1. ANALİZ

  2. Dünden bugüne İran Azerileri
Dünden bugüne İran Azerileri

Dünden bugüne İran Azerileri

İran Azerileri kimlerdir, nüfusları ne kadar, İran'a ne derecede bağlılar, tarihi arka plandan ne kadar etkileniyorlar, İran'da ne derecede etkinler, İran'ın Türk devletlerle ilişkilerinden nasıl etkileniyorlar?

Mepa News | Haber Merkezi
A+A-

İran ve Azerbaycan ilişkilerinin gerilmesinin ardından İran Azerilerinin tavrının ne olacağı konusu onlara olan ilgiyi daha da artırmış görünüyor.

Azerbaycan'daki Azeri nüfusunun yaklaşık 3 katı kadar nüfusa sahip olan İran Azerilerine İran-Türkiye, İran-Azerbaycan ve İran-Ermenistan ilişkilerinin önemli yansımaları oluyor.

İran Azerileri kimlerdir?

İran'daki Azeri Türkler, Farsların ardından sayıca İran'ın en büyük etnik grubu olup, 84 milyon nüfusa sahip İran'da 25-30 milyon Azeri Türkünün yaşadığı tahmin edilmektedir.

Azerbaycan'daki Azeri Türkü sayısı ise 9 milyonun biraz üzerindedir.

İran'daki Azeriler Şii'dir. Yine İran'da Şii olmayan bir Azeri topluluk bulunmamakla birlikte, Şii olmayan İranlı Azeriler kendi kişisel tercihiyle Şiiliği bırakanlardan ibarettir.

İran'daki Farslarda ise genellikle ülkenin güneyinde küçük Sünni topluluklar bulunmaktadır.

İran Azerileri, İran'ın Doğu Azerbaycan, Batı Azerbaycan, Erdebil ve Zencan ostanlarında (eyalet) çoğunluğu oluşturmakta ve bu ostanlara komşu bölgelerde de bolca bulunmaktadırlar. Nüfusu 16 milyonu aşan Tahran'da da 6 milyondan fazla Azeri'nin yaşadığı belirtilmektedir. Bu rakam Tahran'ı İstanbul'un ardından dünyada en çok ana dili Türkçe olan nüfusa sahip şehri yapmaktadır.

İran'daki resmi ideolojiye göre, Azeriler Türk olmayıp İrani bir kavimdir. İran Azerilerinin ezici çoğunluğu ise bu tezi şiddetle reddetmekte ve Türk olduklarını ifade etmektedirler.

Doğu Azerbaycan ostanının merkezi ve İran'ın tarihi başkentlerinden Tebriz, Güney Azerbaycan olarak da isimlendirilen İran Azerilerinin yoğun yaşadığı bölgelerin merkezi sayılmaktadır.

Tarihi arka plan

İran'daki Azeriler tarihi arka plan nedeniyle kendilerini azınlık olarak değil ülkenin asli unsuru olarak görüyorlar.

İran'ı 11. yüzyıldan 1925'e kadar kesintisiz olarak Türk hanedanlar yönetti. 16. yüzyıl başında İran'ı ele geçirip halkın çoğunluğu Sünniyken zorla Şiileştiren Şah İsmail Safevi (1487-1524) ve kurduğu ünlü Safevi Hanedanı Azeriydi.

Şah İsmail'in Azeri kökenli değil Kürt kökenli olduğu iddiaları bulunsa da her halükarda Şah İsmail Azeri kimliğinde doğmuş ve yaşamış bir isimdi.

19. yüzyılın başında İran ile Rusya'nın girdiği savaşlar sonucunda bugünkü Azerbaycan Cumhuriyeti toprakları Rusya tarafından İran'dan alındı. Sovyetler Birliği'nin kurulmasıyla Bakü merkezli olarak bu bölgede Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu.

1991'de bu cumhuriyet bağımsızlığını kazanarak bugünkü Azerbaycan Cumhuriyeti'ne dönüştü.

