğini açıkladı. Daha sonra başkentteki havalimanının yakınlarında bir duman bulutu yükseldi. Bu, yaz aylarında çatışmaların tırmanmasından bu yana kente yönelik ilk saldırıydı.

Saldırı acı bir gerçeği gözler önüne serdi. Suudi Arabistan dünyanın en pahalı askeri cephaneliklerinden birine sahip. Buna rağmen Mart 2015'te savaşa girdiği hareket, AFP'ye göre bugün Yemen'in Kızıldeniz kıyısının tamamını kontrol ediyor. Husiler Muha'yı ele geçirdi ve Babu'l Mendeb Boğazı'nın ortasındaki Perim Adası'nı da kontrol ettiklerini öne sürüyor. Askeri güç, siyasi kontrol sağlamadı.

Savaşın uzun bir geçmişi var. Suudi Arabistan, Husilerin Aden'e ilerleyişini durdurmak amacıyla 26 Mart 2015'te hava harekatını başlattı. 2022'de varılan ateşkes çatışmaları hafifletti. Ardından Husiler bu yıl 20 Temmuz'da Suudi limanları ve gemilerine abluka uyguladıklarını ilan etti. Institute for the Study of War ile Critical Threats Project, bu adımı Suudi Arabistan'ın İran Devrim Muhafızları danışmanlarının Sana'ya ulaşmasını engelleme girişimiyle ilişkilendirdi.

Washington ise sınırlı bir rol üstlenmeyi tercih etti. Axios, iki Amerikalı yetkiliye dayandırdığı haberinde Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın 10 Eylül'de Başkan Trump'ı iki kez arayarak saldırı emri vermesini istediğini, Trump'ın ise bunu reddettiğini bildirdi. Reuters da kaynaklarına dayanarak benzer bir talepte bulunulduğunu aktardı. Ne Beyaz Saray ne de Suudi Arabistan Büyükelçiliği konu hakkında açıklama yaptı ve ayrıntılar henüz doğrulanmış değil.

Trump daha sonra Husilerin kendilerine ulaştığını söyledi. 12 Eylül'de Dublin'de gazetecilere, "Husiler bizi aradı ve bizimle savaşmak istemiyorlar" dedi. Gemilerin çoğunun geçişine izin verdiklerini belirten Trump, "Bir ülke var ki ondan pek memnun değiller" ifadelerini kullandı. CNN, Trump'ın Suudi Arabistan'ı kastettiğini bildirdi. Eski ABD'li diplomat Barbara Leaf ise bu sözleri "şoke edici" olarak nitelendirdi.

ABD'nin yardımı gerçek ancak sınırlı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Komutanı Amiral Brad Cooper, Suudi devlet medyasına göre pazartesi günü Cidde'de Veliaht Prens ile görüştü. Bir ABD savunma yetkilisi görüşmeyi doğruladı ancak ayrıntı vermedi. Axios, yönetimin istihbarat ve hedefleme verileri sağladığını bildirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı da 17 Eylül'de, Kongre incelemesine tabi olmak üzere 48 adet F-35 savaş uçağının 24.3 milyar dolar değerindeki muhtemel satışına onay verdi. Reuters ise geçen kasım ayında Suudi uçaklarının İsrail'in sahip olduğu bazı özelliklerden yoksun olacağını bildirmişti.

Daha fazla silah temel sorunu çözmeyecek. Suudi Arabistan zaten gelişmiş savaş uçaklarına ve hava savunma sistemlerine sahip. Husileri yenilgiye uğratamamasının nedeni hiçbir zaman donanım eksikliği olmadı. Sorun, ulaşılabilir bir siyasi hedefin bulunmamasında yatıyordu.

Sana Center'dan Yasmeen el-Eryani, Al Jazeera'ye Husilerin tırmanmanın kontrolünü elinde tutan taraf gibi göründüğünü söyledi. Ona göre Riyad'ın şu aşamada en iyi seçeneği grubu yenmek değil, kontrol altında tutmak.

Riyad şimdi ortaklarına yöneliyor. Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan ağustos ayında ortak savunma anlaşması imzaladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan NTV'ye yaptığı açıklamada Riyad'ın bazı teknik askeri ihtiyaçları olabileceğini söyledi. Fidan, "Bunların karşılanmasında bizim açımızdan herhangi bir sorun olmaz" dedi. Pakistan ise anlaşma kapsamında herhangi bir askeri karşılığın görüşülmediğini belirtiyor. İbn Haldun Üniversitesinden İsmail Numan Telci de Al Jazeera'ye Türkiye'nin doğrudan muharip rol üstlenmesini sınırlayan unsurlar bulunduğunu söyledi.

