BAE destekli soykırımın ardından Sudan'ın Faşir kentinde nüfus yüzde 93 azaldı

BAE destekli soykırımın ardından Sudan'ın Faşir kentinde nüfus yüzde 93 azaldı

BAE destekli Hızlı Destek Kuvvetleri'nin geçtiğimiz yıl katliama imza attığı Faşir kentinin nüfusunun yüzde 93 azaldığı bildirildi.

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), cuma günü yayımladığı yeni bulgularda, Sudan'ın Kuzey Darfur bölgesindeki Faşir kentinin nüfusunun geçen yıla kıyasla yüzde 90'dan fazla azaldığını bildirdi.

Faşir, bir yıl önce Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından desteklenen paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından ele geçirilmişti. İnsani yardım kuruluşları ve Sudan hükümetine göre geçen yıl güvenlik arayışıyla kente sığınan bir milyondan fazla yerinden edilmiş kişiden geriye yalnızca 70 bin kişi kaldı.

Uluslararası Af Örgütü, kentte "hukuka aykırı öldürmelerin, gözaltıların, işkencenin ve gözetim faaliyetlerinin yaygın olduğunu" belirtti.

Uluslararası Af Örgütü, HDK'nin askeri harekatı sırasında "insanlığa karşı suçlar ve etnik temizlik gerçekleştirdiğini" belirterek "Faşir'in bugün her yanına yaygın bir korku ortamının hakim olduğunu" bildirdi.

Örgüt, yeni tanıklıklar toplamak amacıyla son iki ay içerisinde Faşir'deki koşullar hakkında 19 kent sakini ve altı insani yardım çalışanı olmak üzere 25 siville görüşmeler gerçekleştirdi.

Görüşülen kent sakinlerinden 17'si HDK'ye ait gözaltı merkezlerinde tutulmuş, 15'i ise Temmuz-Ağustos 2026 döneminde Faşir'den ayrılmıştı.

Kimliğinin korunması amacıyla adı değiştirilen 29 yaşındaki Muddessir, Uluslararası Af Örgütü'ne verdiği ifadede şunları anlattı:

"İşkence, HDK'nin gözaltı merkezlerinin değişmez bir parçası. Onlara bakmaya çalışan insanları infaz ettiler. Çok uyursanız bundan hoşlanmıyorlar ve sizi infaz ediyorlar. 'Dinlenmek mi istiyorsun? Sana sonsuza kadar dinlenme imkanı vereceğiz' diyorlar."

Zaghawa etnik grubuna mensup olan Muddessir, sonunda hapishaneden kaçmayı başardığını söyledi.

Berti etnik grubundan 38 yaşındaki Hatim ise çenesinde ciddi bir şarapnel yarası bulunmasına rağmen 2026 ilkbaharında evindeki kişisel eşyalarını almak için Faşir'e döndüğünde HDK tarafından gözaltına alındı.

Hatim, Uluslararası Af Örgütü'ne yaklaşık 300 kişiyle birlikte bir okulda dört ay boyunca tutulduğunu anlattı. "Serbestçe hareket edemiyordunuz. Orada kalmak zorundaydınız. İki kez kaçmaya çalıştığımda HDK mensupları beni dövdü. Yaralarıma bile vurdular." dedi.

Hatim, üçüncü girişiminde kaçmayı başardı.

Kimliğinin korunması için adı değiştirilen, Zaghawa etnik grubuna mensup 33 yaşındaki Memun ise ailesinin kendisini kurtarmak için fidye ödemek zorunda kaldığını söyledi.

Memun, yaşadıklarını şöyle anlattı:

"İnsanları hücreden rastgele çıkarıyorlar. Sizi Ortak Kuvvetler veya orduyla birlikte olmakla suçluyorlar. Ardından bayılana kadar dövüyorlar. Bazen günde dört kez dövüldüğüm oluyordu. Her şey onların o anki ruh haline bağlı."

Uluslararası Af Örgütü'nün bulgularına göre gözaltı merkezi olarak kullanılan okullarda genellikle kadınlar, çocuklar, bazı yaşlılar ve yaralılar tutuluyordu.

Hayatta kalanlar, bu merkezlerde yetersiz beslenmenin yaygın olduğunu anlattı.

Uluslararası Af Örgütü tarafından Harem adıyla anılan 45 yaşındaki Zaghawa etnik grubuna mensup bir kadın, Zaghawaların düzenli olarak darbedildiğini söyledi. Kadın, "Bize 'falangayaat kadınları' diyorlardı" ifadelerini kullandı. Bu ifade, köleliği veya hizmetkarlığı ima eden aşağılayıcı bir sözcük olarak kullanılıyor.

Uluslararası Af Örgütü, HDK'ye keyfi olarak gözaltına alınan herkesin "derhal serbest bırakılması" çağrısında bulundu.

Örgüt ayrıca "gözaltı merkezlerinde ve diğer yerlerde işkenceye ve hukuka aykırı öldürmelere son verilmesini" ve "uluslararası hukuk tarafından yasaklanan zorla çalıştırma uygulamasının durdurulmasını" talep etti.

Faşir sakinleri, Eylül 2026 itibarıyla az sayıda insani yardım kuruluşunun kentte yeniden faaliyet göstermeye başladığını ancak HDK'nin bu kuruluşların hareketlerini yakından izlediğini ve bölge sakinlerinin kendileriyle özgürce konuşmasını engellediğini söyledi. Kent sakinlerinden biri, "Herkes çok yakından izleniyor gibiydi. İnsani yardım çalışanlarına özel olarak konuşabilecekleri hiçbir alan bırakmıyorlar. Herkes korku içinde" dedi.

Bir başka kent sakini ise şu ifadeleri kullandı:

"İnsani yardıma erişim tamamen engellenmiş değil ancak kuruluşlar faaliyetlerini yürütürken HDK uygulamaları denetliyor. Fotoğraf çekilmesine, röportaj yapılmasına veya herhangi bir tür etkileşime izin verilmiyor."

Kaynak: Mepa News

tg.png

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.