1. ÇATIŞMA BÜLTENİ

  2. SOMALİ

  3. Geçmişten bugüne Somali dosyası
Geçmişten bugüne Somali dosyası

Geçmişten bugüne Somali dosyası

Afrika Boynuzu'ndaki stratejik konumuyla dikkat çeken Somali kanlı bir diktatörlüğün ardından düştüğü iç savaş ve dış müdahalelerle büyük sıkıntılar içinde yaşamaya devam ediyor.

Mepa News | Haber Merkezi
A+A-

Afrika Boynuzu'ndaki stratejik konumuyla dikkat çeken Somali, kanlı bir diktatörlüğün ardından savrulduğu iç savaş ve dış müdahalelerle büyük sıkıntılarla mücadele etmeye devam ediyor.

Somali nüfusu

2021 itibariyle 16 milyondan fazla nüfusa sahip ülke, nüfusunun yüzde 63'ünün 25 yaş altı olması nedeniyle dünyanın en fazla gen nüfusa sahip ülkelerinden biri olarak kabul ediliyor.

Somali haritası:

somalia-political-map.jpg

Somali iklimi ve coğrafyası

Doğu Afrika'da Ekvator'un kuzeyinde yer alan Somali sıcak bir iklime sahiptir. Ülkenin kuzeyinde çöller, güneyinde ise yeşil araziler yoğun olarak yer almaktadır. Dünya ticaretinin en önemli geçiş yollarından sayılan, Süveyş Kanalı'ndan geçen gemilerin güzergahı olan Babul Mendep Boğazı'nın hemen çıkışında yer alması ve Aden Körfezi'nin güney kıyılarını kaplaması Somali'nin stratejik önemini artırmaktadır. 

Somali yaklaşık 638 bin kilometrekarelik arazisiyle oldukça geniş ve nüfus yoğunluğu düşük bir ülkedir.

somali-yukseklik.png

Somali'nin yükselti haritası

 

somali-bitki-ortusu.png

Somali'nin bitki örtüsü haritası

Somali'nin etnik yapısı

Ülke nüfusunun yaklaşık %90'ı Somali milletinden oluşmaktadır. Etiyopya'nın Ogaden bölgesi başta olmak üzere doğusu ve Kenya'nın Somali sınırına yakın bölgelerde de Somali milletinden yoğun bir nüfus yaşamaktadır. Tarihi olarak bu bölgeler Somali'den sayılmaktadır. Somali milleti içinde de bölgelere ve aşiretlere dayalı olarak alt gruplar bulunmaktadır.

Somali'de etnik azınlıkların başında ülke nüfusunun %7'sini oluşturdukları tahmin edilen Bantular gelmektedir.

146036-1227078664.jpg

Somali milletinin mevcut dağılımı

Somali'de dini yapı

Somali nüfusunun tamamına yakını Müslümanlardan oluşmaktadır. 16 milyonu aşan nüfusunda Müslümanlar dışında yegane din mensupları olan Hristiyan ve yerli Afrika dinlerine inananların toplam sayısının binden az olduğu tahmin edilmektedir.

İslam Somali'ye oldukça erken bir dönemde ulaşmış ve 9. yüzyıldan itibaren hakim din olmuştur. Somalili Müslümanlar ağırlıklı olarak Şafii mezhebindendir.

Somali'nin para birimi

Somali'nin para birimi Somali Şilinidir. Şilin 1921'de İngiliz sömürgeciliği döneminde Somali'nin para birimi olup 1960'ta Somali'nin bağımsızlığını kazanmasının ardından korunmuştur. 2021 itibariyle 1000 şilin yaklaşık 14 Türk Lirasına tekabül etmektedir. Somali'de son yıllarda enflasyon nispeten düşük seyretmektedir.

Somali ekonomisi

Somali ekonomisi başta 1991'den beri süren iç savaş olmak üzere çeşitli nedenlerle kaynaklarını kullanamamakta ve gelişememektedir. 2021 itibariyle kişi başına düşen yıllık gelir yaklaşık yalnızca 350 dolardır.

Ülkede ekonomi ve çalışma alanları büyük çoğunlukla tarıma dayanmaktadır.

Somali tarihi

Antik dönemde büyük bir krallığın bulunmadığı Somali toprakları seyrek nüfuslu, halkı zaman zaman Mısır ve İran'daki krallıklarla temasa geçen, denizcilik yapan bir bölgeydi.

İslam, ilk dönemlerinde Somali'de yayıldı. 10. yüzyılda Kuzey Somali merkezli olarak kurulan İfat Sultanlığı Hristiyan Habeşistan Krallığı ile zaman zaman savaşlara girdi. Güney Somali'de de ilerleyen dönemlerde İfat Sultanlığı ile genelde müttefik olan bir diğer Müslüman devlet Acuran Sultanlığı kuruldu.

Somali'nin de yer aldığı "Afrika Boynuzu"nun tarihi

15. yüzyılda İfat Sultanlığı'nın yerini Adel Sultanlığı aldı. 16. yüzyılda Adel Sultanlığı Habeşistan'ın yanında Afrika'nın doğu sahillerine ulaşan Portekiz'e karşı da savaş vermek zorunda kalıp güçsüz düştü. Aynı dönemde Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde Portekiz ile deniz savaşlarına girişen Osmanlı Devleti ile Adel Sultanlığı arasında iyi ilişkiler kuruldu.