Mısır'ın da kendi çıkarları söz konusu. Cumhurbaşkanı Abdulfettah es Sisi mayıs ayında, Babu'l Mendeb çevresindeki saldırıların 2023'ten bu yana Mısır'ın Süveyş Kanalı gelirlerinde yaklaşık 10 milyar dolarlık kayba yol açtığını söyledi. Kızıldeniz'den kaçınan gemiler kanalı tamamen devre dışı bırakıyor. Kahire boğazı "uzak bir Yemen meselesi" olarak göremez.

İran'ın rolünü ölçmek ise daha zor. Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, Husilerin Yemen'in batı kıyısındaki kazanımlarını "ilahi bir zafer" olarak övdü. Tahran'ın, ikinci bir stratejik geçiş noktasını tehdit edebilen bir müttefik üzerinden açıkça yeni bir koz elde ettiği görülüyor. Husiler yalnızca Suudi gemilerini abluka altına aldıklarını söylüyor. Trump ise gemilerin çoğunun geçtiğini belirtiyor.

Husilerin de sınırları var. Füze stokları sınırsız değil ve Washington'ın İran'dan gelen ikmal hatlarını kesmeye çalışması muhtemel. Ancak bu çaba başarılı olmayabilir. Kaçakçılık ağları şartlara uyum sağlıyor ve yerel üretim de arttı. Parça akışını yavaşlatmak mümkün. Tamamen durdurmak ise değil.

Trump'ın zamanlaması iç siyaseti de yansıtıyor olabilir. Kasım ayındaki ara seçimlerden önce yeni bir savaş, Amerikan kayıpları, daha yüksek taşımacılık maliyetleri ve yeni bir enflasyon dalgası anlamına gelebilir. Trump güç kullanımından tamamen vazgeçmiş değil, yalnızca bekliyor olabilir. Üst düzey bir yönetim yetkilisi Axios'a, Washington'ın deniz seyrüseferini korumak ancak bölgesel ortakların öncülük etmesini sağlamak istediğini söyledi.

Daha fazla tırmanma beklenebilir. Suudi Arabistan yeniden silahlanıyor, Husiler ise hala Suudi kentlerini ve deniz taşımacılığını vurabilecek kapasitede. King's College London'dan Nawaf Obaid, bir koalisyonun şekillenmekte olduğunu ve "devasa" bir karşılık geleceğini söylüyor. Savaşın büyük ölçekli kara birlikleri konuşlandırmaktan ziyade hava saldırıları, füze saldırıları, silah transferleri ve vekil güçler üzerinden genişlemesi daha muhtemel. Seoul Economic Daily, Riyad'ın müttefiklerinden önleme füzeleri talep ettiğini ancak buna yanaşan çok az ülke bulunduğunu bildirdi.

Riyad açısından çıkarılacak ders açık. Krallık Batılı silahlara devasa miktarlarda para harcadı. Buna rağmen çok daha yoksul bir düşman, başkentini füze ve insansız hava araçlarıyla hedef almaya devam ediyor. Ortakları silah satacak ve istihbarat paylaşacak. Ancak onun savaşını devralmaya pek istekli olmadıklarını gösterdiler.

Bu da Suudi güvenlik politikasının merkezinde bir çelişki bırakıyor. Ateş gücü düşmanı cezalandırabilir. Ama onu her zaman yenemez. Riyad bunu 2015'te öğrendi ve şimdi yeniden öğreniyor. Krallık ve müttefikleri büyüyen cephaneliklerini siyasi bir stratejiyle birleştirmedikçe zafere değil, savaşın yeni ve uzun bir bölümüne hazırlanıyorlar.

Gözlemcilerin sorduğu zor soru ise mevcut çatışmanın Washington ile Tahran arasında Hürmüz Boğazı konusunda yaşanan gerilimden daha uzun sürüp sürmeyeceği. Babu'l Mendeb Boğazı Suudi Arabistan'ın güvenliği, İran'ın nüfuzu, Yemen'in egemenliği ve küresel ticaret üzerine uzun süreli bir mücadelenin merkezine dönüşebilir.


Middle East Monitor'de yayınlanan bu değerlendirme Mepa News okurları için Türkçeleştirilmiştir. Değerlendirmede yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'in editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı toplam 295 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
Jasim Al-Azzawi Arşivi