Bu tarihi gelişim nedeniyle İran halen Azerbaycan Cumhuriyeti'ni kendisinden koparılan bir parça saymakta, resmi ve üst düzeyde olmasa da kültürel ve tarihi açıklamalarla Azerbaycan'ı İran'a katılmaya davet etmektedir.

1925'te İran'da Türk Kaçar Hanedanı devrilerek Fars Pehlevi Hanedanı'nın başa geçmesiyle İran Azerilerinin İran'daki konumu değişmeye başladı. Fars milliyetçiliği güden Pehlevi Hanedanı İran'ın Fars kimliğini vurguladı, Farsça'nın resmi dil olmasını pekiştirdi.

Böylece Azeriler İran'da kendilerini git gide daha dışlanmış hissetmeye başladılar.

İran Devrimi, Humeyni rejimi ve İran Azerileri

Pehlevilerin Fars milliyetçi politikalarına tepki olarak İran Azerileri 1979'daki İran Devrimi'ne yoğun destek verdiler. Tebriz, o esnasında devrimin en önemli merkezlerinden biri olarak gösteriliyordu. 

Devrimin başarıya ulaşmasının ardından Humeyni yönetimiyle Azeriler arasında büyük bir sorun yaşandı. İran'ın dini merkezi Kum'da yaşayan ve ülkenin en büyük Şii mollalarından sayılan Azeri Kazım Şeriatmedari (1906-1986) Humeyni'nin Velayet-i Fakih teorisine karşı çıkmaktaydı.

Humeyni'nin ele aldığı genişlikte bir Velayet-i Fakihlik makamının Şii inançlarıyla bağdaşmadığını savunan Şeriatmedari, kimsenin "Kayıp İmam Mehdi"nin yardımcısı olarak ülkeyi yönetme hakkına sahip olmadığını belirtiyordu.

Şeriatmedari'ye göre bunun için İmam gibi masum olmak gerekiyordu, masum olmayan Humeyni gibi birinin elinde bu kadar geniş yetkili bir makamın diktatörlükle sonuçlanması kaçınılmazdı.

Şeriatmedari İran'daki Şiilerin üçte biri tarafından taklid ediliyordu. Bu oran İran'daki Azeri Türklerinde daha da yoğunluk kazanıyordu. Kum'da çalışmaları en etkin olan isimdi. Bu sebeple Şeriatmedari gibi İranlı Azeri Türkü olan Hoyi'nin Necef Havzası'nın o dönemde başı olduğu gibi Şeriatmedari de Kum Havzası'nın başı olarak görülüyordu.

Humeyni'nin Şeriatmedari'yi ikna çabaları

Şeriatmedari'nin 1978'de Şah karşıtı gösterilere desteğini açıklaması İran kontrolündeki Tebriz merkezli Güney Azerbaycan'da bu gösterilerin yoğunlaşmasında ve Şah'ın devrilmesinde başat rol oynamıştı. Devrimin ardından Mart 1979'da Şeriatmedari'nin öncülüğünde Kum ve Tebriz merkezli olarak 'Müslüman Halkın Cumhuriyetçi Partisi' kurulmuştu. Parti o dönem 38 milyon nüfuslu olan İran genelinde ağırlıklı olarak Tahran, Kum ve Azeri çoğunluklu bölgelerden 3 milyon üye elde etmişti.

Bu sebeple Humeyni öncelikle Şeriatmedari'yi konuşarak iknaya çalıştı. İki isim de Kum'da ikamet ettiğinden Humeyni Şeriatmedari'ye ziyaretler gerçekleştirerek Velayet-i Fakih makamının yetki sınırına ve kendisinin bu makamda olmasının gerekliliğine onu iknaya çalıştı.