Bu dönemde Osmanlı desteğiyle Adel Sultanlığı ve Habeşistan arasında, Habeşistan'ın Müslümanların yoğun olarak yaşadığı doğu kısmında büyük savaşlar meydana geldi. Bir taraftan da Osmanlı donanması, Somali'ye tehdit oluşturan Portekiz donanmasını yenerek Aden Körfezi ve Somali kıyılarından uzaklaştırdı.

Adel Sultanlığı 16. yüzyılın ikinci yarısında iç çekişmelerle zayıflayıp 1577'de dağıldı, geriye kimisi Osmanlı nüfuzunda kalan küçük beylikler kuruldu.

Güneyde yer alan ve tarım için daha verimli arazilere sahip olan Acuran Sultanlığı da 17. yüzyıl sonunda dağıldı, yerini beylikler aldı.

16. yüzyıl ortasında Portekiz tehlikesinin bertaraf edilmesinin ardından Somali'de denizcilik tekrar normal seyrine döndü. Fakat Somalili tüccarların Hindistan'dan Osmanlı Devleti'ne deniz yoluyla ürün taşıma projesi, rotada Avrupalıların etkin olup Somalili tüccarların gemilerine karşı korsanca saldırılar düzenlemesi nedeniyle başarılı olamadı. Osmanlı Devleti 17. yüzyılda Hint Okyanusu'ndaki bu mücadeleye gereken önemi vermediğinden bölgede Avrupalı etkinliği artarken Somali'nin zenginleşebileceği, Osmanlı topraklarına Hint ürünlerinin daha kolay ulaşabileceği bir proje de rafa kalkmış oldu.

Somali'de sömürgecilik dönemi

1878 Berlin Kongresi'nde Avrupalı devletler Afrika'yı tümüyle sömürgeleştirip kendi aralarında paylaşmayı planladılar.

İngiltere ve İtalya arasında izleyen yıllarda yapılan görüşmelerde Kuzey Somali'nin İngiltere, Güney Somali'nin İtalya sömürgesi olması kararlaştırıldı.

republic-of-somaliland-fragmentation-somalia-independence-region-1998.jpg

Bugün 'Somaliland' olarak isimlendirilen Kuzey Somali İngiltere sömürgesi olurken Somali'nin diğer kısımları İtalyan sömürgesi oldu.

1882'de İngiltere'nin Mısır'ı işgal etmesiyle Osmanlı Devleti'nin ve Kuzey Somali'ye komşu olan Eritre sahilleri de İtalyanlarca işgal edildi. 1884'te İngiltere Kuzey Somali'ye, 1887'de İtalya Güney Somali'ye sömürgeleştirmek için saldırı ve çıkartmada bulundu.

Somali'de 1920'li yılların başına değin sömürgecilere yönelik aktif silahlı direniş devam etti. Bu direnişte en çok Muhammed Abdullah Hasan (1856-1920) öne çıktı. Hasan'ın 'Derviş Hareketi' ismiyle din adamlarından müteşekkil yapılanması zamanla devletleşecekti. Derviş Hareketi'nin bölgede direniş amacıyla inşa ettiği onlarca kale savaşta önemli rol oynadı. Bu kalelerin bir kısmı halen ayaktadır. Derviş Hareketi bugün de Somali'de dış etkilere karşı mücadelede atıf yapılan bir hareket niteliğindedir.

1920 yılına kadar bölgede süren mücadele neticesinde Derviş Hareketi İngiliz ve İtalyan güçlere karşı tutunamayarak yenilmiş ve Ogaden bölgesine çekilmiştir. Hasan'ın 1920 yılındaki vefatıyla hareketin fiili varlığı da sona ermiştir.

Sömürgeciler direnişi Afrika ve sömürgecilik tarihi genelinde olduğu gibi katliam ve yerleşim birimlerini imhayla bastırmaya çalıştı. Hristiyan Habeşistan Krallığı da Somali'de İngiltere ve İtalya ile işbirliğine girdi. Bunun karşılığında İngiltere Somali'nin batısındaki Ogaden bölgesini Habeşistan'a bıraktı.

İtalya Somali ve Eritre'yi üs olarak kullanıp 1935-1937 Savaşı'yla Habeşistan'ı işgal edip sömürgeleştirdi.

2. Dünya Savaşı'nda İngiltere ve İtalya'nın karşıt gruplarda yer almasıyla Somali bu iki güç arasında savaş alanına döndü. 1941'de İngiltere, İtalya'nın kontrolündeki Habeşistan (Etiyopya) ve Güney Somali'den İtalya'yı çıkardı, Habeşistan yeniden bağımsız olurken İngiltere yeniden Ogaden'i kendi kontrolündeki Somali'ye bağladı.

1948'de Somalililerin tüm itirazlarına rağmen Birleşmiş Milletler Ogaden'in Habeşistan'a bırakılması kararı verdi. 1955'te Ogaden Habeşistan'a teslim edildi.

1950'de İtalya'nın Somali'deki eski sömürge topraklarında Birleşmiş Milletler-İtalya ortak yönetimi oluşturuldu. Somali'nin güneyinde Kenya ile sınırı çizilirken tarihi Somali toprakları ve Somali milletinden pek çok topluluk Kenya'ya bırakıldı.

Somali'nin bağımsızlığı (1960)

1960'ta Somali'nin İtalyan ve İngiliz kısımları birleştirilerek bağımsız Somali Cumhuriyeti kuruldu. Fakat Somali milletinin halen çoğunlukta olduğu mevcut Somali'nin üçte ikisi kadar toprak bağımsızlık öncesinde Etiyopya ve Kenya'ya bırakıldığından bu bağımsızlık Somalilileri memnun etmedi.

