Yavaş soykırım: Ateşkesin üzerinden aylar geçmesine rağmen Gazze'de ölümler devam ediyor
Gazze'de insani yardım, ilaç ve diğer birçok ihtiyaç İsrail tarafından kısıtlandığı için kanser hastaları, yerinden edilmiş aileler ve çocuklar ölmeye devam ediyor.
Gazze'den Maha Hussaini | Middle East Eye | Tercüme: Mepa News
Ateşkes bombaların çoğunu durdurdu ama Nejat Sayid el Hessi'nin vücudunu kemiren kanseri durduramadı.
Gazze'de yaşayan 61 yaşındaki Filistinli, 27 aydır aylık kanser ilaçlarını bekliyor ve bu süre zarfında tek bir doz bile alabilmiş değil.
Middle East Eye'a yaptığı açıklamada, “Ateşkesten bu yana Gazze'deki kanser hastaları için hiçbir şey değişmedi” diyen Hessi'nin hastalığı kontrolsüz bir şekilde ilerlemeye devam ediyor.
Deyr el Belah'taki derme çatma çadırından, “Savaşın başladığı 7 Ekim 2023'te ilaç ve iğne için Ramallah'ta randevum vardı. O gün gidemedim ve o zamandan beri bekliyorum.” diye ekledi.
Savaşın başlamasından bu yana Gazze dışına tıbbi sevkler durdu ve savaştan zarar gören bölgedeki hastaneler kanser hastalarına asgari düzeyde tedavi dahi sağlayamıyor.
El Hessi, “Hastalığın her geçen gün vücudumda ilerlemesinden korkuyorum” dedi.
El Hessi'nin durumu, ateşkesten üç ay sonra yaklaşık iki milyon insanın korkunç koşullar altında yaşamaya devam ettiği Gazze'deki daha geniş çaplı krizi yansıtıyor.
İki yıl süren İsrail bombardımanının ardından Gazze'nin sivil altyapısı ve kamu sağlığı sisteminin büyük bölümü tahrip oldu.
Gazze'de kurulan yeni yönetimin lideri Ali Şaas hakkında neler biliniyor?
İnsanlar Ekim ayındaki ateşkesin biraz soluklanma ve kademeli bir iyileşme yolu açacağını ümit etmişti.
Ancak İsrail'in sınır geçişlerine, yardımlara ve mallara yönelik kısıtlamalarının devam etmesi nedeniyle bölge sakinleri durumun yoğun bir soykırımdan daha yavaş tempolu bir soykırıma dönüştüğünü düşünüyor.
El Hessi gibiler için çatışmaların durması acıların dinmesini sağlamadı.
Yasaklanan ilaçlar
El Hessi Gazze Şeridi'ndeki 11.000 kanser hastasından biri. Yaklaşık 3.500'ü bölge dışında tedavi için tıbbi sevk belgesine sahip ancak İsrailli yetkililer seyahat etmelerine izin vermiyor.
Altı ay önce bir sevk almış, ancak sınırların kapalı olması nedeniyle bu sevk gerçekleşmemiş. Sırt ağrısı için yakın zamanda yerel kliniğine yaptığı ziyarette hiçbir ilaç bulamamış ve disk kayması ve osteoporoz için de hiçbir tedavi uygulanamamış.
“Bana bir şey vermelerini istedim, en azından biraz vitamin, ama benim durumum için ellerinde hiçbir şey olmadığını söylediler” diye anlatıyor.
Filistin Sağlık Bakanlığı İsrail'in kısıtlamalarının sağlık sistemi genelinde ciddi sıkıntılara neden olduğunu belirtiyor.
Bakanlık, Kasım ayı itibariyle temel ilaçların yüzde 56'sının, tıbbi sarf malzemelerinin yüzde 68'inin ve laboratuvar malzemelerinin yüzde 67'sinin mevcut olmadığını ifade ediyor.
Gazze'de tarama hizmetleri de yok, bu nedenle El Hessi gibi hastalar kanserin vücutlarında ne kadar yayıldığını bilemiyor.
UNICEF: İsrail ateşkes boyunca Gazze'de 100'den fazla çocuk öldürdü
El Hessi, "En son doktora gittiğimde bana kanserin akciğerlerime ulaşmış olabileceğini söyledi" dedi ve ekledi: “Yavaş yavaş ölüyorum.”
Gazze Kanser Merkezi'nin tıbbi direktörü Dr. Muhammed Abunada Middle East Eye'a yaptığı açıklamada, İsrailli yetkililerin Gazze'ye tıbbi malzeme girişini kısıtlamaya devam etmesi nedeniyle kanser ilaçları ve ağrı kesicilerde yüzde 70 oranında eksiklik olduğunu söyledi.