Fakat Şeriatmedari gibi, İran ve Irak'ın pek çok Şii mercii de Humeyni'yi hakiki bir merci olarak bile görmemekteydi. Çünkü 1963'te Humeyni, Şeriatmedari öncülüğünde idam cezasından kurtarılabilmek için siyasi bir adımla merci ilan edilmişti.

seriatmedari.jpeg

Humeyni Şeriatmedari'yi bir ikna ziyaretinde (1979). Sağdan sola: Ruhullah Humeyni (1902-1989), Kazım Şeriatmedari (1906-1986), Ruhullah Humeyni'nin oğlu Ahmed Humeyni (1946-1995)

Kazım Şeriatmedari'nin İran Devrimi'ne bir destek açıklaması (Aralık 1978)

Şeriatmedari Humeyni tarafından ikna edilemedi. Fakat devrim coşkusuyla beraber halk vaatlerine kapılıp 1979 yılında git gide Humeyni'nin safında yer aldı.

İran'ın Azeri bölgeleri dışında Şeriatmedari yanlıları Humeyni destekçilerine oranla git gide azınlığa düştüler.

Şeriatmedari destekçileri Tebriz'i ele geçirdi

Kasım 1979'da Humeyni'nin yönlendirmesiyle Tahran Üniversitesi öğrencilerinin ABD büyükelçiliğini basıp çalışanlarını rehin alması Şeriatmedari tarafından resmi beyanatla kınandı.

Bunun üzerine Humeyni'nin talimatıyla Şeriatmedari ev hapsi cezasına çarptırılırken, bazı aile üyeleri ve yakınları tutuklanıp işkenceye uğratıldı. Tutuklanıp işkence edilenlerin arasında Şeriatmedari'nin gelini de vardı.

Bunun üzerine Kasım-Aralık 1979'da Tebriz'de Şeriatmedari yanlıları büyük bir isyan çıkardı. Henüz tam olarak yerleşmemiş yeni rejimin güçlerini çatışmaların ardından mağlup ettiler. Şehrin kontrolünü büyük ölçüde ele alan isyancılar, yerel televizyon ve radyo istasyonlarını da kontrollerine aldılar. Buralardan yaptıkları yayınlarla"Velayet-i Fakihlik diktatörlüğü"ne ve "Şeriatmedari'ye yapılan zulme" karşı olduklarını bildirdiler.

Aynı dönemde Kum'da da Şeriatmedari yanlıları Tebriz'deki kadar büyük olmasa da isyan ettiler.

tebriz.jpg

Tebriz'de Şeriatmedari yanlısı Azeri Türklerin gösterileri (Aralık 1979)

resim-001.jpg

Tebriz'de Humeyni resimlerin yırtan Şeriatmedari destekçileri (Aralık 1979)

Tebriz İsyanı'na dair ABD'nin NBC TV kanalına çıkan bir haber (4 Ocak 1980)

Humeyni'den orduya hareket emri ve Şeriatmedari'nin siyaseti bırakması

Aralık 1979'da Humeyni orduya tank ve uçakların da yer aldığı ağır silahlarla Tebriz'e hareket etmesi emri verdi.

Fakat ordu hemen harekete geçirilmeyerek Tebriz'deki isyancıların teslim olması beklenmeye başlandı. Bunun üzerine iç savaş çıkmasını ve Tebriz'in yıkımını istemediğini belirten Şeriatmedari, Kum kentinden yaptığı çağrıyla Tebriz'deki destekçilerinden ordu güçlerine direnmemelerini istedi ve siyasi faaliyetlerine son vereceğini açıkladı.

Böylece İran ordusu 12 Ocak 1980'de Tebriz'e hemen hemen çatışmasız bir şekilde girdi. Buna rağmen yeni rejim Tebriz'de yaygın tutuklama ve idamlar gerçekleştirdi.

Ocak 1980'de Şeriatmedari'nin 'Müslüman Halkın Cumhuriyetçi Partisi' kapatıldı. Şeriatmedari tüm faaliyetlerine son vererek Kum'da kendi kabuğuna çekildi.

Şeriatmedari'nin 1979'un ikinci yarısında İran'a bağlı kalsa da Tebriz merkezli olarak geniş iç özerkliğe sahip bir Güney Azerbaycan Devleti ve bu kapsamda Tebriz'e bir Şii havzası kurup yerleşme niyetinde olduğu iddia edilmektedir.