Bağımsızlıktan itibaren Somali bu topraklarda hak iddia etti. Aden Adde (1908-2007) Somali'nin ilk cumhurbaşkanı oldu.

aden-adde.jpg

Aden Adde

Ülkedeki yoksulluğun çözülmesine yönelik Aden Adde döneminde ciddi adımlar atılmaması 1967 seçimlerinde Aden Adde'nin daha dindar bir çevreden gelen rakibi Abdurreşid Şermarki'ye (1919-1969) yenilmesiyle sonuçlandı.

ser-001.jpg

Abdurreşid Şermarki

Darbe ve Siyad Berri dönemi

Yeni cumhurbaşkanı Şermarki 15 Ekim 1969'da ülkenin kuzeyindeki Las Anud şehrine yaptığı bir ziyarette korumalığını yapan bir asker tarafından öldürüldü. Doğan siyasi kargaşa ortamından faydalanan ordu, 21 Ekim 1969'da Siyad Berri (1910-1995) öncülüğünde bir darbe yaptı.

Daha sonra Şermarki'ye suikastın de Siyad Berri ve darbeciler tarafından ülkede kargaşaya sebep olup bu ortama zemin hazırlamak için düzenlendiği, darbeye Sovyetler Birliği'nin destek verdiği de ortaya çıkacaktı.

Siyad Berri komünistti ve Somali'de komünizmi uygulamak istiyordu bu yüzden Sovyetler Birliği'yle yakın ilişkiler geliştirdi.

Siyad Berri'nin uygulamaları halkı dindar olan Somali'de büyük tepki çekti. Berri, uygulamalarına yönelik muhalefeti şiddetle bastırdı.

Ogaden Savaşı (1977-1978)

Siyad Berri döneminde de Somali, Ogaden başta olmak üzere ülkenin Etiyopya ve Kenya'da kalan toprakları üzerinde hak iddia etmeye devam etti. 

1964'te Somali ve Etiyopya güçleri arasında Ogaden'de sınır çatışmaları yaşanmıştı. 1960'lı yıllardan itibaren Ogaden'i Somali'ye bağlamak için bu bölgedeki Somalililer arasında ortaya çıkan 'Batı Somali Kurtuluş Ordusu' Somali'nin desteğiyle silahlı faaliyet göstermekteydi.

karte-ogaden-haud-somali.png

Ogaden, Somali ve Etiyopya

1973'te Etiyopya'da iç karışıklıkların başlaması üzerine Ogaden'deki Somalililerin Etiyopya boyunduruğundan kurtulma yönündeki çalışmaları arttı. 1974'te Etiyopya Ordusu'ndaki Komünist yapılanma darbeyle Etiyopya İmparatoru Haile Selassie'yi devirip cumhuriyet kurdu ve ülkede son derece sıkı bir diktatörlük yönetimi ele aldı. 

Yönetim değişikliğinin boşluğu artırmasından faydalanmak isteyen Batı Somali Kurtuluş Ordusu isyanını büyüttü. İkisi de Komünist rejimle yönetilen Etiyopya ve Somali'nin arası, Ogaden'deki isyan nedeniyle iyice açıldı. Batı Somali Kurtuluş Ordusu'nun Ogaden'de hakimiyeti ele geçirmeye başlaması üzerine Somali tarafından Temmuz 1977'de bir taarruz gerçekleştirilerek Ogaden kontrol altına alındı.

Somali'ye yenilen Etiyopya Sovyetler Birliği başta olmak üzere Komünist bloktan yardım istedi. Sovyetler Birliği Etiyopya'yı modern silahlarla desteklediği gibi Somali'ye karşı savaşta destek vermek üzere 1500 askeri uzmanı bölgeye gönderdi.

Etiyopya'ya en büyük asker desteğini ise Somali'ye karşı savaşmak üzere 20 bin asker gönderen Küba verdi. Sovyet liderliğindeki Komünist blok Etiyopya'yı desteklerken Komünist ülkelerden o dönemde Sovyetler Birliği ile arası açık olan sadece Çin, Romanya ve Arnavutluk Somali'yi destekledi. Fakat bu ülkelerin Somali'ye verdiği destek Etiyopya'ya diğerlerinin verdiğinin aksine genelde sözlü bir destekten ibaret kaldı.

Küba ve Sovyetler Birliği güçleriyle beraber karşı saldırıya geçen Etiyopya güçleri Somali ordusunu Ogaden'den çıkardı.

Ogaden Savaşı'nın sonuçları

Bu savaş üzerine Siyad Berri Çin, Romanya ve Arnavutluk dışındaki Komünist devletlerle ilişkiyi kesti, Komünist uygulamaları hafifleterek Arap dünyasına daha çok yakınlaştı.

1980'de Siyad Berri ABD ile 10 yıllık bir askeri işbirliği anlaşması yaparak Komünizm ve Komünist ülkelerle ilişkisini tamamen kesti. Somali'de İslam'a yönelik dini baskılar hafiflese de devam etti.

Ogaden'deki Somalililer ise Etiyopya ve Küba güçlerinin katliamından geçirildi, on binlerce Somalili katledildi, yaklaşık 500 bin Somalili Ogaden'den sürüldü. Batı Somali Kurtuluş Ordusu Ogaden'de 1990'lı yıllara kadar zayıflayarak direniş faaliyetlerine devam etti.

Somali'de bu savaşta alınan yenilgi Nisan 1978'de Siyad Berri'ye yapılan başarısız bir darbe girişiminden 1991'de rejimin çöküşüne neden olacak iç huzursuzluk, isyan ve katliamlara neden oldu. 