Dr. Abunada, “Geriye kalan yüzde 30'luk kısım büyük ölçüde etkisiz, çünkü bir kanser hastasının üç çeşit ilaca ihtiyacı varsa, genellikle sadece bir ya da ikisi mevcut, diğerleri ise eksik” dedi ve ekledi:
“Bu da ellerindeki ilaçları büyük ölçüde işe yaramaz hale getiriyor, çünkü diğer ilaçlarla birlikte alınmaları gerekiyor.”
Soykırım başladığından bu yana kanser hastaları arasındaki ölüm oranlarının iki hatta üç katına çıktığını da sözlerine ekledi. Savaştan önce günde bir kanser hastası ölürken, şimdi günde iki ya da üç kişi ölüyor.
Dr. Abunada, “Bunun nedeni büyük ölçüde onlara sunacak ilaç veya tedavimizin olmaması ve binlerce kişinin yurtdışında tedavi görmek için acilen tıbbi tahliyeye ihtiyaç duymasıdır” dedi.
"Çocukları öldüren ateşkes"
Araştırmalar Gazze'de ölüm oranındaki artışın sadece kanser hastalarıyla sınırlı olmadığını, tüm nüfusu etkilediğini gösteriyor.
En güncel veriler yeni doğan bebeklerle ilgili. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (Unicef) savaşın son üç ayında yeni doğan bebeklerin doğum sırasında ölme oranının yüzde 75 arttığını tespit etti.
Unicef'e göre Temmuz ve Eylül ayları arasında her ay ortalama 47 yeni doğan ölümü kaydedildi ve bu rakam 2022'deki aylık ortalama olan 27'nin neredeyse iki katı.
Ölüm oranlarındaki bu artışa neden olan faktörlerin çoğu, ateşkes anlaşmasının üzerinden üç ay geçmesine rağmen devam ediyor.
Gazze'de bir bebek soğuktan donarak can verdi
Saldırılar azalmış olsa da, bombardımanlar ve silah sesleri neredeyse her gün Filistinlileri öldürmeye devam ederken, onlarca aile, devam eden İsrail saldırıları ve toprak ilhakı nedeniyle evlerini kaybederek zorla yerinden edilme tehdidi altında kalmaya devam ediyor.
Sağlık Bakanlığı'na göre ateşkesin başladığı 10 Ekim'den bu yana en az 449 Filistinli öldürüldü ve 1.264'ü de yaralandı.
Salı günü Unicef, Ekim ayından bu yana Gazze'de 100 çocuğun öldürüldüğünü belgelediğini açıkladı ve son üç ayı “çocukları öldüren bir ateşkes” olarak tanımladı.
"Hâlâ çocuklarımı okula göndermeye korkuyorum. Paranoyak değilim ama bombalamalar devam ediyor, sadece doğu bölgelerinde ya da sarı çizgiye yakın mahallelerde değil, bazen Gazze şehir merkezinin ortasında da bombalamalar oluyor" diyor 34 yaşındaki üç çocuk babası Ebu Refik Ubeyd.
"Hala aynı tehditler ve zorlu koşullar altında yaşıyoruz, sadece daha az gürültü ile. Evimiz soykırım sırasında bombalandı ve ateşkesten sonra bile hasarı kontrol etmek ya da hala ayakta olup olmadığını görmek için mahalleye ulaşamıyoruz."
Ubeyd'in Şucaiye mahallesindeki evi İsrail'in yeni uygulamaya koyduğu “Sarı Hat”tın gerisinde kalıyor. O ve geniş ailesi şimdi Gazze Şehri'nin merkezindeki bir okulda yaşıyor.
Görüş | Sarı hatlar ve yeşil bölgeler: Gazze fiili olarak nasıl bölündü?
Ekim ayında ABD arabuluculuğunda yapılan ateşkesten bu yana İsrail güçleri tarafından tek taraflı olarak uygulanan Sarı Hat, Gazze'de girilmesi yasak bir bölgeyi işaret ediyor.
Filistinlilerin kuzey, güney ve doğudaki geniş alanlara erişimini engelliyor. Sarı Hat, ateşkesten bu yana sürekli olarak batıya doğru genişledi ve şu anda Gazze topraklarının yaklaşık yüzde 60'ını kapsıyor.
El Hessi, "Evleri Sarı Hat'tan biraz uzakta olan bazı akrabalarım ateşkesten sonra geri dönebildi. Ancak yaklaşık bir ay önce gece yarısı kaçtılar ve o zamandan bu yana bu okulda bize katıldılar." dedi ve ekledi:
“Sarı Hat onların bölgesine doğru genişledi ve birkaç günde bir yavaş yavaş ilerlemeye devam ediyor.”
"Kış başka bir saldırı"
Filistinliler, Sarı Hat'ın Gazze'yi “yeşil” ve “kırmızı” bölgelere ayırmaya yönelik İsrail-Amerikan planının bir parçası olmasından endişe ediyor.