Fakat bunun kanlı ve başarıya ulaşması meçhul bir savaşla olmasını istemediğinden geri adım attığı düşünülmekte.

Azerilerin sona eren Şeriatmedari endeksli muhalefeti

1980'de sona eren Azerilerin Şeriatmedari endeksli muhalefetinde İran'ın Azeri çoğunluklu bölgelerinde Azeri Türkçesinin Farsçanın yanında resmi dil yapılması da talep edilmiştir. İran o dönemden bu yana Türkçe eğitim ve Azeri çoğunluklu bölgelerde Türkçe'nin resmileştirilmesine karşı çıkmaktadır.

İran'da yeni rejimin oturduğu 1981'de hem cumhurbaşkanının (Ali Hamaney) hem de başbakanın (Mir Hüseyin Musavi) Azerilerden seçilmesi, rejimin Azerileri küstürmeme çabası olarak görülmüştür.

İran'da tüccar ve molla sınıfında Azerilerin yoğunluğu göze çarpmaktadır. Son dönemin en ünlü Şii alimi olarak görülen Ebul Kasım el-Hoyi (1899-1992) evinde Türkçe konuşmaya devam ettiği bilinen İranlı bir Azeriydi.

1912'de Osmanlı Devleti döneminde ailesiyle İran'dan Irak'ın Necef şehrine göç eden Hoyi, 80 yılını Necef Havzası'nda geçirmiş, 1971-1992 döneminde bu havzaya liderlik etmiş ve son yarım asırdaki Şiiliğe damgasını vurmuş bir isim olarak görülmektedir.

İranlı Azeri Ali Hamaney 1981-1989 döneminde süren cumhurbaşkanlığının ardından Fars olan dini lider Humeyni'nin ölümü üzerine 1989'da ülkenin dini lideri olmuştur.

32 yıldır dini liderlikte bulunan Azeri Ali Hamaney Azeri Türkçesinin resmileştirilmesine karşı çıkmakta ve bu konuda Azerilerden gelecek tepkileri hafifletebilmek için zaman zaman kamuya açık biçimde ana dili olan Türkçeyi konuşmaktadır.

Azeri-Ermeni Savaşı ve İran Azerileri

Birinci Dağlık Karabağ Savaşı'nda da (1988-1994), İkinci Dağlık Karabağ Savaşı'nda da (2020) İran'ın Ermenistan'ı destekler bir tavır takınması İran Azerilerinin rejime tepkisini artırmıştır.

İran'ın Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Ermenistan'ı yenmesi durumunda Türkiye'nin de desteğiyle Tebriz merkezli Güney Azerbaycan'ı topraklarına katmaya çalışmasından endişe ettiği belirtilmektedir.

1992-1993 dönemi Azerbaycan Cumhurbaşkanı olan Türk milliyetçisi Ebulfeyz Elçibey (1938-2000) başkenti Tebriz olan bağımsız ve birleşik bir Azerbaycan'ı hedeflediğini belirtmekten çekinmemiştir.

"Azeriler ayrılırsa İran ortadan kalkar"

Son dönemde İran rejiminin Fars kimliğini pekiştiren bir yola girmesinin ve İran genelinde artan rejime muhalefetin çift yönlü etkisiyle İran Azerilerinde rejim muhalifliğinin arttığı gözlemlenmektedir. Bununla beraber tarihi arka plan nedeniyle İran Azerilerinde halen bu ülkeyi sahiplenme duygusu yüksektir. İran'daki Kürt ve Beluç hareketlerin aksine İran Azerileri rejime karşı silahlı muhalefete girişmemişlerdir.

Yine de İran Azerilerinde artmakta olan rejiminden kopuşun İran'dan kopuş duygusuna dönüşebilme ihtimali olduğu belirtilmektedir.

İran'da Fars ve Azeriler arasında yaşanacak temelli bir kopuşun İran'ın sadece rejimini değil siyasi varlığını ortadan kaldırabileceği ifade edilmektedir.

Kaynak: Mepa News Akademi

twtbanner-001.jpg

HABERE YORUM KAT

UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
İlgili Haberler