1982'de Etiyopya ve Somali, sınır hattında herhangi bir değişikliğe neden olmayacak kısa süreli bir savaş daha yaşadılar.

Somali'de isyanlar ve katliamlar dönemi (1978-1991)

1978 darbe girişiminin daha çok Macertin aşiretinden subaylarca gerçekleştirilmesi üzerine Siyad Berri Puntland'da yaşayan bu aşirete yönelik katliama girişti. Sadece Mayıs-Haziran 1979'da bu aşiretten 2 bin kişi katledildi. 

Somali'de isyanlar ve iç savaş (1978-2020)

Somaliland, Puntland ve Somali

Yenilgi, Siyad Berri'ye yönelik iç tepki ve Siyad Berri'nin Somaliland ile Puntland'a karşı ayrımcılık yaptığı eleştirileri, Somali'nin diğer kısımlarından sosyo-kültürel olarak farklılığı da bulunan Somaliland ve Puntland'da ayrılıkçılığı güçlendirdi.

Siyad Berri'nin bu bölgelerdeki isyanları katliamla bastırmaya çalışması ise isyanları söndürmediği gibi daha da alevlendirdi.

Somaliland'da hakim grup olan ve tarihte Arap ülkeleri ve Osmanlılarla en çok etkileşimde bulunan Somalili aşiret olan İshaklar da 1980'li yıllarda ayrımcılığa uğradıkları gerekçesiyle isyan ettiler. Siyad Berri yönetimi isyanı yine katliam yöntemleri ile bastırmaya çalıştı.

1986'da İshaklar büyük ölçüde Somaliland'ı ve Somaliland'ın merkezi Hercise (Hargeisa) şehrinin tamamını ele geçirdiler. Bunun üzerine Siyad Berri İshak aşiretini tamamen ortadan kaldırmaya karar verdi.

1987-1989 döneminde Somali ordusu Somaliland'a saldırısında İshak aşiretini ortadan kaldırmaya yönelik büyük bir soykırım gerçekleştirerek 50-100 bin kişiyi katletti, Hercise şehri 1982'de Suriye'de gerçekleştirilen Hama Katliamı'na benzer şekilde kuşatılıp yerle bir edildi, %90'ı tamamen yıkıldı, halkı katledildi.

1987'de Siyad Berri iç isyanların bastırılmasında Etiyopya'dan yardım istedi, karşılığında Ogaden'deki hak iddiasından vazgeçti. Bu minvalde bir Etiyopya-Somali Anlaşması'nın imzalanması Siyad Berri'nin hain ilan edilmesine ve isyanların güneye de yayılmasına yol açtı.

Somali'deki bu gelişmeler Etiyopya ve Kenya yönetimlerine Somalililere yönelik istedikleri baskı ve katliamı yapma fırsatı verdi.

Siyad Berri'nin son yıllarında Somali'ye dair bir belgesel

1989'da ülkenin tamamını kontrolünde tutamayacağına karar veren Siyad Berri başkent Mogadişu ve çevresini kontrole odaklandı. Fakat başkentte de yaşananlar nedeniyle isyan olduğundan ele geçirileceği korkusuyla yolsuzluk yoluyla edindiği servetinden yanına alabildiği 27 milyon dolarla Ocak 1991'de Kenya'ya kaçtı. Kenya'daki Somalililerin ülkeden çıkarılmasını talep eden gösterileri üzerine Mayıs 1991'de Nijerya'ya yerleşti ve 1995'te Nijerya'da öldü.

Somali İç Savaşı'nın ilk dönemi (1991-2006)

Somali'de Berri rejiminin devrilmesiyle kaos çözülmedi.

Somaliland ve Puntland fiilen Mogadişu'nun denetiminden çıktığı gibi bağımsızlık da ilan etti. Mogadişu ve çevresinde de iktidar mücadeleleri sürdü. Mogadişu'da en öne çıkan isim Farah Aydid (1934-1996) oldu. Somali Ordusu'nda rütbeli olarak Ogaden Savaşı'na katılan Aydid, bu savaştan sonra Siyad Berri'den uzaklaşmış, aşiret bağları nedeniyle Aydid'i ortadan kaldıramayan Berri onu Hindistan'a büyükelçi yapıp Somali'den uzaklaştırmıştı. 1989'da Berri'ye yönelik isyana katılan Aydid 1991'de elindeki güçlerle Mogadişu ve çevresindeki en güçlü odak olmakla beraber iktidarı tek başına ele geçirememişti, rakipleriyle çatışmayı sürdürmekteydi.

Bu dönemlerde ilerleyen yıllarda Somali'deki İslami gruplara temellik edecek "İttihad el İslamiyye" adlı bir yapı kuruldu. Yapı 1992'den 2006'ya dek faaliyetlerini sürdürdü.

1992'de ABD Somali'ye müdahil olma kararı alırken Aydid buna şiddetle karşı çıktı. Birleşmiş Milletler (BM) kapsamında ABD ağırlıklı olarak Somali'ye asker gönderildi. 1993'te 'Kara Şahin' isimli ABD helikopterinin Aydid güçlerince vurulması ve 19 ABD askerinin ölmesi sonrası süreçte ABD Somali'den büyük ölçüde çekilirken 1995'te BM de tamamen Somali'den çekildi.

1 Ağutsos 1996'da Farah Aydid öldü. Ölümünün kalp krizinden mi daha önce savaşta aldığı bir yaradan kaynaklı mı olduğuna dair görüş ayrılıkları bulunmaktadır.