The Guardian'a göre ABD, Gazze'yi uzun vadede ikiye bölmeye hazırlanıyor: Doğu bölgesi İsrail ve uluslararası askeri kontrol altında kalırken, kırmızı bölge olarak adlandırılan bölge ise Filistin bölgesinin geri kalan batı kısımlarını kapsayacak.
İsrail'in sürekli genişleyen "Sarı Hattı" Gazze'yi sessizce yutuyor
Rapor edilen plana göre Filistinliler, yeniden inşa ve nispeten daha iyi yaşam koşullarına izin verilecek olan “yeşil bölgeye” taşınmaya zorlanacak. Gazze'nin tüm kıyı şeridini kapsayan “kırmızı bölge” ise büyük ölçüde harabe halinde bırakılacak.
Yeniden inşa planları büyük ölçüde teorik kalırken, İsrail evleri onarmak, yeniden inşa etmek ya da en azından yeterli geçici barınaklar kurmak için gereken ekipmanların Gazze'ye girişini engellemeye devam ediyor.
Yaklaşık 1,5 milyon Filistinlinin hala yerinden edildiği ve görünürde yeniden yapılanmanın olmadığı bir ortamda, on binlerce aile derme çatma çadırlarda üst üste üçüncü kışı geçiriyor.
Ubeyd'in yerinden edildiği okulda çadırını kuran dul ve üç çocuk annesi Raca Cendiye, “Bu kış mevsimi öncekilere kıyasla en sert olanı” dedi ve ekledi:
“Bunun nedeni sadece yağmurun daha şiddetli ve fırtınaların daha güçlü olması değil, aynı zamanda tükenmiş olmamız. İki yıl boyunca sürekli yerinden edilmenin ardından çadırlarımız yırtıldı ve çektiğimiz acılar ve uzun süreli açlık nedeniyle sağlığımız bozuldu.”
İsrail yönetimi: Uluslararası medya Gazze'ye alınmayacak
Geçtiğimiz iki ay boyunca, devam eden şiddetli yağmurlar Gazze Şeridi'ni vurdu ve binlerce çadırı yerinden söktü. İsrail'in daha önceki bombardımanlarında hasar gören yapısal olarak zayıflamış düzinelerce bina da yerinden edilmiş insanların üzerine çöktü.
Çoğu hipotermiden olmak üzere 19'u çocuk en az 31 Filistinli kışa bağlı nedenlerle hayatını kaybetti.
Cendiye, “Her yağmur yağdığında bütün gece uyanık kalıyoruz çünkü çadırı su basıyor” dedi ve ekledi: “Bir taraftan diğerine koşuyorum, yatakları kaldırıyorum ve çocuklarımı bir oraya bir buraya taşıyorum.”
“Yerinden edilmişseniz ve çocuklarınız varsa, kış sadece bir mevsim değildir. Bu da hayatta kalmanız gereken bir başka saldırı gibi bir şey.”
Gazze halkını dış yardıma bağımlı kılmak
İsrail, mal ve insani yardım girişini kısıtlamanın yanı sıra, kuşatma altındaki bölgede faaliyet gösteren uluslararası yardım kuruluşlarına yeni şartlar getirerek, kendilerine izin vermeden önce kapsamlı kayıt prosedürleri ve ayrıntılı personel bilgileri talep etmeye başladı.
Bu tedbirler onlarca STK'nın Gazze'de çalışmasını ya da yardım ulaştırmasını fiilen engelleyerek binlerce ton gıda, tıbbi malzeme ve ekipmanın Gazze dışında kalmasına neden oldu.
Gazze'nin tarım arazilerinin en az yüzde 80'ini tahrip eden ya da ele geçiren ve balıkçılık sektörünün yaklaşık yüzde 95'ini felç eden İsrail ordusu, kıyıda balık avlamaya çalışan balıkçılara rutin olarak ateş açıyor ve onları gözaltına alıyor.
Bu önlemler Gazze'nin kendi kendine yetebilmesini sağlayan iki ana gıda kaynağını da ortadan kaldırdı ve halkı neredeyse tamamen dış yardıma bağımlı hale getirdi.
İsrail Gazze'deki tüccarlarla işbirliği yaparak bölgedeki insani krizi nasıl derinleştiriyor?
Gazze'deki Balıkçılar Birliği Komiteleri Başkanı Zekeriya Bekir, “İsrail Gazze'nin iyileşmesini ya da hayatta kalmak için kendi kaynaklarıyla yetinmesini istemiyor” dedi ve ekledi:
“Bu yüzden balıkçılar Gazze Şeridi'nde en çok hedef alınan gruplardan biri haline geldi.”
Bekir, Gazze'nin eskiden kendi ihtiyaçlarını karşıladığını ve hatta yurtdışına balık ihraç ettiğini ifade etti. Bugün ise balıkçılar denizde serbestçe avlanamadıkları için dondurulmuş balık ithalatına bel bağlıyorlar.
“Bizi sürekli dışa bağımlı kılmak istiyorlar.”
Kaynak: Mepa News