FarahAydid.jpeg

Farah Aydid

Farah Aydid'in ardından Somali'de güç iyice dağılmış, farklı fraksiyonların iktidar savaşları zaman zaman hafifleşip ağırlaşarak sürmüş, iç savaş sonlandırılamamış, ülke daha da fakir düşmüştür.

1990'larda Ogaden'de direniş ve Türk savaşçılar

1990'lı yıllarda Etiyopya yönetiminin ağır baskıları ve insan hakları ihlalleri nedeniyle Ogaden'deki Somalililer arasında yeniden silahlı direniş faaliyetleri ortaya çıktı.

Ogaden'deki Somalililerin Etiyopya güçlerinin kendilerine karşı ileri derecede baskı ve insan hakları ihlallerine yönelik şikayetleri

1994'de Ogaden'deki direniş faaliyetleri yoğunlaştı. Daha sonra bölgeye Türkiye, Bosna-Hersek, Gambiya, Fransa gibi bölgelerden, bu savaşta Ogadenlilere yardım etmek üzere gönüllüler geldi. Bu gönüllüler arasında Türkiye'den gidenler de vardı. 9 Ağustos 1996’da İsmail Öztürk, Ersoy Tekin, Rasul Aran, Ünal Ekinci, 21 Aralık 1996’da Bayram Ali Düz, Cahit Çatuk, Çetin Geyik, Gökhan Süfürler, İbrahim Kes, Nurettin Cingöz, Ubeydullah Saltan Ogadenlilerle beraber Etiyopya Ordusu'na karşı savaşta hayatlarını kaybettiler.

1ubeydullahsaltan.png

Ubeydullah (Atilla) Salhan'ın yaşamını yitirmesi sonrası arkadaşları tarafından verilen ilan

cahitcatuk.jpg

Ogadin'de yaşamını yitiren Cahit Çatuk

Aynı dönemde Ağustos 1996'da Usame bin Ladin'in Afganistan'da "Müslümanların saldırı ve işgal altında olduğuna, savunma cihadının Müslümanlara farz olduğuna" dair fetvanın gerekçesinde işgal edilmiş ve zulüm altında İslam toprakları sayılırken Ogaden'i de zikretmesi Ogaden'e olan ilgiyi artırmıştı.

Ogaden'de Etiyopya yönetimine karşı direniş ilerleyen yıllarda da devam etti. Ogadenliler Etiyopya ordusunu bölgeden çıkarmada, Etiyopya Ordusu da Ogaden'deki direnişi bastırmada başarılı olamadı. Etiyopya'da yönetimin nispeten yumuşamasıyla 2018'de yönetim ve direnişçiler arasında Ogaden halkını tatmin etmeyen bir anlaşma imzalandı.

Somali'de İslam Mahkemeleri Birliği'nin iktidarı (2006)

Somali'de tarihte İslam şeriatının uygulanması, halkın şikayetlerini İslam kanunları çerçevesinde çözüm bulunmaya çalışması devlet kontrolünün dışında oldukça sivil bir alanda kalmış, halk mahkemeler ile doğrudan muhatap olmuştur. Sömürgecilik ve özellikle de Siyad Berri döneminde İslami mahkemeler ağır baskılar görmüştür.

Siyad Berri'nin devrilmesiyle İslami mahkemeler yeniden faaliyetlere başlamış, iç savaşın getirdiği kargaşa ve şiddet ortamı bu mahkemeleri insanların sorunlarını çözmede güvenlik ve yardım hizmetlerine de yönlendirmişti.

1990'lı yıllardan itibaren etkinliğini artıran İslami mahkemeler daha sonra bir çatı altında birleşmiş ve 2006'da ülkede süren kargaşayı, iç savaşı sona erdirmek üzere harekete geçildiğini ilan etmişlerdi.

2006'da Mogadişu'yu ABD destekli milis grupların oluşturduğu ortak bir yapı yönetmekteydi. Bazı konularda birlik olup sık sık aralarında çatışan bu milis gruplardan Mogadişu halkı son derecede şikayetçiydi, milisleri kendilerine saldırmak ve hırsızlıkla suçlamaktaydılar.

Mogadişu halkının İslami Mahkemeler Birliği'nden Mogadişu'daki duruma el koyup idareyi ele almalarını istemesi 2006'da bu birliğin 1994'te Taliban'ın yaptığı çıkışa benzer biçimde harekete geçmesine ortam sağladı. ABD'nin Mogadişu'daki milis gruplara verdiği destek resmi düzeyde de en üst seviyeden bazı Afrika devletlerince eleştirilmekteydi.

Mayıs-Temmuz 2006'da İslami Mahkemeler Birliği güçleri Mogadişu'yu bu milis güçlerden temizledi. Ardından iç savaş nedeniyle kapalı olan Mogadişu Havaalanı ve Mogadişu Limanı'nı restore edip kullanıma açtı, Somali açıklarındaki korsanlık faaliyetleriyle etkili ve başarılı bulunan bir şekilde mücadeleye başladı.

Somaliland ve Puntland dışında Somali büyük ölçüde İslam Mahkemeleri Birliği'nin denetimine geçmiş, ABD destekli yapılar Etiyopya sınırına sığınmıştı. Bu yapılar sığındıkları bölge üzerinden Etiyopya ve ABD tarafından destek görmeye devam etmekteydi. Dünya basınında Somali'ye istikrar geldiği işlenmekteydi.

İslam Mahkemeleri Birliği Somali'nin birliğinin yeniden sağlanabilmesi için Somaliland ve Puntland yönetimleriyle de temasa geçmişti.

somali.png

 

2006 sonunda Somali, koyu yeşil alanlar İslam Mahkemeleri Birliği kontrolündeki bölgeler

2006 yılında Somali'deki İslami Mahkemeler Birliği iktidarına ilişkin bir belgesel

Etiyopya'nın Somali'yi işgali (2006-2009)

Fakat ABD, Kenya ve Etiyopya Somali'nin İslami bir yönetim altında birleşmesini ve istikrar kazanmasını çıkarlarına aykırı gördüklerinden İslam Mahkemeleri Birliği yönetimini devirmek üzere harekete geçtiler.

ABD desteğiyle Etiyopya ordusunun Somali'yi işgal edip Mogadişu'yu ele geçirmesi ve İslam Mahkemeleri Birliği yönetimini devirmesi planlandı.

Bu saldırının meşrulaştırılabilmesi için medyada İslam Mahkemeleri Birliği'nin "terörist bir oluşum" olduğu işlenirken birliğin mevcut bileşenleriyle kurulan temaslarla bu hareket içten bölünmeye çalışıldı.

Nihayet İslam Mahkemeleri Birliği mensuplarından Şerif Şeyh Ahmed (1964-) birlikten ayrılmaya ve ABD destekli bu işgal hareketini desteklemeye ikna edildi.

Bu gelişme üzerine Somali'de "hain" ilan edilen Şerif Şeyh Ahmed'in ABD'den yüklü miktarda rüşvet aldığı da öne sürüldü.

president-breaks-ground-on-new-tfg-training-camp-6151109452-cropped.jpg

Şerif Şeyh Ahmed

Aralık 2006'da Etiyopya'nın Somali'yi işgali başladı. ABD'nin yoğun destek verdiği bu işgale Uganda ve Kenya birlikleri de katıldı. Kalabalık ve güçlü silahlarla donatılan işgalcileri İslam Mahkemeleri Birliği güçleri durduramadı. Aynı dönemde birliğin bazı mensupları da Şerif Şeyh Ahmed aracılığıyla ABD tarafından ikna edilerek işgalci güçlerin saflarına geçmişti.

Nisan 2007'de Etiyopya Ordusu bir aydan fazla süren çarpışmaların ardından Mogadişu'yu işgal etti.

Mogadişu'nun düşmesinde işgalcilerin gücünün yanı sıra İslam Mahkemeleri Birliği'nden bazı kimselerin ABD'nin girişimi ve Şerif Şeyh Ahmed'in aracılığıyla saf değiştirmesi veya savaşı bırakması yoluyla da gerçekleştiği belirtilmektedir.

2007'de İslam Mahkemeleri Birliği fiilen dağılmıştır.

Bu sürecin ardından Somali'de Hizbul İslam, Ras Kamboni Tugayları, Somali'nin Yeniden Özgürleştirilmesi İttifakı, Eş Şebab, Cebhetul İslamiyye, Muasker Anole gibi birçok İslami eğilimli grup ortaya çıkacaktı. Bu gruplar zamanla dağılırken az bir kısmı ABD öncülüğünde kurulan yönetime, çoğunluğu ise Eş Şebab'a katıldı.

Eş Şebab Hareketi "Hareket eş Şebab el Mucahidin" (Genç Mücahitler Hareketi)

İslam Mahkemeleri Birliği'nin dağılmasıyla bu birliğin çoğunluğu 2007'de Hareket eş Şebab el Mucahidin, kısaca Eş Şebab ismiyle yeni bir örgütlenmeye gitti.

İslam Mahkemeleri Birliği'nin daha az merkeziyetli yapısının bu birliğe ABD'nin sızmasını ve birliğin dağılmasını kolaylaştırdığını düşünen bu yeni oluşum Somali'de bir İslam devleti kurmayı hedeflediğini ve Etiyopya başta olmak üzere işgalcileri Somali'den çıkartmak için savaşacağını duyurdu.

Şebab'ın başında İslam Mahkemeleri Birliği kökenli Muhtar Ali Zubeyr (Ahmed Abdi Cudan) bulunmaktaydı.

muhtar.jpg

Muhtar Ali Zubeyr

Etiyopya Ordusu Somali'de varlığını artırmakla beraber mevcut direnişi bastıramadı ve Şebab'ın saldırılarında ağır kayıp verdi. Etiyopya Ordusu bir yandan da yaygın bir şekilde Somali halkına yönelik katliam, tecavüz, yağma gibi suçlar işledi.

Somalili bir kadın, işgalci Etiyopya askerlerinin Somalili kadınlara tecavüz suçlarını anlatıyor

Şebab'ın Etiyopya ordusuna karşı savaşı sürerken 2007'de Somaliland ve Puntland de savaşa tutuştu. 1998'den beri aralarında toprak ihtilafı olan bu iki bölge 2007'den 2016'ya değin zaman zaman birbirleriyle savaştılar. Anlaşmazlık 2017'deki mutabakatla giderildi.

Mogadişu'nun başına kimin geçeceğine ilişkin ABD destekli çalışmalar 2007'de Eritre'nin başkenti Asmara'da yürütülmeye başlandı. Bu görüşmelerde öne çıkan Şerif Şeyh Ahmed Ocak 2009'da ABD tarafından Somali cumhurbaşkanı olarak atandı. Somali'de ayrımcı olmakla suçlanan 4.5 sistemi isimli bir yönetim yapısı kuruldu.

Mart 2009'da Bağdat'taki Arap Birliği Zirvesi'ne katılan Şerif Şeyh Ahmed, Arap ülkelerinden Eş Şebab'a karşı savaşta yardım istedi.

2008'de alan hakimiyetini artıran, Somali'nin en güneyindeki liman şehri Kismayo'yu ele geçirip başkenti yapan Eş Şebab karşısında ağır kayıplar veren Etiyopya ordusu kayıpları nedeniyle Somali'den çekileceğini açıkladı.

2009'da Etiyopya ordusunun Somali'den çekilmesinin ardından Şebab'ın alan hakimiyeti daha da arttı.

2009.png

Etiyopya Ordusu'nun çekilmesinin ardından Somali (Temmuz 2009)

Somali kuraklığı üzerinden Mogadişu'daki Şerif Şeyh Ahmed yönetiminin finansmanı (2011)

Somali'de Şebab'ın etki alanı artarken ve hareket Mogadişu'nun dış mahallelerini ele geçirmişken 2010 yılı sonunda Somali'nin döngüsel bir kuraklığa girdiği duyuruldu.

2011 yılında kuraklık etkisini daha fazla hissettirmeye başladı. 2011'de Türkiye ve Batı basınında Somali'deki kuraklığa geçmiş dönemlerdeki kuraklıklarda görülmemiş derecede ilgi gösterildi.

'Yardım paraları yolsuzluğa ve Eş Şebab ile savaşa harcandı'

Bir süre sonra ise, yardım kampanyalarında toplanan paraların Şerif Şeyh Ahmed yönetimine daha çok nakit olarak teslim edildiği, kamuoyuna duyulanın aksine Somali halkına insani yardıma gerekli miktarda fon ayrılmadığı ortaya çıkacaktı. Yardım paraları bundan ziyade Şebab ile savaşa ve yolsuzluğa harcanacaktı.

Bu dönemde, Türkiye'de yıllar sonra 'FETÖ' (Fethullahçı Terör Örgütü) olarak tanınacak olan Fetullah Gülen yapılanmasının medyası başta olmak üzere, çeşitli medya organları ülke çapında büyük bir yardım kampanyasına, yüklü miktarda nakit para toplanmasına neden olmuştu.

Daha sonraları Fethullah Gülen yapılanmasının ABD ile ortaklaşa bu planı geliştirip Şerif Şeyh Ahmed'in Eş Şebab'a karşı savaşını Türkiye'de halkın bağışları üzerinden de finanse etme planı yaptıkları iddia edildi.

Eş Şebab'a karşı şiddetlenen savaş

2011'de dış yardımlarla ve silahlarla desteklenen Mogadişu yönetimi ilerleyen dönemde doğrudan dış müdahelelerin de yardımıyla Eş Şebab'ı Mogadişu'dan çıkardı ve özellikle ülkenin güneyindeki farklı cephelerde geriletti.

Bu savaşa Eş Şebab'ın etkin olduğu ülkenin güneyine komşu olan Kenya da ABD ve Şerif Şeyh Ahmed ile anlaşıp dahil oldu. Etiyopya da 2006-2009 dönemi kadar olmasa da Eş Şebab'a karşı savaşını sürdürmekteydi.

2011'den itibaren Somali'de Eş Şebab aleyhine bu asimetrik dengenin oluşması Şebab'ın alan hakimiyetinin daralmasıyla sonuçlandı. 

Kenya güçleri Eylül-Ekim 2012'de Şebab'ın en önemli kalelerinden sayılan güneydeki sahil şehri Kismayo'yu savaşarak ele geçirdi. Kenya güçlerinin de Somali'yi işgali esnasında Etiyopya güçleri gibi Somali halkına yönelik katliam, tecavüz, işkence, yağma gibi pek çok suç işlediği öne sürülmektedir.

Eş Şebab'ın yeniden güçlenmesi

2012'de Eş Şebab Hareket, El Kaide'ye bağlılık yemini ettiğini duyurdu. Bununla birlikte hareket tekrar güç kazanmaya ve bu doğrultuda etki alanını genişletmeye başlayacaktı.

2013'te Eş Şebab yeniden hakimiyet alanını genişletmeye başladı. Bu tarihten günümüze grubun ve karşısındaki büyük ölçüde dış güçlerden oluşan ittifak arasında savaş devam etmekte, Eş Şebab ülkenin güney ve iç kesimleri başta olmak üzere geniş alan hakimiyetini sürdürmektedir.

Öte yandan Eylül 2014'te Eş Şebab lideri Muhtar Ali Zubeyr ABD'nin insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırıda öldürülmüş, yerine Ahmed Ömer Diriye (1972-) geçmiştir.

2018'den itibaren dengelerin Eş Şebab lehine geliştiği Somali'de Şebab öncesi Somali merkezi yönetiminin kontrolünden çıkan Somaliland, Puntland ve Galmudug bölgeleri hesaba katılmadığında Somali'nin büyük kısmı Eş Şebab kontrolünde bulunmaktadır.

Son yıllarda Mogadişu hükümetinin Eş Şebab'a karşı başarısızlığından şikayetçi olan ABD başta olmak üzere Batılı devletlerin, Kenya'nın ve Etiyopya'nın Şebab'ı vekalet savaşıyla yenme projesinde Puntland'ı desteklemesi dikkat çekmektedir.

ABD'nin Somali'den çekilmesi

Uzun yıllar ülkede aktif olarak askeri faaliyetlerini sürdüren, sahada asker bulunduran ve Şebab'a karşı hava saldırıları düzenleyen ABD, 2021 yılı başında ülkeden tamamen çekildi.

Birkaç ay devam eden çekilme süreci 2021 yılının Ocak ayında tamamlandı.

ABD'nin bölgede "çok kısıtlı" bir varlığı kaldı. Bu varlığın, bölgedeki askeri ve siyasi işleri yürütecek az sayıda askerle sınırlı olduğu tahmin ediliyor.

ABD'nin çekilme kararının, 2016-2020 arası dönemde başkanlık görevini yürüten Donald Trump'ın genel politikası kapsamında alındığı belirtildi. Trump bu kapsamda Irak ve Afganistan gibi ülkelerden de çekilerek, ağırlığı Çin'e karşı rekabet politikasına aktarmayı düşünüyordu.

Türkiye'nin Somali'deki etkinliği

Öte yandan gerek askeri gerek siyasi boyutlu olarak Türkiye'nin son dönemde Somali'deki varlığını artırdığı göze çarpıyor. Ülke dışındaki en büyük askeri üssünü Somali'de inşa eden Türkiye, Eş Şebab ile savaşan Mogadişu hükümetine bağlı özel kuvvet personellerine verdiği askeri eğitimlerle sık sık gündeme geliyor.

Türkiye'ye getirilen Mogadişu hükümeti güçleri burada Türk askerleri tarafından özel olarak eğitilerek ülkelerine geri gönderiliyorlar. Türkiye'nin yanından Katar'ın da Somali'deki Mogadişu hükümetine bağlı güçlere destek sağladığı biliniyor.

Özellikle ABD'nin kara unsurlarını büyük oranda bu ülkeden çekmesiyle birlikte Türkiye'nin Somali misyonunun daha da önem kazandığı ifade ediliyor.

Türkiye geçtiğimiz dönem Somali'de istihbari düzeyde yürüttüğü iletişim çalışmalarıyla Eş Şebab'ın elindeki bir Fransız esiri fidye karşılığında geri almıştı.

Eş Şebab ise Mogadişu başta olmak üzere ülkedeki Türkiye varlığı ve Türkiye'nin desteklediği askeri güçlere yönelik saldırılarını sürdürüyor.

Gelecek dönemde Türkiye'nin bu ülkedeki askeri varlığını silahlı insansız hava araçlarını da kullanmak suretiyle artırabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

Somali'de IŞİD varlığı ve IŞİD-Şebab çatışması

Somali'deki IŞİD varlığı resmi olarak 2015 yılının Ekim ayında ilan edildi. Eş Şebab'a bağlı bazı kişi ve yapılar, hareketten ayrılarak IŞİD'e bağlılık yemini ettiklerini açıkladı. Bu ayrılmalar kuzeydeki Puntland'da yoğunluk gösterdi. Bunun haricinde Eş Şebab dışından da IŞİD'e küçük ölçekli katılımlar yaşandı.

Halihazırda IŞİD'in varlığı büyük ölçüde Somali'nin kuzeyindeki Puntland bölgesinde ve kısmen Somaliland'de devam ediyor.

Eş Şebab, ilk aylardan itibare IŞİD'e karşı sert bir politika benimsedi. Bu doğrultuda Eş Şebab'ın dağılmasına ve IŞİD'in güç kazanmasına karşı sert önlemler alındı.

İki yapı arasındaki çatışmalar bugüne dek devam ederken, IŞİD'in Somali'deki varlığı büyük ölçüde etkisiz kaldı.

Mogadişu'da iktidar kavgası (2021)

2017'den beri Mogadişu'da ülkenin az bir kısmını kontrol etmesine rağmen "Somali Devlet Başkanı" titriyle bulunan Muhammed Abdullah Fermacu'nun 2021'de görev süresinin dolmasına rağmen makamını bırakmak istememesi Mogadişu'daki rejim içerisinde bir iç savaş ihtimalini gündeme getirdi.

Mogadişu'da yaşanacak bir iç savaşın rejimin tamamen çökmesi ve Eş Şebab'ın Mogadişu'ya yeniden hakim olmasıyla sonuçlanacağını hesaplayan ABD, sürece müdahil olarak Fermancu'yu iknaya çalıştı.

Ardından beklenildiği gibi Nisan 2021'de Mogadişu'da çatışmalar çıktı.

Fermacu'ya rejime bağlı veya temaslı bölgelerden tepkinin yükselmesi, rejim içi bir iç savaşın Şebab'a yarayacağından çekinen ABD'nin Fermacu'ya baskıyı artırması ile Fermacu gerilimi azaltıcı ve yaşanan krizi "dış güçler"e bağlayan bir açıklama yaptı.

Bu paralelde iç krizin çözülmesine dair adımlar sıklaştı. Ancak 2021 yılı Mayıs ayı itibariyle ülkede çözüm için net bir yol haritası ortaya çıkmış değil.

Eş Şebab'ın bu süreçte güçlenmeye devam etmesi Somali'ye dış müdahelelerin artırılması ihtimalini doğurdu.

Somali'nin geleceği

Kanlı bir diktatörlük döneminin ardından 1991'den beri iç savaş yaşayan, dış müdahaleler ve işgallerle yerle bir edilen, halkına her türlü insanlık suçu işlenen Somali, tüm bu yaşananlardan oldukça yorgun düşmüş, yoksul bir ülke olarak varlığını sürdürüyor.

Aşiret yapılarının siyasetinde etkili olduğu Somali'de, Eş Şebab da kendisine karşı yapılan dış müdahalelere rağmen varlığından öte alan hakimiyetini koruyarak Somali'nin geleceğindeki yerini garantilemiş olarak görülüyor.

İstikrara oldukça uzak bir görünüm arz eden ülke, istikrar kazanması halinde ise bölgesinde etkin bir güç olabilme potansiyeli taşıyor.

Kaynak: Mepa News Akademi

twtbanner-001.jpg

HABERE YORUM KAT

UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.
İlgili Haberler